ferrari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ferrari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2011 Çarşamba

Fenerbahçe- Beşiktaş Derbi Analizi


Kadrolara bakacak olursak;
Fenerbahçe, haftalardır istikrarı ve oyun yapısını sağlamış ideal kadrosuyla sahadaydı. Defans hattında Gökhan-Lugano-Yobo-Santos. Orta sahada ideal üçlü olarak görülen; Emre- Selçuk - Mehmet Topuz. Hücum hattın da ise yavaş yavaş oturmaya başlamış üçlü olarak; Alex- Dia - Niang.

Beşiktaş ise Schuster'in sürekli rotasyonu ile değişen kadro yapısı nedeniyle ideal kadronun belirsizliği içinde sahaya çıktı. Kalede Hakan Arıkan'ın güven vermemsi ve Cenk'in sakat olması nedeniyle aylardır oynamayan Rüştü sahaya çıktı. Defans hattı İbrahim Üzülmez'in gönderilmesiyle formaya kavuşan İsmail, ortada Ferrari- İbrahim Toraman, sağ bekte ise yabancı sınırlamasına takılan Hilbert yerine Ekrem Dağ. Orta saha üçlüsü olarak Beşiktaş'ın ideali denebilecek; Ernst - Necip - Guti. Hücumda ise Portekiz tayfası Quaresma- Simao - Almeida.



Maçın temel gidişatından önce, taktiksel olarak yorumlayacak olursak;
Aykut Kocaman haftalardır Dia'yı ters kanatta oynatarak hızıyla birlikte ceza sahasına girme özelliğini kullanmaya çalışıyor. Beşiktaş'ta özellikle Quaresma'nın defansa yardım etmeyen yapısı nedeniyle, Simao sağ kanada geçene kadar ki 30dklık bölümde bu taktikle başarılı da oldu. Ayrıca Dia'nın hızlı fakat çabuk yorulan bir oyuncu olması nedeniyle de bu taktik maç boyunca uygulanamadı.

Sakat olarak sahaya çıkan Gökhan Gönül'ün kanadı Beşiktaş'ın hızlı ve teknik kanat oyuncuları (Simao ve Quaresma) için maden olabilecek bir bölgeydi fakat Mehmet Topuz maç boyunca hücumdan ziyade bu kanattaki atakları engellemeye yönelik oynayınca Fenerbahçe sağ kanadını defansif olarak kapatmış oldu. Fakat üzerine gidildiğinde açıklar verebilecek İsmail'i de bu sebepten dolayı zorlayamadı ve iki takım içinde o kanat ( Beşiktaşa göre sol Fenerbahçe için sağ kanat) maç boyunca pek işlemedi.



Dia'nın da Quaresma gibi geriye pek dönmeyen bir oyuncu olması nedeniyle Quaresma'yı Santos'un üzerine salmayı düşündü Schuster fakat geride Dia'nın sürekli bindirmeleri sebebiyle hapsolan Ekrem, Quaresma'ya ilk 30 dk boyunca yeterli desteği veremedi. Bu dakikalarda hücum yerine defansı ön planda tutan Santos da Quaresma'ya göz açtırmadı. İlerleyen dakikalarda bu kanatta etkili olmaya başlayan Simao ve Quaresma ( zaman zaman kanat değiştirmeleri sebebiyle) topu kanatlara taşıyarak tehlike oluşturmaya başladılar fakat defans hattı sebebiyle bir türlü içeriye yönelemeyerek daha çok kanat ortaları veya çaprazdan şutlarla pozisyon bulmaya çalıştılar.

Fenerbahçe de en tehlikeli isim Alex olarak gözükürken, Beşiktaş'ta da en tehlikeli isim olarak Guti gözüküyordu. İki takımın da teknik direktörleri bu oyuncuları durdurmanın yolu olarak başlarına bir oyuncu dikmeyi tercih ettiler. Necip oyundan çıkana kadar özellikle 30-65. dakikalar arasında Alex'e göz açtırmadı ki bu dakikalar arasında Beşiktaş sahada bariz şekilde Fenerbahçe'ye göre üstün taraftı. Zaten Necip'in çıkmasıyla serbest kalmayı başaran Alex'de 10dakika içinde 3 gol atmayı başardı. Diğer tarafta da Selçuk, Guti'ye yapışık oynamaya çalıştı. Maçın başında ilk karşılaşmalarında Guti'yi faul yaparak durdurmayı başaran Selçuk daha sonraki pozisyonlarda ise başarılı bir şekilde Beşiktaş'ın ortasahadan Guti ile top dağıtmasını engelledi.



Herkesin ortak görüşü olarak derbi 2 devre değil 3 devre halinde oynandı: 30-30-30 şeklinde.
İlk 30 dakika:
Fenerbahçe, bu sezon gösterdiği deplasman performansından çok farklı bir şekilde oyunu rakip sahaya yıkarak ve hızlı hücumlarla başladı. 5. dakikada Alex'in kullandığı serbest vuruşta Necip'in ters kafa vuruşu ile öne geçen Fenerbahçe skor avantajını da arkasına alarak oyuna hkim oldu. Ekrem madenini iyi değerlendiren Dia, Niang'ın da o bölgeye kayarak etkili oynaması sonucunda 30 dakika boyunca Beşiktaş defansını adeta dağıttı. Üst üste ataklarla Beşiktaş kalesinde tehlike oluşturan Fenerbahçe'nin bu dakikalarda şans yanında değildi, Rüştü kalesinde devleşirken, Dia'nın da karşı karşıya da şutu direkten döndü.

Dia'nın direkten dönen şutu Beşiktaş için bir kırılma anı oldu. Hareketli oyunuyla pozisyon bulan Fenerbahçe bir türlü golü bulamayınca yorulmaya başladı ve ileri üçlü ile ortasaha arasındaki mesafeler artmaya başlayınca, ortasaha Beşiktaş hakimiyetine geçti.



İkinci 30. dakika:
30. ile 60. dakikalar arasında top sürekli olarak Beşiktaş'taydı. Ortasaha hakimiyetini alan Beşiktaş, Fenerbahçe kalesine hucümlar başlatmaya başladı. Fakat Fenerbahçe'nin uyumlu defans yapısı nedeniyle ceza sahasına girmekte zorlanan siyah beyazlılar hızlı oyuncularıyla kanat varyasyonları ve teknik ayaklarıyla uzaktan şutlarla gol aramaya başladılar. Gol ise Santos'un bölgesini kaybetmesi sonucu topla buluşan Ekrem'in hayatının şutunu atmasıyla geldi. Ekrem topu önüne alıp Santos'un dengesiz müdahalesinden sıyrıldığında herkesin dediği şey "vurma, Ekrem"di fakat sol ayağı ile güzel vuran Ekrem jeneriklik bir gol attı.
Soyunma odasına, baskı kurmanın ve beraberliği yakalamanın moraliyle giden Beşiktaş 2. yarıya da etkili başladı. 2. yarının hemen başında Simao'nun frikiği barajdan sekip İbrahim Toraman'ın önüne düştüğünde Beşiktaş geriye düştüğü maçta 2-1 öne geçiyordu. Bu dakikadan sonra Beşiktaş gerçekten hücum yapmaya başladı. Bir anda sezon başındaki görüntüsüne dönen ve açık vermeye başlayan Fenerbahçe defansı, Beşiktaş'ın hızlı oyuncuları karşısında çaresiz kalmaya başladı. 60. dakika da Toraman'ın arapasına hareketlenen Almeida, Volkan ile karşı karşıya kaldığı müsait pozisyonda Volkan başarılı bir hamle ile topu çelmeyi başardı. Bu kurtarış maçın 2. kırılma anı olduve rüzgarın tekrardan diğer yöne esmeye başlamasına sebep olacak hamlenin başlangıcı oldu.




Son 30 dakika:
Volkan'ın kurtarışından 3 dakika sonra ceza sahası içinde topsuz alanda Lugano'ya dirsek atan Ferrari hem takımını 10 kişi bıraktı hem de penaltıya sebebiyet verdi. Maç başından beri birbiriyle didişen bu ikilinin psikolojik savaşından galip çıkan Lugano rakibine bir maçta yaptırılabilecek en büyük hatayı yaptırttı.
Penaltıda topun başına geçen Alex her zamanki köşesine topu bırakırken, Rüştü 3-5cm daha uzun olsaydı topu çıkarabilecek kadar güzel bir atlayış gösterdi. Maç 2-2'ye gelmiş ve Beşiktaş 10 kişi kalmışken maçın seyrini değiştirecek hamle Schuster'den geldi; tartışmalı bir şekilde kadroya yedek stoper almayan Schuster, Necip'i çıkartarak Aurelio'yu stopere çekti. Aslında kırılma anı da bu oldu; Necip'in markajı altında etkin olamayan Alex, Necip'in çıkmasıyla sazı eline aldı ve demoralize olmuş rakibi karşısında takımını 2 farklı öne geçiren golleri art arda ağlara yolladı.



Aslında 2 taraf için de teknik adamların süper bir yönetim sergilediğini söylemek doğru olmaz.
Aykut Kocaman haftalardır oynattığı ve takımı uydurduğu taktiğinden ödün vermeyerek doğruyu yaptı. Fakat maçta Beşiktaş'ın hakim olduğu dakikalarda takımına müdahale edemedi. Semih'i kenarda ısınmaya yolladığı dakikalarda kazanılan penaltı ve sonrasında Alex'in art arda attığı goller nedeniyle bu hamlesinden vaz geçti.
Schuster için de sahaya çıkarttığı kadro açısından bişey söylemek pek doğru olmayabilir. Fakat yedek tercihleri yanlıştı; Fenerbahçe karşısında hayatının maçlarını oynamış Bobo yedeklerde bile yoktu, aynı şekilde defansın as oyuncusu gösterilen Sivok da maçı evinden izliyordu. Takım 10 kişi kaldığında yedek stoperi olmadığı için Aurelio'yu o bölge için oyuna soktu ama Alex'in 2. golünde yaptığı hata fazlasıyla acemiceydi. Ayrıca Alex'i marke eden Necip'i oyundan çıkartıp Aurelio'yu alması anlamsızdı, ileri uçtan birini çıkartıp defansif oyuncu olarak yetenekli ve hızlı silahlarıyla kontraatağa dönebilirdi. Ayrıca Beşiktaş'ın bu kadar çabuk demoralize olması da Schuster'in takım içi dengeleri iyi oturtamadığının bir göstergesi.

Bana göre maçın adamı sıralaması;
1- Alex: 3 gol 1 asistle oynadı ve Fenerbahçe'nin ilk ve son 30 dakikada yakaladığı tüm ataklarda onun pasları vardı. Ayrıca çok klas bir gol attı (4. gol)
2- Rüştü: İlk 30 dakika içinde Fenerbahçe'nin farka koşmasını tek başına engelledi, penaltıyı da az kalsın kurtarıyordu. Tecrübesini maç boyunca konuşturdu.
3- Volkan: Büyük maçların oyuncusu olduğunu yine gösterdi. Defansın hata yaptığı dakikalarda farkın açılmasını önleyerek takımının oyuna tutunmasını sağladı.

11 Kasım 2010 Perşembe

Abu Dabi'de Artık Herşey Matematik

Hızlı başlıyan, şampiyonluk yarışında sezon içinde hiç kopma olmayan, liderliğin sürekli el değiştirdiği 2010 F1 sezonu artık son yarışa geldi. Şampiyonluk ihtimali bulunan, 1i mucize bekleyen, 4 pilot Abu Dabi'de mücadeleye hazır.

Fernando Alonso:246
Mark Webber:238
Sebastian Vettel:231
Lewis Hamilton:222

Lewis Hamilton
Abu Dabi'ye mucize aramak için gidiyor. Liderle arasındaki 24 puanlık farkı kapatabilmesi için mutlak kazanması gerekli fakat kazanması da yetmiyor. Hamilton'un şampiyon olabilmesi için; Alonso'nun puan almadığı, Webber'in en iyi 5 ve Vettel'in de en iyi ihtimalle 3. olması gerekiyor ve bu şartlar oluştuğunda Hamilton'a gerekli olan tek şey galip gelmek kalıyor.

Sebastian Vettel
Vettel'in şampiyon olabilmesi için yarışı mutlak suretle 1. veya 2. bitirmesi gerekiyor. Eğer kazanırsa, Alonso'nun en fazla 4. olmasını beklemek zorunda. Yarıştan 2. olarak ayrılırsa da şampiyon olabilmesi için Alonso'nun 8.likten, Webber'in ise 4.lükten yukarı çıkmamasını bekliycek.
Vettel için en karışık hesap; Vettel kazanır, Webber 2., Alonso 4. olursa 3 pilot eşit puana gelicek. Sezon içinde ki yarış derecelerine bakılacak; galibiyet, 2.lik ve 3.lük sayıları eşit olan Alonso ve Vettel'den, 4.lük sayısı fazla olan Vettel şampiyonluk ipini göğüslemiş olucak.
Fakat Vettel 2., Alonso 7. olursa; yine puanlar eşitlenmiş olucak fakat galibiyet sayısı fazla olan Alonso üstte yer almış olucak.

Mark Webber
Yarışı kazanması durumunda, Alonso'nun en iyi ihtimalle 3. olmasını bekliycek. 2. sırayı alması halinde ise Alonso'nun 4. olması Webber'e yetecek. Webber yarışı 3. sırada bitirirse, takım arkadaşı Vettel'in 2. ve Alonso'nun da 6.lıkta kalmasını bekliyecek.

Fernando Alonso
Alonso yarışı 1. veya 2. bitirdiği taktirde, diğer pilotların ne yaptığıyla ilgilenmeden şampiyon olacak. Yarışı Vettel'in kazanması halinde, 3.lük Alonso'ya yetecek. Alonso 4. olarak bitirirse, Vettel'in 2., Webber'in ise 3. olması kendisine yeter şart olucak.

Bakalım, Abu Dabi'de gülen taraf kim olucak; Ferrari'nin çifte şampiyonu Alonso mu? Red Bull'un genç yeteneği Vettel mi? Red Bull'un 2. pilotuyum diyip şampiyonayı birbirine katan yaşlı kurt Webber mi? McLaren'in hırçın çocuğu Hamilton mu?

27 Ekim 2010 Çarşamba

Kore'de Romantik Bir Gün

F1 tarihinin en romantik yarışı seçilecek olsa kesinlikle oylar bu haftasonu koşulan Kore Gp'ye gider. Yoğun yağmur altında başlayan bir yarış, 2 şampiyonluk adayının (Webber ve Vettel) yaşadığı dram, güneşin batışı sırasında atılan turlar ve karanlıkta patlayan flaşlarla aydınlanan bir podyum. Romantizm için olması gereken herşeye sahip bir yarış.
Haftalardır pistin yetişmiyeceği, yarışın yapılıp yapılamıyacağı konuşuluyordu. Kore yönetimi işi sıkı tutsa da pistin inşaatı aslında tam manasıyla yetişememiş olsa da, neredeyse cuma antremanlarına kadar iş makinaları pistin dışına çıkmamış olsa da, pist yarışın yapılabileceği ölçüde bitirilip yarışa hazır hale getirildi.
Cuma antremanında F1 araçları, iş makinalarını saymazsak piste çıkan ilk araçlar oldular. Çoğu pilot pistin yüzeyinin aşırı kaygan oluşundan şikayet edip, buz pistinde araba kullanmaya benzettiler.
Sıralama turları cuma antremanlarına göre daha sorunsuz geçti ve beklenen şekilde RedBullar ilk çizgiyi kapattı, arkalarında da Alonso, Hamilton ve Rosberg yer aldı.

Fakata, pisti yetiştirmek için sabah akşam çalışan Kore'nin karşısına pazar günü hiç beklemediği bir engel çıktı; yağmur. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur büyük bir tartışma konusu oldu.
Güvenlik aracı arkasında hareketli start yapılasına karar verilerek başlayan yarışta, 3 turun sonunda; pist üzerinde aşırı su bulunmasından dolayı önde giden pilotun spreyinin arkadaki pilotun görüşünü tamamen kapatmasından ve de araçların güvenlik aracı arkasındaki yavaş turlarda bile pist üzerinde tutuş sağlıyamaması nedeniyle startın ertelenemesi kararı çıktı.
Bekleyişin ardından yağmur azaldı, pist üzerinde otomobiller tur atmazken temizlik araçları girip pist üzerinde oluşan gölcükleri temizlediler. Yarışın startının ertelenmesi ile birlikte bu dakikalarda ilk akla gelen soru da, zaten kapalı olan havanın, yaklaşık 2 saat sonra kararacak olmasıydı. Yani yarış, ortasından bir yerde, 2 saat kuralı dahilinde veya havanın kararması nedeniyle durdurulabilirdi. 55 tur üzerinden koşulacak olan yarışta 42 turdan daha fazla atılamazsa da pilotlar yarım puan alıcaklardı.

Bu tartışmalarla birlikte Kore Gp'ye start verildi. Güvenlik aracı arkasında 12-13 tur daha atıldı, pist bu sırada araçların lastiklerinin ısılarının da yardımıyla biraz daha kuru ve stabil hale gelmeye başladı. Aslında günün ilk savaşı da bu anlarda başladı.
Telsizden RedBull pilotlarına pistin nasıl olduğu sorulduğunda; pist çok kötü, önümüzü göremiyoruz, bu koşullar altında yarış başlamamalı cevabı alındı. Pilotlar kurulunun da başkanı olan Webber bu forsunu da kullanarak yarışın başlamaması için zaten bekleme periyodunda pek çok kişiyle konuşurken görülmüştü, üstüne de telsizden geçen konuşma da Webber'in niyetini açıklar durumdaydı. Zaten ilk çizgiye sahip RedBull, herhangi bir iptal durumunda maksimum puanlar olan 25 ve 18'in yarısını alıcaklar ve şampiyona da büyük avantaj sağlıyacaklardı.
Ferrari'nin telsizden sorduğu aynı soruya Alonso'nun cevabı daha basitti; pistte durumlar hala aynı, bekliyoruz.
McLaren'in sorusuna Hamilton'un cevabı ise agresifti; yarışın başlaması için ne bekliyoruz, pistin koşulları uygun, diyen Hamilton yarışın hala güvenlik aracı arkasında devam etmesine sinirlenerek; bu yağmur altında bir yarış, pistin ıslak olması doğal ne olmasını bekliyorlar ki acaba, cevabını vererek yarışma arzusunu ortaya koyuyordu.

Telsiz konuşmalarının ardından ve güvenlik aracının tempoyu yavaş yavaş arttırdığı turlarda otomobillerin arka tarafta sorun yaşamadığı da göz önüne alınarak güvenlik aracı pistten çıktı ve yarış başladı.
İronik bir şekilde ilk geçilen pilot da Lewis Hamilton oldu, ıslak zeminde erken frenaj yapan Hamilton, içten gelen Rosberg'in arkasına düştü. Fakat belkide Hamilton'u yarışta tutan da bu geçiş oldu.
Çünkü yarışın normal olarak başlamasından sadece 3 tur sonra, Mark Webber aracın arkasını kerpten zamanında kurtaramayınca, aracın kontrolünü kaybederek karışı bariyerlere çarptı ve pist üzerinde sürüklenerek Rosberg'e çarparak 2 pilotun da yarış dışı kalmasına sebep oldu. Aslında Webber'in yaptığı şampiyona da lider giden bir pilota yakışmayacak bir davranıştı, fakat hiç bir ceza almadan kurtuldu. Aracı bariyere çarptıktan sonra kasıtlı olarak pistin diğer tarafında ki çim alana yönelmiş gibi gözüken Webber'i, Alonso hemen fark ederek kendisini kurtardı, Rosberg ise kurtulmak için çim alana kadar çıktı ama kurtulamadı. Çarpışma sonrası Webber'in frene basmaması ve doğrudan piste yönelmesi akıllarda, kendisi yarış dışı kalmışken arkasından gelen şampiyona adaylarından birini (Alonso ve Hamilton) yarış dışı bırakma düşüncesi geçmiş olması muhtemel, fakat kabak yarışa iyi bir başlangıç yapmış olan Rosberg'e patladı.
Webber'in kazası sonrasında tekrardan güvenlik aracı girdi ve 3 tur daha atarak yeniden tempoyu düşürdü. Güvenlik aracının çıkmasıyla tekrardan yarış başladığında, görüş mesafesi açık olan Vettel hızla farkı açmaya başladı, Hamilton Alonso'yu takibini sürdürdü. Arka sıralarda ise müthiş kapışmalar yaşandı. Sürekli geçişlerin olduğu arka bölümde günün kamikazesi Adrian Sutil oldu, her virajda geç frenajla rakiplerini geçmeye çalışan genç pilotun bu denemeleri sürekli olarak kaçış alanlarında son buldu.
Arka bölümde Timo Glock'un puan alıcak durumda olan sürüşünü biçen Buemi, güvenlik aracının yarış içinde 2. kez piste girmesine neden oldu ve bütün pilotlar hemen pite yönelerek aşınan lastiklerini değiştirdiler.Pitte hata yapan Alonso, Hamilton'a sıra kaybetmiş oldu fakat, yeni lastikleriyle birlikte Hamilton'da 1 tur sonra ilk virajı kaçırınca Alonso'ya yerini kaybetmiş oldu. Yarış bu turlarla birlikte pistin kurumasıyla da birlikte seyrini bulmaya başladı, arka sıralarda geçişler ve kaymalar devam ederken ön tarafta farklar hafiften açılmaya ve pilotlar zorlayıp riske girmektense, öndeki pilotların hata yapmasını beklemeye başladılar. Bu turlarla birlikte 42. turda geçilmiş oldu ve pilotların Kore'den tam puanla ayrılacakları garantilenmiş oldu.


Son 10 tura girilirken, bulutlu gökyüzünde güneş yavaşça alçalmaya başlamıştı artık; Vettel telsizden pite, hava karardı görüş çok düştü 1-2 ve 3. virajları göremiyorum bilgisini geçti. Yarış yönetimi bu bilgiyi doğrulatmak amacıyla aynı soruyu diğer pilotlara da sordular ve Hamilton'dan gayet agresif bir cevap daha geldi; görüş, yarışın sonuna kadar devam edebileceğimiz kadar net duruyor. Zaten 1 tur sonra da Vettel'in bu açıklamayı neden yaptığı ortaya çıktı, aracından dumanlar yükselmeye başlayan Vettel, pist üzerinde Alonso ve Hamilton'a geçildi daha sonrada aracını kenara çekti. Vettel'in şampiyona liderliği hayalleri de aracının başında elinde yangın söndürücüyle durduğu an bitmiş oldu.
Bu bölümde Alonso'yu hala yakından takibini sürdüren Hamilton, son 5 tura girerken yarışı daha fazla riske etmemeye karar vererek ortalama turlar atmaya başlayınca Alonso da rahatlayarak tur zamanlarını düşürdü. Sakin tempo da geçen son 5 turun ardından, batan güneşle birlikte karanlık havada yapılan bir geçiş seromonisi ve podyum oldu. Kore'de romantizm doyasıya yaşandı.

Yarış sonucunda puan almayı başaran 10 pilot:
1. Fernando Alonso - Ferrari 2:48:20.810
2. Lewis Hamilton - McLaren 00:14.999
3. Felipe Massa - Ferrari 00:30.868
4. Michael Schumacher - Mercedes 00:39.688
5. Robert Kubica - Renault 00:47.734
6. Vitantonio Liuzzi - Force India-Mercedes 00:53.571
7. Rubens Barrichello - Williams-Cosworth 01:09.257
8. Kamui Kobayashi - BMW Sauber-Ferrari 01:17.889
9. Nick Heidfeld - BMW Sauber-Ferrari 01:20.107
10. Nico Huelkenberg - Williams-Cosworth 01:20.85

11 Ekim 2010 Pazartesi

Japonya Sonrası Hesaplar

Aşırı yarış nedeniyle, yarıştan 5 saat önceye ertelenen sıralama turları, ilk turlarda gelen kazalar, güvenlik aracı periyodu, Mclaren'in vites kutusu, Kobayashi'nin kamikazeliği ve bu olaylar dışında kalan periyotta genel olarak sıkıcı geçen Japonya Gp sonrasında puan durumunda işler iyice karışık hale geldi. Vettel'in kazanarak ön gruba yetiştiği yarış sonucunda, Webber 2. olarak şampiyona liderliğini sürdürürken 3. olan Alonso ise liderlikteki takibini sürdürmeye devam ediyor. 4. olan Hamilton ise Spa sonrası periyotta erimeye devam ediyor.
Sezonun bitimine sadece üç yarış kaldı; Kore, Brezilya ve Abu Dabi.

Markalar Klasmanı:
RedBull 426
McLaren 381
Ferrari 331

Arkalarında kalan takımlardan kopan bu üç takım; geride kalan 3 yarışta çok büyük süprizler olmazsa sezonu bu sıra ile bitirecekler gibi duruyor. Özellikle kalan 3 yarışın RedBull otomobillerine uygun olduğu düşünülecek olursa; RedBull için şimdiden takımlar şampiyonu demek zor değil. Özellikle Brezilya'da kötü performansıyla meşhur bir takım haline gelen McLaren cephesinde ise 2.lik sallantıda gibi dursa da Ferrari için kalan 3 yarışta 50 puanlık farkı eritmek hiçte kolay durmuyor.

Pilotlar Klasmanı:
Webber 220
Vettel 206
Alonso 206
Hamilton 192
Button 189

Eski sistem olsaydı Webber şampiyonluğa adımını attı denebilirdi fakat 1.nin 25 puan aldığı sistemde rakiplerle araya bir yarışlık puan konulamadığı sürece şampiyon oldum demek çok zor. Özellikle de ilk 3'deki pilotların hepsinin 4'er galibiyeti olduğu düşünülürse, kalan 3 yarıştan 2 galibiyet çıkartan pilot büyük ihtimalle şampiyon olucak gibi duruyor.
RedBull'da işler bu bağlamda biraz karışık; şampiyonluk yolunda, geleceği parlak pilotları Vettel'i destekleyen RedBull; şampiyona lideri Webber olmasına rağmen, Vettel'in şampiyon olmasını istiyor. Önümüzdeki sene için gerekli geliştirmeleri yapmak yerine bu sezona konsantre olan takım, gelecek için Vettel etrafına kurulmuş bir yapı düşünüyor ve bu sebepten dolayı Webber'den çok Vettel'i destekler durumdalar. Bu mücadelenin ise takıma konsantrasyon açısından zarar verdiği kadar, pist üzerinde de kritik puan kayıplarına sebep olduğuna sezon içinde de şahit olduk.
Ferrari'de Massa'nın düşen performansı nedeniyle tek pilot haline gelen Alonso, tüm takımın desteğini arkasına almış şekilde emin adımlarla zirve yarışını sürdürüyor. İstikrarlı ve mücadeleci yapısı İspanyol pilot'u RedBull'un korkulu rüyası durumuna getirmiş durumda. RedBull'un yapacağı ufak bir hata bile Fernando için şampiyonluk kapısını açabilecek bir duruma geldi.
McLaren'de ise işler gittikçe karışık hale gelmiş durumda. Macaristan öncesi 2 şampiyona da da liderliğe oturmuş olan McLaren; Hamilton'un 4 yarışın 3ünden puan çıkartamaması nedeniyle günden güne puan bakımından erimekte. McLaren'i takımlar şampiyonluğunda hala 2. sırada tutan şey ise Button'un mücadeleden uzak fakat istikrarlı sürüşüyle yarışları sürekli ilk 5 içerisinde bitiren stili. McLaren'in şu an ki tablo içerisinde 2 pilotundan birini şampiyon yapabilmesi için kalan 3 yarıştan; 2 birincilik ve kesinlikle 3 podyum çıkartması gerekiyor ki sezon arasından sonra bir türlü gelişme anlamında istikrarı sağlıyamayarak, geriden gelen Ferrari'den bile yavaş kalan McLaren için, pilotlar şampiyonluğu yavaş yavaş kapanmaya başlayan bir defter haline dönüşmüş durumda. Takımın tek teselli noktası, yakalanacak istikrarla beraber, takımlar şampiyonasında gelmesi muhtemel 2.lik.
Sezon son 3 yarış kala; Avrupa'dan yüzlerce kilometre uzakta adeta yeniden başlıyor.

17 Eylül 2010 Cuma

Hamilton İçin Tarih Tekerrür Mü Edecek?

2007 sezonunun başında; McLaren'in gözbebeği Kimi Raikkonen, McLaren'in sürekli olarak mekanik sorunlarla karşılaşması nedeniyle bir türlü şampiyonada tam iddalı duruma gelememesi nedeniyle Ferrari'ye kaçtı ve O'nun oturduğu boşalan koltuğa da McLaren'in pilot yetiştirme akademisinden çıkan, Gp2 şampiyonu Lewis Hamilton oturur.
Çaylak Lewis ilk sezonunda, katıldığı ilk 9 yarışta art arda podyuma çıkıp 2 de galibiyet alarak tüm dikkatleri üzerine çeker. F1'in ilk çaylak şampiyonu olmak, O'un için hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşmek üzeredir. Sezonun son 2 yarışına girildiğinde şampiyon olması için sadece 4 puan alması yeterlidir, yani herhangi birinde 5. olması.
Sezonun sondan bir önceki yarışı olan Çin Grand Prix'inde lider gitmesine ve kendisine 5.liğin bile yetecek olmasına rağmen temposunu düşürmez, pite girerken ıslak zeminde aracının kontrolünü kaybeder yavaşça çakıl havuzuna doğru kayar. Islak olan çakıl havuzundan aracını çıkartamayan Hamilton için yarış bitmiştir. Temposunu azıcık düşürüp kontrollü gitse, en kötü ihtimalle 2.-3. bitireceği yarıştan 0 puan alır.
Sezonun son yarışı olan Brezilya Gp'nin McLaren'in karakteristiğine uymaması ve Hamilton'unda yarışın başında ufak bir arıza yaşayım sıra kaybetmesi şampiyonluğuna mal olur.
2010 sezonu geçen haftasonu yapılan Monza Gp'ye kadar genelde McLaren, RedBull kapışması içinde geçti fakat Ferrari Monza'da aldığı kritik 2 podyumla yeniden şampiyonada iddalı konuma geldi.
Monza Gp öncesi bilinen tek bir şey vardı; şampiyonanın en güçlü adayı olan RedBull'a en uygun olmayan pist Monza'ydı ve Monza'dan sonraki 5 pist RedBull'un daha uygun olduğu pistlerdi. Yani Monza'ya şampiyona lideri olarak gelen Lewis Hamilton'un Monza'dan mümkün olduğunca çok puan çıkartıp arayı açması lazımdı ki kalan yarışlarda RedBull'dan az puan alsa dahi şampiyonadan kopmasın.
Yarış RedBull'lar açısından beklendiği gibi oldu, üst sıraları zorlamaktan çok uzaklardı. Fakat Hamilton için yarış sadece 30sn sürünce, RedBull'lar aldığı kötü sayılabilcek derecelere rağmen arayı kapamış ve öne geçmiş oldular, Ferrari'de şampiyonaya ortak olmuş oldu.
Halbuki Hamilton yarışa iyi başlamış ve bir anda kendisini Massa'nın vites kutusunda 3.lük mücadelesinde bulmuştu, Ascari şiganına yaklaşırken acemice bir hamleyle viraj içinde kalmasına rağmen Massa'nın arka lastiğine temas edecek kadar yaklaştı ve Ferrari'nin arka lastiğine temas eden ön süspansiyonu kırılan Hamilton, dümdüz giderek kum havuzunda soluğu aldı.

Lewis Hamilton, 2007'den sonra yine şampiyonluk için kritik öneme sahip bir yarıştan, basit hatalar nedeniyle, eli boş dönmüş oldu ve kendisinin de yarıştan sonra ifade ettiği gibi artık şampiyonluk aşırı zor bir hale geldi.
Sezonun kalan 5 yarışında müthiç bir mücadele bizleri bekliyor; bakalım kim şampiyon olucak?
Pistine en hızlı aracı olmasının yanı sıra en sorunlu aracı olan RedBull mu?
Bir türlü istikrarı yakalayamayan Ferrari mi?
Basit hatalar nedeniyle sezon başından beri kritik puanlar kaybeden McLaren mi?

24 Ağustos 2010 Salı

Beşiktaş'da İdeal 11

Football Fans Know Better

Üç büyüklerde son olarak Beşiktaş'ın ideal 11'ini kurmaya çalışalım.Ben yukardaki 11'in daha uygun olacağını düşündüm.Şimdi sırayla mevkiilere bakalım.

Beşiktaş'ın en sağlam yeri kale gibi duruyor.Rüştü, Hakan ve Cenk üçlüsü Beşiktaş kalesini tüm kulvarlarda güvenle korur.O yüzden kale hakkında fazla konuşmak doğru olmaz.

Beşiktaş'ın asıl sorunu defansta gibi duruyor.Sakatlıkları düşünmezsek İbrahim Toraman, Zapo, Sivok ve Ferrari dörtlüsünden Sivok ve İbrahim ideal ikili gibi duruyor.Duruyor durmasına da Sivok'dan ilk yarı yararlanamayacaksın.Zaten sözleşmesini dondurdun.İbrahim Toraman da sakat.Göbekte oynatabileceğin ilk etapta düşünmediğin Ferrari ile Zapo kaldı.Genç oyuncu Ersan da var ama belirttiğim gibi genç ve tecrübesiz.İbrahim Toraman dönene kadar Ferrari ve Zapo idare ederler ama İbrahim Toraman'ın dönemsi şart.Çünkü yabancı kontenjanı diye birşey var ve elinizde İbrahim Toraman varken yabancı kontenjanından birini defansta kullanmak akılcı olmaz.Sol beke baktığımızda yılların eskitemediği Deli İbo var.Hakikaten yaşına rağmen hala birşeyler verebiliyor.Takdir ediyorum.İlk 11deki yeri garanti.Alternatifi olarak düşünülen İsmail Köybaşı da iyi bir oyuncu.Yalnız topu verimli kullanmada biraz problemi var.Pas vermesi gereken yerde önünde 5-6 kişi olmasına rağmen şut çekmesi gibi hareketler hanesine hep eksi diye yazılıyor.Topu verimli kullanır ve defansını da geliştirirse Beşiktaş Deli İbo'dan sonra sol bek aramasına gerek kalmaz.Defansta en büyük problem sağ bekte var.Orada oynayabilecek sadece Erhan var.Ekrem de oynayabilir ama defansif yönünden sıkıntı çıkarabilir.Erhan bir Gökhan Gönül veya bir Sabri değil.Beşiktaş buraya hücuma katkı sağlayabilecek tarzda bir oyuncu alırsa defans bölgesini sağlamlaştırmış olur.Erhan da idare edebilir.En azından defansif özellikleri var ama eğer büyük takımsanız mutlaka iyi bir bek almalısınız.

Beşiktaş ortasahasını geçen senelere göre baya güçlendirdi.Öncelikle geçen senenin sonlarına doğru gördüğümüz Necip bu sene mükemmel oynuyor ve Beşiktaş ortasahası için vazgeçilmez durumda.Ernst ile birlikte iyi bir ikili oluşturacaklarının sinyallerini vermişti.Ernst daha defansta kalıp Necip iki yönlü oynama özelliğini kullanarak hem Ernst'e yardım ediyor hem de Hücuma önemli katkı sağlıyor.Bu ikilinin önüne bir de Guti gibi müthiş kaliteli bir oyuncu yerleştirdiğinizde son yıllardaki en güçlü ortasahayı yaratmış oluyorsunuz.Guti İspanyol kültürüyle yetiştiğinden pas alışverişleri iyi ve ortasahada sorumluluk alıyor.Bu üç oyuncu olmasına rağmen bu bölgeye özellikle defansif tarafına bir oyuncu gerekli.Çünkü bu uzun maratonda 40-45 maç yapacaksınız ve bunun cezası var sakatlığı var.Mutlaka bu bölgede bir alternatif olması gerekir.Anlaşılan teknik ekip de bunu düşünmüş olacak ki buraya yerli statüsünde alabilecekleri en iyi oyuncu ile anlaşmışlar.Mehmet Aurelio ile 2 yıllık anlaşma sağlanmış.Necip, Ernst ve Aurelio'nun bu yükü kaldıracaklarını düşünüyorum.

İlerideki üçlüye bakarsak sol tarafta Queresma ve ileri uçta Bobo'nun oynaması garanti.Sağ tarafa ise Holosko-Nihat-Hilbert üçlüsünden birini seçecek olursak ben Hilbert'i seçerim.Nihat'ın geçen seneki performansına askerde olduğundan sezon başı çalışmalarını kaçırması gösteriliyordu.Bu sezon ise biraz daha Nihat bekleniyordu.Ama öyle olmadı.Kendisini toparlamadan oynatılması Nihat'ı iyice yıpratabilir.İleri uçta garanti Bobo oynar dedim ama alternatifi olarak Nobre-Holosko-Nihat var.Nihat ve Holosko forvette oynayacak tarzda oyuncular değil.Geriye Nobre kalıyor ve son 2 seneki performansına bakarsak hiç de iyi durumda değil.Beşiktaş forvete kaliteli bir oyuncu alırsa daha iyi olur diye düşünüyorum.Peki Robinho şart mı?O kadar paraya verimli olur mu bilinmez.Benim bazı soru işaretlerim var.Eğer o kadar para harcanacaksa Klose ismi de geçti.Klose mi Robinho mu derseniz ben Klose'yi tercih ederim.Klose daha garantili bir transfer olur.Son olarak Robinho'ya karşıyım Klose'ye razıyım..

19 Haziran 2010 Cumartesi

Sezon Ortası Teknik Analizi

Kanada Gp sonunda takımların teknik durumları;



















RedBull:
Hala griddeki en hızlı araba olmalarına rağmen, mekanik sorunları nedeniyle şampiyonluk iddaasından gün ve gün uzaklaşıyor gibi duruyorlar. Özellikle, Kanada Gp sırasında Vettel'e telsizden viteslerle ilgili yapılan uyarı, takımın dayanıklılığıyla ilgili soru işaretlerini arttırdı.

McLaren: Sezon Avrupaya taşındıktan sonra müthiş bir ivme kazandılar. Yılların verdiği deneyimi pist üzerine yansıtmadaki becerileri sayesinde de araçlarını yavaş olsa bile üst sıralarda tutma konusunda başarılı oldular.

Ferrari: Avrupa'ya geldiklerinde büyük bir ivme kaybı yaşadılar. Bunun sebebi de rakiplerinin, kendilerine göre daha fazla yeniliğe imza atmış olmasıydı. Fakat 1-2 yarışlık bocalamayı hızlı atlattılar. Valensiya ile birlikte yeni paketlerini araç üzerinde uygulayacaklarından dolayı sezonun kalanına umutlu bakıyorlar.

Mercedes: Avrupa öncesi hayal kırıklığıydılar, Avrupa'ya geçişle birlikte gözle görülür biçimde hız kazandılar. Fakat biraz şans da onlara yardım etmeyince bir türlü üst sıraları zorlar konuma gelemediler. Yinede RedBull, Ferrari ve McLarenden sonra ki en hızlı araç gibi duruyorlar.

Renault: Sezonun başından beri istikrarlı biçimde gridin ortalarının en iyisi olma mücadelesi veriyorlar. Bu konuda ki en büyük rakipleri de Mercedes ve Force İndia gibi duruyor.

Force İndia: Gridin arka sıralarına aşina, sonunculuğa abone takım adeta metamorfoz geçirmiş durumda. Gösterdikleri gelişimle birlikte, üst sıralardan hala uzak olsalarda, gridin orta sıralarında tutunabilmek için gerekli hızdan daha fazlasına bile sahipler.

14 Haziran 2010 Pazartesi

2010 Kanada Gp


İstanbulpark'ta yağmur olmamasına rağmen bitiş çizgisine kadar temponun düşmediği bir yarış izlemiştik. 1 senelik aranın ardından tekrardan Kanada'ya dönen F1'den herkesin beklentisi de en az İstanbul kadar heyecanlı bir yarışın tekrardan izlemekti.

Sıralama turlarında adeta kıran kırana bir mücadele oldu ve yumuşak lastikli Hamilton, uçarcasına attığı turla pol pozisyonu almayı başarmıştı. Fakat akıllarda ki soru işareti, gridin ilk 3 sırasındaki pilotlardan RedBull dışındakilerin yumuşak lastikle başlıyacak olması yarışa stratejik anlamda nasıl etki edecekti?

Yarışın başında daha Hamilton farkı açıp fırladığında, arka tarafların karışmasının ardından akla gelen soru belliydi. Yumuşak lastik kullananlar, acaba pite girip çıkacak farkı lastikleri erimeden açabilecekler miydi? Sonuçta açamadılar, Mclarenler ve Ferrariler erkenden pite daldıklarında daha tek haneli turlar yeni bitiyordu. RedBull'un sert lastik taktiği işe yaramış gibi duruyordu. Pit çıkışında da Hamilton, Alonso savaşı gördük. Fakat yüzeyi kaygan ve lastikleri pek sevmeyen Kanada pisti, sert lastiklere de pek iyi davranmayınca RedBull'da beklenenden erken pite girmek zorunda kaldı. Daha yarışın yarısı bittiğinde bütün pilotlar 2. pitlerini de yapmışlardı. Akıldan yine sorular geçiyordu, daha yarısında 2 pit yaptılar, yarış kaç pitte bitecek. Fakat yarışın sonuna kadar başka pit göremedik ön taraftan.


Pist üzerinde ki Hamilton, Alonso ve Button savaşları yarışa sürekli bir heyecan kattı. RedBull'lar pit sonrasında arkadan yakaladıkları ivme ile ilerdekilerin muhtemel bir pitinde onları geçmek için hazırda bekleselerde, öndeki 3'lü (Hamilton, Button, Alonso) lastiklerini koruyunca, istediklerini alamadılar. Yarışın en yanlış hamlesi ise Mark Weber'in yumuşak lastik hamlesi oldu. 1. ve 2. piti arasındaki periyotta yumuşak lastik seçeneğini kullanan Weber, bu periyodu biraz uzun tutunca, ufalanma sorunuyla karşı karşıya geldi ve daha ne olduğunu anlayamadan bir anda kendisini Hamilton'un arkasında buldu. Pite girip sert lastiklere geçtiğinde ise artık çok geçti.

Arka bölümlerde sürekli çekişmenin ve kazanın olduğu, buna rağmen güvenlik aracı periyodunun yaşanmadığı, ön bölümlerde kıran kırana bir lastik ve hız savaşının olduğu Kanada Gp, İstanbulpark'taki heyecanlı yarışın üstüne çok güzel geldi ve sezonun keyfi resmen tavan yaptı.


Yarış sonu klansmanı:

1. Hamilton McLaren-Mercedes 1.33:53.456
2. Button McLaren-Mercedes + 2.254
3. Alonso Ferrari + 9.214
4. Vettel Red Bull-Renault + 37.817
5. Webber Red Bull-Renault + 39.291
6. Rosberg Mercedes + 56.084
7. Kubica Renault + 57.300
8. Buemi Toro Rosso-Ferrari + 1 tur
9. Liuzzi Force India-Mercedes + 1 tur
10. Sutil Force India-Mercedes + 1 tur
11. Schumacher Mercedes + 1 tur
12. Alguersuari Toro Rosso-Ferrari + 1 tur
13. Hulkenberg Williams-Cosworth + 1 tur
14. Barrichello Williams-Cosworth + 1 tur
15. Massa Ferrari + 1 tur
16. Kovalainen Lotus-Cosworth + 2 tur
17. Petrov Renault + 2 tur
18. Chandhok HRT-Cosworth + 4 tur
19. Di Grassi Virgin-Cosworth + 5 tur

9 Haziran 2010 Çarşamba

Kırmızı Araba 2012'ye Kadar Massa'nın



Bu sezon sözleşmesi biten ve gelecek sene yerine Webber düşünülen Massa Ferrari sözleşmesini yeniledi ve tüm bu söylentilere son verdi.Massa 2012'ye kadar kırmızı arabayla yarışacak.Bu sezonki performansından dolayı eleştirilen Massa'ya bu yenileme iyi gelmiştir diye düşünüyorum.Zira koltuğu sallantıdaydı.Bu iki sene boyunca kırmızı arabanın tadını çıkarsın.

5 Nisan 2010 Pazartesi

Malezya gp 2010 Yarış Sonu

RedBull ve hava durumu bu sefer süpriz yapmadı ve RedBull sezonun ilk 2 yarışında sürekli olarak kaçırdığı dubleyi sonunda yaparak öndeki diğer 2 takıma puan olarak yetişti. Malezya'nın ikliminden kaynaklı 5 yağmurlarına yakalanmamak için (geçen seneki benzeri bir vakadan kaçınmak amacıyla) yarışın 1 saat öne alınmış olması işe yaramış gibi durdu.

Yarışın başlamasıyla daha ilk virajda takım arkadaşı Webber'i geçen Vettel, yarışın sonuna kadar liderlikten inmeyerek çizgiyi geçen ilk isim oldu. Mark Webber ise takibini bırakmayarak 2. olarak takımına dubleyi getirdi.
Sıralama turlarında hüsran yaratan muhteşem 4'lü arka sıralardan yükselmeye çalışırken, birbirlerine ve diğer takımlara karşı verdikleri mücadele ise yarışa renk ve heyecan kattı. Yarışın hüsranı kesinlikle Michael Schumacher ve Fernando Alonso oldu. Arka tekerlekten fırlayan bir somun Schumi'nin yarışını mahvetti, Alonso ise daha formasyon turunda bozulmuş olan vites kutusuyla yarışın büyük bir kısmını götürsede son turlarda beyaz dumanlar eşliğinde yarışa veda etmek zorunda kaldı.
Yarış sonucunda tek tek bir yorum yapmak gerekirse:
RedBull: Hala tam anlamıyla dayanıklılık sorunlarına çare bulabilmiş durumda değiller, yarış boyunca Vettel'in motorunda fazla ısınma olduğuyla ilgili sürekli telsiz konuşmaları geçti fakat ön sırada yarışı rahat götüren Vettel yarışı kazanmasını bildi. Eğer başka bir pilotu arkadan takip ediyor olsaydı büyük ihtimal motor arızası görebilridi.
Ferrari: Alonso'nun yaşadığı vites kutusuna bağlı, motor arızası onlar için bir şok havası yarattı. Bu tip olumsuzlukların dışında hala griddeki en hızlı 3 otomobilden biri olduklarını kanıtladılar.
McLaren: Sezonun ilk yarışında, RedBull ve Ferrarilere göre 1sn civarı yavaş oldukları söyleniyordu. Fakat son iki yarışta diğer takımlara ayak uyduracak hızları olduğunu kanıtladılar.
Mercedes Gp: Görünen o ki onlar için sezon Avrupa'da başlayacak. Önlerinde ki 3 takımdan yavaş olsalarda griddeki kalan takımlardan hızlılar. Sezonun Avrupaya taşınması sonrasında yapılacak geliştirmelerle şampiynluk yarışına renk katacaklar gibi duruyor.
Jenson Button: Avusturalya'da işe yarayan erken pit taktiği, Malezya'da tam anlamıyla çuvalladı. Lastikleri erken bitmiş olması dolayısıyla arkasında ki Alonso'ya direnemiyecek konuma gelmişti. Alonso motor patlatmasaydı büyük ihtimalle de geçilecekti.
Lewis Hamilton: Hala yeni kurallara alışabilmiş değil, pitten çıktıktan sonra yine çok hızlı turlar atarak lastiklerini erken bitirdi, bu sebeple de Sutil'i geçemediği gibi Massa'nın da tehdidiyle karşılaştı sonr turlarda.
Fernando Alonso: Vites kutusu arızasına rağmen çok iyi bir yarış çıkarttı, otomobili arızaya rağmen üst sıralara çıakrttı fakat talihsiz bir patlama sonucu yarış dışı kaldı.
Michael Schumacher: Talihsizlik yaşamasaydı yarışa renk katacak en önemli isim olabilirdi, ama olamadı.
Adrian Sutil: Son 2 sezondur kendisini çok iyi geliştirdi ve arkasında kendisine çarpacak bir Raikkonen'de olmayınca puan alabildi. Hamilton'un ataklarına çok güzel direnerek hala gelecek vaad eden bir pilot konumunda olduğunu kanıtladı.
Robert Kubica ve Nico Rosberg: Yarış boyunca birbirlerinin arkasında, başka pilotlara takılmadan gezen 2'li yarışıda 3-4 olarak bitirerek rahat puanlar aldılar.
Jaime Alguersuari: Geçen sezon hiç F1 arabası kullanmadan yarışmaya başlamıştı. Ürkekliğini üstünden atmış durumda, resmen büyük takımlara göz kırpan bir sürüç gösterdi, rakiplerini her noktada zorlayarak, cesaret gösterisi yaptı.
Yarış klasmanı:
1 Sebastian Vettel Red Bull 1:33:48.412
2 Mark Webber Red Bull + 4.849
3 Nico Rosberg Mercedes GP + 13.504
4 Robert Kubica Renault
5 Adrian Sutil Force India
6 Lewis Hamilton McLaren
7 Felipe Massa Ferrari
8 Jenson Button McLaren
9 Jaime Alguersuari Toro Rosso
10 Nico Hülkenberg Williams
11 Sebastien Buemi Toro Rosso
12 Rubens Barrichello Williams
13 Fernando Alonso Ferrari
14 Lucas Di Grassi Virgin
15 Karun Chandhok Hispania
16 Bruno Senna Hispania
17 Jarno Trulli Lotus
18 Heikki Kovalainen Lotus
19 Vitaly Petrov Renault
20 Vitantonio Liuzzi Force India
21 Michael Schumacher Mercedes GP
22 Kamui Kobayashi Sauber
23 Timo Glock Virgin
24 Pedro de la Rosa Sauber
Yarış içerisinde Hamilton'un pit stopunu 3,5 saniye gibi inanılmaz bir zamanda yapan McLaren Pit Ekibi ise, pit rekorunu ele geçirmiş oldu.

2 Nisan 2010 Cuma

Malezya Gp Öncesi Puan Durumu


Pilotlar:
1 Fernando Alonso Spanish Ferrari 37
2 Felipe Massa Brazilian Ferrari 33
3 Jenson Button British McLaren-Mercedes 31
4 Lewis Hamilton British McLaren-Mercedes 23
5 Nico Rosberg German Mercedes GP 20
6 Robert Kubica Polish Renault 18
7 Sebastian Vettel German RBR-Renault 12
8 Michael Schumacher German Mercedes GP 9
9 Vitantonio Liuzzi Italian Force India-Mercedes 8
10 Mark Webber Australian RBR-Renault 6
11 Rubens Barrichello Brazilian Williams-Cosworth 5


Takımlar:
1 Ferrari 70
2 McLaren-Mercedes 54
3 Mercedes GP 29
4 Renault 18
5 RBR-Renault 18
6 Force India-Mercedes 8
7 Williams-Cosworth 5

24 Mart 2010 Çarşamba

Kimi Desteklesek ???

Spor taraftarları bir evlilikteki çocuklara benzer, ilişki kötüye gittikçe yada ayrılık vakti geldiğinde en çok çocuklar zarar görür. Futbol, basketbol gibi sporlarda genelde taraftarlık takımla bağlantılı olduğu için takım kötü gidince yıkılır taraftar isyan eder. Ama F1'de taraftarların bir kısmı pilotları tutarken bir kısmıda takımları tutar. Bu sebeple 2010 yılı F1 taraftarları için en kafa karıştırıcı ve pek çok hayal kırıklığının yaşanacağı yıl olucak gibi.

Ferrari taraftarlarının göz bebekleri olan, uğruna besteler yaptıkları efsaneleri Schumacher, bir anda ezeli rakipleri Mercedes'te pistlere geri döndü. Peşinde de yıllarca onu desteklemiş bazı hayranlarını da söktü getirdi peşinden. Şimdi yıllarca Ferrariyi desteklemiş bu insanlar Ferrari, Schumacher'i her geçtiğinde üzülmek zorunda kalıcaklar.
Yıllarca Mclaren-Mercedes'i desteklemiş olanlar için ise durum daha vahim. Önce takım 2 ayrı takıma dönüştü. Taraftarlar hangi takımı tutacaklarını şaşırmışlarken, Mercedes koltuğuna yıllardır düşman belledikleri bir Ferrari pilotu olan Schumacher oturdu. Şimdi Mercedes taraftarları yıllardır düşman belledikleri bir adamın kazanmasını isterlerken, diğer yandan da tuttukları takımın geçtiğimiz yıllarda diğer yarısı olan Mclaren'e karşıda bir düşmanlık beslemek zorundalar. Ayrıca Mercedes'in en güvendiği, şampiyonluğu getiren pilotu Jenson Button'da oraya kaçtı.

Jenson Button kendi başınada pek çok takipçisi olan bir pilottu ve takipçileri onun Mclaren'e geçmesine üzülmek yerine pek sevindiler, hemen siyah Mclaren T-shirtlerine büründüler. Herhalde bu sezon transfer olan pilotlar içinde destekçilerinin kafasını en az karıştıran pilot Jenson olucak.

Kesinlikle kafası en çok karışanlar ise İspanyol taraftarlar olucak gibi duruyor. Milli kahraman ilan ettikleri Alonso'nun Mclaren'e geçmesiyle nerdeyse bütün İspanya, Mclaren destekçisi olmuştu öyleki İspanya bankası Santander, Mclaren'in anasponsoru bile oldu. Bu sezon ise Alonso, Ferrari'de ve peşindeki bütün İspanyollarda arkasında. Daha ilk yarıştan bütün İspanyollar'ın Ferrari taraftarı olduğu yetmiyormuş gibi, Santander'de Mclaren'i bırakıp Ferrari arka kanadına geçti.

Sezon sonunda kazanan kim olur bilinmez ama, büyük ihtimalle sezon içinde takım-pilot gidişlerine göre takımlarını değiştiren pek çok taraftar görücez. Elbet hayal kırıklıkları olucak ama eskiden desteklediğin takımın yada pilotun şimdi desteklemekte olduğunu geçmesinden daha acı bir hayal kırıklığıda olamaz herhalde... Daha acı bir hayal kırıklığı için şunu düşünebiliriz aslında: Hakkinen'in son turda patlıyan motoru... İlk yarışı sıkıcı geçsede heyecanlı bir sezon bizleri bekliyor.

15 Mart 2010 Pazartesi

Bahreyn Gp - 2010

F1'de sezon genelde Avrupa'ya adım atılana kadar başlamaz denir, çünkü takımlar Avrupa'daki merkezden uzak olan yarışlara ekipmanları haftalar öncesinden yolluyorlar ve bu süreç sırasında yaşanan yeni gelişmeleri tam anlamıyla araçlar üzerinde uygulayamıyorlar.
Yazıya böyle başladım, çünkü Bahreyn Gp - 2010, beklenenin çok altında hatta pek çoklarına göre son sezonların en sıkıcı yarışı olarak geçti. Yarışın ilk turunda atılan 1-2 spin, bir ara Mclaren'lerin Mercedes'lerin vites kutularına kadar yaklaşmaları ama geçicek hamle yapmaya bile çalışmamaları ve yarışın hayal kırıklığı olan RedBull'un eksozu dışında hiçbirşey yoktu.
Yarışın 2/3'ünü elini kolunu sallaya sallaya lider götüren RedBull'dan Vettel'in birden mekanik arıza yaşaması ve güç kaybetmesi sonucu koparttığı yarışı vermesi günün tek kayda değer olayıydı. Yarış içerisinde Vettel'in pit ekibiyle yaptığı telsiz görüşmesi ise gözyaşartıcak cinstendi:
Sebastian Vettel: please, please , say me can we fix that?
Pit Ekibi: negative, negative.... it's mechanical, sorry.
Eksoz'da yaşanan arıza nedeniyle motor içerisinde ki kirli gazların artmasıyla oluşan güç kaybı Vettel'e, tam 3 sıraya mal oldu ve Vettel yarışı ancak 4. sırada tamamlayabildi. Böylece yarışın başından beri Vettel'i makul bir seviyeden takip eden Ferrarilerde sezonun ilk yarışında doubleye koşmuş oldu. Alonso'da, Ferrarideki ilk yarışını kazanarak hem eski günlerine dönüş yaptı hemde adını tarih kitaplarına yazdırmış oldu.

Araçların ekstradan 160kg ile kalkmaları nedeniyle, dingil mesefesinin uzaması ve araçların arkalarının ağırlaşması sebebiyle, pilotların pek çok virajda (özellikle yarışın ilk bölümlerinde) oversteerdan kaçınmak adına virajları daha dikkatli aldıklarını gördük.
Ferrariler ve Vettel yarış boyunca gerçekten çok hızlılardı, benzin yükünün azalmasıyla birlikte Mclaren'lerinde onlara uyum sağlayabildikleri gözlemlendi, Mercedeslerde iyi bir yolda olduklarını kanıtladılar. Sezon Avrupaya taşındığında, eğer takımlardan biri taşları yanlış oynamazsa, birbirine denk hızlarda 4 takım görebilirz. Benzin kullanımını minimuma çektik diğer takımlardan daha az benzin kullanıyoruz bu sayede de ağırlıktan kazanç sağlıyacaz diyen Renault'un da benzin tüketimini kısarken, motor gücünüde kıstığına şahit olmuş olduk.
Araçların benzin yükü azaldıkça araçlar çok daha hızlanıcak, böylece yarışın sonları mükemmel geçicek tezine karşı olarakta bu yarışta şu yüzümüze vurulmuş oldu ki; araçların depoları tamamen doluyken motor gücü vb koşullardan kaynaklı farklar o kadar önem kazanıyor ki, tüm araçların hız kazandığı son turlar bu açığı kapatmak için yetmiycek gibi duruyor.


Yarış Sonu Klasmanı:
1 Fernando Alonso Ferrari 1:39:20.396
2 Felipe Massa Ferrari + 16.099
3 Lewis Hamilton McLaren + 23.182
4 Sebastian Vettel Red Bull + 38.799
5 Nico Rosberg Mercedes GP + 40.213
6 Michael Schumacher Mercedes GP + 44.163
7 Jenson Button McLaren + 45.280
8 Mark Webber Red Bull + 46.360
9 Vitantonio Liuzzi Force India + 53.008
10 Rubens Barrichello Williams + 1:02.489
11 Robert Kubica Renault + 1:09.093
12 Adrian Sutil Force India + 1:22.958
13 Jaime Alguersuari Toro Rosso + 1:32.656
14 Nico Hülkenberg Williams
15 Heikki Kovalainen Lotus
16 Jarno Trulli Lotus
17 Sebastien Buemi Toro Rosso
18 Pedro de la Rosa Sauber
19 Bruno Senna HRT
20 Timo Glock Virgin
21 Kamui Kobayashi Sauber
22 Vitaly Petrov Renault
23 Lucas Di Grassi Virgin
24 Karun Chandhok HRT

13 Mart 2010 Cumartesi

Bahreyn - Sıralama Turları

Sezonun ilk sıralama turları atıldı ve ilk grid pozisyonları belirledi. Pol pozisyonda ise geçtiğimiz 2 sezonun yükselen değeri Sebastian Vettel var. Sıralama turlarını izleyemediğim fakat sıralama turları zaten pek heyecanlı geçmemiş. Fakat zaman ekranına bakara da sezon hakkında bir ön bilgi çıkartabiliriz.

Sıralama:
1 Sebastian Vettel Red Bull 1:54.101
2 Felipe Massa Ferrari +00.141
3 Fernando Alonso Ferrari +00.507
4 Lewis Hamilton McLaren +01.116
5 Nico Rosberg Mercedes GP +01.140
6 Mark Webber Red Bull +01.183
7 Michael Schumacher Mercedes GP +01.423
8 Jenson Button McLaren +01.571
9 Robert Kubica Renault +01.784
10 Adrian Sutil Force India +02.208
-------------------------------------
11 Rubens Barrichello Williams +01.229
12 Vitantonio Liuzzi Force India +01.552
13 Nico Hülkenberg Williams +01.756
14 Pedro de la Rosa Sauber +02.136
15 Sebastien Buemi Toro Rosso +02.164
16 Kamui Kobayashi Sauber +02.169
17 Vitaly Petrov Renault +02.518
-------------------------------------
18 Jaime Alguersuari Toro Rosso +02.970
19 Timo Glock Virgin +05.627
20 Jarno Trulli Lotus +05.751
21 Heikki Kovalainen Lotus +06.212
22 Lucas Di Grassi Virgin +06.486
23 Bruno Senna HRT +09.139
24 Karun Chandhok HRT +10.803


Gridin sonunda ki yeni kurulmuş takımlardan oluşan bölümün yediği farklara baktığımızda, bu takımların beklenenden daha yavaş olduklarını görüyoruz, gp2 araçlarından sadece 1-2 saniye kadar hızlılar ki eğer bu takımlar sezon boyunca bu hızda olucaklarsa FIA'nın eski kurallardan olan, sıralama turlarında aşırı yavaş olan pilotların yarıştan elenmesi kuralını geri getirmesi gündeme gelebilir.
Ön sıralarda da pek çok hayal kırıklığı vardı, benzin tüketimini minimuma çekmiş olan Renault'un bu arada motor gücünüde bayağı azalttığı rakamlardan da yeterince belli oluyor.
Gridin ön tarafı ise tam bir fiyasko durumunda; 1. Vettel ve 4. Hamilton arasında ki fark +1.116sn ki bu normal bir sezonda ilk 10'un neredeyse sığacağı bir aralık. Eğer ki yarışta da durum bu şekilde olursa geçen seneki Brawn - RedBull uçuşu gibi bir Ferrari - RedBull uçuşu görebiliriz ki bu da yarışların keyfini kaçırır. Mclaren ise motor gücünde gayet geriye düşmüş gibi duruyor, yarışın yavaş bölümlerinde, rakiplerinin gerisinde kalması ciddi bir motor gücü sorununun olduğunun işareti.
Tabiki sıralama turları üzerinden yorum yapmak şimdilik gereksiz, çünkü yarın araçlar yaklaşık 160kg benzinle ve ona göre lastiklerle start alıcaklar, ayrıca pit taktikleride tamamen değişmiş olucak...

Herşeye bir kenara bırakıp yarın saat 14:00'ı bekliycez.... Hoşgeldin F1.

1 Mart 2010 Pazartesi

20 Ocak 2010 Çarşamba

F1 2010 sezonu ön incelemesi

2010 sezon testleri 1-3 Şubat arasında Valensiya'da ardından 10-13 ve 17-20 Şubat arasında Jerez'de devam edip 25-28 Şubat tarihleri arasında yapılacak Barselona testlerinden sonra bitecek. Geçen sezonda olduğu gibi mali kaynakların kısılma çabasından dolayı bu sezonda testler 15,000km ile sınırlanmış olarak yapılacak.
Testler başladığında sezonun ilk bölümü (Avrupa'ya gelene kadar) de büyük oranda şekillenmiş olacak. Testler başlamadan takımları araçları ve pilotları bakımından genel hatlarıyla masaya yatıracak olursak:

Vodefone Mclaren:
Mclaren ile Mercedes ayrılmış olmasına rağmen takım hala Mercedes motoru kullanmaya devam ediyor. Tabiki üretici firma, artık ortağı olmadığı için motor konusunda geçen seneki kadar rahat bir Mclaren beklenmiyor bu sezon. Yinede Mclaren'in elinde gayet hızlı ve dengeli bir şase ve Mercedes'in yıllar içinde takımda bırakmış olduğu disiplin var.
Pilot seçiminde 2 İngiliz: Hamilton ve Button, tercihini yapan takım; bu bakımdan gridin en formda pilot kombinasyonuna sahip görünüyor. Ayrıca 2 pilotun da İngiliz olması nedeniyle daha önce yaşanmış olan Alonso-Hamilton kavgası gibi kavgaların olması beklenmediği gibi pilotlar arasında bir arkadaşlık havası da hakim gibi görünüyor.
İngilizlerin ekonomik desteğini de arkasına almış olan takımın sezon öncesi tek dezavantajı; yıllardır birlikte çalıştığı Mercedesten ayrılmış olması.

Mercedes Gp Petronas
Uzun süredir kendine ait bir takım hayalleri kuran Mercedes, en sonunda nihai hedefine ulaşarak Brawn Gp'yi sezon sonunda satın aldı. Brawn geçen sene şampiyon olmuş olmasına rağmen maddi imkansızlıklar nedeniyle sezon içi şasi geliştirmede diğer takımların arkasında kalmıştı, Mercedes'in maddi desteğini arkasına alan takım bu konuda geliştirmelerine devam ediyor.
Nico Rosberg, Micheal Schumacher şeklinde 2 Alman pilotu bünyesine katan takımda, 1. 2. pilot uygulaması kaçınılmaz gibi görünüyor. Nico Rosberg şu ana kadar performansıyla takımını alıp götürüp şampiyon yapabilecek bir pilottan çok takımına puan kazandıran 2. pilot olabilecek bir görüntü çizdi. ( bu Nico kötü pilottur demek değil, Nico yarıştığı her yarıştan puan alma kapasitesine sahip bir pilot). Schumacher ise tamamen kapalı kutu, 3 yıl aradan sonra tekrardan koltuğa oturduğu için nasıl bir performans göstereceği tamamen belirsiz.
Takımın genel olarak avantajı, geçen sene şampiyon olan şasi-motor kombinasyonunun ortaklığının büyüyerek devam ediyor olması. Dezavantajı ise şampiyon pilotu ellerinden kaçırıp, Schumacher'i getirmeleri. Diğer yandan ise Schumacher'in de dönüşüyle Alman desteğinin yanına ciddi bir hayran kitlesi de koymuş oldu takım.

Scuderi Marlboro Ferrari
2009'dan ümidi kestikleri andan itibaren 2010 sezon şasisine yönelinmiş olması, 2010 için Ferrari'yi tekrardan iddalı takımlar arasına sokuyor. Yılların verdiği tecrübeyi kullanan ve takım içinde pek değişikliğe gitmemiş olması Ferrari hanesinde büyük avantaj olarak gözüküyor.
Pilot seçimlerinde; geçen sezeon yaşadığı sakatlığın ardından tekrar pistlere dönmüş olan Massa'nın yanına şampiyonluk stresini kaldırabilecek Alonso'yu oturtan Ferrari, 2 pilot konusunda iyi bir ikili oluşturmuş gibi duruyor. Mclaren'de 1. 2. pilot kavgası yaşayan Alonso, ne kadar Ferrari'de mutlu olduğu izlenimi verniş olsada, sezon içinde 2. pilotluğa atılırsa vereceği tepki ise merak konusu.
Takımın pek değişikliğe gitmemiş olması ve 2010 geliştirmelerine erken başlamış olması bu sezon Ferrari için en büyük avantaj.

Red Bull Racing
Renault motor desteğine sahip takım, geçen sezon bir yandan şampiyonluk mücadelesi içindeyken, diğer yandan da tüm mali kaynaklarını kullanıp 2010 geliştirmelerini aksatmadan götürmüştü. Bu sezonda üst sıralar için çekişebilecek bir izlenim içinde duruyorlar.
Pilotlarını değiştirmeyerek; deneyimli Mark Webber ve F1'in yükselen yıldızı Sebastian Vettel 2lisiyle devam eden takım, pek çok takımdan daha istikrarlı bir çizgiye sahip bir pilot kombinasyonuna sahip.
Takımın genel avantajı ise geçen seneki başarılı kadrolarından hiç birşey değiştirtirmeden aynı çizgide yollarına devam ediyor olmaları.

Force İndia F1
Mali sıkıntılarına rağmen geçen sezonun son döneminde atağa kalkan ve beklenmedik sonuçlara imza atan takım bu sezonada orta sıralar için iddalı bir şekilde giriyor.
Pilot kombinasyonunu değiştirmeden; Sutil ve Liuzzi ile devam eden takım özellikle Sutil'den önümüzdeki sezon çok şey bekliyor.

Renault F1
Çifte şampiyonluğun ardından bocalama dönemine giren takım hala bu dönemi atlatamamış durumda gözüküyor. Geçen sezon ortaya çıkan skandalın ardından, kriz yönetemeyerek hala toparlanamayan takım bu sezon anca orta sıralar için çekişecek gibi görüyor.

Muhtemel Sezon Sonu Tablosu

1- Scuderia Ferrari Marlboro
2- Vodefone Mclaren
3- Mercedes Gp Petronas
4- Red Bull Racing
5- Force İndia F1
6- Scuderi Toro Rosso
7- BMW Sauber
8- Renault F1
9- AT&T Williams
10- Lotus F1
11- Virgin Racing (Manor Gp)
12- Campos Meta
13- Us F1 Team

Dipnot: Bu liste test sezonu öncesi olduğu için, hiçbir sayısal veriye dayanmadan, takımların 2009 geliştirmeleri ve pilotların geçmiş performansları göz önünce bulundurularak oluşturulmuştur.

12 Aralık 2009 Cumartesi

Schumi Mercedes Gp'de (mi?)


Bild gazetesinin son dakika haberine göre; Mercedes Gp, Schumacher'i F1'e dönmeye ikna etmeyi başarmış ve arada kalan son pürüz olan Schumacher'in Ferrari ile olan danışmanlı anlaşmasının fesh edilmesi durumuymuş. Ferrari ile olan kontratın fesh edilmesi hususunda ise sadece pürüzler kalmış.
Hali hazırda Mercedes GP Schumacher'le ilgilendiği haberlerini yalanlananın aksine, kendisinin kadrolarında görmek istedikleri bir pilot olduğunu söylüyordu. Yıllar önce Mclaren-Mercedes döneminde efsane CEO Ron Dennis Schumacher'le masaya oturmuş ve ufak bir pürüz yüzünden anlaşamadıklarını söylemişti. Ufak olan pürüz ise kasklarda ki reklam gelirleri üzerineydi. Schumacher kask üzerine kendi istediği reklamları alacağını ve gelirin kendisine ait olacağını söylerken, Ron ise bu konuda takımın belirli kurallarını olduğunu söyleyip itiraz etmiş ve Schumacher Mclaren'e geçmek yerine Ferrari'de kalmıştı.

Schumacher 2009 sezonu ortasında Massa'nın sakatlığı döneminde tekrardan Ferrari koltuğuna oturacağını söylemiş fakat daha sonra boyun ağrılarını şikayet ederek vaz geçmişti.

3 Aralık 2009 Perşembe

13 takım 26 araba

BMW Sauber 2009 sezonu ortasında Concorde Anlaşmasını imzalamamış ve 2010'da yarışmak istemediğini belitmişti. Daha sonra bu kararından döndüğünde ise FIA'dan geç kaldınız seneye yarışacak takım başvuruları çoktan yapıldı artık geri dönüşünüz yok cevabını almıştı. Fakat Toyota'nın F1'den çekilmesi sonucu oluşan boşluğa Sauber hemen sıvışı verdi.

2009 sezonu öncesi F1de maliyetler çok yükseldi pek çok takım çekilmeyi düşünüyor şeklinde demeçler verilirken, küresel mali krize rağmen 2010 sezonu için tam 13 takım yani 26 otomobil görücez gridde.
Sezon öncesi durumlara bakalırsa bu sene şampiyonluk için çekişecek 4 takım diğerlerine göre çok güçlü olarak lanse ediliyor:
-2009 sezonundan ders çıkartan ve Alonso'yla kadrosunu sağlamlaştıran ve yeni sponsor desteklerini arkasına alan Ferrari
-Mercedes'le olan anlaşmasına son vermesine rağmen İngiliz gücünü arkasına alan Mclaren
-Son şampiyon Brawn GP'yi satın alarak, maddi krizde olan takıma atılım yaptıran Mercedes GP
-Geçen sene şampiyonluğu kovalarken bile 2010 gelişmelerini aksatmıyan RedBull
Şampiyonluk yarışı beklenildiği gibi olursa yıllar sonra büyük bir heyecan bizleri bekliyor. Ayrıca 26 aracın birden start alacağı ilk turların geçiş ve kazalar açısından gayet zevkli bir hal alacacağının göstergesi.

Bu sezon Gridde yer alıcak takımlar:

- Vodafone Mclaren Mercedes
-Jenson Button (1)
-Lewis Hamilton (2)
-Mercedes Gp
-Nico Rosberg (3)
-???
-RedBull Racing
-Sebastian Vettel (5)
-Mark Weber (6)
-Scuderia Ferrari Marlboro
-Felipe Massa (7)
-Fernando Alonso (8)
-AT&T Williams
-Rubens Barrichello(9)
-Nico Hülkenberg (10)
-Renault F1 Team
-Robert Kubica (11)
-???
-Force India F1 Team
-Adrian Sutil (14)
-Vitantonio Luizzi (15)
-Scuderia Toro Rosso
-Sebastian Buemi (16)
-???
-Lotus F1 Racing
-???
-???
-Campos Meta
-???
-Bruno Senna (21)
-US F1 Team
-???
-???
-Virgin Racing
-Timo Glock (24)
-???
-Sauber
-???
-???

13 Kasım 2009 Cuma

F1'den ısmarlama sezon (2009)

F1 2009 sezonu acısıyla tatlısıyla; yarışlarda pek zevk vermeyen ama puan sıralamasında sezonun ortasına doğru azıcık bir zevk vermiş olan, takımların kendilerini geliştirmelerinden başka birşey göremediğimiz bir sezon olarak bitti. Sezonun galibi, hiç beklenmedik şekilde, F1'deki ilk senesini geçiren Brawn Gp ile Jenson Button oldu.
Sezon baştan sona FIA'nın tasarısı gibiydi aslında. Schumacher ve Hakkinen gibi efsane pilotların sporu bırakmaları üzerine zaten azalmaya başlayan ve bu azalmayı pistlere giden seyirci sayısındaki düşüşle belli olunca ve bu ilgi azalmasının üzerine malum ekonomik krizde gelince; FIA'nın seyirci desteğini yüksek tutmakdan daha büyük bir sorunu ortaya çıkmıştı: Takım desteğini sporda tutmak. İşte bu amaç doğrultusunda sezonun ilk bölümlerinde ufak takımların bazı ufak kayırmalarla üst sıralara yükseldiğini ve bariz şekillerde hızlı olduğunu; büyük takımların ise sezonun sonlarına doğru sazı ellerine almaya başladıklarını ama yetişemediklerini gördük.
Peki sezon içinde neler izledik? Sezonu bir bölümündeyken sıkılıp takip etme konsantrasyonumu düşürsemde aklımda kalanları bazı maddeler halinde sıralıyacağım.

**Sezonun daha ilk yarışında başda Brawn olmak üzere bazı takımların adeta uçarcasına gittiklerini gördük (uçarcasına fark McLaren için tur başına +2sn civarında çok büyük bir farktı). Sezonun başında bu farkın çift difüzör sisteminden kaynaklandığı ortaya çıktı ve takımlar bunun kurallardaki bir boşlukdan dolayı olduğu iddasıyla FIA'ya başvurdular. Ve FIA'da 'kurallarda çift difüzör sistemi tam anlamıyla kullanılamaz demiyor o sebeple kullanılabilir' tarzında bir cevapla herkesi şok etti. Buna benzer durumlarda geçmişte neler yaşanmıştı:

-2003 yılında Michel lastik skandalı: Kurallarda lastiklerin ebatları net olarak belirtilmesine rağmen bu ölçülerin yarışın başında mı sonunda mı ölçüleceğine dair net bir kural yoktu. Michel'in lastikleri yarış esnasında ısıyla genleştikleri için 'Ferrari bu konuda itiraz etmiş ve haklı bulunmuştu. Michel'in ise bu olaydan sonra ki yarışlar için alalacele bir hamur üretip takımlara sunmuş ve performans kaybına sebep olmuştu.

-2006 Ferrari- Renault süspansiyon skandalı: Şampiyonluk için Ferrari ve Renault kafa kafaya çekişirken, iki ekibinde araç ön süspansiyonu içinde bulunan ve süspansiyonu dengeliyen bir ağırlık parçası kurallara uygun olmadığı gerekçesiyle sezon ortasında kaldırtılmış ve takımlar bir sonra ki yarışa kadar yeni süspansiyon tasarlamak durumunda bırakılmışlardı.
Akılda kalan bu olayların ışığında BranwGp vb. takımların çift difüzör yüzünden sistem değişikliği durumunda bırakılmamaları ve bunu kendilerine avantaj olarak kullanmalarına izin verilmesi FIA adına üzücü bir karardı.

** Yine sezonun ilk yarışında (Avusturalya GP) yarışın orta bölümlerinde bir kaza meydana geldi ve araçlardan biri pist içi olarak tabir edilebilecek asfalt alanda kaldı ve ne hikmetse güvenlik aracının piste girmesine 1 tur sonrasında karar verildi. Bu tur içinde ise BrawnGpler hemen pite girip çıktılar ve ardından gelen güvenlik aracı turunda bu taktikleri sayesinde avantaj yakaladılar.
F1'deki daha önceki izlenimlerimde gördüğüm ise araç tam tehlike arz etmiycek şekilde çim alanda bile kalsa çekilmesi zor durumdaysa güvenlik aracının kaza olduğu anda pite girdiğiydi. Ama Avusturalya'da hiçte öyle bir durum olmadı.

Sonuçda FIA; Ross Brawn bir gücün başta olduğu Brawn Gp ve Redbull gibi güçlü ekonomiye sahip takımların ilgisini F1 üzerine çekmek durumundaydı ve bunda da gayet başarılı oldu ama bizlere gayet entrikalarla dolu bir sezon izlettiler.

F1 2009 sezonunda hiç mi güzel bişey yoktu, hiç mi kazana olmadı denilirse? 2009 sezonunun kazananı kesinlikle Vettel'dir.
Sezonun kaybedeni ise talihsiz bir kaza geçiren: Massa'dır.

12 Kasım 2009 Perşembe

Alonso'dan Ferrari Çıkarması



Alonso 2010 sezonundan itibaren yarışacağı Ferrari'ye ilk ziyaretini yaptı.Daha resmi olarak Renault dan ayrılmamasına rağmen 2010 hazırlıklarını yerinde görmek için fabrikaya gitti.Yeni sezon onun için yeni bir sayfa olacağından işi sıkı tutuyor gibi duruyor.Alonso yeni takımında başarılı olmak isteyecektir.Bunu içinde takımla bir bütün olmak gerektiği bilen Alonso fabrikaya ziyaret etmiştir.İlk olarak takım çalışanlarıyla birlikte olan Alonso daha sonra takım patronu Luca di Montezemolo ile bir araya geldi.
Ne diyelim.Alonso'ya yeni takımında o büyük ünvana bir daha erişme fırsatını bulur.Dörtle gözle bekliyoruz.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails