derbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
derbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2011 Çarşamba

Fenerbahçe- Beşiktaş Derbi Analizi


Kadrolara bakacak olursak;
Fenerbahçe, haftalardır istikrarı ve oyun yapısını sağlamış ideal kadrosuyla sahadaydı. Defans hattında Gökhan-Lugano-Yobo-Santos. Orta sahada ideal üçlü olarak görülen; Emre- Selçuk - Mehmet Topuz. Hücum hattın da ise yavaş yavaş oturmaya başlamış üçlü olarak; Alex- Dia - Niang.

Beşiktaş ise Schuster'in sürekli rotasyonu ile değişen kadro yapısı nedeniyle ideal kadronun belirsizliği içinde sahaya çıktı. Kalede Hakan Arıkan'ın güven vermemsi ve Cenk'in sakat olması nedeniyle aylardır oynamayan Rüştü sahaya çıktı. Defans hattı İbrahim Üzülmez'in gönderilmesiyle formaya kavuşan İsmail, ortada Ferrari- İbrahim Toraman, sağ bekte ise yabancı sınırlamasına takılan Hilbert yerine Ekrem Dağ. Orta saha üçlüsü olarak Beşiktaş'ın ideali denebilecek; Ernst - Necip - Guti. Hücumda ise Portekiz tayfası Quaresma- Simao - Almeida.



Maçın temel gidişatından önce, taktiksel olarak yorumlayacak olursak;
Aykut Kocaman haftalardır Dia'yı ters kanatta oynatarak hızıyla birlikte ceza sahasına girme özelliğini kullanmaya çalışıyor. Beşiktaş'ta özellikle Quaresma'nın defansa yardım etmeyen yapısı nedeniyle, Simao sağ kanada geçene kadar ki 30dklık bölümde bu taktikle başarılı da oldu. Ayrıca Dia'nın hızlı fakat çabuk yorulan bir oyuncu olması nedeniyle de bu taktik maç boyunca uygulanamadı.

Sakat olarak sahaya çıkan Gökhan Gönül'ün kanadı Beşiktaş'ın hızlı ve teknik kanat oyuncuları (Simao ve Quaresma) için maden olabilecek bir bölgeydi fakat Mehmet Topuz maç boyunca hücumdan ziyade bu kanattaki atakları engellemeye yönelik oynayınca Fenerbahçe sağ kanadını defansif olarak kapatmış oldu. Fakat üzerine gidildiğinde açıklar verebilecek İsmail'i de bu sebepten dolayı zorlayamadı ve iki takım içinde o kanat ( Beşiktaşa göre sol Fenerbahçe için sağ kanat) maç boyunca pek işlemedi.



Dia'nın da Quaresma gibi geriye pek dönmeyen bir oyuncu olması nedeniyle Quaresma'yı Santos'un üzerine salmayı düşündü Schuster fakat geride Dia'nın sürekli bindirmeleri sebebiyle hapsolan Ekrem, Quaresma'ya ilk 30 dk boyunca yeterli desteği veremedi. Bu dakikalarda hücum yerine defansı ön planda tutan Santos da Quaresma'ya göz açtırmadı. İlerleyen dakikalarda bu kanatta etkili olmaya başlayan Simao ve Quaresma ( zaman zaman kanat değiştirmeleri sebebiyle) topu kanatlara taşıyarak tehlike oluşturmaya başladılar fakat defans hattı sebebiyle bir türlü içeriye yönelemeyerek daha çok kanat ortaları veya çaprazdan şutlarla pozisyon bulmaya çalıştılar.

Fenerbahçe de en tehlikeli isim Alex olarak gözükürken, Beşiktaş'ta da en tehlikeli isim olarak Guti gözüküyordu. İki takımın da teknik direktörleri bu oyuncuları durdurmanın yolu olarak başlarına bir oyuncu dikmeyi tercih ettiler. Necip oyundan çıkana kadar özellikle 30-65. dakikalar arasında Alex'e göz açtırmadı ki bu dakikalar arasında Beşiktaş sahada bariz şekilde Fenerbahçe'ye göre üstün taraftı. Zaten Necip'in çıkmasıyla serbest kalmayı başaran Alex'de 10dakika içinde 3 gol atmayı başardı. Diğer tarafta da Selçuk, Guti'ye yapışık oynamaya çalıştı. Maçın başında ilk karşılaşmalarında Guti'yi faul yaparak durdurmayı başaran Selçuk daha sonraki pozisyonlarda ise başarılı bir şekilde Beşiktaş'ın ortasahadan Guti ile top dağıtmasını engelledi.



Herkesin ortak görüşü olarak derbi 2 devre değil 3 devre halinde oynandı: 30-30-30 şeklinde.
İlk 30 dakika:
Fenerbahçe, bu sezon gösterdiği deplasman performansından çok farklı bir şekilde oyunu rakip sahaya yıkarak ve hızlı hücumlarla başladı. 5. dakikada Alex'in kullandığı serbest vuruşta Necip'in ters kafa vuruşu ile öne geçen Fenerbahçe skor avantajını da arkasına alarak oyuna hkim oldu. Ekrem madenini iyi değerlendiren Dia, Niang'ın da o bölgeye kayarak etkili oynaması sonucunda 30 dakika boyunca Beşiktaş defansını adeta dağıttı. Üst üste ataklarla Beşiktaş kalesinde tehlike oluşturan Fenerbahçe'nin bu dakikalarda şans yanında değildi, Rüştü kalesinde devleşirken, Dia'nın da karşı karşıya da şutu direkten döndü.

Dia'nın direkten dönen şutu Beşiktaş için bir kırılma anı oldu. Hareketli oyunuyla pozisyon bulan Fenerbahçe bir türlü golü bulamayınca yorulmaya başladı ve ileri üçlü ile ortasaha arasındaki mesafeler artmaya başlayınca, ortasaha Beşiktaş hakimiyetine geçti.



İkinci 30. dakika:
30. ile 60. dakikalar arasında top sürekli olarak Beşiktaş'taydı. Ortasaha hakimiyetini alan Beşiktaş, Fenerbahçe kalesine hucümlar başlatmaya başladı. Fakat Fenerbahçe'nin uyumlu defans yapısı nedeniyle ceza sahasına girmekte zorlanan siyah beyazlılar hızlı oyuncularıyla kanat varyasyonları ve teknik ayaklarıyla uzaktan şutlarla gol aramaya başladılar. Gol ise Santos'un bölgesini kaybetmesi sonucu topla buluşan Ekrem'in hayatının şutunu atmasıyla geldi. Ekrem topu önüne alıp Santos'un dengesiz müdahalesinden sıyrıldığında herkesin dediği şey "vurma, Ekrem"di fakat sol ayağı ile güzel vuran Ekrem jeneriklik bir gol attı.
Soyunma odasına, baskı kurmanın ve beraberliği yakalamanın moraliyle giden Beşiktaş 2. yarıya da etkili başladı. 2. yarının hemen başında Simao'nun frikiği barajdan sekip İbrahim Toraman'ın önüne düştüğünde Beşiktaş geriye düştüğü maçta 2-1 öne geçiyordu. Bu dakikadan sonra Beşiktaş gerçekten hücum yapmaya başladı. Bir anda sezon başındaki görüntüsüne dönen ve açık vermeye başlayan Fenerbahçe defansı, Beşiktaş'ın hızlı oyuncuları karşısında çaresiz kalmaya başladı. 60. dakika da Toraman'ın arapasına hareketlenen Almeida, Volkan ile karşı karşıya kaldığı müsait pozisyonda Volkan başarılı bir hamle ile topu çelmeyi başardı. Bu kurtarış maçın 2. kırılma anı olduve rüzgarın tekrardan diğer yöne esmeye başlamasına sebep olacak hamlenin başlangıcı oldu.




Son 30 dakika:
Volkan'ın kurtarışından 3 dakika sonra ceza sahası içinde topsuz alanda Lugano'ya dirsek atan Ferrari hem takımını 10 kişi bıraktı hem de penaltıya sebebiyet verdi. Maç başından beri birbiriyle didişen bu ikilinin psikolojik savaşından galip çıkan Lugano rakibine bir maçta yaptırılabilecek en büyük hatayı yaptırttı.
Penaltıda topun başına geçen Alex her zamanki köşesine topu bırakırken, Rüştü 3-5cm daha uzun olsaydı topu çıkarabilecek kadar güzel bir atlayış gösterdi. Maç 2-2'ye gelmiş ve Beşiktaş 10 kişi kalmışken maçın seyrini değiştirecek hamle Schuster'den geldi; tartışmalı bir şekilde kadroya yedek stoper almayan Schuster, Necip'i çıkartarak Aurelio'yu stopere çekti. Aslında kırılma anı da bu oldu; Necip'in markajı altında etkin olamayan Alex, Necip'in çıkmasıyla sazı eline aldı ve demoralize olmuş rakibi karşısında takımını 2 farklı öne geçiren golleri art arda ağlara yolladı.



Aslında 2 taraf için de teknik adamların süper bir yönetim sergilediğini söylemek doğru olmaz.
Aykut Kocaman haftalardır oynattığı ve takımı uydurduğu taktiğinden ödün vermeyerek doğruyu yaptı. Fakat maçta Beşiktaş'ın hakim olduğu dakikalarda takımına müdahale edemedi. Semih'i kenarda ısınmaya yolladığı dakikalarda kazanılan penaltı ve sonrasında Alex'in art arda attığı goller nedeniyle bu hamlesinden vaz geçti.
Schuster için de sahaya çıkarttığı kadro açısından bişey söylemek pek doğru olmayabilir. Fakat yedek tercihleri yanlıştı; Fenerbahçe karşısında hayatının maçlarını oynamış Bobo yedeklerde bile yoktu, aynı şekilde defansın as oyuncusu gösterilen Sivok da maçı evinden izliyordu. Takım 10 kişi kaldığında yedek stoperi olmadığı için Aurelio'yu o bölge için oyuna soktu ama Alex'in 2. golünde yaptığı hata fazlasıyla acemiceydi. Ayrıca Alex'i marke eden Necip'i oyundan çıkartıp Aurelio'yu alması anlamsızdı, ileri uçtan birini çıkartıp defansif oyuncu olarak yetenekli ve hızlı silahlarıyla kontraatağa dönebilirdi. Ayrıca Beşiktaş'ın bu kadar çabuk demoralize olması da Schuster'in takım içi dengeleri iyi oturtamadığının bir göstergesi.

Bana göre maçın adamı sıralaması;
1- Alex: 3 gol 1 asistle oynadı ve Fenerbahçe'nin ilk ve son 30 dakikada yakaladığı tüm ataklarda onun pasları vardı. Ayrıca çok klas bir gol attı (4. gol)
2- Rüştü: İlk 30 dakika içinde Fenerbahçe'nin farka koşmasını tek başına engelledi, penaltıyı da az kalsın kurtarıyordu. Tecrübesini maç boyunca konuşturdu.
3- Volkan: Büyük maçların oyuncusu olduğunu yine gösterdi. Defansın hata yaptığı dakikalarda farkın açılmasını önleyerek takımının oyuna tutunmasını sağladı.

18 Ekim 2010 Pazartesi

Servet vs Baros, Yönetim vs Rijkaard

Servet'in, kısıtlı yetenekleri bu ülkede futbolla ilgilenen herkesin bildiği bir durum fakat Servet'i milli takıma çıkartan, önceki senelerde takımı için değişmez adam yapan şey oynama azmi, tekmeye kafa uzatacak yapısıydı. Fenerbahçe'den ayrılıp Galatasaray'da kendisini bulduğu sezonda, herkesin taktir ettiği şey Servet'in pek çok sakatlığı olmasına rağmen 90 herşeye rağmen oynamak için çabalıyor oluşuydu. Yoksa Servet, hızlanmamış yada kıvraklaşmamıştı, hala ayağına top geldiğin taraftar bir an önce kaptırmadan birine pas atsın diye gözüne bakmaya devam ediyordu.

Neyse, Servet'i zaten bilen biliyor. Geçen sene yavaş yavaş gözden düşmeye başlayan Servet, sezon sonunda Marsilya'dan yılan hikayesine dönen transfer teklifi aldı, Marsilya'da değişen yöneyim nedeniyle gidemedi. Servet'inde kafası büyük oranda Avrupa'da oynama hayallerinde kalınca Rijkaard'ın gözünden düştü. Rijkaard, Servet arasındaki bu soğukluk, 2 hafta önce Servet'in kadrodışı bırakılmasına kadar da devam etti.

Gelelim, Galatasaray-Ankaragücü maçına; Rijkaard, denize düşan yılana sarılır misali Servet'e güvenmek zorunda kaldı ve maça ilk 11'de başlattı. Maskeyle oynadığı maçlarda zaten fiziğini düzgün kullanamayan Servet, mental olarak da maça hazır olmayınca takımının en zayıf halkası ve takımı yakan kişi konumuna gelmiş oldu. Hareketlerde art niyet aramak haksızlık yada kolay yol gibi görünebilir fakat Servet'in bugün oynadığı oyuna baktığımızda insan ister istemezi arasının soğuk olduğu Rijkaard'ı göndermek için mi bu kadar kötüydü sorusunu sormadan edemiyor. Yinede profesyönel ve milli takımda oynayan bir futbolcu için bunları düşünmek gerçekten acı verici bir durum.
Takımın kalanı çok mu iyidi de Servet takımı yaktı olarak düşünecek olursak eğer, Baros'u ayrı bir yere koyarsak; Galatasaray yine son zamanlarda alışkanlık haline getirdiği şekilde ruhsuz ve pek istekli olmayan bir oyun yapısındaydı. Ortasahada Mustafa Sarp'ın kendisinden bekleneni yapıp ileri çıkıp, hücumda takımını rahatlatmak istediği zamanlar oldu, fakat o bölümlerde de hatalı paslarına devam ettiği gibi geri gelmesi sorun olunca ortasahada takımın açık vermesine sebep oldu. Diğer yanda ise maça kaptan olarak çıkan Ayhan Akman, sarı kartı olmasına ve takım 10 kişi olmasına rağmen topsuz alanda rakibiyle didişmeye devam ediyordu.Aslında Galatasaray'da son zamanki kriz içerisinde değişen pek bişey yoktu sahada.
Baros'u ayrı bir yere koymuştuk; Servet hata yaptıkça Baros adeta çoştu, takımda ayakta kalan tek oydu, galibiyete inanan da, fakat tek bir oyuncunun çıkıp maç kurtardığı dönemlerin artık geride kaldığı dünya futbol mantalitesinde Baros yapabilceği maksimum şeyi yaparak attığı 2 golle takımının ümitlenmesini sağlasada, defans olarak dökülen ve toplu ileride tutamayan Galatasaray 2-4 mağlup olmaktan kurtulamadı.
Geçen sezona hızlı başlayan, sezon ortasından itibaren ivmesini kaybeden, Avrupa Ligi'ne elemelerde veda eden ve sezona düşüşü devam ederek başlayan Galatasaray'da; Ankaragücü karşısında alınan mağlubiyet ve oynanan isteksiz futbol nedeniyle Rijkaard eleştirilen isimlerin en başında gelmeye başladı ve Galatasaray Yönetimi yarın olağanüstü toplanarak bu konuların görüşüleceğini açıkladı.

Halbuki, sezon başında Adnan Polat, NTVspor'da canlı yayına çıkarak, ne olursa olsun Rijkaard'ın arkasındayız hatta sezon sonunda 3 senelik daha anlaşma imzalamayı düşünüyoruz, O'nu bırakmıycaz şeklinde konuşmuştu.
Fakat 1,5 senedir Türkiye'de olan ve hala kafasındaki sistemi sahaya yansıtamamış olan Rijkaard artık topun ağzındaki isim sıfatını almış durumda. Şimdiden kulislerde Ersun Yanal adı, tribünlerde ise Fatih Terim ismi geçmeye başladı, halbuki daha mağlubiyet alınalı 3-4 saat bile olmadı.

Olaylara Rijkaard tarafını, aslında yarın yönetim kurulundan çıkacak karar doğrultusunda detaylıca incelemek lazım. Yönetim için ise durum şu an çok karışık durumda; bir yanda sezon başında ne olursa olsun göndermiycez güvenimiz tam denilen teknik direktör için olağan üstü toplantı yapılacak ve belki de gönderilecek. Böyle bir senaryoda ise yönetim, canlı yayında söyledikleri yüzünden tükürdüğünü yalamak zorunda kalıcak. Öte yandan haftaya Galatasaray için ligin en kritik maçlarından olan Kadıköy'de Fenerbahçe derbisi var ve derbi öncesi teknik direktör değiştirmek çok riskli bir hamle çünkü Kadıköy'de alınabilecek 2-3 farklı bir galibiyet bile yönetimin koltuğunun sallanması anlamına gelir.

Sonuç olarak nerden bakılsa yönetim için iki ucu pis bir deynek sorunu mevcut. Eğer bugün bütün takım Baros gibi hırslı oynasaydı, Galatasaray bütün dertlerini unutmuş şekilde Kadıköy'e doğru yola çıkmış olucaktı. Derbi öncesi karışan Galatasaray'ın en azından önümüzdeki 1 haftayı kapsıycak olan acil eylem planı büyük ihtimalle yarın Galatasaray yönetim kurulu tarafından verilecek. Ne kadar bazıları çoktan Rijkaard'ı yollamış olsa da, bence Rijkaard'a son bir şans olarak derbi verilecek, eğer 10 yıldır alamadığı puanı Kadıköy'den kopartmayı başarırsa sezon sonunu görebilir, eğer mağlup olursa gider. Ama olurda Kadıköy'de bir fark yerse o zaman Adnan Polat'ta dahil bütün Galatasaray üst kadrosunu değişmiş şekilde görebiliriz.

19 Nisan 2010 Pazartesi

21 + Alex = 1-0

Bursaspor'un cuma günü Gaziantep'i 2-0 yenerek, puan farkını açması derbiye çok farklı anlamlar yüklenmesine sebep oldu. 2 takımında oyuncuları ve teknik ekibi Kadıköy'de kaybedilecek puanların şampiyonluk yarışında büyük ölçüde havlu atmak demek olacağının farkındaydı. Derbinin de bunun ışığında sert ve çekişmeli geçeceği zaten beklenen birşeydi.
Maçtan önce Kadıköy'de Fenerbahçe tribünleri son derece konsantre olmuş ve olası bir hatanın faturasının şampiyonluğun kaybı manasına geleceğini bilmelerinden dolayı olsa gerek, normal bir derbi maçta yaşanacak tatsızlıkları, yaşatmadılar.

Maçla ilgili bişeyler yazmadan önce şunu belirtmek lazım ki; hakem belirli hatalar yaptı, bazıları ufak tefek bazıları büyük. Maç içinde çirkefleşen, futbol ahlakına yakışmayan hareketler yapan futbolcular oldu. Fakat bunlar zaten her köşede yazılıp, çizildiği, hatta günlerce yazılıp çizileceği için bende aynı şeyleri yazmaya gerek görmedim.

Maç boyunca iki takımda hem kendi karakteristik özelliklerini sahaya yansıtmaya çalıştı hemde Süper Lig'in karakteristiği olan sert, fizik gücüne dayalı oyunda ön plandaydı. İki takımında bu sert, birebir oyununda farkı yaratan ise, geldiği günden beri fiziksel olarak zayıflığı eleştirilen Alex oldu. Daha santrada ayağına gelen toğu hemen Beşiktaş yarı alanında taca atarak, takımının rakip yarı sahaya yayılmasını ve topun rakip sahada kalmasını sağladı. Zaten bu hamlenin hemen ardından daha 2. dakikada Mehmet Topuz'un pasını ceza sahası dışından güzel bir şutla kaleye göndererek, santradan sonra ayağına gelen ilk topu gol yaparak farkını göstermiş oldu.
İlk yarı topu sürekli rakip yarı sahada tutmaya çalışan, üst üste gol pozisyonlarına giren rakibine karşı daha diri bir görüntü çizen Fenerbahçe, kaçırdığı pozisyonları değerlendirebilse bugün çok farklı şeyler konuşuluyor olabilirdi. Önce Guiza topu resmen boş kaleye yuvarlayamadı, ardından Alex altı pas içinde şut çekmek yerine topu Guiza'ya yuvarlamak isteyince Rüştü'ye takıldı. Bu dakikalarda ise Beşiktaş tamamen Bobo'ya bağımlı oynuyordu; Bobo'ya at Bobo topu ilerde tutsun o sırada ortasaha rakip yarı alana geçsin takım hücuma çıksın, fakat önde basan ve ortasahasıyla yakın oynayan Fenerbahçe defansı, Beşiktaş'ın bu planına izin vermedi.

İkinci yarı iki takımda yine klasikleşmiş ikinci yarı taktikleriyle oyuna başladılar, Beşiktaş ilk yarı durdurup 2. yarı vururum mantalitesini uygulayarak, 1-0 geride olması sebebiyle risk alarak yüklenmeye çalıştı. Fenerbahçe ise 2. yarının ilk 10-15 dakikası oyunu yine yarı alana yıkma çalışmalarına devam etti, fakat daha sonra en güvendiği yeri savunması olduğundan, geri çekildi ve ilk yarıda Beşiktaş'ın uyguladığı taktiğe benzer bir taktikle tek adam, Guiza, üzerinden hücuma çıkmaya çalıştı. Fakat Guiza, Bobo gibi top tutan bir oyuncu olmadığından dolayı ilerde kalmakta zorlandılar.
İkinci yarı, ilk yarıya göre kısmen daha zevksiz bir yarı oldu, fiziksel mücadele hat safhaya ulaştı, futbolun seyir zevki düştü. Bu dakikalarda yüklenmeye çalışan Beşiktaş, penaltı kazandı. Tartışmalı olayların olduğu penaltı atışında Volkan, Sevilla maçı formundan birşey kaybetmediğini gösterircesine penaltıyı kurtardı. Bu dakikalardan sonra ise maçta hiç birşey olmadı, hele art arda kırmızı kartların çıktığı son 10dakika hatırlanmaya bile değmez.

İki takımıda taktiksel olarak inceleyecek olursak;

Önce Beşiktaş'tan başlıyalım.
Mustafa Denizli, sakat oyuncularından arındırdığında elinde olan bütün oyuncuları kadroya koymuş gibi bir görüntüyle çıktı derbiye. Fakat zaten Ernst ve Toraman'ın oynadığı bir ortasahaya birde Fink'i yerleştirip hem sadece defansif yönü olan oyunculardan bir ortasaha kurmuş olmanın yanı sıra yabancı hakkınıda doldurmuş oldu. Toraman'ı Alex'e kilitlemek adına, libero gibi kullandı fakat Toraman daha ilk pozisyonda Alex'i marke etmeyince top ağlara gitmiş oldu. Maça tek hücum oyuncusu Bobo ile çıkıp onun tutacağı toplarla rakip yarı alana yığılma düşüncesi ise modern futbol anlayışından uzak ve takımı fazlasıyla yoracak bir hamleydi.
Aslında taktiklere ilk baktığımda aklıma gelen şu olmuştu; Beşiktaş'ın amacı ilk yarı kapanıp, top çevirmeye çalışan rakibini yormak, ikinci yarı oyuna hızlı hücum oyuncusu sokup kontradan golü bulmak herhalde. Fakat daha 2. dakikada golü yedikten sonra, topu rakip yarı alana taşıyamadıkları için çok zorlu anlar yaşadılar, gölü atmış olmanın rahatlığında ki rakibin ise kendisini fazla zorlamasına gerek kalmadı.


Fenerbahçe'nin taktiğine bakacak olursak.
İdeale yakın 11'i ile sahadaydı Fenerbahçe. Alex'in markaj altında olacağının farkında olan Daum'un Vederson yerine Özer tercihi, eğer Özer gününde olsaydı maça direk olarak etki edebilecek hamleydi. Fenerbahçe bu sene alışıla gelmiş olan, oyunu rakip yarı alana yıkıp golü bulduktan sonra, defans önüne çekilip Alex ve Guiza ile hucüma çıkma denemesini bu maçta da uygulamaya çalıştı fakat Beşiktaş'ın kalabalık defans hattı ve Guiza'nın top tutamaması nedeniyle son dakikalarda oyunu kendi alanında kabul etmek zorunda kaldı.


Maçta hakkında iyi şekilde konuşulup övülecek 3 oyuncu vardı bana göre:
Galatasaray derbisinde Keita'nın şutunu çıkartıp 3 puanda büyük rol oynayan Volkan, bu maçta da penaltıyı kurtararak yine büyük rol oynadı.
Sakatlığı nedeniyle ameliyat olması gerekmesine rağmen derbiye çıkıp 90 dakika boyunca durmayan Gökhan Gönül, zaten Daum'da maçın adamı olarak onu gösterdi.
Futbolun sadece fizik gücüyle, sağa sola koşarak değil, doğru zamanda doğru yerde olmanın çoğu zaman yettiğini ve oyun zekasının önemini her zaman kanıtlayan Alex.

14 Nisan 2010 Çarşamba

Fenerbahçe-Beşiktaş Maçına 2 Bilet


Doritos hafta sonu oynanacak Fenerbahçe - Beşiktaş derbisine bir yarışma sonucunda 2 adet bilet verecekmiş.Eğer ki bu derbide tribünde olmak istiyorsanız yarışmaya katılın ve şansınızı deneyin.Peki nasıl yarışmaya katılacağız derseniz aşağıda detaylı bilgiler var.Şimdiden kazanacak olan 2 kişiye iyi seyirler diyorum.


Doritos Gavurdağı Ye, FB-BJK maç derbisine bilet kazan

Doritos Gavurdağı Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarlarına maçı izleme fırsatı sunuyor. Doritos Gavurdağı'nın Facebook Fan sayfasına abone olun, Yarışma sekmesindeki soruları cevaplayın maç bileti kazanın.

Yarışma sonucu çekiliş ile 2 adet bilet sahiplerine ulaşacaktır. Yarışma 16 Nisan 2010 Cuma günü saat 13:00'da sona erecek. Maç keyfini Doritos Gavurdağı ile yaşayın.. Maçı sahada izleyin..

Facebook Fan Sayfası: http://www.facebook.com/gavurdagi?v=app_7146470109&ref=ts

Ayrıca Doritos Gavurdağı'nı diğer sosyal medyalarda takip edebilirsiniz.

Blog: http://www.tytz.com/evrensubasi

Friendfeed: http://friendfeed.com/evrensubasi

Twitter: http://www.twitter.com/evrensubasi

Myspace: http://www.myspace.com/evrensubasi



27 Mart 2010 Cumartesi

Galatasaray-Fenerbahçe Derbi Analizi


Bugün sonucu merakla beklenen bir maç var.Türkiye'nin derbisi...Fenerbahçe-Galatasaray...Her oynanacağı zaman yılın derbisi diye nitelendirilir.Bu derbi gerçekten yılın derbisi olacak.Nedeni de cuma günü Bursaspor'un kaybetmesi ve Beşiktaş'ın kazanması.Bir anda şampiyonluk yarışı yeniden alevlendi.Beraberlik Galatasaray için bir nebze yetse de Fenerbahçe'nin isteyeceği bir sonuç olmaz.Çünkü Galatasaray bir rakibini altında tutmuş olacak.Fenerbahçe ise rakibini geçemeyerek şampiyonluk yarışında önündeki 3 takımı geçmesi gerekecek.Bu yüzden özellikle Fenerbahçe atak oynayacaktır.Galatasaray kontrollü başlayıp sonra hücum yapacaktır.İnşallah seyir zevki yüksek, fair-play açısından olumlu geçecek bir derbi olur.Özellikle 'Özhan Abi'nin ölümünden sonra oluşan sakin havanın derbide olumsuz görüntülerin çıkmamasını engelleyeceğini düşünüyorum.Hak eden kazansın diyelim ve isterseniz olası 11ler üzerinden bölge bölge oyunculara bakalım.




İlk olarak Volkan Demirel.Şu anda Türk kaleciler arasında en yetenekli kalecidir.Bazen inanılmaz hatalar yapsa da, inanılmaz goller yese de kalenizi güvenle teslim edeceğiniz kalecilerden biridir.Birçok derbide forma giydiği için derbi havasını iyi bilir.Özellikle Galatasaray maçlarına ayrı bir motive oluyordur.Bunu geçmiş Galatasaray maçlarından anlayabiliyoruz.Derbi tecrübesinden dolayı kalesini en iyi şekilde koruyacaktır.Şampiyonluğun kaybedildiği maçtaki gibi çıkışlar yapmaz en azından.


Gelelim Leo Franco'ya.Franco bu sene geldiğinde beklentiler yüksekti.En azından A.Madrid de oynadığı için kalesini güvenli bir şekilde korur düşüncesi vardı.Maçlarda bazen öyle hatalar yapıyor ki kendi taraftarlarını çileden çıkarıyor.Franco'nun eksiklerinden biri ilk maçta görüldüğü gibi geri paslarda sıkıntı çekmesi.İlk maçta iki kez geri pastaki hatalarından pozisyon yarattı Fenerbahçe'ye.Birinde Alex'in vuruşu auta çıktı, diğerinde ise malum penaltı oldu.Fenerli futbolcular bu durumdan yararlanmak isteyeceklerdir.Sık sık kaleciye pres görebiliriz.Derbi havalarını iyi bildiğinden bu gibi hataları bu maçta yapmaz diye düşünüyorum.Kaleciler açısından bu derbi iyi geçebilir.



Geçelim defans oyuncularına.İlk olarak Rijkaard'ın son haftalardaki gözdesi Emre Güngör.Emre'ye ne zaman ihtiyaç olsa Emre hep sakattı.İlk defa bu sezonun bu döneminde sağlam ve Rijkaard ona güvenerek Servet'i keserek onu oynatıyor.Emre iyi bir oyuncu olmasına rağmen bazen tecrübesiz genç oyuncular gibi hata yapıyor.En son örneği Trabzonspor maçındaki hatası.Eğer Fenerbahçe maçında da bu hatalarına devam ederse Fenerli futbolcular affetmez, hemen cezalandırır.Derbi olduğundan dolayı daha dikkatli olacaktır.

Lucas Neill...Galatasaray'ın defansı bir dönem "SOS" veriyordu.Defansa iyi bir takviye yapılması gerektiği görülüyordu.Yönetim özellikle Haldun Üstünel iyi bir iş çıkararak ara transfer döneminde Neill transferini gerçekleştirdi.Neill takıma dahil olduğunda ilk maçında iyi sinyaller verse de yeni geldiğinden bazı hataları olmuştu.Daha sonraki haftalarda uyum sorununu aşarak Galatasaray defansını biraz toparladı.Özellikle Türk futbolunda eksik olan geriden oyun kurma konusunda yetenekli olduğundan Defanstan çıkan toplar daha verimli kulanılmaya başlandı.Derbide tecrübesiyle takımının defans hattındaki oyuncuları iyi yönetebilir ve defansın hata yapmasını önleyebilir.



Gelelim Fenerbahçe'nin defans oyuncularına.Fabio Bilica Fenerbahçe defansının kilit adamı olarak görüyorum.Çünkü ne zaman ne yapacağı belli olmuyor.Hava toplarına iyi yükseliyor, dar alanda iyi savunma yapıyor ama öyle bir an geliyor ve öyle bir faul yapıyor ki takımının tehlike yaşamasına neden oluyor.Yaptığı gereksiz fauller Fenerbahçe'nin başını yakabilir.Bilica dar alanda iyi ama Fenerbahçe geride olduğu zaman takım defansı ile birlikte Bilica da alarm veriyor.

Gelelim çılgın çocuğa.Fenerbahçe defansının bel kemiği.Lugano da Bilica gibi dar alanda müthiş savunma yapıyor.Ne zaman Fenerbahçe geride olsa veya risk almaya başlasa defansını biraz öne çıkardığında arkadaki boşluktan yararlanan forvet oyuncularını tutamıyorlar.O yüzden Fenerbahçe ilk golü atan olmak isteyecektir.Lugano'nun bir diğer zaafı ise gezen forvet futbolcuları tutmakta zorlanması.Sabit forvetleri tutmakta problemi yok.Galatasaray'da forvette Jo oynayacağını düşünürsek Lugano için iyi haber.Fenerbahçe geriye düşmediği sürece defansın göbeğinde oynayan iyi maç çıkarabilir.

Sıra sağ beklerde.Gökhan Gönül Fenerbahçe'nin yıllardır aradığı sağ bek özelliğine sahip.Sık sık ileriye çıkarak hücumda arkadaşlarına yardım ediyor.Ama bu sene biraz da sakat sakat oynamasının etkisiyle ileriye çok az çıkıyor.Çıksa da eskisi gibi etkili olamıyor.Yine de ne olursa olsun Gökhan'ın sahada olması sağ kanat için çok önemlidir.Fenerbahçe'nin bu sezon kanatlardan çok fazla verim alamadığını düşünürsek bu maç sıkıntılı geçebilir.Fenerbahçe hücumda etkili olmak istiyorsa kanatlarını kullanması özellikle sağ kanadı kullanması gerekiyor.Gökhan'ın karşısında Arda'nın oynayacağını düşünürsek sağ kulvar maçın kaderini belirleyebilir.

Sabri kendi taraftarınlarınca birçok kere eleştirilmişti.Ama Sabri'nin oynamadığı maçlarda sağ kanadın verimsizliliğini düşünürsek Sabri'nin bu takım için ne demek olduğunu anlayabiliyoruz.Yerine oynayan ne Uğur Uçar ne de Emre Güngör sağ kanadı iyi çalıştıramadılar.Sabri sürekli ileriye çıkışlarıyla bilinir.Bu maçta da bu özelliğini kullanacaktır.Fenerbahçe'nin sol tarafında oynayacak oyunculara bakarsak Sabri'yi sık sık ileriye çıkarken göreceğiz.Önünde Keita ile birlikte sağ kulvardan sürekli geleceklerdir.
Hakan Balta hücuma nadir çıksa da defans konusunda oldukça başarılı.Özellikle hava toplarındaki etkinliği onun için artı bir özellik.Bu maçta Hakan'ın yine hücuma katılacağını düşünmüyorum.Önünde oynayan Arda'nın kendisine yardım etmeyeceğinden en azından defansta kalıp o kanadı savunacaktır.Fenerbahçe eskisi kadar sağ kanadı kullanamasa da Deivid'in oynaması olasılığı karşısında Hakan'ın dikkatli olması gerekiyor.

Andre Santos ilk geldiğinde sol açıkta oynatıldı.Brezilya milli takımında sağ açık oynamasına rağmen Carlos bekte Santos'u açıkta oynattı.Bu bölgede verimli olamadı.Carlos gittikten sonra asıl mevkisine geçen Santos biraz kıpırdanır oldu.Ama hala bilinen Santos gibi oynamıyor.Maçlara baktığımızda ileriye neredeyse hiç çıkmıyor.Aslında iyi bileklere sahip oyuncunun ileriye çıkıp bu özelliğini kullanması gerekir.En azından bu maçta kullanması gerekiyor.Çünkü büyük ihtimal o kanatta Keita ve Sabri oynayacak.Eğer ileriye kontrollü bir şekilde çıkarsa Fenerbahçe bu kanattan etkili hücumlar gerçekleştirebilir.Bu maçın kaderini kanatlar belirleyecek gibi duruyor.


Orta saha oyuncularına bakalım şimdi.Selçuk Şahin taraftarlarca sevilmeyen bir oyuncu.Taraftarlardan çok sıkıntı çekti.Ama burada Selçuk'un bir suçu yok.Çünkü kapasitesi bu kadar ve kapasitesini en iyi şekilde sahaya yansıtıyor.Christian'ın sakatlığından dolayı forma şansı buldu ve iyi de mücadele ediyor.Selçuk'un Christian'da olmayan bir özelliği var.Ara sıra ileriye çıkarak hücum oyuncularına yardımda bulunuyor.Bazen uzaktan şut çekiyor bazen de ileriye giderek orada takımını sayıca fazlalaştırıyor.Fenerbahçe ortasahası için Christian'ın oynamasındansa Selçuk'un oynaması daha hayırlı gibi duruyor.


Gelelim bu maça kafa olarak iyi hazılanmış Emre Belözoğlu'na.Emre Manisaspor maçında sakatlanmış ve oyunda çıkmıştı.Bütün hafta boyunca Emre oynayacak mı oynamayacak mı diye konuşuldu.Benim tahminim oynayacağı konusunda.İki sebebi var.Birincisi Emre'nin Fenerbahçe ortasahasının ve tüm takımın beyni olması, ikincisi de bu maç için hırslanması.Zaten Fenerbahçe maçı kazanmak istiyorsa Emre muhakkak oynamsı gerekiyor.


Galatasaray'ın orta sahasında Barış'ın oynayacağını düşünüyorum.Aslında Mehmet Topal ile Barış arasında kaldım.Barış'ın mücadeleci, savaşçı bir oyuncu olması sebebiyle Rijkaard'ın Barış'ı tercih edeceğini düşünüyorum.Derbilerde ortasaha oyuncularının önemi çok büyük.Ortasahaların mücadeleci, savaşçı olması gerekiyor.Ama bir de hücuma katılarak hücum oyuncularına da yardım etmeleri gerekiyor.İşte bu konuda Galatasaray biraz şanssız.Barış fazla hücuma katılan bir oyuncu değil.Barış etkili olacak şekilde ileriye çıkarsa Galatasaray ileride baskı kurabilir.


Mustafa Sarp da Barış gibi mücadeleyi seven bir oyuncu.Genel bir sıkıntı olan ortasaha oyuncularının hücum oyuncularına yardım etmemesi Galatasaray için de sıkıntı.Mustafa ara sıra çıkışlar yapıyor ama gerektiği zaman gerektiği yerde olmuyor.Çıkmaması gereken yerde çıkıyor, çıkması gereken çıkmıyor.Eğer bu çıkışları zamanında ve etkili yaparsa Galatasaray ortasahada üstünlüğü ele alabilir.

Fenerbahçe için Emre neyse Galatasaray için de Elano odur.Elano sahada hiç bir varlık gösteremediği anlaşılabilir en azından televizyondan ama çıplak gözle izlendiğinde iyi işler yapıyor.Ortasahada pas alışverişi yapar, forvet oyuncularına yardım eder.Üç büyüklerimizde nadir bulunan iki yönlü bir oyuncu.Derbide fark yaratacak oyunculardan biri olarak görüyorum.İyi maç çıkaracaktır.


Herkes Özer'in oynayacağını bekleyebilir.Ama Daum önceki derbilerde olduğu gibi Vederson'u oynatarak o kanattaki Galatasaray'ın üstünlüğünü azaltmak, yeri geldiğinde sol kanattan etkili hücumlar yapmak.Vederson'un en büyük artısı savunması.İlk maçta Fenerbahçe sol tarafını Galatasaray'a kapatmıştı.Bu maçta da Fenerbahçe savunması Galatasaray'ın hücumunu yenecektir diye düşünüyorum.Bu kulvarda en büyük rolü Santos'un oynayacaktır diye tahmin ediyorum.

Mehmet Topuz bekleneni bir türlü veremedi.Kayseri'de oynadığı futbolu Fenerbahçe'de sergilemesi bekleniyordu.En azından topla birlikte çıkışlar, çalım atmalar gibi özelliklerini kullanması bekleniyordu.Bunları yapamasa da mücadele ederek o açığı kapatmaya çalışıyor.İlk maçta Gökhan'a yardım ederek Arda'nın etkinliğini azalttı ve neredeyse Galatasaray için o kulvarı işlemez hale getirdi.Bu maçta da Daum onu sağ açıkta oynatarak yine Arda'yı durdurmaya çalışacaklardır.

Keita ilk maçta beklenen veremedi.Roberto Carlos o kadar sinirlendirdi ki sonunda bir pozisyonda Carlos'a yumruk attı.Maç boyunca sinirli olduğundan iyi futbol sergileyemediğini gören Keita, bu sefer sakin olacağını ve iyi bir maç çıkaracağını söylemiş.Bence sakin olsa iyi olur.Çünkü Galatasaray'ın ona çok ihtiyacı var.Sağ kanattaki o deliciliğini kullanamazsa ilk maçtaki gibi etkisiz olur ve yine sinirlenip oyundan düşebilir.Rijkaard'ın ne edip yapıp Keita'yı iyi bir şekilde hazırlaması ve sakin olmasını gerektiğini anlatması gerekir.

Gelelim kaptanlara.İlk olarak Galatasaray'ın kaptanı Arda Turan.Arda sakatlığından dolayı Trabzonspor maçında oynamamıştı.Biraz da derbiyi düşünerek bu kararı aldılar.Hafta boyunca oynama olasılığının düşük olduğu konuşulsa da iğneler veya ilaçlarla da olsa kaptan takımını yalnız bırakmayacaktır.Kaptan olmayınca takım bir gömlek aşağıda oynuyor.Bu derbide oynaması çok çok önemli.İleride oyun kuran, gol atma becerisi olan, asistler yapan bir oyuncunun oynamaması Galatasaray için büyük kayıptır.Bu derbide Galatasaray için Arda olmazsa olmazlardan.
Şimdi sıra Fenerbahçe'ni kaptanında.Arda için Galatasaray'ın olmazsa olmazı dedik ama Alex için daha fazlasını diyebiliriz.Alex son haftalarda formsuz olsa da Fenerbahçe'nin derbilerde en büyük kozu durumunda.Hiçbirşey yapmasa bile kullandığı kornerler, serbest vuruşlarla tehlikeli pozisyonlar yaratıyor.Alex Galatasaray maçlarını çok sevdiğinden son haftalardaki formsuzluğunu bir kenara koyarak iyi bir maç çıkaracaktır.İnanılmaz paslar görebiliriz.


Daniel Güiza...Fenerbahçelilerin bir ıslıklayıp bir alkışladığı oyuncu.Herkes Güiza'nın kaçırdıklarını görüyor.Ama çıplak gözle izlendiği zaman ne kadar koştuğunu mücadele ettiğini görebilirsiniz.Güiza etkisiz oynuyor diye düşünülebilir ama bir oyuncuyu yalnız bırakırsanız ve sürekli uzun toplar atıp arkasından yardıma gitmezseniz o oyuncu yalnız kalır ve ileride hiç birşey yapamaz.Güiza da bu sıkıntıyı yaşıyor.Güiza'ya biraz yardım edilse Güiza da etkili olacaktır.Güiza verkaçlarda biraz başarılı olsa Alex ile iyi anlaşacaktır.O zaman Fenerbahçe ileride etkili olur.

Baros'un sakatlanmasından dolayı bir forvete ihtiyaç olduğu anlaşıldı.Haldun Üstünel'in başarısı ile Jo transfer edildi.Jo ilk geldiğinde biraz etkisiz oldu ama sonra takıma alışmasıyla birlikte iyi futbol oynamasa da görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştı.Sonra bir sakatlık dönemi geçirdi ve i süre takımından ayrı kaldı.Jo yavaş yavaş form bulmaya başlıyor.Yalnız bir eksi yanı var yavaş olması.Tam da Lugano'nun isteyeceği tipte forvet oyuncusu.Hareketli oynayabilirse o zaman etkili olur.Yoksa Lugano ve Bilica arasında bir varlık gösteremez.Taç çizgisine kadar çıkması veya ortasahaya gelmesi takımı açısından faydalı olabilir özellikle Fenerbahçe'nin bu gibi forvetler karşısında etkisiz olmasını düşünürsek.

Haydi Tiyatroya

Bugün 27 Mart, Dünya Tiyatrolar Günü... Dışarıda hazır güzel bir bahar havası varken, ligdeki çekişme iyice artmış yarın da derbi varken... Tam tiyatroya gidip güzel bir oyun izleyip rahatlamalık bir ortam oluşmuş durumda. Hazır tiyatroya gitmek için bu kadar sebep varken, evde oturmaya deymez bence, nasıl maçlardan sonra tribünlerden futbolculara tezahuratla destek verip alkışlıyorsak, şimdide sahnede emek verenleri ayakta alkışlama zamanı....

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails