alex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2011 Çarşamba

Fenerbahçe- Beşiktaş Derbi Analizi


Kadrolara bakacak olursak;
Fenerbahçe, haftalardır istikrarı ve oyun yapısını sağlamış ideal kadrosuyla sahadaydı. Defans hattında Gökhan-Lugano-Yobo-Santos. Orta sahada ideal üçlü olarak görülen; Emre- Selçuk - Mehmet Topuz. Hücum hattın da ise yavaş yavaş oturmaya başlamış üçlü olarak; Alex- Dia - Niang.

Beşiktaş ise Schuster'in sürekli rotasyonu ile değişen kadro yapısı nedeniyle ideal kadronun belirsizliği içinde sahaya çıktı. Kalede Hakan Arıkan'ın güven vermemsi ve Cenk'in sakat olması nedeniyle aylardır oynamayan Rüştü sahaya çıktı. Defans hattı İbrahim Üzülmez'in gönderilmesiyle formaya kavuşan İsmail, ortada Ferrari- İbrahim Toraman, sağ bekte ise yabancı sınırlamasına takılan Hilbert yerine Ekrem Dağ. Orta saha üçlüsü olarak Beşiktaş'ın ideali denebilecek; Ernst - Necip - Guti. Hücumda ise Portekiz tayfası Quaresma- Simao - Almeida.



Maçın temel gidişatından önce, taktiksel olarak yorumlayacak olursak;
Aykut Kocaman haftalardır Dia'yı ters kanatta oynatarak hızıyla birlikte ceza sahasına girme özelliğini kullanmaya çalışıyor. Beşiktaş'ta özellikle Quaresma'nın defansa yardım etmeyen yapısı nedeniyle, Simao sağ kanada geçene kadar ki 30dklık bölümde bu taktikle başarılı da oldu. Ayrıca Dia'nın hızlı fakat çabuk yorulan bir oyuncu olması nedeniyle de bu taktik maç boyunca uygulanamadı.

Sakat olarak sahaya çıkan Gökhan Gönül'ün kanadı Beşiktaş'ın hızlı ve teknik kanat oyuncuları (Simao ve Quaresma) için maden olabilecek bir bölgeydi fakat Mehmet Topuz maç boyunca hücumdan ziyade bu kanattaki atakları engellemeye yönelik oynayınca Fenerbahçe sağ kanadını defansif olarak kapatmış oldu. Fakat üzerine gidildiğinde açıklar verebilecek İsmail'i de bu sebepten dolayı zorlayamadı ve iki takım içinde o kanat ( Beşiktaşa göre sol Fenerbahçe için sağ kanat) maç boyunca pek işlemedi.



Dia'nın da Quaresma gibi geriye pek dönmeyen bir oyuncu olması nedeniyle Quaresma'yı Santos'un üzerine salmayı düşündü Schuster fakat geride Dia'nın sürekli bindirmeleri sebebiyle hapsolan Ekrem, Quaresma'ya ilk 30 dk boyunca yeterli desteği veremedi. Bu dakikalarda hücum yerine defansı ön planda tutan Santos da Quaresma'ya göz açtırmadı. İlerleyen dakikalarda bu kanatta etkili olmaya başlayan Simao ve Quaresma ( zaman zaman kanat değiştirmeleri sebebiyle) topu kanatlara taşıyarak tehlike oluşturmaya başladılar fakat defans hattı sebebiyle bir türlü içeriye yönelemeyerek daha çok kanat ortaları veya çaprazdan şutlarla pozisyon bulmaya çalıştılar.

Fenerbahçe de en tehlikeli isim Alex olarak gözükürken, Beşiktaş'ta da en tehlikeli isim olarak Guti gözüküyordu. İki takımın da teknik direktörleri bu oyuncuları durdurmanın yolu olarak başlarına bir oyuncu dikmeyi tercih ettiler. Necip oyundan çıkana kadar özellikle 30-65. dakikalar arasında Alex'e göz açtırmadı ki bu dakikalar arasında Beşiktaş sahada bariz şekilde Fenerbahçe'ye göre üstün taraftı. Zaten Necip'in çıkmasıyla serbest kalmayı başaran Alex'de 10dakika içinde 3 gol atmayı başardı. Diğer tarafta da Selçuk, Guti'ye yapışık oynamaya çalıştı. Maçın başında ilk karşılaşmalarında Guti'yi faul yaparak durdurmayı başaran Selçuk daha sonraki pozisyonlarda ise başarılı bir şekilde Beşiktaş'ın ortasahadan Guti ile top dağıtmasını engelledi.



Herkesin ortak görüşü olarak derbi 2 devre değil 3 devre halinde oynandı: 30-30-30 şeklinde.
İlk 30 dakika:
Fenerbahçe, bu sezon gösterdiği deplasman performansından çok farklı bir şekilde oyunu rakip sahaya yıkarak ve hızlı hücumlarla başladı. 5. dakikada Alex'in kullandığı serbest vuruşta Necip'in ters kafa vuruşu ile öne geçen Fenerbahçe skor avantajını da arkasına alarak oyuna hkim oldu. Ekrem madenini iyi değerlendiren Dia, Niang'ın da o bölgeye kayarak etkili oynaması sonucunda 30 dakika boyunca Beşiktaş defansını adeta dağıttı. Üst üste ataklarla Beşiktaş kalesinde tehlike oluşturan Fenerbahçe'nin bu dakikalarda şans yanında değildi, Rüştü kalesinde devleşirken, Dia'nın da karşı karşıya da şutu direkten döndü.

Dia'nın direkten dönen şutu Beşiktaş için bir kırılma anı oldu. Hareketli oyunuyla pozisyon bulan Fenerbahçe bir türlü golü bulamayınca yorulmaya başladı ve ileri üçlü ile ortasaha arasındaki mesafeler artmaya başlayınca, ortasaha Beşiktaş hakimiyetine geçti.



İkinci 30. dakika:
30. ile 60. dakikalar arasında top sürekli olarak Beşiktaş'taydı. Ortasaha hakimiyetini alan Beşiktaş, Fenerbahçe kalesine hucümlar başlatmaya başladı. Fakat Fenerbahçe'nin uyumlu defans yapısı nedeniyle ceza sahasına girmekte zorlanan siyah beyazlılar hızlı oyuncularıyla kanat varyasyonları ve teknik ayaklarıyla uzaktan şutlarla gol aramaya başladılar. Gol ise Santos'un bölgesini kaybetmesi sonucu topla buluşan Ekrem'in hayatının şutunu atmasıyla geldi. Ekrem topu önüne alıp Santos'un dengesiz müdahalesinden sıyrıldığında herkesin dediği şey "vurma, Ekrem"di fakat sol ayağı ile güzel vuran Ekrem jeneriklik bir gol attı.
Soyunma odasına, baskı kurmanın ve beraberliği yakalamanın moraliyle giden Beşiktaş 2. yarıya da etkili başladı. 2. yarının hemen başında Simao'nun frikiği barajdan sekip İbrahim Toraman'ın önüne düştüğünde Beşiktaş geriye düştüğü maçta 2-1 öne geçiyordu. Bu dakikadan sonra Beşiktaş gerçekten hücum yapmaya başladı. Bir anda sezon başındaki görüntüsüne dönen ve açık vermeye başlayan Fenerbahçe defansı, Beşiktaş'ın hızlı oyuncuları karşısında çaresiz kalmaya başladı. 60. dakika da Toraman'ın arapasına hareketlenen Almeida, Volkan ile karşı karşıya kaldığı müsait pozisyonda Volkan başarılı bir hamle ile topu çelmeyi başardı. Bu kurtarış maçın 2. kırılma anı olduve rüzgarın tekrardan diğer yöne esmeye başlamasına sebep olacak hamlenin başlangıcı oldu.




Son 30 dakika:
Volkan'ın kurtarışından 3 dakika sonra ceza sahası içinde topsuz alanda Lugano'ya dirsek atan Ferrari hem takımını 10 kişi bıraktı hem de penaltıya sebebiyet verdi. Maç başından beri birbiriyle didişen bu ikilinin psikolojik savaşından galip çıkan Lugano rakibine bir maçta yaptırılabilecek en büyük hatayı yaptırttı.
Penaltıda topun başına geçen Alex her zamanki köşesine topu bırakırken, Rüştü 3-5cm daha uzun olsaydı topu çıkarabilecek kadar güzel bir atlayış gösterdi. Maç 2-2'ye gelmiş ve Beşiktaş 10 kişi kalmışken maçın seyrini değiştirecek hamle Schuster'den geldi; tartışmalı bir şekilde kadroya yedek stoper almayan Schuster, Necip'i çıkartarak Aurelio'yu stopere çekti. Aslında kırılma anı da bu oldu; Necip'in markajı altında etkin olamayan Alex, Necip'in çıkmasıyla sazı eline aldı ve demoralize olmuş rakibi karşısında takımını 2 farklı öne geçiren golleri art arda ağlara yolladı.



Aslında 2 taraf için de teknik adamların süper bir yönetim sergilediğini söylemek doğru olmaz.
Aykut Kocaman haftalardır oynattığı ve takımı uydurduğu taktiğinden ödün vermeyerek doğruyu yaptı. Fakat maçta Beşiktaş'ın hakim olduğu dakikalarda takımına müdahale edemedi. Semih'i kenarda ısınmaya yolladığı dakikalarda kazanılan penaltı ve sonrasında Alex'in art arda attığı goller nedeniyle bu hamlesinden vaz geçti.
Schuster için de sahaya çıkarttığı kadro açısından bişey söylemek pek doğru olmayabilir. Fakat yedek tercihleri yanlıştı; Fenerbahçe karşısında hayatının maçlarını oynamış Bobo yedeklerde bile yoktu, aynı şekilde defansın as oyuncusu gösterilen Sivok da maçı evinden izliyordu. Takım 10 kişi kaldığında yedek stoperi olmadığı için Aurelio'yu o bölge için oyuna soktu ama Alex'in 2. golünde yaptığı hata fazlasıyla acemiceydi. Ayrıca Alex'i marke eden Necip'i oyundan çıkartıp Aurelio'yu alması anlamsızdı, ileri uçtan birini çıkartıp defansif oyuncu olarak yetenekli ve hızlı silahlarıyla kontraatağa dönebilirdi. Ayrıca Beşiktaş'ın bu kadar çabuk demoralize olması da Schuster'in takım içi dengeleri iyi oturtamadığının bir göstergesi.

Bana göre maçın adamı sıralaması;
1- Alex: 3 gol 1 asistle oynadı ve Fenerbahçe'nin ilk ve son 30 dakikada yakaladığı tüm ataklarda onun pasları vardı. Ayrıca çok klas bir gol attı (4. gol)
2- Rüştü: İlk 30 dakika içinde Fenerbahçe'nin farka koşmasını tek başına engelledi, penaltıyı da az kalsın kurtarıyordu. Tecrübesini maç boyunca konuşturdu.
3- Volkan: Büyük maçların oyuncusu olduğunu yine gösterdi. Defansın hata yaptığı dakikalarda farkın açılmasını önleyerek takımının oyuna tutunmasını sağladı.

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Fenerbahçe'de İdeal 11

Football Fans Know Better

Galatasaray'dan sonra şimdi de Fenerbahçe'nin ideal 11'ine bakalım.

Fenerbahçe'de yıllardır kalede Volkan Demirel var.Zaman zaman hata yapsa da kalitesi tartışılmaz.Ama olası sakatlık ve cezalarda kaleye geçireceğin güvendiği bir isim yok.Volkan Babacan o güveni boşa çıkarmıştı.Diğer kaleci Mert ise genç ve tecrübesiz.Volkan'a birşey olduğunda kaleyi gözü kapalı olarak teslim edeceğin bir kaleci şart.Gündemde Serkan Kırıntılı vardı.Son durum nedir bilmiyorum ama eğer transfer gerçekleşirse Fenerbahçe kaleyi sağlama almış olur.Eğer gerçekleşmezse Volkan'a iyi bakılması gerekiyor.

Defans bloğunda tartışmasız Andre Santos-Bilica-Lugano-Gökhan Gönül dörtlü yer almalı.Bu dörtlü ligimizin açık ara en iyi defans hattını oluşturuyor.Özellikle kapalı oynadıklarında bu defansı geçmek biraz zorlaşıyor.Yalnız Fenerbahçe'nin gol aradığı dakikalarda defans hattı öne çıktığı zaman eksiklikleri hemen göze çarpıyor.Bazı hatalarına rağmen uyumlu bir defans hattı olduğunu söyleyebiliriz.Fenerbahçe'nin defansıyla ilgili söyleyebileceğimiz şey kulübede bekleyen defans oyuncularının kaliteleri.Fenerbahçe maçlara bu defans hattıyla çıkamadığı zaman neler yaşadığını Young Boys maçlarında gördük.Ne Bekir ne de İlhan Bilica-Lugano uyumunu sergileyecek kalitede değiller.Lugano ve Bilica kart problemi yaşayabilecek tarzda oyuncular ve bir anda defansın göbeğinde Bekir-İlhan ikilisi oynayabilir.Bu sıkıntığı yaşamamak için defansın göbeğine kaliteli bir oyuncu alınması gerekiyordu.Ama yapmadılar.Bundan sonra Aykut Kocaman Bilica'nın veya Lugano'nun cezalarının büyük maçlara ve Avrupa maçlarına denk gelmemesi için dua etmesi gerekecek.Defansın solunda Andre Santos ve Caner idare edebilir.Gerçi Caner'in defansı biraz zayıf ama bir şekilde idare edebilir.Defanstaki asıl problem sağ tarafta.Orada oynayabilecek tek oyuncu Gökhan Gönül.Ona birşey olduğunda Bekir'in oynayacağını düşünürsek planlamada yanlış yapıldığı görülecektir.Aynı Galatasaray'daki Sabri-Ali Turan gibi burada da Gökhan-Bekir seçeneği Fenerbahçe'nin sağ kanattan yaptıkları hücuma desteği önemli ölçüde zıt yönde değiştirecektir.Bu durumu düşünürek bir sağ bek alınması gerekirdi.

Ortasahaya geldiğimizde göbekte Emre-Baroni ikilisinden başka birşey düşünülemez.Olası yabancı kontenjanına takılmada Baroni'nin yerine Selçuk veya Mehmet Topuz oynatılabilir.Benim ilk tercihim Baroni olur.Aslında Baroni'nin oynaması biraz da sağ tarafta kimin oynayacağına ya da Alex'in oynayıp oynamamasına bağlı.Eğer sağ tarafta Dia oynarsa yabancı kontenjanı aşılacağından Baroni yerini Selçuk veya Mehmet'e bırakabilir.Ya da Niang'ın forvette oynayacağını düşünürsek Niang'ın yanında eğer Alex oynarsa yine Baroni yerini bir Türk'e bırakabilir.Fenerbahçe'de asıl problem yabancı kontenjanından dolayı ilk 11'de hangi yabancıların çıkacağıdır.Defansta Lugano-Bilica-Andre Santos üçlüsünün kesin oynayacağını düşünürsek ve Baroni'nin yerine Türk oyuncu olduğunu düşünürsek Fenerbahçe ileride Niang-Alex-Stoch-Dia dörtlüsünden birini fedaetmek zorunda kalacaktır.Bu dörtlüden ikisinin yeri garanti.Niang ve Stoch kesinlikle ilk 11lerde yer alacaklardır.Geriye Alex ve Dia kalıyor.Bana sorarsanız ben Dia'yı oynatırdım.Her ne kadar Alex Fenerbahçe tarihine geçse de yavaş yavaş miladını doldurduğunu düşünüyorum.Özellikle Aykut Kocaman geldikten sonra.Bazı Fenerbahçeli arkadaşlarım o kadar gol attı, asist yaptı nasıl Alex'i keser diye karşı çıksalar da Fenerbahçe Alex'e çok bağımlı hale geldiğinden artık o olmadan oynamalarının gerektiğini düşünüyorum.Sonuçta Alex seneye yok ve onsuz oynamayı öğrenmeleri lazım.Şunu demiyorum.Alex'i birden kessin ve hiç düşünmesin, kenarda oturtsun.Hayır sadece dakikalarını yavaş yavaş azaltsın ya da rotasyona giderek aynı Antalya maçı gibi olacak maçlarda oynatılması daha hayırlı olur.Bunu yapabilir mi Aykut Kocaman bilemem ama bunu düşündüğünü tahmin edebiliyorum.

Forvete baktığımızda Semih'in yine yedek kalacağını düşünüyorum.Niang'ın gelmesiye birlikte ilk 11 şansı iyice azaldı.Bunu Fenerbahçe'nin tek forvet çıkacağını düşünerek söylüyorum.Fenerbahçe forvet mevkiide sıkıntı yaşamaz gibi duruyor.Niang-Semih-Gökhan-Dia dörtlüsü 3 kulvarı da götürebilir.

10 Haziran 2010 Perşembe

Miroslav Stoch

Haftalardır gazete köşelerinden adı inmeyen, sırasıyla Galatasaray'a, Beşiktaş'a ve Fenerbahçe'ye gazeteler tarafından transfer ettirilen Miroslav Stoch, sonunda ülkemizden bir klüp ile sözleşme imzalayarak ülke medyasına rahat bir nefes aldırdı.

Galatasaray transfer komitesinin uzun sürelerdir süren uğraşmasına ve Chelsea'nin bonservis bedeli indirmesini beklemesine rağmen, elini çabuk tutan Fenerbahçe transfere son noktayı koymayı başararak 20 yaşında ki futbolcuyu renklerine bağladı.
Transferin maddi boyutu şu an tam bir muamma, bazı kaynaklara göre Galatasaray bonservisi düşürmek yada takside bağlamak için uğraşırken, Fenerbahçe Chelsea'nin istediği parayı direk vererek transferde başarılı olmuş. Genelde konuşulan rakam 9m€ olarak nitelendirilse de İngiliz basınına yansıyan bilgilere göre 20 yaşında ki oyuncu için ödenen bonservis bedeli 2,5m£.

Tabiki transferin asıl boyutu taktiksel anlamda Stoch'un neler katabileceği konusu.
Öncelikle Galatasaray'ın Stoch'la neden ilgilendiğine bakacak olursak: Kewell ve Gio'nun kopma ihtimaline karşılık Galatasaray'ın bir kanat adamına ihtiyacı vardı. Arda'yı kanada hapsederek sınırlı verim almak yerine, kanada transfer edilecek bir oyuncuyla Arda'nın ortaya kayması Galatasaray'ın uygulamaya çalıştığı 4-3-3 için, daha fazla yaratıcılık şansı tanıyacaktı. Ayrıca Stoch'un kanat oyuncusu olmasının yanı sıra kanattan içeri kat ederek kanat forveti gibi oynayabiliyor olması 4-3-3 sisteminde forvetin desteklenmesi için önemliydi. Fakat, Galatasaray bu hamlesinde şimdilik başarısız olmuş gibi duruyor.

İşin Fenerbahçe boyutuna bakacak olursak: Öncelikle Aykut Kocaman kendisini uzun süredir izlediklerini, takip ettiklerini söyledi, ki önemli bir durum. Çünkü izlenerek görerek oyuncu alınmış olması sırf başkaları da istiyor diye oyuncuya hamle yapılmamış olması, takıma yapacağı katkıların ölçülüp biçildiği manasına geliyor. Uğur Boral'ın sakatlığından ve Andre Santos'un beke geçmesinden sonra sol önde sürekli varyasyon sıkıntısı yaşayan Fenerbahçe, Stoch ile nokta atışı yapmış oldu. Zico döneminde; kanat forveti gibi oynayan ve sürekli içeri kat eden Deivid'in ŞL başarıları yatsınamaz durumda. Stoch'da zamanında Deivid'in yaptıklarını sol kanat üzerinden gerçekleştirebilirse, hücumda takımın yükünü biraz olsun sırtlayarak Alex'i rahatlatabilir. Stoch konusunda Fenerbahçe'nin düşünmesi gereken en önemli nokta ise defans konusu. İleri çıkışlarıyla arkasına adam kaçırmaya meyilli Andre Santos'un önünde sürekli içeri kat edebilen ve kanadına defansif olarak pek katkısı olmayacak olan Stoch bu bölgenin defansif anlamda kabusu da olabilir. Fakat geçmişte ki Deivid, Gökhan Gönül anlaşmasının hücum ve defansta çok ekmeğini yiyen Fenerbahçe; Stoch, Andre Santos arasında bir uyum sağlayabilirse bu kanatta rakiplerine korku salabilirler.

Stoch için işin maddi olarak başka bir boyutu ise, gelecek vaad eden bir oyuncu olması. Bonservisi hakkında tam bir bilgi olmasa da 20 yaşında ve Dünya Kupası'nda boy gösterecek bir oyuncunun kupa öncesi transfer edilmesi büyük başarı olduğu gibi, 2-3 sene içinde eğer belirli bir performans yakalayabilirse verilen bonservis bedelinin 2-3 katına satılabileceğide yatsınamaz bir gerçek.

19 Nisan 2010 Pazartesi

21 + Alex = 1-0

Bursaspor'un cuma günü Gaziantep'i 2-0 yenerek, puan farkını açması derbiye çok farklı anlamlar yüklenmesine sebep oldu. 2 takımında oyuncuları ve teknik ekibi Kadıköy'de kaybedilecek puanların şampiyonluk yarışında büyük ölçüde havlu atmak demek olacağının farkındaydı. Derbinin de bunun ışığında sert ve çekişmeli geçeceği zaten beklenen birşeydi.
Maçtan önce Kadıköy'de Fenerbahçe tribünleri son derece konsantre olmuş ve olası bir hatanın faturasının şampiyonluğun kaybı manasına geleceğini bilmelerinden dolayı olsa gerek, normal bir derbi maçta yaşanacak tatsızlıkları, yaşatmadılar.

Maçla ilgili bişeyler yazmadan önce şunu belirtmek lazım ki; hakem belirli hatalar yaptı, bazıları ufak tefek bazıları büyük. Maç içinde çirkefleşen, futbol ahlakına yakışmayan hareketler yapan futbolcular oldu. Fakat bunlar zaten her köşede yazılıp, çizildiği, hatta günlerce yazılıp çizileceği için bende aynı şeyleri yazmaya gerek görmedim.

Maç boyunca iki takımda hem kendi karakteristik özelliklerini sahaya yansıtmaya çalıştı hemde Süper Lig'in karakteristiği olan sert, fizik gücüne dayalı oyunda ön plandaydı. İki takımında bu sert, birebir oyununda farkı yaratan ise, geldiği günden beri fiziksel olarak zayıflığı eleştirilen Alex oldu. Daha santrada ayağına gelen toğu hemen Beşiktaş yarı alanında taca atarak, takımının rakip yarı sahaya yayılmasını ve topun rakip sahada kalmasını sağladı. Zaten bu hamlenin hemen ardından daha 2. dakikada Mehmet Topuz'un pasını ceza sahası dışından güzel bir şutla kaleye göndererek, santradan sonra ayağına gelen ilk topu gol yaparak farkını göstermiş oldu.
İlk yarı topu sürekli rakip yarı sahada tutmaya çalışan, üst üste gol pozisyonlarına giren rakibine karşı daha diri bir görüntü çizen Fenerbahçe, kaçırdığı pozisyonları değerlendirebilse bugün çok farklı şeyler konuşuluyor olabilirdi. Önce Guiza topu resmen boş kaleye yuvarlayamadı, ardından Alex altı pas içinde şut çekmek yerine topu Guiza'ya yuvarlamak isteyince Rüştü'ye takıldı. Bu dakikalarda ise Beşiktaş tamamen Bobo'ya bağımlı oynuyordu; Bobo'ya at Bobo topu ilerde tutsun o sırada ortasaha rakip yarı alana geçsin takım hücuma çıksın, fakat önde basan ve ortasahasıyla yakın oynayan Fenerbahçe defansı, Beşiktaş'ın bu planına izin vermedi.

İkinci yarı iki takımda yine klasikleşmiş ikinci yarı taktikleriyle oyuna başladılar, Beşiktaş ilk yarı durdurup 2. yarı vururum mantalitesini uygulayarak, 1-0 geride olması sebebiyle risk alarak yüklenmeye çalıştı. Fenerbahçe ise 2. yarının ilk 10-15 dakikası oyunu yine yarı alana yıkma çalışmalarına devam etti, fakat daha sonra en güvendiği yeri savunması olduğundan, geri çekildi ve ilk yarıda Beşiktaş'ın uyguladığı taktiğe benzer bir taktikle tek adam, Guiza, üzerinden hücuma çıkmaya çalıştı. Fakat Guiza, Bobo gibi top tutan bir oyuncu olmadığından dolayı ilerde kalmakta zorlandılar.
İkinci yarı, ilk yarıya göre kısmen daha zevksiz bir yarı oldu, fiziksel mücadele hat safhaya ulaştı, futbolun seyir zevki düştü. Bu dakikalarda yüklenmeye çalışan Beşiktaş, penaltı kazandı. Tartışmalı olayların olduğu penaltı atışında Volkan, Sevilla maçı formundan birşey kaybetmediğini gösterircesine penaltıyı kurtardı. Bu dakikalardan sonra ise maçta hiç birşey olmadı, hele art arda kırmızı kartların çıktığı son 10dakika hatırlanmaya bile değmez.

İki takımıda taktiksel olarak inceleyecek olursak;

Önce Beşiktaş'tan başlıyalım.
Mustafa Denizli, sakat oyuncularından arındırdığında elinde olan bütün oyuncuları kadroya koymuş gibi bir görüntüyle çıktı derbiye. Fakat zaten Ernst ve Toraman'ın oynadığı bir ortasahaya birde Fink'i yerleştirip hem sadece defansif yönü olan oyunculardan bir ortasaha kurmuş olmanın yanı sıra yabancı hakkınıda doldurmuş oldu. Toraman'ı Alex'e kilitlemek adına, libero gibi kullandı fakat Toraman daha ilk pozisyonda Alex'i marke etmeyince top ağlara gitmiş oldu. Maça tek hücum oyuncusu Bobo ile çıkıp onun tutacağı toplarla rakip yarı alana yığılma düşüncesi ise modern futbol anlayışından uzak ve takımı fazlasıyla yoracak bir hamleydi.
Aslında taktiklere ilk baktığımda aklıma gelen şu olmuştu; Beşiktaş'ın amacı ilk yarı kapanıp, top çevirmeye çalışan rakibini yormak, ikinci yarı oyuna hızlı hücum oyuncusu sokup kontradan golü bulmak herhalde. Fakat daha 2. dakikada golü yedikten sonra, topu rakip yarı alana taşıyamadıkları için çok zorlu anlar yaşadılar, gölü atmış olmanın rahatlığında ki rakibin ise kendisini fazla zorlamasına gerek kalmadı.


Fenerbahçe'nin taktiğine bakacak olursak.
İdeale yakın 11'i ile sahadaydı Fenerbahçe. Alex'in markaj altında olacağının farkında olan Daum'un Vederson yerine Özer tercihi, eğer Özer gününde olsaydı maça direk olarak etki edebilecek hamleydi. Fenerbahçe bu sene alışıla gelmiş olan, oyunu rakip yarı alana yıkıp golü bulduktan sonra, defans önüne çekilip Alex ve Guiza ile hucüma çıkma denemesini bu maçta da uygulamaya çalıştı fakat Beşiktaş'ın kalabalık defans hattı ve Guiza'nın top tutamaması nedeniyle son dakikalarda oyunu kendi alanında kabul etmek zorunda kaldı.


Maçta hakkında iyi şekilde konuşulup övülecek 3 oyuncu vardı bana göre:
Galatasaray derbisinde Keita'nın şutunu çıkartıp 3 puanda büyük rol oynayan Volkan, bu maçta da penaltıyı kurtararak yine büyük rol oynadı.
Sakatlığı nedeniyle ameliyat olması gerekmesine rağmen derbiye çıkıp 90 dakika boyunca durmayan Gökhan Gönül, zaten Daum'da maçın adamı olarak onu gösterdi.
Futbolun sadece fizik gücüyle, sağa sola koşarak değil, doğru zamanda doğru yerde olmanın çoğu zaman yettiğini ve oyun zekasının önemini her zaman kanıtlayan Alex.

14 Nisan 2010 Çarşamba

Çok Uzak Abi


Bu olayı dün duyduğum için şimdi yazıyorum.

Geçen hafta Fenercell'in 1. yıldönümüydü.Fenerbahçe bir güzellik yapmak istemiş.Kaptan Alex ve Emre Fenercellli taraftarları arayarak bazı ödüller dağıtmışlar.Sıra Emre'ye gelmiş.Emre Sri Lanka'ya 2 kişilik bilet için bir taraftarı aramış.Demiş ki Sri Lanka'ya 2 bilet kazandınız.Taraftarın ismi Mehmet Gökçe imiş.Mehmet Gökçe de önce şaşırmış sonra da sitem etmiş."Sri Lanka çok uzak yakın bir yer yok mu?"

Mehmet Gökçe haklı.Ne işi var adamın Sri Lanka'da.Türkiye'de o kadar güzel yer varken Sri Lanka'ya bilet verirsen böyle birşeyle karşılarısın.Keşke Bodrum'a bilet verselerdi.Daha hayırlı olurdu.

27 Mart 2010 Cumartesi

Galatasaray-Fenerbahçe Derbi Analizi


Bugün sonucu merakla beklenen bir maç var.Türkiye'nin derbisi...Fenerbahçe-Galatasaray...Her oynanacağı zaman yılın derbisi diye nitelendirilir.Bu derbi gerçekten yılın derbisi olacak.Nedeni de cuma günü Bursaspor'un kaybetmesi ve Beşiktaş'ın kazanması.Bir anda şampiyonluk yarışı yeniden alevlendi.Beraberlik Galatasaray için bir nebze yetse de Fenerbahçe'nin isteyeceği bir sonuç olmaz.Çünkü Galatasaray bir rakibini altında tutmuş olacak.Fenerbahçe ise rakibini geçemeyerek şampiyonluk yarışında önündeki 3 takımı geçmesi gerekecek.Bu yüzden özellikle Fenerbahçe atak oynayacaktır.Galatasaray kontrollü başlayıp sonra hücum yapacaktır.İnşallah seyir zevki yüksek, fair-play açısından olumlu geçecek bir derbi olur.Özellikle 'Özhan Abi'nin ölümünden sonra oluşan sakin havanın derbide olumsuz görüntülerin çıkmamasını engelleyeceğini düşünüyorum.Hak eden kazansın diyelim ve isterseniz olası 11ler üzerinden bölge bölge oyunculara bakalım.




İlk olarak Volkan Demirel.Şu anda Türk kaleciler arasında en yetenekli kalecidir.Bazen inanılmaz hatalar yapsa da, inanılmaz goller yese de kalenizi güvenle teslim edeceğiniz kalecilerden biridir.Birçok derbide forma giydiği için derbi havasını iyi bilir.Özellikle Galatasaray maçlarına ayrı bir motive oluyordur.Bunu geçmiş Galatasaray maçlarından anlayabiliyoruz.Derbi tecrübesinden dolayı kalesini en iyi şekilde koruyacaktır.Şampiyonluğun kaybedildiği maçtaki gibi çıkışlar yapmaz en azından.


Gelelim Leo Franco'ya.Franco bu sene geldiğinde beklentiler yüksekti.En azından A.Madrid de oynadığı için kalesini güvenli bir şekilde korur düşüncesi vardı.Maçlarda bazen öyle hatalar yapıyor ki kendi taraftarlarını çileden çıkarıyor.Franco'nun eksiklerinden biri ilk maçta görüldüğü gibi geri paslarda sıkıntı çekmesi.İlk maçta iki kez geri pastaki hatalarından pozisyon yarattı Fenerbahçe'ye.Birinde Alex'in vuruşu auta çıktı, diğerinde ise malum penaltı oldu.Fenerli futbolcular bu durumdan yararlanmak isteyeceklerdir.Sık sık kaleciye pres görebiliriz.Derbi havalarını iyi bildiğinden bu gibi hataları bu maçta yapmaz diye düşünüyorum.Kaleciler açısından bu derbi iyi geçebilir.



Geçelim defans oyuncularına.İlk olarak Rijkaard'ın son haftalardaki gözdesi Emre Güngör.Emre'ye ne zaman ihtiyaç olsa Emre hep sakattı.İlk defa bu sezonun bu döneminde sağlam ve Rijkaard ona güvenerek Servet'i keserek onu oynatıyor.Emre iyi bir oyuncu olmasına rağmen bazen tecrübesiz genç oyuncular gibi hata yapıyor.En son örneği Trabzonspor maçındaki hatası.Eğer Fenerbahçe maçında da bu hatalarına devam ederse Fenerli futbolcular affetmez, hemen cezalandırır.Derbi olduğundan dolayı daha dikkatli olacaktır.

Lucas Neill...Galatasaray'ın defansı bir dönem "SOS" veriyordu.Defansa iyi bir takviye yapılması gerektiği görülüyordu.Yönetim özellikle Haldun Üstünel iyi bir iş çıkararak ara transfer döneminde Neill transferini gerçekleştirdi.Neill takıma dahil olduğunda ilk maçında iyi sinyaller verse de yeni geldiğinden bazı hataları olmuştu.Daha sonraki haftalarda uyum sorununu aşarak Galatasaray defansını biraz toparladı.Özellikle Türk futbolunda eksik olan geriden oyun kurma konusunda yetenekli olduğundan Defanstan çıkan toplar daha verimli kulanılmaya başlandı.Derbide tecrübesiyle takımının defans hattındaki oyuncuları iyi yönetebilir ve defansın hata yapmasını önleyebilir.



Gelelim Fenerbahçe'nin defans oyuncularına.Fabio Bilica Fenerbahçe defansının kilit adamı olarak görüyorum.Çünkü ne zaman ne yapacağı belli olmuyor.Hava toplarına iyi yükseliyor, dar alanda iyi savunma yapıyor ama öyle bir an geliyor ve öyle bir faul yapıyor ki takımının tehlike yaşamasına neden oluyor.Yaptığı gereksiz fauller Fenerbahçe'nin başını yakabilir.Bilica dar alanda iyi ama Fenerbahçe geride olduğu zaman takım defansı ile birlikte Bilica da alarm veriyor.

Gelelim çılgın çocuğa.Fenerbahçe defansının bel kemiği.Lugano da Bilica gibi dar alanda müthiş savunma yapıyor.Ne zaman Fenerbahçe geride olsa veya risk almaya başlasa defansını biraz öne çıkardığında arkadaki boşluktan yararlanan forvet oyuncularını tutamıyorlar.O yüzden Fenerbahçe ilk golü atan olmak isteyecektir.Lugano'nun bir diğer zaafı ise gezen forvet futbolcuları tutmakta zorlanması.Sabit forvetleri tutmakta problemi yok.Galatasaray'da forvette Jo oynayacağını düşünürsek Lugano için iyi haber.Fenerbahçe geriye düşmediği sürece defansın göbeğinde oynayan iyi maç çıkarabilir.

Sıra sağ beklerde.Gökhan Gönül Fenerbahçe'nin yıllardır aradığı sağ bek özelliğine sahip.Sık sık ileriye çıkarak hücumda arkadaşlarına yardım ediyor.Ama bu sene biraz da sakat sakat oynamasının etkisiyle ileriye çok az çıkıyor.Çıksa da eskisi gibi etkili olamıyor.Yine de ne olursa olsun Gökhan'ın sahada olması sağ kanat için çok önemlidir.Fenerbahçe'nin bu sezon kanatlardan çok fazla verim alamadığını düşünürsek bu maç sıkıntılı geçebilir.Fenerbahçe hücumda etkili olmak istiyorsa kanatlarını kullanması özellikle sağ kanadı kullanması gerekiyor.Gökhan'ın karşısında Arda'nın oynayacağını düşünürsek sağ kulvar maçın kaderini belirleyebilir.

Sabri kendi taraftarınlarınca birçok kere eleştirilmişti.Ama Sabri'nin oynamadığı maçlarda sağ kanadın verimsizliliğini düşünürsek Sabri'nin bu takım için ne demek olduğunu anlayabiliyoruz.Yerine oynayan ne Uğur Uçar ne de Emre Güngör sağ kanadı iyi çalıştıramadılar.Sabri sürekli ileriye çıkışlarıyla bilinir.Bu maçta da bu özelliğini kullanacaktır.Fenerbahçe'nin sol tarafında oynayacak oyunculara bakarsak Sabri'yi sık sık ileriye çıkarken göreceğiz.Önünde Keita ile birlikte sağ kulvardan sürekli geleceklerdir.
Hakan Balta hücuma nadir çıksa da defans konusunda oldukça başarılı.Özellikle hava toplarındaki etkinliği onun için artı bir özellik.Bu maçta Hakan'ın yine hücuma katılacağını düşünmüyorum.Önünde oynayan Arda'nın kendisine yardım etmeyeceğinden en azından defansta kalıp o kanadı savunacaktır.Fenerbahçe eskisi kadar sağ kanadı kullanamasa da Deivid'in oynaması olasılığı karşısında Hakan'ın dikkatli olması gerekiyor.

Andre Santos ilk geldiğinde sol açıkta oynatıldı.Brezilya milli takımında sağ açık oynamasına rağmen Carlos bekte Santos'u açıkta oynattı.Bu bölgede verimli olamadı.Carlos gittikten sonra asıl mevkisine geçen Santos biraz kıpırdanır oldu.Ama hala bilinen Santos gibi oynamıyor.Maçlara baktığımızda ileriye neredeyse hiç çıkmıyor.Aslında iyi bileklere sahip oyuncunun ileriye çıkıp bu özelliğini kullanması gerekir.En azından bu maçta kullanması gerekiyor.Çünkü büyük ihtimal o kanatta Keita ve Sabri oynayacak.Eğer ileriye kontrollü bir şekilde çıkarsa Fenerbahçe bu kanattan etkili hücumlar gerçekleştirebilir.Bu maçın kaderini kanatlar belirleyecek gibi duruyor.


Orta saha oyuncularına bakalım şimdi.Selçuk Şahin taraftarlarca sevilmeyen bir oyuncu.Taraftarlardan çok sıkıntı çekti.Ama burada Selçuk'un bir suçu yok.Çünkü kapasitesi bu kadar ve kapasitesini en iyi şekilde sahaya yansıtıyor.Christian'ın sakatlığından dolayı forma şansı buldu ve iyi de mücadele ediyor.Selçuk'un Christian'da olmayan bir özelliği var.Ara sıra ileriye çıkarak hücum oyuncularına yardımda bulunuyor.Bazen uzaktan şut çekiyor bazen de ileriye giderek orada takımını sayıca fazlalaştırıyor.Fenerbahçe ortasahası için Christian'ın oynamasındansa Selçuk'un oynaması daha hayırlı gibi duruyor.


Gelelim bu maça kafa olarak iyi hazılanmış Emre Belözoğlu'na.Emre Manisaspor maçında sakatlanmış ve oyunda çıkmıştı.Bütün hafta boyunca Emre oynayacak mı oynamayacak mı diye konuşuldu.Benim tahminim oynayacağı konusunda.İki sebebi var.Birincisi Emre'nin Fenerbahçe ortasahasının ve tüm takımın beyni olması, ikincisi de bu maç için hırslanması.Zaten Fenerbahçe maçı kazanmak istiyorsa Emre muhakkak oynamsı gerekiyor.


Galatasaray'ın orta sahasında Barış'ın oynayacağını düşünüyorum.Aslında Mehmet Topal ile Barış arasında kaldım.Barış'ın mücadeleci, savaşçı bir oyuncu olması sebebiyle Rijkaard'ın Barış'ı tercih edeceğini düşünüyorum.Derbilerde ortasaha oyuncularının önemi çok büyük.Ortasahaların mücadeleci, savaşçı olması gerekiyor.Ama bir de hücuma katılarak hücum oyuncularına da yardım etmeleri gerekiyor.İşte bu konuda Galatasaray biraz şanssız.Barış fazla hücuma katılan bir oyuncu değil.Barış etkili olacak şekilde ileriye çıkarsa Galatasaray ileride baskı kurabilir.


Mustafa Sarp da Barış gibi mücadeleyi seven bir oyuncu.Genel bir sıkıntı olan ortasaha oyuncularının hücum oyuncularına yardım etmemesi Galatasaray için de sıkıntı.Mustafa ara sıra çıkışlar yapıyor ama gerektiği zaman gerektiği yerde olmuyor.Çıkmaması gereken yerde çıkıyor, çıkması gereken çıkmıyor.Eğer bu çıkışları zamanında ve etkili yaparsa Galatasaray ortasahada üstünlüğü ele alabilir.

Fenerbahçe için Emre neyse Galatasaray için de Elano odur.Elano sahada hiç bir varlık gösteremediği anlaşılabilir en azından televizyondan ama çıplak gözle izlendiğinde iyi işler yapıyor.Ortasahada pas alışverişi yapar, forvet oyuncularına yardım eder.Üç büyüklerimizde nadir bulunan iki yönlü bir oyuncu.Derbide fark yaratacak oyunculardan biri olarak görüyorum.İyi maç çıkaracaktır.


Herkes Özer'in oynayacağını bekleyebilir.Ama Daum önceki derbilerde olduğu gibi Vederson'u oynatarak o kanattaki Galatasaray'ın üstünlüğünü azaltmak, yeri geldiğinde sol kanattan etkili hücumlar yapmak.Vederson'un en büyük artısı savunması.İlk maçta Fenerbahçe sol tarafını Galatasaray'a kapatmıştı.Bu maçta da Fenerbahçe savunması Galatasaray'ın hücumunu yenecektir diye düşünüyorum.Bu kulvarda en büyük rolü Santos'un oynayacaktır diye tahmin ediyorum.

Mehmet Topuz bekleneni bir türlü veremedi.Kayseri'de oynadığı futbolu Fenerbahçe'de sergilemesi bekleniyordu.En azından topla birlikte çıkışlar, çalım atmalar gibi özelliklerini kullanması bekleniyordu.Bunları yapamasa da mücadele ederek o açığı kapatmaya çalışıyor.İlk maçta Gökhan'a yardım ederek Arda'nın etkinliğini azalttı ve neredeyse Galatasaray için o kulvarı işlemez hale getirdi.Bu maçta da Daum onu sağ açıkta oynatarak yine Arda'yı durdurmaya çalışacaklardır.

Keita ilk maçta beklenen veremedi.Roberto Carlos o kadar sinirlendirdi ki sonunda bir pozisyonda Carlos'a yumruk attı.Maç boyunca sinirli olduğundan iyi futbol sergileyemediğini gören Keita, bu sefer sakin olacağını ve iyi bir maç çıkaracağını söylemiş.Bence sakin olsa iyi olur.Çünkü Galatasaray'ın ona çok ihtiyacı var.Sağ kanattaki o deliciliğini kullanamazsa ilk maçtaki gibi etkisiz olur ve yine sinirlenip oyundan düşebilir.Rijkaard'ın ne edip yapıp Keita'yı iyi bir şekilde hazırlaması ve sakin olmasını gerektiğini anlatması gerekir.

Gelelim kaptanlara.İlk olarak Galatasaray'ın kaptanı Arda Turan.Arda sakatlığından dolayı Trabzonspor maçında oynamamıştı.Biraz da derbiyi düşünerek bu kararı aldılar.Hafta boyunca oynama olasılığının düşük olduğu konuşulsa da iğneler veya ilaçlarla da olsa kaptan takımını yalnız bırakmayacaktır.Kaptan olmayınca takım bir gömlek aşağıda oynuyor.Bu derbide oynaması çok çok önemli.İleride oyun kuran, gol atma becerisi olan, asistler yapan bir oyuncunun oynamaması Galatasaray için büyük kayıptır.Bu derbide Galatasaray için Arda olmazsa olmazlardan.
Şimdi sıra Fenerbahçe'ni kaptanında.Arda için Galatasaray'ın olmazsa olmazı dedik ama Alex için daha fazlasını diyebiliriz.Alex son haftalarda formsuz olsa da Fenerbahçe'nin derbilerde en büyük kozu durumunda.Hiçbirşey yapmasa bile kullandığı kornerler, serbest vuruşlarla tehlikeli pozisyonlar yaratıyor.Alex Galatasaray maçlarını çok sevdiğinden son haftalardaki formsuzluğunu bir kenara koyarak iyi bir maç çıkaracaktır.İnanılmaz paslar görebiliriz.


Daniel Güiza...Fenerbahçelilerin bir ıslıklayıp bir alkışladığı oyuncu.Herkes Güiza'nın kaçırdıklarını görüyor.Ama çıplak gözle izlendiği zaman ne kadar koştuğunu mücadele ettiğini görebilirsiniz.Güiza etkisiz oynuyor diye düşünülebilir ama bir oyuncuyu yalnız bırakırsanız ve sürekli uzun toplar atıp arkasından yardıma gitmezseniz o oyuncu yalnız kalır ve ileride hiç birşey yapamaz.Güiza da bu sıkıntıyı yaşıyor.Güiza'ya biraz yardım edilse Güiza da etkili olacaktır.Güiza verkaçlarda biraz başarılı olsa Alex ile iyi anlaşacaktır.O zaman Fenerbahçe ileride etkili olur.

Baros'un sakatlanmasından dolayı bir forvete ihtiyaç olduğu anlaşıldı.Haldun Üstünel'in başarısı ile Jo transfer edildi.Jo ilk geldiğinde biraz etkisiz oldu ama sonra takıma alışmasıyla birlikte iyi futbol oynamasa da görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştı.Sonra bir sakatlık dönemi geçirdi ve i süre takımından ayrı kaldı.Jo yavaş yavaş form bulmaya başlıyor.Yalnız bir eksi yanı var yavaş olması.Tam da Lugano'nun isteyeceği tipte forvet oyuncusu.Hareketli oynayabilirse o zaman etkili olur.Yoksa Lugano ve Bilica arasında bir varlık gösteremez.Taç çizgisine kadar çıkması veya ortasahaya gelmesi takımı açısından faydalı olabilir özellikle Fenerbahçe'nin bu gibi forvetler karşısında etkisiz olmasını düşünürsek.

23 Ocak 2010 Cumartesi

4 Sarı Kart ve Sivas Soğuğu

Fenerbahçe - Denizlispor maçından önce Fenerbahçeli 5 futbolcu ceza sınırındaydı ve 2 futbolcu ise sarı kart cezası nedeniyle tribündeydi. Cezalı olan Alex ve Gökhan Gönül'ün yanı sıra; Lugano, Cristian, Emre, Andre Santos ve Guiza ceza sınırında ki oyunculardı. Maç içinde Lugano, Cristian, Emre ve Andre öyle kartlar gördüler adeta Sivas'ın bu mevsimde ne kadar soğuk olduğunu duymuşlarda gitmek istemiyorlar havası yarattılar. Guiza ise gol kaçırmaya o kadar konsantre olmuştu ki kart görücek bişiler yapmaya zaman bulamadı.

11 Ocak 2010 Pazartesi

Hayalperest ve Unutkan Medyamız


Malum ara transfer sezonu başladı ve yaklaşık bir aylık bu süre zarfında klüplerimizin ihtiyacı olan mevkilere acil olarak transfer yapmaları bekleniyor. Spor medyasınında doğal olarak transfer döneminin ekmeğini yeme telaşı içinde sürekli olarak spekülasyonlar ortaya atıyor, gerçekleşmesi uzak transferleri bile sanki işler imzaya kalmış gibi lanse etmekte de üzerlerine yok. Beşiktaş'ın yabancı oyuncu alacak yeri olmaması, kontenjan boşaltsa bile Delgado'yu takıma yeniden dahil edicek olması nedeniyle Beşiktaş bu aralar medyanın dikkatini pek çekmiyor. Trabzon ve diğer Anadolu klüpleri ise yüksek maliyetli, sansasyon yaratabilecek oyuncu alamayacakları içinde medyanın ilgisini pek çekmiyor. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin 1'er yabancı hakkı bulunması ve iki klübünde transfer yapabilecek bütçelere sahip olması ise spor medyasının adeta ağzını sulandırmakta. Fakat gün geçmiyor ki arka arkaya yaptıkları transfer haberlerinde birgün önce kendi söylediklerini yalanlamasınlar yada uçuk kaçık transfer haberleri yapmasınlar.

Son zamanlarda medyamızda sansasyon olarak duyurulan 2 haber hakkında ufak detaylar:

Galatasaray - Ricardo Costa transfer hikayesi.
Açıkcası hikayenin tam olarak ayrıntıları hala bilinmemekle birlikte Ricardo Costa, Galatasaray Wolfsburg'la anlaşmış olmasına rağmen Valencia'yı tercih ettiği konuşuluyor daha netleşen birşey ortada yok. Ama medyamızda arka arkaya çıkan Ricardo Costa haberlerinin başlıkları kadar hepsinin aynı kaynaklarda yer alması ise daha da ilginç. Bu başlıklarla ilgili birkaç örnek.
*Ricardo Costa: Galatasaraya sözüm, söz Galatasaray'la masaya oturmadan başka klüplerle konuşmayacağım dedi.
*Galatasaray Wolfsburg'la anlaştı tek engel Ricardo'yu ikna etmek.
*Ricardo Costa, Galatasaray'da beklenen transfer gerçekleşti.
*Ricardo Costa: Şu an için Galatasaray'a gitmem imkansız dedi.
*Ricardo Costa, Galatasaray Wolfsburg'la anlaşmış olmasına rağmen Valencia'yı tercih etti.
Bunu yazan medyaya: "Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" denir sadece. Şu ana kadar Ricardo Costa'nun herhangi bir klüple anlaşmış durumda değil yani Galatasaray belkide kendisiyle anlaşmıştır burası bilinmez ama burada ki önemli konu medyanın arka arkaya yayınladığı haberlerde her seferinde kendini yalanlıyor oluşu.


Fenerbahçe'nin forvet transferleri.
Roberto Carlos'un gönderilmesiyle açılan yabancı kontenjanının üzerine birde Kazım'ın kadro dışı kalışı, Semih'le klüp arasında ki gerginliği ve Guiza'nın bir türlü form tutamamış olması sonucunda Fenerbahçe'nin yabancı kaliteli bir forvete ihtiyacı olduğu ve bunu transfer edebilecek maddi olanakları olduğunu sadece medya değil futbolla ilgilenen herkes biliyor. Medyamız da bunu fırsat görüp hergün yeni transfer senaryoları yazıp traj, rating yapma peşine düşüyor.
Aykut Kocaman ve tercümanının gizli bir şekilde Avrupa seyehatine çıkmasıda bol bol malzeme üretiyor bu spekülasyonlara. Pek çok isim öne sürüldü bu konuda ama en son öne sürülen isime bu haberi manşetlerine taşıyanların bile inandıklarını pek zannetmiyorum. O isim ise Luis Suarez

*2-3 gündür yazan haberlere göre Aykut Kocaman Amsterdam'a Ajax ile anlaşmaya gitmiş ve bahsedilen bonservis bedeli 10M€ civarındaymış.
Birileri resmen dalga geçiyor olmalı. Luis Suarez'in Chelsea, Manchester Unt., Barcelona gibi Avrupa devlerinin sıkı takibinde olduğu bilinen bir gerçek. Zaten 22 yaşında olmasının yanı sıra geçen sezon 31 maçta 22 bu sezon ise 16 maçta 17 gol atmış olması bile kendisini 10M€'nun üzerine çıkartır. Ajax 2007 senesinde Ajax'a gelirken kendisi için ödenen bonservis bedeli ise 7.5M€. Bu rakamlar bile Luis Suarez'in değerinin Avrupa devlerini bile düşündürebilecek bir rakama 20M€ civarlarında bir meblaya çıkartıyor ki zaten Avrupa'nın gözdelerinden, genç ve yetenek vaad eden bir forvetin Türkiye'ye gelmesi kendisi için intahar olur.
Spekülasyonda adı bolca geçen diğer forvetler ise; Cardozo, Jovanovic, Mutu, Saviola...... şeklinde uzuyor gidiyor.


Bir de Sercan Yıldırım transfer hikayeleri var ki bu ipin ucunu medya bile kaçırmış durumda artık, Sercan hergün 3 büyüklerden birinin kapısından dönüyor ama bir yandan da Bursaspor Sercan'ı satmıycaz diyor vs. vs. vs....

Zamanında klüplerin bazıları medyanın bu transfer şişirme politikaları karşısında şöyle açıklamalar yapmışlardı: "Medya sürekli olarak transfer haberleri yayınlamakta ve taraftarlarımızın iştahlarını kabartmakta ve beklentilerini arttırmaktadırlar. Bu tip haberler bizlere destek değil, köstek olmaktadır." Sonuna kadar haklılar, çünkü herkes takımının bahsi geçen yıldızları almasını, kadrosunu yıldızlardan bezeli görmek iste; bu beklenti içindeki taraftar yetenekli bile olsa yıldız olmayan adını duymadığı bir oyuncuyu klübünde gördüğünde ise mırın kırın etmeye, klübü suçlamaya başlar. Ayrıca şu da bilinen bir gerçek ki herhangi bir transferin medyada çıkması, duyulması o transferde ödenecek parayı %10 - %20 civarında arttırmakta ve klüplere binen yükü arttırmaktadır.

Medyaya ne kadar kızsakta içimizden de sürekli olarak; şu adam gelirse süper olur, tam takımın ihtiyacı, gelsin hemen formasını alırız, keşke gelse.... şeklinde geçiriyoruz. Ülkemizde klüplerimizin ekonomik yapıları ( en azından 3 büyüklerin) ciddi şekilde sağlamlaşmaya başladı ve bu sebeple artık yıldız oyuncuların, başarılı oyuncuların gelmesi hayallerden öteye geçebilmeye başladı. Son yıllarda; Hagi, Hooijdonk, Alex, Carew, Roberto Carlos, Anelka, Ortega, Ribery vb. pek çok yıldız ülkemize geldi ve top koşturdu. Umarım ki daha fazlaları da gelirler fakat yıldız olarak geldikleri gibi yıldız olarak oynayarak takımlarını tüm kulvarlarda başarılara koşturabilecekse gelsinler.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails