2010 dünya kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2010 dünya kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2010 Çarşamba

İsyancılardan Cezalara İlk Tepki


“Bana göre tüm bu soruşturma komisyonu hikayesi saçmalık. Bunlar sadece halkı eğlendirmek için yapılan şeyler. Laurent Blanc'ın huzur içinde çalışmaya ihtiyacı var. Bu yüzden yeni bir sayfa açılmalı. Bu insanlar birer soytarı. Bunlara gülmekten ölüyorum.”

Nicholas Anelka

"Oyunculara yasak getirilmesi benim için büyük bir hayal kırıklığı. Fransa'da ne olduğunu bilmiyorum. Dünya Kupası'nda ne olduysa buna tüm oyuncular katıldı. Sadece 5 oyuncunun Paris'e çağrılmasını anlamıyorum."

Frank Ribery

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Kahraman? Emek Hırsızı?

Uruguay-Gana maçının 120+1. dakikasında yaşananlar resmen futbolun nasıl son dakikaya kadar çekişmeli, mücadeleli bir oyun olduğunun kanıtı niteliğindeydi. Yorgunluğunda etkisiyle iki takımdan biri dönüşü olmayan bir hata yapacaktı ve hatayı yapan Uruguay oldu, kullanılan serbest vuruşta kafalardan seken topta Appiah'ın volesini, Luis Suarez önce çizgide ayaklarıyla çıkarttı daha sonra seken topa vurulan kafayı çizgi üzerinde eliyle uzaklaştırdı.

Pozisyonun ardından suçunu bilen Suarez itiraz bile etmeden penaltı ve kırmızı karta boyun eğdi ve soyunma odasına doğru yola çıktı. Mutlak gol olucak pozisyonu çizgiden çıkartan Suarez böylece takımına 120+1 de bir şans daha vermiş oldu. Penaltıda topun başına gelen Gana'nın yıldızı Gyan topu dışarı atınca maç penaltılara uzamış oldu. Penaltılarda 2 tane penaltıyı bariz şekilde çok kötü kullanan Gana, 1 penaltı kaçıran Uruguay tarafından elenmiş oldu.

Turnuvayı kapatma pahasına takımına maçın son saniyesinde bir şans daha kazandıran Luis Suarez şu an ülkesi için bir milli kahraman statüsüne yükselmiş durumda. Semih son dakikada Hırvatistan ağlarına yolladığı topla nasıl ülkemizde yere göğe sığdırılamadıysa aynı durum şu an da Suarez için geçerli. Gana adına bakıldığında ise Suarez bir emek hırsızı çünkü Gana'nın bariz gol pozisyonunu eliyle çizgiden çıkarttı ve maçın berabere bitmesini sağladı. Fakat işte bu noktada futbolun kuralları işin içine giriyor, Suarez'in çizgiden çıkarttığı top çizgiyi geçmediği için zaten daha gol değeri kazanmamıştı ve hakem kırmızı kart, penaltı ile gerekli cezayı da kesmiş oldu. Ayrıca o saniyeden itibaren maçın kaderi Gana'nın elindeydi, fakat Gyan penaltıyı kaçırdı.

Futbol böyle bir oyun işte 1sn önce siz sevinirken rakibinizin oyuncusunu aptallıkla itham ederken, 1sn sonrasında rakibiniz kahramanken siz aptallıkla itham ediliyor olursunuz. Sonrasında ise elden gelen tek şey rakibinizi emek hırsızlığıyla suçlamak oluyor.

Dunga'nın İntiharı ve Hollanda Brezilya Maçı Üzerine

Konfederasyon Kupasında, izleyenlere güzel bir futbol sunan Dunga'nın Brezilya'sı, Dünya Kupası önceside en büyük favorilerden biriydi. Brezilya zaten tarihte katıldığı tüm turnuvalarda favoriler arasıda olduğu için aslında bu yadırganacak bir durum değildi. Dunga'nın Dünya Kupası öncesi, takımı için bahsettiği oyun düzeni ise; Avrupa'yı yakalayacak daha Avrupai bir oyun tarzıydı. Böylece önceki yıllarda gördüğümüz, teknik kapasitesi yüksek bayrak adamların bireysel şovlarıyla kazanılan maçlar yerine; sistemli, disiplinli bir Brezilya izleyeceğimizin haberini önceden almıştık.
Dunga daha takımı sahada göstermeden önce ilk şoku kadro seçimi ile yaşattı. Takımı hücuma dönük varyasyonlara sokabilecek yada tek başına maç çevirebilecek; Ronaldinho, Diego, Pato... gibi adamların hiç birini milli takıma çağırmadı. Bu kadro tercihi ile daha Afrika'ya ulaşmadan Maradona ile birlikte eleştiri oklarının hedefi haline gelmişlerdi. Zaten ilk başarısızlıklarında da bu tercihlerin başlarını ağrıtacaklarının da farkındaydılar.

Eskiden mottosu: en iyi savunma hücumdur olan, önde olduğu maçlarda bile hücum oynamaktan hatta önde olmasına rağmen ortasahadan oyuncu çıkartıp hücum oyuncusu almaktan çekinmeyen Brezilya ekolü, Dunga ile birlikte klasik Avrupa sistemi haline gelmiş olan savunmacı ortasaha ve önliberolar dünyasına dönmüştü.

Oyun sistemlerinde ki ilk eksik nokta Fildişi Sahili maçında kabak gibi ortaya çıktı. Brezilya 4-2-0-3-1 tarzı bir taktikle sahaya yayılmaya çalışmasıyla eski Brezilya'dan çok uzak bir görüntü çiziyordu.Hücum sırasında bile geride sürekli çakılı kalan oyuncular nedeniyle arkadan yeterli destek alamayan orta 3'lünün (Kaka-Robinho-Elano) yeteneklerine ve ilerde Fabiano'nun çırpınışlarına kalan gol umutlarıyla Brezilya akıcı bir oyundan çok aksak bir görüntü çiziyordu. Kanatsız bir sistem ve sürekli hareket halindeki 3 serbest forvet arkası şeklindeki diziliş kağıt üzerinde başarılı dursada oyun sisteminde bir türlü yeterli verime ulaşamıyordu. Bunun üzerine Elano'nun sakatlığıda eklenince Brezilya'nın sallantıda ki sistemi birden sekteye uğramış oldu.

Elano'nun sakatlığına ayrı bir parantez açacak olursak; Elano Brezilya için o mevkinin olmazsa olmazı değildi fakat serbest düzende, maç içinde; gerektiğinde kanatta, gerektiğinde merkezde, gerektiğinde ise forveti çiftliyecek adam pozisyonunda başarılı bir oyuncu. Eğer Dunga en azından bu mevkide oynatabileceği Ronaldinho, Diego gibi oyunculardan birini yedek klübesinde oturtuyor olsaydı sorun bu kadar büyümeyecekti. Fakat Elano'nun yerine forvet arkası-kanat mevkisine geçene Dani Alves o pozisyonda sürekli aksadı, arkadan top alıp öne taşımada sorunlar yaşadı. Ronaldinho'nun ölüsü bile o mevkide Alves'den daha etkili oynardı.

Ortasahası ikiye bölünük durumda olan ve bir türlü akıcı oyunla istediğini sahaya yansıtamayan Brezilya herşeye rağmen rakiplerini pek zorlanmadan eleyerek çeyrek finale kadar yükseldi. Buraya kadar gelmesinin en büyük sebebide geri 6lı. 4 defansın önünde Gilberto Silve ve Melo ile çift ön libero oynayan Brezilya, defansta sağladığı disiplinle en zayıf rakibine karşı bile süreki arkada 6 adam bekleterek rakiplerini durdurmayı başardı. Brezilya defansının araya atılan toplarda sorun çıkardığı belliyken bile uygun pozisyonlarda araya top atamayan rakipler sayesinde de sadece 2 gol yiyerek çeyrek finale gelmiş oldular.Çeyrek final eşleşmesi, Hollanda-Brezilya maçı, turnuvanın başından beri herkesin beklediği ayakta izlenebilcek kalitedeki maçtı. Her zaman hücuma dönük oyun yapıları ve dünyada total futbolun mimarı olarak gösterilmeleri ile herkesin gönüllerin şampiyonu olarak gösterdiği Hollanda; bu turnuvaya yine benzer bir mantalite ile gelmişti. Fakat daha önceki sistemden farklı olarak bu sefer ortasahayı biraz daha diri ve defansif tutmuşlardı ama yinede sistemlerinden ve seyir zevklerinden pek bişey kaybetmemiş durumdaydılar.

Diğer yandan Hollanda'yı taşıyan iki adam Sneijder ve Robben, Avrupada müthiş bir sezon geçirip dünya kupasına gelmişlerdi, fakat Brezilya'nın gol yollarındaki umudu olan orta 3'lüden Kaka sakatlıklar nedeniyle bir türlü düzenli forma giymemiş, Robinho uyumsuzluk nedeniyle kiralık olarak Brezilya'ya dönmüş ve Dani Alves'de sağ bekten bozma forvet arkası olarak sahaya çıkıyordu.

Bu şartlar altında başlayan maçta, ilk yarı tek kelime ile Brezilya fırtınası vardı. Dersine iyi çalışmış olan Brezilya, kanatlarda Robben ve Kuyt'ı ikili yardımlaşmalar ve kademelerle etkisizleştirip takımı Sneijder'e mahkum ettiler, ortasahada Sneijder'i de tehlikeli bölgelerde topla buluşdurtmamaya çalışarak Hollanda'yı hücum anlamında bitirdiler. Savunmada yaşanan sakatlıklar nedeniyle maça 36'lık Ooijer başlayan Hollanda'nın bu açığını değerlendiren Brezilya gölüde buldu.

2. yarının başlarında da film aynıydı. Hatta bu şartlar altında Brezilya 2. golü bulup, disiplini kaçırmazsa oyununu farkla süsliyebilecek anlayışada sahip gibi duruyordu. Fakat 53. dakikada Sneijder'in ortasında Melo ve Cesar'ın arasında yaşanan anlaşmazlık sonucu, Melo'nun kafasına çarpan top Brezilya ağları ile buluştu. Maça gelen beraberlik ile birlikte birden bütün dengeler altüst oldu.

Brezilya'nın oyun etkinliği azalırken, Hollanda yavaş yavaş istediği oyunu sahaya yansıtıp etkili olmaya başladı. Yenilen golden sonra takımının bozulan dengesine rağmen oyunun seyrini değiştirecek hamleyi bir türlü yapmayan Dunga, 2. golüde ağlarında gördü. Çalışılmış bir korner varyasyonunda, Sneijder rahat bir kafa vuruşuyla topu Brezilya ağlarına bıraktı.Zaten istediğini sahaya yansıtamadığı için stress altına girmiş olan Brezilya golüde yiyince sinirlenmeye başladı. 73. dakikada yere düşen Robben'e basan Melo kırmızı kart görünce Brezilya 10 kişi kaldı. Bu dakikalarda stresse giren ve 10 kişi kalan takımını rahatlatacak ve yeniden baskı kurmasını sağlayacak hamleyi bir türlü yapmayan Dunga, takımın daha da stresse girmesine sebep oldu. Son dakikalarda Hollanda'nın laubali bir şekilde harcadığı 1-2 pozisyon da golle sonuçlanmış olsa belkide Brezilyalı futbolcular ülkelerine dönmek için artık o kadar da hevesli olmuycakladı, fakat o atılamayan gollerden sonra Hollanda talihsiz bir gol yiyerek elenseydi de yıllarca konuşulacak bir hataya imza atmış olacaklardı.

Sonuç olarak yıllardır uyguladığı ekolü sadece ortasaha kurgusunu biraz daha defansif ve fiziksel olarak üstün bir şekle getiren Hollanda sisteminin meyvesini alırken, yıllardır taktik olarak en kötü halinde bile teknik oyuncularıyla fark yaratan Brezilya, Avrupalılaşma uğruna bir turnuvayı harcamış oldu.

28 Haziran 2010 Pazartesi

Ödeşme


1966 Dünya Kupası Finalinde, Batı Almanya - İngiltere maçının uzatma dakikalarında Geoff Hurst'un direkten dönüp yerden seken şutu hakem tarafından gol olarak değerlendirilmiş, İngiltere bu gol sayesinde 3-2 öne geçtiği maçı, 4-2 kazanarak tarihindeki tek Dünya Kupası başarısına ulaşmıştı.



2010 Dünya Kupasında, İngiltere ve Almanya bu sefer ilk eleme turunda karşılaştılar. Maç 2-1 giderken Lampard'ın ceza sahası dışından şutu direkten, çizginin içine daha sonrada tekrar direğe çarparak kalenin dışına sekerek kalecinin ellerinde kaldı. Bu karardan sonra İngiltere'nin aklı o pozisyonda kalır ve oyundan düşer. Maçı Almanya 4-1 kazanarak, İngiltere karşısında tarihin en farklı skoruna ulaşır.


1966'da yaşanan pozisyon daha sonra bilgisayar simülasyonları ile incelenerek gol olmadığı kanıtlandı. Fakat hakemin verdiği gol kararı ile kupa İngiltere'nin ellerinde yükseldikten sonra kararın yanlış olduğunun anlaşılması sadece spekülasyonlara son vermiş oldu.
Bu Dünya Kupasında yaşanan pozisyonda ise, top bariz şekilde çizgiyi geçmiş olmasına rağmen hakem golü vermedi. 2 dk içinde attığı 2 golle beraberliği yakalıyacak olan İngiltere belki maçı kopartabilecekti, fakat akılları pozisyonda kalınca Alman disiplini ile başa çıkamadılar ve farklı mağlubiyet geldi.

Sonuç olarak 44 yıl sonra, çizgiyi geçen gol tartışmalarında Almanya, İngiltere karşısında beraberliği sağlamış oldu.

19 Haziran 2010 Cumartesi

B Grubunda 3.Maçlar Öncesi Olasılıklar



B grubunda 2.maçlar oynandı ve 2.maçlar sonucunda oluşan puan durumu şu şekilde;


Arjantin 5 1 +4 6

G.Kore 3 4 -1 3

Yunanistan 2 3 -1 3

Nijerya 1 3 -2 0



Bu grupta beklenildiği gibi Arjantin 2 de 2 yaparak büyük olasılıkla lider olarak çıkacak.Yalnız 2 maçta oynanılan oyun bazı kesimleri memnun etmedi.Özellikle defans bölgesinde yaşanılan sorun biraz korkutuyor.Arjantin 5-0-5 taktiği ile orta sahası güçlü ve top yapan bir takımla karşılaştığında sorun yaşayabilir.Belki de o zaman geldiğinde Maradona taktikte değişiklik yapar ve bu kadrosuyla mutlu sona ulaşır.Grupta ki diğer 3 takıma baktığımızda en iyi performans gösteren ve gruptan çıkması en adil takım Güney Kore.G.Kore özellikle Yunanistan karşısında iyi futbol oynamış, Arjantin karşısında da 2.yarıda etkili olmaya çalışmışlardı.Bu oyunlarıyla çıkmayı hak ediyorlar.Özellikle Yunanistan’ı ve Nijerya’yı gördükten sonra.


İsterseniz olaslıklara bir bakalım;


Arjantin Yunanistan’ı yenerse;


Arjantin 1. olarak çıkacak.Oynanacak diğer maçta Güney Kore puan alırsa Güney Kore çıkacak, eğer Nijerya 1-0 bile kazansa Nijerya 2. çıkacak.


Arjantin ile Yunanistan berabere kalırsa;


Arjantin yine grup birinci olacak.Diğer maçta Güney Kore puan alırsa Güney Kore, Nijerya’nın kazanması durumunda ise gruptan çıkacak 2. takım Yunanistan olacak.

Şunu da belirtelim.Eğer her iki maç da aynı skorla berabere biterse G.Kore 2. olarak çıkacaktır.Eğer G.kore – Nijerya maçı 0-0 berabere, Arjantin – Yunanistan maçı 2-2 berabere biterse,bunun türevleri de dahil, o zaman Yunanistan 2. olarak çıkacaktır.Yani atılan her gol 2. olarak çıkacak takımı belirleyecektir.


Yunanistan Arjantin’i yenerse;


Arjantin ve Yunanistan 6 puan olacak.Diğer maç berabere bitmesi veya Nijerya’nın yenmesi durumunda gruptan Arjantin ve Yunanistan çıkar.Tabiki Yunanistan’ın kaç farkla yendiğine bağlı olarak 1. ve 2. belli olcaktır.Bu konuda Arjantin avantajlı.Çünkü Arjantin’in +4, Yunanistan’ın ise -1 avarejı var.Eğer G.Kore ve Yunanistan aynı skorla kazanırlarsa o zaman gruptan G.Kore çıkar.Her ikisinin yenmesi durumunda elde edilecek fark büyük önem taşıyor.Bu konuda da Yunanistan avantajsız bir durumda.Çünkü G.Kore Njerya’ya birden fazla gol atabilir ama Yunanistan Arjantin’e kaç gol atar orası muamma.


Benim tahminim;


Nijerya – Güney Kore: Güney Kore galip


Yunanistan – Arjantin: Arjantin galip


Oluşacak Puan durumu;


Arjantin 9

G.Kore 6

Yunanistan 3

Nijerya 0


A Grubunda 3.Maçlar Öncesi Olasılıklar




A grubunda 2.maçlar oynandı ve 2.maçlar sonucunda oluşan puan durumu şu şekilde;


Uruguay 3 0 +3 4

Meksika 3 1 +2 4

Fransa 0 2 -2 1

G.Afrika 1 4 -3 1


Turnuva öncesi grupta favori olarak gösterilen Fransa’nın 2.maçlar sonucunda gruptan çıkamama şansının yüksek olması gerçekten Fransa için kötü bir durum.Aslında şaşırtıcı değil.Domenech belki de turnuva sonrası ayrılması sebebiyle takımı iyice baltalayayım demiştir.Bilemiyoruz ama Fransa’nın kadrosuna baktığımızda kaliteli oyuncular var.Var da bir türlü organizyonu iyi yapamıyorlar.Yapamamalarının sonucu olarak da 2010 Dünya Kupasına veda etmek üzereler.Grupta ilk ikiye girmesi muhtemel iki takım Uruguay ve Meksika.Uruguay defansının sağlam olması ve uçta oynayan oyuncularının yetenekli olması, özellikle Forlan, sebebiyle bu gruptan çıkabilecek güçteydi ve nitekim de çıkacaklar.Meksika da iyi takım özellikle kanatlarda oynayan Vela ve Dos Santos takımlarını hücumda taşıyorlar.Defanslarında bazı sıkıntılar yaşıyorlar ve olası 2.liklerinde Arjantin ile karşılaşabilirler.O yüzden gruptan çıksalar bile Arjantin’e takılırlar.


Sözü fazla uzatmadan isterseniz 3.maçlar sonucunda oluşabilecek ilk 2 olasılıklarına beraber bir bakalım.


Uruguay Meksika’yı yenerse veya Meksika Uruguay’ı yenerse;


Uruguay veya Meksika yendiği takdirde grup birincisi olacak.Burada kimin 2.olacağı hem Uruguay’ın Meksika’yı veya Meksika’nın Uruguay’ı kaç farkla yeneceğine hem de Fransa – G.Afrika maçında takımlardan birinin kaç farkla kazanacağına bağlı.Uruguay veya Meksia 1 farkla kazandığında Meksika +1 avareja veya Uruguay +2 avareja sahip olacak.Bu durumda Fransa çıkmak için G.Afrika’yı 4 farkla, G.Afrika ise Fransa’yı 5 farkla yenmesi lazım.Tabiki Uruguay veya Meksika daha farklı kazanırsa Fransa ve G.Afrika için çıkma umutları daha fazla olur.


Uruguay – Meksika maçı berabere biterse;


O zaman Fransa – G.Afrika maçı kaç kaç biterse bitsin gruptan Uruguay 1., Meksika 2. olarak çıkmış olacak.


Benim tahminim;


Uruguay – Meksika: Berabere


Fransa – G.Afrika: G.Afrika


Oluşacak Puan Durumu


Uruguay 5


Meksika 5


G.Afrika 4


Fransa 1


17 Haziran 2010 Perşembe

2010 Dünya Kupası 7.Gün programı



17 Haziran 2010 Saat:14.30 Arjantin - Güney Kore (B Grubu)
17 Haziran 2010 Saat:17.00 Yunanistan - Nijerya (B Grubu)
17 Haziran 2010 Saat:21.30 Fransa - Meksika (A Grubu)

2010 Dünya Kupası # 6.Gün


























LinkWithin

Related Posts with Thumbnails