arda turan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arda turan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2010 Çarşamba

Rijkaard Giderken

Ankaragücü maçının ardından konuşulmaya başlanan, dün yapılan yönetim kurulu toplantısında karar bağlanan; Rijkaard'ın gönderilmesi, bugün resmi olarak duyuruldu. Geçen sezonun başında devrim yapması için getirilen, sezon başında Adnan Polat'ın ne olursa olsun arkasındayız dediği Rijkaard bugün itibariyle görevinden ayrılmış oldu.

Rijkaard'ın gönderilmesinin sebeplerini iki açıdan incelemek lazım, Rijkaard'ın sebep oldukları, yönetimin sebep oldukları.
2 sezon önce Skibbe'nin yollanması ve ardından Bülent Korkmaz'ın başa geçmesi ve takımın ligi 5. sırada bitirmesinin ardından, takıma sistem oturtacak, 2000 sonrasında yaşanan birikmiş sorunların üstesinden gelecek ve takıma uzun yıllar hizmet edebilecek bir teknik adam arayışı sonrasında Rijkaard, o günün koşullarında Galatasaray için ideal bir teknik direktördü.

Rijkaard geldiğinden beri bazen haklı, bazen haksız şekilde çok fazla eleştiri aldı. Bu eleştirilerin sebebi de kendisinden beklentinin fazla olmasıydı.
*Rijkaard'ın ilk yanlış hamlesi 4-3-3 diretmesi oldu, geçmişte oynattığı tüm takımlarda bu sistemi oturtan, bu sistemle Roterdam'ı küme düşüren fakat Barcelona'yı şampiyon yapan bir hocaydı. Ligi yeteri kadar incelemeden, elindeki oyunculardan bu taktikle ne kadar verim alabileceğini hesaplamadan körlemesine bu taktiğe girişti ve başarısız oldu.
*Geldiği ilk zaman, kampı kaldırdı. Çünkü profesyonel futbolcuların kamp olmadan da yeterli disiplin içinde olacaklarına ve taktiksel olarak hazır olacaklarına inanıyordu.Barcelona da olay belki böyleydi ama Türkiye'de profesyönellik algısının farklı algılanması ve insanların sürekli işten nasıl kaytarırım düşüncesinden dolayı, kampsız sistem oyuncuların disiplinleri açısından sorun yaratma potansiyeline geldi, üstüne medya baskısı da eklenince kamp sistemine geri dönüldü.
*Barcelona'da zamanında yaptığı, kangreni sorunlu bölgeyi tespit edip ne pahasına olursa olsun kesme işini düzgün yapamadı. Aslında bunu Barcelona'da da son sezonunda verimli yapamamasından dolayı Barcelona'dan ayrılışı hızlı olmuştu. Takım içinde ki sorunlu ve gruplaşan oyunculara ulaşamadı bu sorunları temizliyemedi. Yönetimi bazı oyuncuları kayıran yapısından dolayı da bu konularda yönetim baskısı yedi.
*Bir türlü düzgün bir tercümanla çalışamadı, söyledikleri sürekli yanlış çevrildi, yanlış çeviriler süpekülasyon yarattı boş yere medya baskısıyla karşılaştı. İstediğini bir türlü dile getiremedi, değişen tercümanıyla birlikte bu seferde tercüman bazı yerleri değiştiriyor iddaaları ortaya atılıp yüklenilmeye devam etti.
*Medya tarafından babası öldüğü için bile eleştirildi. Cenaze töreni için aldığı izin için bile suçlanıcak duruma geldi.
*1,5 yıl takımın başında kalmasına rağmen bir türlü sistemi oturtamadı, takımın belirli bir diziliş içinde, istenilen şekilde oynadığı maç sayısı 2 elin parmaklarını geçmedi.
*Takım hep motivasyon açısından geride kaldı, 1-2 futbolcu dışında istekli oynayananın olmadığı çok maçlar oynattı. Görünen bir sorun olmasına rağmen bir türlü bu soruna neşteri vuramadı.

Rijkaard'ın; Galatasaray geçmişine baktığımız da, yönetimin hamlelerini bir kenara koyarsak eğer; beklentinin çok altıdna kaldığını görüyoruz. Takımın bir türlü düzgün top oynamadığı, üst üste 3 pas yapamadığı, düşük motivasyon içinde kendi kendine eridiği, futbolcuların aralarında sorunlu olduğu ... bir dönem. Barcelona'da izlettirdiğinin yarısını bile Türkiye'de izlettiremedi. Evet bunda yönetimin hatalarının payı da var fakat, Rijkaard'da hiç bir zaman Süper Lig'e uygun hamleler yapamadı, başarısızlığı göz önünde olmasına rağmen sisteminden ödün veremedi. Akla ister istemez Barcelona'da O'nun bu kadar başarılı olmasını sağlayan şey sadece kadroymuş, demek ki Rijkaard gözümüzde büyüttüğümüz kadar başarılı değilmiş düşüncelerini getirdi.

Yönetimin hiç mi hatası yoktu; aslında başarısızlığa giden yolda en büyük hataları yönetim yaptı, Rijkaard da bu hataları düzeltemedi.
*En başında, teknik direktörümüz böyle yapıyorsa haklıdır, arkasındayız diyemedi ve kamp sisteminin devam etmesi için baskı yaptı.
*Yanına bir türlü düzgün tercüman veremedi.
*Medyada özel hayatının bile eleştirildiği dönemde hiç kimse çıkıpta, teknik direktörümüzün özel hayatının takımıza olumsuz etkisi yoktur diyemedi.
*Takım içinde otoritenin sahibi olması gerekn kişi Rijkaar'ken sürekli Arda önplana itildi.
*Takımın sorunlarına yönelinceğine, medyada çıkan her eleştiriye Aslantepe cevabı verilerek sürekli göz boyaması yaptılar.
*Fakat yönetimin en büyük hatası transfer konusunda oldu ki takımın aslında şu an başarısız olmasının en büyük sebebi de yapılan yanlış transferler ve lüzumsuz transferler oldu.
-Takımın Baros'un da sakat olduğu bir dönemde, yabancı hakkı açılamsı için yedek forvet Nonda gönderildi. Yerine Avrupa maçlarında oynamayacağı bilinmesine rağmen Jo kiralandı, zaten özel hayatı sorunlu olduğu için EPL'de sorun yaşıyan Jo, kiralık geldiği ülkemizde de disiplin sorunları gösterince başarılı olamadı, takımı forvetsiz bıraktı.
-Kewell'in sakatlığı sonucu, kanat adamı olmaması nedeniyle Dos Santos kiralandı. Yarım sezonda pek büyük varlık gösterememiş olmasına karşın yinede yeteneği olduğunu göstermeyi başardı, Rijkaard istemesine rağmen, opsiyonu kullanılıp transfer edilmedi.
-Takımı ileri taşıyan, fizik gücüyle rakibi yıpratan Keita disiplin sorunları nedeniyle gönderildi. (Rijkaard'ın bu konuda kalmasını isteyip istemediği hakkında pek bilgim yok) Yerine Fransa'da disiplinsizliği nedeniyle eleştirilen, sürekli uzun süreli sakatlık geçirme riski olan Pino alındı, verimsiz oldu.
-De Santis, Rijkaard gelmeden gönderilmişti, yerine Leo Franco alındı. Kalede mucizeler(!) yarattı. Leo Franco'dan sonra yeni sezona yerli kaleciyle devam etme kararı alındı, kalede beklenen performans alınamadı. (Rijkaard'ın kaleci istemiyorum, elimizdekiler gayet iyi dediğini de hatırlatmak lazım bu konuda)
-Servet'in yanında, adı cam adama çıkan Gökhan Zan alındı, sakatlığı nedeniyle bir türlü düzenli forma giyemedi.
-Beklere yedek transferi yapılmadı, Sabri ve Hakan Balta'nın sakatlıklarında takım bek konusunda büyük sıkıntı yaşadı. Daha sonra olaylı bir şekilde alınan Ali Turan bu mevkide adeta yokları oynayınca, kanat ataklarında takım dağıldı.
-Ortasahaya savaşçı ve oyunu iki yönlü oynayabilecek adam alınmadı. Mustafa Sarp, Ayhan Mehmet Topal, 3 defansif orta saha gibi oynadı, ilerinde katkı veremedi. Loric Cana savaşçı ortasaha olarak alındı, istenilen performansı veremeyince Rijkaard'ın gözüne giremedi, Karabük maçında daha ilk yarının ortasında oyundan alındı.
-Lincoln sonrası oyun kurucu, takımı ortasahadan ileri taşıycak eleman olsun diye Elano transfer edildi, Brezilya milli takımında döktüren Elano, Türkiye'de döküldü. Mental problemlerinin üzerine gidilmedi, oyuncu kendi haline bırakıldı.
-Elde Elano olmasına rağmen, Misimovic transferi yapıldı, Elano'dan alınamayan verim, Misimovic'ten de alınamaz oldu, takım resmen Elano'yu aradı.
-Baros'un yedeği olarak, Mehmet Batdal alındı. Süper Lig tecrübesi olmayan, 1.ligden gelen oyuncu, takımı taşıyacak forvet kimliğinin çok uzağında kaldı.
-Beşiktaş'ta tutunamayan ve başarılı olamayan Serdar Özkan bonservisi olmadığı için transfer edildi. Beşiktaş döneminin üzerine hiç bişey koymamış olarak Galatasaray'da da yokları oynadı.

Sonuç olarak uzun bir aradan sonra ilk defa transfer için kesenin ağzını bu kadar açan Galatasaray, yaptığı yanlış transferler takımı ileri götüreceğine geriye götürmüş oldu. Daha önce Gerets döneminde eldeki ortalama oyunculara rağmen başarıyı gören taraftarlar da kaliteli kadroya rağmen başarı gelmeyince, Rijkaard'ın gönderilmesi için tribünden bağırmış ve sonuçta amacına ulaşmış oldu.

Rijkaard'ın yerine gelecek isim şu an büyük ihtimalle Fatih Terim gibi duruyor. Daha önce Lucescu takımı şampiyon yapmasına rağmen, Fatih Terim gelsin diye gönderilmişti ve Fatih Terim'in 2. dönemi kesinlikle tam bir fiyasko olmuştu. Şimdi Rijkaard gidiyor ve Fatih Terim, 3. dönemine hazırlanıyor. Galatasaray'da beklenen devrim ise şimdilik bitmiş gibi duruyor.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Rijkaard'ın Suçu Ne?

Football Fans Know Better

Evet merak ediyorum Rijkaar'ın suçu ne?Geçen senenin şampiyonu olan Bursaspor karşısına bu ortasaha ile çıkması Rijkaard'ın suçu mu?Oyuncuların dün yakaladıkları fırsatları değerlendiremeyişi Rijkaard'ın suçu mu?İstediği bölgelere zamanında transfer yapılamaması Rijkaard'ın suçu mu?Rijkaard Karpaty maçında Servet'e adamı kaçır ya da Hakan Balta'ya topu ıskalamı dedi?Bursaspor maçında Volkan Şen'i tehlikeli bölgeden uzaklaştırmayın mı dedi?Biri bana anlatsın lütfen.Rijkaard'ın suçu ne?

Ben söyleyeyim.Bunlar Rijkaard'ın suçu değil ama takımı çok geç topladı ve çalışmalara geç başladılar.Fenerbahçe ve Beşiktaş hazırlıklara başlarken Rijkaard balayındaydı.Geç başlamak Galatasaraylı oyuncular fiziksel açıdan diğer takımlara göre geride kaldı.Bunu Rijkaard Sivasspor maçı sonrasında da belirtmişti hiç hakkı olmayarak.Sivasspor fiziksel açıdan bizden üstündü demişti.Peki bunda kimin suçlu?Rijkaard...Takımı erken toplayabilir veya en azından oyuncularına bir antreman programı verebilirdi.Ama Rijkaard tembelliğe kaçtı ve boşverdi.Sonuç Galatasaray fiziksel açıdan baya geride.Birden Rijkaard'a bu konuda yüklenmek de haksızlık olabilir.Çünkü geçen seneki durumu gördükten sonra belki Rijkaard yüklemenin zirve noktasını sezon ortalarına getirecek bir planlama yapmıştır.Orasını bilemeyiz.O yüzden Galatasaray'a biraz zaman vermemiz gerekir.Eğer böyle bir planlama varsa...

Galatasaray'da asıl sorun ilk 11.Galatasaray'da ideal 11 yazısında da söylemiştim.Ortasaha üçlüsü Barış-Mustafa-Ayhan-Cana dörtlüsünden oluşmaz.Bunlar düz oyuncular yani hücuma katkıları sınırlı.Ortasaha bu dörtlüden herhangi üçüyle kurulduğunda o zaman skora değiştirebilecek oyuncu sayısı 3'de kalır.Kim bunlar?Kewell, Arda ve Baros...Ortasahadan destek gelmediğinden bu üçlü bireysel yetenekleriyle birşeyler yapmaya çalışıyorlar.Bu bazen yeterli olabilir.Örneğin Karpaty maçında Kewell-Baros işbirliğiyle maçı beraberliğe getirdiler.Bazen de yeterli olmaz.Aynı dünkü maç gibi.Şimdi bu durum Rijkaard'ın suçu değil.Çünkü kadro belli ortasahada oynayacaklar belli.Ancak bu kadar yapabiliyorlar.

Tüm bunları göz ardı edip Rijkaard'ı eleştirenler birkez daha düşünsün.Rijkaard'ın istediği kadro bu değil.Karpaty maçında kurtarıcı olarak Barış'ın girmesini Rijkaard'a ister mi?Yönetim olarak Rijkaard'a ilerideki üçlü hariç sıradan ortasaha ve sürekli aksayan defans hattı verirseniz hiç kusura bakmayın geçen sene dillendirdiğiniz zihinsel değişimi göremezsiniz.Bu kadroyla imkansız.Bu kadar açık birşey.Galatasaray'ın bu duruma gelmesinde Rijkaard'an çok yönetimi hatalı buluyorum ve yönetim transferleri biran önce yapmalı.Şunu da eklemek istiyorum:Rijkaard gitmemeli.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Galatasaray'da İdeal 11

Football Fans Know Better

Galatasaray elindeki kadrosuna göre 4-3-3 sisteminde bu oyunculara yer vermesi gerektiğini düşünüyorum.Aslında fazla bir seçenekte yok.İsterseniz sırayla mevkilere bir bakalım.

Kale içi Aykut ve Ufuk arasından hangisini seçerseniz seçin farketmez.İkisi aynı kalitede dite düşünüyorum.Yalnız Aykut özellikle bu sezonki oynadığı resmi maçlarda yediği hatalı gollerle kredisini yavaş yavaş tüketiyor.Aykut'u daha fazla yıpratmamak için kenarda oturtmak iyi olabilir.Çünkü bundan sonra yenilen her golde Aykut'un hatası var mı yok mu bakılacaktır.En azından bir süreliğine Ufuk'un geçmesi yararlı olabilir.

Defansa geldiğimizde as oyunculara alternatif olacak oyuncuların kalitesi yeterli değil gibi gözüküyor.Sağ bekte Sabri olmadığı zaman büyük ihtimalle Ali Turan oynayacaktır ve aynı performansı göstericek mi şüpheli.Göbeğe baktığımızda Neill, Servet ve Gökhan Zan üçlüsü sezon ilerledikçe yeterli olmayabilir.Çünkü Gökhan Zan sık sık sakatlanan bir oyuncu.Sakatlık ve cezalılar olduğunda Galatasaray defans hattında zorluklar yaşayabilir.Zaman zaman Hakan Balta oynasa da bir defans oyuncu daha gerekir.Oynatılmasa bile Emre Güngör'ün takımda kalması daha iyi olabilirdi.Bu konuda yanlış karar verildiğini düşünüyorum.Sol kanat için ilk tercih Hakan Balta olmalı.Alternatifi Çağlar da iyi bir oyuncu.Uzun yıllar GS'de kalacaktır.Göbekte bi sorun olduğunda Hakan Balta'yı göbeğe çekip Çağlar'ı sol bekte rahatlıkla oynatılabilir.Hiç de sırıtmaz.Bu bilgiler ışığında GS'nin defans hattında alternatif olan oyuncular kalite anlamında önündeki oyunculardan geride gibi.Sadece sol bekte bir sıkıntı yok.

Orta saha Mehmet Topal'ın gitmesiyle oynatacağın fazla bir oyuncu yok.Elinde Ayhan, Mustafa, Barış, Cana ve durumu belli olmayan Elano kaldı.Elano'yu bir tarafa koyarsak eğer ortasahadaki üçlüyü Ayhan-Mustafa-Barış-Cana dötlüsünden oluşturursanız sıkıntı çekerseniz.Belki defansif anlamda bir peoblem olmaz ama hücuma katkı açısından tam bir hüsran olur.Bu dörtlü mücadeleci kimlikleriyle tanınan ama düz oyuncular.Galatasaray gibi büyük bir takımın ortasaha oynayacak oyuncular değil bana göre.Bu dötrlüden en fazla 2'si oynatmanız gerekir.Orta sahanın güçlü olabilmesi için özellikle hücum anlamında mutlaka Elano'nun takımda kalması gerekiyor.Transfer dönemi Başkan'ın istediği gibi gitmediği ortada.Bu noktada artık Elano'yu satmaktan vazgeçip gitmek isteyen Elano'nun ikna edilmesi gerekir.Yoksa Elano dışındaki dörtlüden oluşan ortasaha bütün sezonu kaldıramaz ve Galatasaray sıkıntı yaşar.Hüsranla sonuçlanan bir sezon daha olur.Bu saatten sonra yapılacak tek iş bu.

İleriki üçlüye bakalım.Kenar oyuncular arasında Kewell ve Arda ön plana çıkıyor.Bu iki oyuncunun yedekleri Serdar Özkan ve Pino.Serdar Özkan'ı az çok tanıyoruz.Sahip olduğu kaliteyi göstermekle göstermemek arasında sürekli gidip geliyo.İstikrar sorunu olduğu belli.Pino hakkında ise bir bilgim yok.Daha önce hiç izlemedim.Hem kenarda hem da forvette oynayabilecek tarzda bir oyuncuymuş.Faydalı olabilir.Bu dörtlüye baktığımızda bazı sıkıntılar yaşanabilir.Mesela en son çıkan haberlere göre Arda İngiltere yolcusuymuş.Eğer Arda giderse Galatasaray'ın %70'i gider.Arda'sız bir takım hele ki şu kadroyla başarılı olması imkansız.Diğer yandan Kewell'e geçen sezon kontratını yenilemedin.Yaşlı ve sakatsın işe yaramazsın dedin.Sonra ne oldu?Baktın ki istediğin transferleri yapamadın hemen Kewell'e sarıldın.Aman gel biz ettik sen etme.Şunu söyleyeyim.Kewell'in geri gelmesi çok iyi oldu.O bölgede yaşanan sıkıntı belli.Keita ve Dos Santos gidince o bölgede oynayacak kimse kalmadı.Hem Kewell forvette oynayabilecek kalitede.Bu iki oyuncunun banko oynayacağını düşünürsek olası sakatlıklar ve cezalar sonrasında yerlerine geçecek olan Serdar ve Pino aynı performansı gösterebilirler mi?En büyük sorun bu gibi duruyor.Üstüne bir de Arda da giderse...Gerisini siz düşünü artık.Bu bölgeye gündemde olan Kazım alınırsa biraz rahatlam olur.Bunla kalsa iyi.Bir de forvet bölgesinde sıkıntı var.Milan Baros sakatlığında Galatasaray çok zor günler geçirmişti.Bu sezonun başında da Baros'dan faydalanamadılar.O'nun yerine Mehmet Batdal'ı oynattılar.Mehmet üstüne gidilirse çok faydalı olacaktır ama sezonun başlarında biraz zorlanacaktır.

Tek tek her bölgeye baktığımızda ideal 11'de olanlar dışında kalite düşük gibi.Galatasaray'ın hak ettiği kadro bu değil.Taraftarlarının hak ettiği kadro bu değil.Başkan'ın biraz düşünmesi gerekiyor.Belli ki bu sezonki planlama sınıfta kaldı.İnşallah Galatasaray için bu sezon iyi olur.Özellikle Avrupa arenasında...

10 Haziran 2010 Perşembe

Miroslav Stoch

Haftalardır gazete köşelerinden adı inmeyen, sırasıyla Galatasaray'a, Beşiktaş'a ve Fenerbahçe'ye gazeteler tarafından transfer ettirilen Miroslav Stoch, sonunda ülkemizden bir klüp ile sözleşme imzalayarak ülke medyasına rahat bir nefes aldırdı.

Galatasaray transfer komitesinin uzun sürelerdir süren uğraşmasına ve Chelsea'nin bonservis bedeli indirmesini beklemesine rağmen, elini çabuk tutan Fenerbahçe transfere son noktayı koymayı başararak 20 yaşında ki futbolcuyu renklerine bağladı.
Transferin maddi boyutu şu an tam bir muamma, bazı kaynaklara göre Galatasaray bonservisi düşürmek yada takside bağlamak için uğraşırken, Fenerbahçe Chelsea'nin istediği parayı direk vererek transferde başarılı olmuş. Genelde konuşulan rakam 9m€ olarak nitelendirilse de İngiliz basınına yansıyan bilgilere göre 20 yaşında ki oyuncu için ödenen bonservis bedeli 2,5m£.

Tabiki transferin asıl boyutu taktiksel anlamda Stoch'un neler katabileceği konusu.
Öncelikle Galatasaray'ın Stoch'la neden ilgilendiğine bakacak olursak: Kewell ve Gio'nun kopma ihtimaline karşılık Galatasaray'ın bir kanat adamına ihtiyacı vardı. Arda'yı kanada hapsederek sınırlı verim almak yerine, kanada transfer edilecek bir oyuncuyla Arda'nın ortaya kayması Galatasaray'ın uygulamaya çalıştığı 4-3-3 için, daha fazla yaratıcılık şansı tanıyacaktı. Ayrıca Stoch'un kanat oyuncusu olmasının yanı sıra kanattan içeri kat ederek kanat forveti gibi oynayabiliyor olması 4-3-3 sisteminde forvetin desteklenmesi için önemliydi. Fakat, Galatasaray bu hamlesinde şimdilik başarısız olmuş gibi duruyor.

İşin Fenerbahçe boyutuna bakacak olursak: Öncelikle Aykut Kocaman kendisini uzun süredir izlediklerini, takip ettiklerini söyledi, ki önemli bir durum. Çünkü izlenerek görerek oyuncu alınmış olması sırf başkaları da istiyor diye oyuncuya hamle yapılmamış olması, takıma yapacağı katkıların ölçülüp biçildiği manasına geliyor. Uğur Boral'ın sakatlığından ve Andre Santos'un beke geçmesinden sonra sol önde sürekli varyasyon sıkıntısı yaşayan Fenerbahçe, Stoch ile nokta atışı yapmış oldu. Zico döneminde; kanat forveti gibi oynayan ve sürekli içeri kat eden Deivid'in ŞL başarıları yatsınamaz durumda. Stoch'da zamanında Deivid'in yaptıklarını sol kanat üzerinden gerçekleştirebilirse, hücumda takımın yükünü biraz olsun sırtlayarak Alex'i rahatlatabilir. Stoch konusunda Fenerbahçe'nin düşünmesi gereken en önemli nokta ise defans konusu. İleri çıkışlarıyla arkasına adam kaçırmaya meyilli Andre Santos'un önünde sürekli içeri kat edebilen ve kanadına defansif olarak pek katkısı olmayacak olan Stoch bu bölgenin defansif anlamda kabusu da olabilir. Fakat geçmişte ki Deivid, Gökhan Gönül anlaşmasının hücum ve defansta çok ekmeğini yiyen Fenerbahçe; Stoch, Andre Santos arasında bir uyum sağlayabilirse bu kanatta rakiplerine korku salabilirler.

Stoch için işin maddi olarak başka bir boyutu ise, gelecek vaad eden bir oyuncu olması. Bonservisi hakkında tam bir bilgi olmasa da 20 yaşında ve Dünya Kupası'nda boy gösterecek bir oyuncunun kupa öncesi transfer edilmesi büyük başarı olduğu gibi, 2-3 sene içinde eğer belirli bir performans yakalayabilirse verilen bonservis bedelinin 2-3 katına satılabileceğide yatsınamaz bir gerçek.

7 Nisan 2010 Çarşamba

O Anlar # 29


Galatasaray'ın maçın sonlarında Sivasspor'dan yediği golden sonra Kaptan Arda'nın olayın şaşkınlığıyla gözleri dolmuş şekilde ne olduğunu anlamaya çalışırken...

1 Nisan 2010 Perşembe

Kaptanla A'dan Z'ye


Kaptan Arda, Tam Saha dergisine uzunca röportaj vermiş.Her konuda fikirlerini söylemiş.O röportajtan bazı kısımlarını yayınlayacağız.Bazı konularda dediğine katılmamak elde değil.


-Takımın başında artık Hiddink olacak. Uzun süren yeni teknik direktör arayışlarında senin içinden neler geçti? Hiddink'in gelişini nasıl yorumluyorsun?

-
Ben o süreçte de ne düşündüğümü söylemiştim. Her zaman Türk hocadan yana oldum. Fikrimi söylediğimde "Bu Arda'nın haddine değil" dediler. Hayatında futbol oynamamış insanlar bu konuda fikir beyan ediyorsa, bu onlardan çok benim haddimedir. Ben bu Milli Takım'ın futbolcusuyum ve bu ülkenin Milli Takımı'nın başına geçecek teknik direktörün uyruğu hakkında söz söylemem kadar doğal bir şey olamaz. Steven Gerard ile Frank Lampard çıkıyor ve İngiliz Milli Takımı'nın başına kimin geçmesi gerektiğiyle ilgili isim söylüyor. Ben söyleyince "Arda'nın haddine değil" oluyor. Benim haddime değilse, hiç kimsenin haddine değil. Ben fikrimi söyledim, "Türk hoca olmasından yanayım" dedim. Çünkü duygular da önemli. Ama Hiddink kararına da saygı duyuyorum. Sonuçta Hiddink çok iyi bir hoca, kariyeri ortada. Umarım Milli Takımımıza çok faydalı olur.

-Türkiye'de genç oyuncuların üzerinde beklentilerin oluşturduğu bir baskı var ve sen bu baskı çemberini kırarak ufkunu açanlardan birisin. Ama her oyuncu için aynı şey söz konusu değil. Genç oyunculara yüklenen sorumluluğun ağırlığı hakkında neler söyleyebilirsin?


-
Daha bugün yeni bir röportaj okudum. İsim vermeyeceğim ama bir altyapı sorumlusu, kendi altyapısında oynayan oyuncuyu eleştiriyor. 40 maç yenilmeyen bir Genç Milli Takımımız vardı. 1987 grubunda inanılmaz oyunculara sahiptik. Cafer Can, Mülayim, Uğur Uçar, Serdar Özkan, Gürhan Gürsoy, İlhan Parlak, Ergün ve içinde daha birçok oyuncunun bulunduğu 40 maç yenilmeyen o takıma bakıyorsunuz, bugün sadece 2-3 tanesi oynuyor, sadece 1-2 tanesi ilk on birde yer alabiliyor. Böyle bir yerde bütün suç çocuklarda mı?

Sorun nerede peki?
Sorun çocukların kişisel gelişimini sağlayamamakta. Onlara yardımcı olamamakta. O psikolojik dönemde, destekle beraber çıkmalarını sağlayamıyorlar. O çocuklar okullarında çok üst düzey eğitim görmüyorlar ki. Aile durumları da çok iyi olamayabiliyor. Biz İngiltere'de, Hollanda'da, Fransa'daki gibi büyümüyoruz ki. Dertlerle, sıkıntılarla büyüyoruz. Bu çocuklara yardım etmezseniz, kötü oynama fırsatı vermezseniz bu çocuklar çıkamaz. Fabregas Arsenal'deki ilk döneminde her maçında iyi mi oynamıştı? Açsın maç kasetlerini baksınlar. Bu çocuklara 10 maç versinler, eminim ki hepsi büyük takımların tümünde oynayacak kalitede.

Sen nasıl başardın?
Bunun birkaç sebebi var. Ailem ve yaşadığım tecrübeler çok önemli. Ama bir de Marcel Desailly'nin "kaptan" kitabını okumuştum. Bir genç oyuncunun yaşadığı bütün sıkıntıları anlatıyordu. O kitap beni bir çıkış noktasına itmişti. Her futbolcunun böyle zorluklar yaşadığını ve bu zorlukları yenenlerin çıkış yapabileceğini öğrenmiştim. Tabii bir de Fatih Terim'in, Hagi'nin, Manisaspor'da Ersun Yanal'ın katkıları var. Geri dönüşümde Gerets'in şans vermesi ve benim o şansı ilk seferinde iyi kullanmam var. Belki o ilk şansı iyi kullanamasaydım ben de bugün olmayacaktım. Bu ülkede çocuklar böyle kayboluyor işte. Ama sorarsanız hep hocalarımız haklı. Hepsine saygım sonsuz ama öyle bir şey yok. Çok yetenekli çocuklar göz göre göre gidiyor. Kaç tanesi çocuklara özel antrenman yaptırmış? Kaç tanesi çocuklara mental bir antrenman yaptırmış? Kaç tanesi çocuklar için bir psikolog getirmiş? Kaç tanesi tahtada 1 saat boyunca pozisyonunu, oyununu anlatmış?


Baskı altındaki genç oyuncu sosyal hayata katılmak ve kendini kişisel olarak geliştirmek konusunda böylesine sağlıksız bir ortamda ne yapabilir?

Asıl mesele bu zaten. Çocuklar sosyal hayatlarını geliştirmedikleri için kendilerini sahaya da yansıtamıyor. Çünkü özgüvenleri eksik kalıyor. Sanat önemli, dizi oyuncuları önemli ama futbolcular bu halkın en önemli figürleri. Çünkü bu ülkede herkes futbol konuşuyor, futbolla yaşıyor. Bu derece önemli bir aktivitenin figürü olan 17-18 yaşındaki oyuncular sinemaya gitmeli, kız arkadaşıyla gezmeli, izin gününde gece hayatına da gitmeli. Ha, çok alkol alıyorsa uyarırsınız. Eğer oyuncu yaşayamazsa olmaz. Ben senede 50 maç oynuyorsam insanlar buna saygı duymalı. İyi oynamış, kötü oynamış önemli değil. 50 maç sahaya çıkmak dile kolay. Demek ki ben futbola aşığım, Galatasaray'a çok aşığım. Birinin bunu anlayamaması için kör olması lâzım. Arkadaşlarım doğum günümle ilgili bir DVD hazırlamış, annemin de görüşlerini almışlar. Annem "Yani" diyor, geveliyor, "Oğlum Galatasaray'ı çok seviyor" diyor, düşünüyor, "Ya her şeyi Galatasaray oğlumun" diyor. Annem bunu anlatmak istiyor. Yani ben böyle bir adamsam, futbola âşıksam, kıyafetimi çek koy, ama saatlerce programında eleştirme. Bu çocuğun annesine, babasına, kız arkadaşına lâf söyleme. Bu çocuk da insan. Ben insanların ailesiyle, kız arkadaşlarıyla ilgili konuşuyor muyum?


Takımlarımızın uluslararası alanda belli bir noktaya kadar gelip orada tıkandığını görüyoruz. Bu tıkanma sence nereden kaynaklanıyor?
Dediğim gibi, 90 dakika iyi oynuyorsunuz ama bir anlık konsantrasyon hatasından golü yiyorsunuz. Mesela Atletico Madrid maçında taçtan gol yedik. Siz istediğiniz kadar penaltımızı vermediler diye feryat edin. Adamlar taçtan, kornerden gol yemiyor. Siz böyle gol yerseniz elenirsiniz. Ben inanıyorum ki Uğur Uçar çok iyi bir defansif oyuncu, Sabri Sarıoğlu, Gökhan Gönül, Hakan Balta da öyle… Caner'i sol bek oynatamıyoruz. Bu kadar müthiş bir sol ayağı sol bek oynatamıyoruz. Neden? Çünkü bilgi eksikliği var. Caner'in nasıl bir kumaşı var biliyor musunuz? Topa nasıl vuruyor biliyor musunuz? Her topa vurduğunda 5 dakika onu seyrediyorum. Ama nasıl oynayacağını bilememek gibi bir sorunu var. Bunu en başta da kendim için söylüyorum. Bu konuda Ayhan Akman çok iyi bir örnektir.


Herkesin işini yapması gerektiğinden söz ettin. Statlar konusunda topu yöneticilere attın. Futbolumuzun gelişmesi için başka kimler mesleğini iyi yapmalı?
Futbolu da iyi yorumlayan insanlara ihtiyaç var. Rıdvan Dilmen iyi yorumluyor mesela. Futbolu çok iyi bildiğini hissediyorsunuz. Onu arayıp konuşuyorum. Hakan Şükür de iyi yorum yapıyor, onunla da konuşuyorum. Zeki Çol, Ömer Üründül de iyi yorumluyor. Futbolcunun psikolojisinden anlıyorlar. Ben onların hiç kimsenin kıyafetine bir şey söylediğini duymadım, hep futbolu yorumladılar. Bir Banu Yelkovan, bir Kanat Atkaya iyi yorum yapıyor. Onları izlediğinizde ya da okuduğunuzda farklı bakış açıları yakalayabiliyorsunuz. Birileri ülke futboluna katkı yapacaksa böyle yapmalı. NTV'de "Yenilsen de yensen de" diye bir program var, taraftarlar katılıyor. Ama oraya gelen taraftarlar da çok bilinçli. Onları dinlemek de hoşuma gidiyor.


Herkes artık "Arda Avrupa'ya gitsin" diyor. Senin gelişimin açısından da bu önemli bir aşama olacak gibi görünüyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?
Şartlar oluşunca gitmek istiyorum. Yani şampiyon olduğumuz zaman gitmek istiyorum. Galatasaray taraftarı da beni orada görmek ister. "Bizim çocuğumuz Avrupa'da oynuyor" düşüncesi onlara da gurur verir. Burukluk olacaktır belki ama ben 90 yaşıma da gelsem yine Galatasaray taraftarıyım. Gitmek istiyorum çünkü bu ülke şartları beni çok zorluyor. Çok üstüme geliyorlar, sıkıyorlar, keyfimi kaçırıyorlar. Ben gülmeyi, eğlenmeyi, yaşamayı seven bir adamım. Belki Avrupa'da başaramayacağım ama denemek istiyorum. Buna şu anda gücüm de imkânım da yeteneğim de var. Ben bunu yapacağım.



27 Mart 2010 Cumartesi

Galatasaray-Fenerbahçe Derbi Analizi


Bugün sonucu merakla beklenen bir maç var.Türkiye'nin derbisi...Fenerbahçe-Galatasaray...Her oynanacağı zaman yılın derbisi diye nitelendirilir.Bu derbi gerçekten yılın derbisi olacak.Nedeni de cuma günü Bursaspor'un kaybetmesi ve Beşiktaş'ın kazanması.Bir anda şampiyonluk yarışı yeniden alevlendi.Beraberlik Galatasaray için bir nebze yetse de Fenerbahçe'nin isteyeceği bir sonuç olmaz.Çünkü Galatasaray bir rakibini altında tutmuş olacak.Fenerbahçe ise rakibini geçemeyerek şampiyonluk yarışında önündeki 3 takımı geçmesi gerekecek.Bu yüzden özellikle Fenerbahçe atak oynayacaktır.Galatasaray kontrollü başlayıp sonra hücum yapacaktır.İnşallah seyir zevki yüksek, fair-play açısından olumlu geçecek bir derbi olur.Özellikle 'Özhan Abi'nin ölümünden sonra oluşan sakin havanın derbide olumsuz görüntülerin çıkmamasını engelleyeceğini düşünüyorum.Hak eden kazansın diyelim ve isterseniz olası 11ler üzerinden bölge bölge oyunculara bakalım.




İlk olarak Volkan Demirel.Şu anda Türk kaleciler arasında en yetenekli kalecidir.Bazen inanılmaz hatalar yapsa da, inanılmaz goller yese de kalenizi güvenle teslim edeceğiniz kalecilerden biridir.Birçok derbide forma giydiği için derbi havasını iyi bilir.Özellikle Galatasaray maçlarına ayrı bir motive oluyordur.Bunu geçmiş Galatasaray maçlarından anlayabiliyoruz.Derbi tecrübesinden dolayı kalesini en iyi şekilde koruyacaktır.Şampiyonluğun kaybedildiği maçtaki gibi çıkışlar yapmaz en azından.


Gelelim Leo Franco'ya.Franco bu sene geldiğinde beklentiler yüksekti.En azından A.Madrid de oynadığı için kalesini güvenli bir şekilde korur düşüncesi vardı.Maçlarda bazen öyle hatalar yapıyor ki kendi taraftarlarını çileden çıkarıyor.Franco'nun eksiklerinden biri ilk maçta görüldüğü gibi geri paslarda sıkıntı çekmesi.İlk maçta iki kez geri pastaki hatalarından pozisyon yarattı Fenerbahçe'ye.Birinde Alex'in vuruşu auta çıktı, diğerinde ise malum penaltı oldu.Fenerli futbolcular bu durumdan yararlanmak isteyeceklerdir.Sık sık kaleciye pres görebiliriz.Derbi havalarını iyi bildiğinden bu gibi hataları bu maçta yapmaz diye düşünüyorum.Kaleciler açısından bu derbi iyi geçebilir.



Geçelim defans oyuncularına.İlk olarak Rijkaard'ın son haftalardaki gözdesi Emre Güngör.Emre'ye ne zaman ihtiyaç olsa Emre hep sakattı.İlk defa bu sezonun bu döneminde sağlam ve Rijkaard ona güvenerek Servet'i keserek onu oynatıyor.Emre iyi bir oyuncu olmasına rağmen bazen tecrübesiz genç oyuncular gibi hata yapıyor.En son örneği Trabzonspor maçındaki hatası.Eğer Fenerbahçe maçında da bu hatalarına devam ederse Fenerli futbolcular affetmez, hemen cezalandırır.Derbi olduğundan dolayı daha dikkatli olacaktır.

Lucas Neill...Galatasaray'ın defansı bir dönem "SOS" veriyordu.Defansa iyi bir takviye yapılması gerektiği görülüyordu.Yönetim özellikle Haldun Üstünel iyi bir iş çıkararak ara transfer döneminde Neill transferini gerçekleştirdi.Neill takıma dahil olduğunda ilk maçında iyi sinyaller verse de yeni geldiğinden bazı hataları olmuştu.Daha sonraki haftalarda uyum sorununu aşarak Galatasaray defansını biraz toparladı.Özellikle Türk futbolunda eksik olan geriden oyun kurma konusunda yetenekli olduğundan Defanstan çıkan toplar daha verimli kulanılmaya başlandı.Derbide tecrübesiyle takımının defans hattındaki oyuncuları iyi yönetebilir ve defansın hata yapmasını önleyebilir.



Gelelim Fenerbahçe'nin defans oyuncularına.Fabio Bilica Fenerbahçe defansının kilit adamı olarak görüyorum.Çünkü ne zaman ne yapacağı belli olmuyor.Hava toplarına iyi yükseliyor, dar alanda iyi savunma yapıyor ama öyle bir an geliyor ve öyle bir faul yapıyor ki takımının tehlike yaşamasına neden oluyor.Yaptığı gereksiz fauller Fenerbahçe'nin başını yakabilir.Bilica dar alanda iyi ama Fenerbahçe geride olduğu zaman takım defansı ile birlikte Bilica da alarm veriyor.

Gelelim çılgın çocuğa.Fenerbahçe defansının bel kemiği.Lugano da Bilica gibi dar alanda müthiş savunma yapıyor.Ne zaman Fenerbahçe geride olsa veya risk almaya başlasa defansını biraz öne çıkardığında arkadaki boşluktan yararlanan forvet oyuncularını tutamıyorlar.O yüzden Fenerbahçe ilk golü atan olmak isteyecektir.Lugano'nun bir diğer zaafı ise gezen forvet futbolcuları tutmakta zorlanması.Sabit forvetleri tutmakta problemi yok.Galatasaray'da forvette Jo oynayacağını düşünürsek Lugano için iyi haber.Fenerbahçe geriye düşmediği sürece defansın göbeğinde oynayan iyi maç çıkarabilir.

Sıra sağ beklerde.Gökhan Gönül Fenerbahçe'nin yıllardır aradığı sağ bek özelliğine sahip.Sık sık ileriye çıkarak hücumda arkadaşlarına yardım ediyor.Ama bu sene biraz da sakat sakat oynamasının etkisiyle ileriye çok az çıkıyor.Çıksa da eskisi gibi etkili olamıyor.Yine de ne olursa olsun Gökhan'ın sahada olması sağ kanat için çok önemlidir.Fenerbahçe'nin bu sezon kanatlardan çok fazla verim alamadığını düşünürsek bu maç sıkıntılı geçebilir.Fenerbahçe hücumda etkili olmak istiyorsa kanatlarını kullanması özellikle sağ kanadı kullanması gerekiyor.Gökhan'ın karşısında Arda'nın oynayacağını düşünürsek sağ kulvar maçın kaderini belirleyebilir.

Sabri kendi taraftarınlarınca birçok kere eleştirilmişti.Ama Sabri'nin oynamadığı maçlarda sağ kanadın verimsizliliğini düşünürsek Sabri'nin bu takım için ne demek olduğunu anlayabiliyoruz.Yerine oynayan ne Uğur Uçar ne de Emre Güngör sağ kanadı iyi çalıştıramadılar.Sabri sürekli ileriye çıkışlarıyla bilinir.Bu maçta da bu özelliğini kullanacaktır.Fenerbahçe'nin sol tarafında oynayacak oyunculara bakarsak Sabri'yi sık sık ileriye çıkarken göreceğiz.Önünde Keita ile birlikte sağ kulvardan sürekli geleceklerdir.
Hakan Balta hücuma nadir çıksa da defans konusunda oldukça başarılı.Özellikle hava toplarındaki etkinliği onun için artı bir özellik.Bu maçta Hakan'ın yine hücuma katılacağını düşünmüyorum.Önünde oynayan Arda'nın kendisine yardım etmeyeceğinden en azından defansta kalıp o kanadı savunacaktır.Fenerbahçe eskisi kadar sağ kanadı kullanamasa da Deivid'in oynaması olasılığı karşısında Hakan'ın dikkatli olması gerekiyor.

Andre Santos ilk geldiğinde sol açıkta oynatıldı.Brezilya milli takımında sağ açık oynamasına rağmen Carlos bekte Santos'u açıkta oynattı.Bu bölgede verimli olamadı.Carlos gittikten sonra asıl mevkisine geçen Santos biraz kıpırdanır oldu.Ama hala bilinen Santos gibi oynamıyor.Maçlara baktığımızda ileriye neredeyse hiç çıkmıyor.Aslında iyi bileklere sahip oyuncunun ileriye çıkıp bu özelliğini kullanması gerekir.En azından bu maçta kullanması gerekiyor.Çünkü büyük ihtimal o kanatta Keita ve Sabri oynayacak.Eğer ileriye kontrollü bir şekilde çıkarsa Fenerbahçe bu kanattan etkili hücumlar gerçekleştirebilir.Bu maçın kaderini kanatlar belirleyecek gibi duruyor.


Orta saha oyuncularına bakalım şimdi.Selçuk Şahin taraftarlarca sevilmeyen bir oyuncu.Taraftarlardan çok sıkıntı çekti.Ama burada Selçuk'un bir suçu yok.Çünkü kapasitesi bu kadar ve kapasitesini en iyi şekilde sahaya yansıtıyor.Christian'ın sakatlığından dolayı forma şansı buldu ve iyi de mücadele ediyor.Selçuk'un Christian'da olmayan bir özelliği var.Ara sıra ileriye çıkarak hücum oyuncularına yardımda bulunuyor.Bazen uzaktan şut çekiyor bazen de ileriye giderek orada takımını sayıca fazlalaştırıyor.Fenerbahçe ortasahası için Christian'ın oynamasındansa Selçuk'un oynaması daha hayırlı gibi duruyor.


Gelelim bu maça kafa olarak iyi hazılanmış Emre Belözoğlu'na.Emre Manisaspor maçında sakatlanmış ve oyunda çıkmıştı.Bütün hafta boyunca Emre oynayacak mı oynamayacak mı diye konuşuldu.Benim tahminim oynayacağı konusunda.İki sebebi var.Birincisi Emre'nin Fenerbahçe ortasahasının ve tüm takımın beyni olması, ikincisi de bu maç için hırslanması.Zaten Fenerbahçe maçı kazanmak istiyorsa Emre muhakkak oynamsı gerekiyor.


Galatasaray'ın orta sahasında Barış'ın oynayacağını düşünüyorum.Aslında Mehmet Topal ile Barış arasında kaldım.Barış'ın mücadeleci, savaşçı bir oyuncu olması sebebiyle Rijkaard'ın Barış'ı tercih edeceğini düşünüyorum.Derbilerde ortasaha oyuncularının önemi çok büyük.Ortasahaların mücadeleci, savaşçı olması gerekiyor.Ama bir de hücuma katılarak hücum oyuncularına da yardım etmeleri gerekiyor.İşte bu konuda Galatasaray biraz şanssız.Barış fazla hücuma katılan bir oyuncu değil.Barış etkili olacak şekilde ileriye çıkarsa Galatasaray ileride baskı kurabilir.


Mustafa Sarp da Barış gibi mücadeleyi seven bir oyuncu.Genel bir sıkıntı olan ortasaha oyuncularının hücum oyuncularına yardım etmemesi Galatasaray için de sıkıntı.Mustafa ara sıra çıkışlar yapıyor ama gerektiği zaman gerektiği yerde olmuyor.Çıkmaması gereken yerde çıkıyor, çıkması gereken çıkmıyor.Eğer bu çıkışları zamanında ve etkili yaparsa Galatasaray ortasahada üstünlüğü ele alabilir.

Fenerbahçe için Emre neyse Galatasaray için de Elano odur.Elano sahada hiç bir varlık gösteremediği anlaşılabilir en azından televizyondan ama çıplak gözle izlendiğinde iyi işler yapıyor.Ortasahada pas alışverişi yapar, forvet oyuncularına yardım eder.Üç büyüklerimizde nadir bulunan iki yönlü bir oyuncu.Derbide fark yaratacak oyunculardan biri olarak görüyorum.İyi maç çıkaracaktır.


Herkes Özer'in oynayacağını bekleyebilir.Ama Daum önceki derbilerde olduğu gibi Vederson'u oynatarak o kanattaki Galatasaray'ın üstünlüğünü azaltmak, yeri geldiğinde sol kanattan etkili hücumlar yapmak.Vederson'un en büyük artısı savunması.İlk maçta Fenerbahçe sol tarafını Galatasaray'a kapatmıştı.Bu maçta da Fenerbahçe savunması Galatasaray'ın hücumunu yenecektir diye düşünüyorum.Bu kulvarda en büyük rolü Santos'un oynayacaktır diye tahmin ediyorum.

Mehmet Topuz bekleneni bir türlü veremedi.Kayseri'de oynadığı futbolu Fenerbahçe'de sergilemesi bekleniyordu.En azından topla birlikte çıkışlar, çalım atmalar gibi özelliklerini kullanması bekleniyordu.Bunları yapamasa da mücadele ederek o açığı kapatmaya çalışıyor.İlk maçta Gökhan'a yardım ederek Arda'nın etkinliğini azalttı ve neredeyse Galatasaray için o kulvarı işlemez hale getirdi.Bu maçta da Daum onu sağ açıkta oynatarak yine Arda'yı durdurmaya çalışacaklardır.

Keita ilk maçta beklenen veremedi.Roberto Carlos o kadar sinirlendirdi ki sonunda bir pozisyonda Carlos'a yumruk attı.Maç boyunca sinirli olduğundan iyi futbol sergileyemediğini gören Keita, bu sefer sakin olacağını ve iyi bir maç çıkaracağını söylemiş.Bence sakin olsa iyi olur.Çünkü Galatasaray'ın ona çok ihtiyacı var.Sağ kanattaki o deliciliğini kullanamazsa ilk maçtaki gibi etkisiz olur ve yine sinirlenip oyundan düşebilir.Rijkaard'ın ne edip yapıp Keita'yı iyi bir şekilde hazırlaması ve sakin olmasını gerektiğini anlatması gerekir.

Gelelim kaptanlara.İlk olarak Galatasaray'ın kaptanı Arda Turan.Arda sakatlığından dolayı Trabzonspor maçında oynamamıştı.Biraz da derbiyi düşünerek bu kararı aldılar.Hafta boyunca oynama olasılığının düşük olduğu konuşulsa da iğneler veya ilaçlarla da olsa kaptan takımını yalnız bırakmayacaktır.Kaptan olmayınca takım bir gömlek aşağıda oynuyor.Bu derbide oynaması çok çok önemli.İleride oyun kuran, gol atma becerisi olan, asistler yapan bir oyuncunun oynamaması Galatasaray için büyük kayıptır.Bu derbide Galatasaray için Arda olmazsa olmazlardan.
Şimdi sıra Fenerbahçe'ni kaptanında.Arda için Galatasaray'ın olmazsa olmazı dedik ama Alex için daha fazlasını diyebiliriz.Alex son haftalarda formsuz olsa da Fenerbahçe'nin derbilerde en büyük kozu durumunda.Hiçbirşey yapmasa bile kullandığı kornerler, serbest vuruşlarla tehlikeli pozisyonlar yaratıyor.Alex Galatasaray maçlarını çok sevdiğinden son haftalardaki formsuzluğunu bir kenara koyarak iyi bir maç çıkaracaktır.İnanılmaz paslar görebiliriz.


Daniel Güiza...Fenerbahçelilerin bir ıslıklayıp bir alkışladığı oyuncu.Herkes Güiza'nın kaçırdıklarını görüyor.Ama çıplak gözle izlendiği zaman ne kadar koştuğunu mücadele ettiğini görebilirsiniz.Güiza etkisiz oynuyor diye düşünülebilir ama bir oyuncuyu yalnız bırakırsanız ve sürekli uzun toplar atıp arkasından yardıma gitmezseniz o oyuncu yalnız kalır ve ileride hiç birşey yapamaz.Güiza da bu sıkıntıyı yaşıyor.Güiza'ya biraz yardım edilse Güiza da etkili olacaktır.Güiza verkaçlarda biraz başarılı olsa Alex ile iyi anlaşacaktır.O zaman Fenerbahçe ileride etkili olur.

Baros'un sakatlanmasından dolayı bir forvete ihtiyaç olduğu anlaşıldı.Haldun Üstünel'in başarısı ile Jo transfer edildi.Jo ilk geldiğinde biraz etkisiz oldu ama sonra takıma alışmasıyla birlikte iyi futbol oynamasa da görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştı.Sonra bir sakatlık dönemi geçirdi ve i süre takımından ayrı kaldı.Jo yavaş yavaş form bulmaya başlıyor.Yalnız bir eksi yanı var yavaş olması.Tam da Lugano'nun isteyeceği tipte forvet oyuncusu.Hareketli oynayabilirse o zaman etkili olur.Yoksa Lugano ve Bilica arasında bir varlık gösteremez.Taç çizgisine kadar çıkması veya ortasahaya gelmesi takımı açısından faydalı olabilir özellikle Fenerbahçe'nin bu gibi forvetler karşısında etkisiz olmasını düşünürsek.

7 Ocak 2010 Perşembe

Mondragon'dan Açıklamalar




“Galatasaray’ın başında şu anda müthiş bir teknik adam var. Frank Rijkaard’ın kariyerini kimse tartışamaz. O Cim Bom için büyük bir şans. Takım kadrosu ve teknik heyet şampiyonluk için yeter. Kadroda çok kaliteli yıldızlar var. Zaten lig yarışı Fenerbahçe ile Galatasaray arasında geçecektir. Beşiktaş’ın bu sene işi zor. Kayseri ve Bursa şimdilik iyi. Ama Türkiye’de Anadolu’dan bir şampiyon çıkmaz. Sivas’ta da olduğu gibi onlar son 2-3 maça girilirken, deneyim eksikliği nedeniyle yarışı kaybedeceklerdir.”


“Cim Bom’u unutmam mümkün değil. Hayatımın en güzel 6 yılı İstanbul’da geçti. Köln taraftarı da beni çok seviyor ama Sarı-Kırmızılı renklerin hayatımdaki yeri bir başka. 1.5 yıl sonra bırakıyorum. Şu an 38 yaşındayım, bir teklif olsa bile bu saatten sonra kesinlikle Fenerbahçe ve Beşiktaş forması giymem. Çünkü ben Galatasaray ile özdeşleşmiş bir isimim. Benim için her şey para değil. Öyle düşündüğünüz zaman zaten kaybedersiniz. Lucescu benim için çok özel biri. Hayatımda ayrı bir yeri var. Sadece 1 sezon çalışmama rağmen ona büyük saygı duyuyorum. Beşiktaş’a giderken beni de götürecekti. Sadece onun için Siyah-Beyazlı formayı giyebilirdim ama Galatasaraylı tarafım ağır bastı.”


“Leo Franco’ya çok haksız eleştiriler yapılıyor. O kadar büyük hatalar yaptığını düşünmüyorum. Onu çok eskiden tanıyorum. Ben Independiente’nin kalesini korurken, o üçüncü kaleciydi. Yetenekli bir kaleci. Her kaleci hata yapar, bunu engelleyemezsiniz. Bizim işimizin kötü tarafı da şu ki, 10 top çıkarırsınız, birini yediğinizde ‘kötü adam’ olursunuz. Bir kaleci kötüyse onu Mallorca, Atletico Madrid ve Galatasaray gibi takımlar zaten transfer etmez. De Sanctis de iyiydi ama Galatasaray ile kimyası tutmadı. O da İtalyan Milli Takımı’na kadar yükselmiş bir isim. Galatasaray’dan ayrılırken Polat ve Sezgin’e Aykut’un rahatlıkla takımın 1. kalecisi olabileceğini söylemiştim. Ama onlar güvenmedikleri için transfer yaptılar.”


“Arda Turan transfer söylentilerine kulak asarsa kaybeder. O işini en iyi ve en konsantre şekilde yapmaya devam etsin. Böyle oynadıkça Avrupa’nın devleri ona gelecektir. Aksi taktirde başarılı olamaz. Ondaki yeteneği görmek için kahin olmaya gerek yok. Manisaspor’a kiralık gittiğinde ona sadece ve sadece çalışması gerektiğini söylemiştim. Buna uydu ve kazandı. Mehmet Topal tam bir Avrupalı. Her takımda oynayabilir, süper bir futbolcu. Hakan Şükür’ün kendinin bıraktığını sanmıyorum. Devam etmek için yeterli gücü vardı ama sanırım yönetimin baskısıyla bırakmak zorunda bırakıldı. İnsanın bazen başka opsiyonu kalmayabiliyor.”


“Türk Milli Takımı’nı en iyi çalıştırabilecek kişi Fatih Terim’dir. Çünkü Türk futbolu ve Türk futbolcusunun mantalitesini onun kadar iyi bilen başka biri olamaz. Eğer Terim, Türkiye’yi 2010 Dünya Kupası’na götüremediyse emin olun ki, bunu başka kimse de beceremezdi. Ancak o yoksa Türkiye için en doğru isim Lucescu’dur. Türk Futbol Federasyonu ne yapıp edip onu getirmeli. Çünkü o da içinizden biri ve Türk oyuncusunu çok iyi tanıyor.”


“Kariyerimin artık sonuna gelirken birçok şey yaşadım. Şampiyonluklar, kupalar kazandım. Oynadığım liglerde en iyi kaleci seçildim, milli takım forması giyerek, Dünya Kupası oynadım. Ancak 6 sezon boyunca Fenerbahçe’yi Kadıköy’de yenemedik. Berabere bile kalamadık. Bu içimde kanayan bir yaradır. İmkanım olsa bir kez daha Sarı-Kırmızılı formayı giyip, Kadıköy’de galip gelmek isterim...”


3 Ocak 2010 Pazar

Kapatır mısın Arkadaşım!



Galatasaray ikinci yarı hazırlıklarına bugün başladı.İlk antrenmanlarında ilginç bir olay yaşandı.Antrenmanı izleyen kameramanlardan birinin telefonu çalmış.Çalan melodi de Fenerbahçe marşı.Arda bu duruma kızmış ve "Burası Galatasaray Kulübü... Niye telefonunuzu kapatmıyorsunuz? Fenerbahçe marşı niye çalıyor?" çıkışmış.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails