harry kewell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
harry kewell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2010 Çarşamba

Rijkaard Giderken

Ankaragücü maçının ardından konuşulmaya başlanan, dün yapılan yönetim kurulu toplantısında karar bağlanan; Rijkaard'ın gönderilmesi, bugün resmi olarak duyuruldu. Geçen sezonun başında devrim yapması için getirilen, sezon başında Adnan Polat'ın ne olursa olsun arkasındayız dediği Rijkaard bugün itibariyle görevinden ayrılmış oldu.

Rijkaard'ın gönderilmesinin sebeplerini iki açıdan incelemek lazım, Rijkaard'ın sebep oldukları, yönetimin sebep oldukları.
2 sezon önce Skibbe'nin yollanması ve ardından Bülent Korkmaz'ın başa geçmesi ve takımın ligi 5. sırada bitirmesinin ardından, takıma sistem oturtacak, 2000 sonrasında yaşanan birikmiş sorunların üstesinden gelecek ve takıma uzun yıllar hizmet edebilecek bir teknik adam arayışı sonrasında Rijkaard, o günün koşullarında Galatasaray için ideal bir teknik direktördü.

Rijkaard geldiğinden beri bazen haklı, bazen haksız şekilde çok fazla eleştiri aldı. Bu eleştirilerin sebebi de kendisinden beklentinin fazla olmasıydı.
*Rijkaard'ın ilk yanlış hamlesi 4-3-3 diretmesi oldu, geçmişte oynattığı tüm takımlarda bu sistemi oturtan, bu sistemle Roterdam'ı küme düşüren fakat Barcelona'yı şampiyon yapan bir hocaydı. Ligi yeteri kadar incelemeden, elindeki oyunculardan bu taktikle ne kadar verim alabileceğini hesaplamadan körlemesine bu taktiğe girişti ve başarısız oldu.
*Geldiği ilk zaman, kampı kaldırdı. Çünkü profesyonel futbolcuların kamp olmadan da yeterli disiplin içinde olacaklarına ve taktiksel olarak hazır olacaklarına inanıyordu.Barcelona da olay belki böyleydi ama Türkiye'de profesyönellik algısının farklı algılanması ve insanların sürekli işten nasıl kaytarırım düşüncesinden dolayı, kampsız sistem oyuncuların disiplinleri açısından sorun yaratma potansiyeline geldi, üstüne medya baskısı da eklenince kamp sistemine geri dönüldü.
*Barcelona'da zamanında yaptığı, kangreni sorunlu bölgeyi tespit edip ne pahasına olursa olsun kesme işini düzgün yapamadı. Aslında bunu Barcelona'da da son sezonunda verimli yapamamasından dolayı Barcelona'dan ayrılışı hızlı olmuştu. Takım içinde ki sorunlu ve gruplaşan oyunculara ulaşamadı bu sorunları temizliyemedi. Yönetimi bazı oyuncuları kayıran yapısından dolayı da bu konularda yönetim baskısı yedi.
*Bir türlü düzgün bir tercümanla çalışamadı, söyledikleri sürekli yanlış çevrildi, yanlış çeviriler süpekülasyon yarattı boş yere medya baskısıyla karşılaştı. İstediğini bir türlü dile getiremedi, değişen tercümanıyla birlikte bu seferde tercüman bazı yerleri değiştiriyor iddaaları ortaya atılıp yüklenilmeye devam etti.
*Medya tarafından babası öldüğü için bile eleştirildi. Cenaze töreni için aldığı izin için bile suçlanıcak duruma geldi.
*1,5 yıl takımın başında kalmasına rağmen bir türlü sistemi oturtamadı, takımın belirli bir diziliş içinde, istenilen şekilde oynadığı maç sayısı 2 elin parmaklarını geçmedi.
*Takım hep motivasyon açısından geride kaldı, 1-2 futbolcu dışında istekli oynayananın olmadığı çok maçlar oynattı. Görünen bir sorun olmasına rağmen bir türlü bu soruna neşteri vuramadı.

Rijkaard'ın; Galatasaray geçmişine baktığımız da, yönetimin hamlelerini bir kenara koyarsak eğer; beklentinin çok altıdna kaldığını görüyoruz. Takımın bir türlü düzgün top oynamadığı, üst üste 3 pas yapamadığı, düşük motivasyon içinde kendi kendine eridiği, futbolcuların aralarında sorunlu olduğu ... bir dönem. Barcelona'da izlettirdiğinin yarısını bile Türkiye'de izlettiremedi. Evet bunda yönetimin hatalarının payı da var fakat, Rijkaard'da hiç bir zaman Süper Lig'e uygun hamleler yapamadı, başarısızlığı göz önünde olmasına rağmen sisteminden ödün veremedi. Akla ister istemez Barcelona'da O'nun bu kadar başarılı olmasını sağlayan şey sadece kadroymuş, demek ki Rijkaard gözümüzde büyüttüğümüz kadar başarılı değilmiş düşüncelerini getirdi.

Yönetimin hiç mi hatası yoktu; aslında başarısızlığa giden yolda en büyük hataları yönetim yaptı, Rijkaard da bu hataları düzeltemedi.
*En başında, teknik direktörümüz böyle yapıyorsa haklıdır, arkasındayız diyemedi ve kamp sisteminin devam etmesi için baskı yaptı.
*Yanına bir türlü düzgün tercüman veremedi.
*Medyada özel hayatının bile eleştirildiği dönemde hiç kimse çıkıpta, teknik direktörümüzün özel hayatının takımıza olumsuz etkisi yoktur diyemedi.
*Takım içinde otoritenin sahibi olması gerekn kişi Rijkaar'ken sürekli Arda önplana itildi.
*Takımın sorunlarına yönelinceğine, medyada çıkan her eleştiriye Aslantepe cevabı verilerek sürekli göz boyaması yaptılar.
*Fakat yönetimin en büyük hatası transfer konusunda oldu ki takımın aslında şu an başarısız olmasının en büyük sebebi de yapılan yanlış transferler ve lüzumsuz transferler oldu.
-Takımın Baros'un da sakat olduğu bir dönemde, yabancı hakkı açılamsı için yedek forvet Nonda gönderildi. Yerine Avrupa maçlarında oynamayacağı bilinmesine rağmen Jo kiralandı, zaten özel hayatı sorunlu olduğu için EPL'de sorun yaşıyan Jo, kiralık geldiği ülkemizde de disiplin sorunları gösterince başarılı olamadı, takımı forvetsiz bıraktı.
-Kewell'in sakatlığı sonucu, kanat adamı olmaması nedeniyle Dos Santos kiralandı. Yarım sezonda pek büyük varlık gösterememiş olmasına karşın yinede yeteneği olduğunu göstermeyi başardı, Rijkaard istemesine rağmen, opsiyonu kullanılıp transfer edilmedi.
-Takımı ileri taşıyan, fizik gücüyle rakibi yıpratan Keita disiplin sorunları nedeniyle gönderildi. (Rijkaard'ın bu konuda kalmasını isteyip istemediği hakkında pek bilgim yok) Yerine Fransa'da disiplinsizliği nedeniyle eleştirilen, sürekli uzun süreli sakatlık geçirme riski olan Pino alındı, verimsiz oldu.
-De Santis, Rijkaard gelmeden gönderilmişti, yerine Leo Franco alındı. Kalede mucizeler(!) yarattı. Leo Franco'dan sonra yeni sezona yerli kaleciyle devam etme kararı alındı, kalede beklenen performans alınamadı. (Rijkaard'ın kaleci istemiyorum, elimizdekiler gayet iyi dediğini de hatırlatmak lazım bu konuda)
-Servet'in yanında, adı cam adama çıkan Gökhan Zan alındı, sakatlığı nedeniyle bir türlü düzenli forma giyemedi.
-Beklere yedek transferi yapılmadı, Sabri ve Hakan Balta'nın sakatlıklarında takım bek konusunda büyük sıkıntı yaşadı. Daha sonra olaylı bir şekilde alınan Ali Turan bu mevkide adeta yokları oynayınca, kanat ataklarında takım dağıldı.
-Ortasahaya savaşçı ve oyunu iki yönlü oynayabilecek adam alınmadı. Mustafa Sarp, Ayhan Mehmet Topal, 3 defansif orta saha gibi oynadı, ilerinde katkı veremedi. Loric Cana savaşçı ortasaha olarak alındı, istenilen performansı veremeyince Rijkaard'ın gözüne giremedi, Karabük maçında daha ilk yarının ortasında oyundan alındı.
-Lincoln sonrası oyun kurucu, takımı ortasahadan ileri taşıycak eleman olsun diye Elano transfer edildi, Brezilya milli takımında döktüren Elano, Türkiye'de döküldü. Mental problemlerinin üzerine gidilmedi, oyuncu kendi haline bırakıldı.
-Elde Elano olmasına rağmen, Misimovic transferi yapıldı, Elano'dan alınamayan verim, Misimovic'ten de alınamaz oldu, takım resmen Elano'yu aradı.
-Baros'un yedeği olarak, Mehmet Batdal alındı. Süper Lig tecrübesi olmayan, 1.ligden gelen oyuncu, takımı taşıyacak forvet kimliğinin çok uzağında kaldı.
-Beşiktaş'ta tutunamayan ve başarılı olamayan Serdar Özkan bonservisi olmadığı için transfer edildi. Beşiktaş döneminin üzerine hiç bişey koymamış olarak Galatasaray'da da yokları oynadı.

Sonuç olarak uzun bir aradan sonra ilk defa transfer için kesenin ağzını bu kadar açan Galatasaray, yaptığı yanlış transferler takımı ileri götüreceğine geriye götürmüş oldu. Daha önce Gerets döneminde eldeki ortalama oyunculara rağmen başarıyı gören taraftarlar da kaliteli kadroya rağmen başarı gelmeyince, Rijkaard'ın gönderilmesi için tribünden bağırmış ve sonuçta amacına ulaşmış oldu.

Rijkaard'ın yerine gelecek isim şu an büyük ihtimalle Fatih Terim gibi duruyor. Daha önce Lucescu takımı şampiyon yapmasına rağmen, Fatih Terim gelsin diye gönderilmişti ve Fatih Terim'in 2. dönemi kesinlikle tam bir fiyasko olmuştu. Şimdi Rijkaard gidiyor ve Fatih Terim, 3. dönemine hazırlanıyor. Galatasaray'da beklenen devrim ise şimdilik bitmiş gibi duruyor.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Rijkaard'ın Suçu Ne?

Football Fans Know Better

Evet merak ediyorum Rijkaar'ın suçu ne?Geçen senenin şampiyonu olan Bursaspor karşısına bu ortasaha ile çıkması Rijkaard'ın suçu mu?Oyuncuların dün yakaladıkları fırsatları değerlendiremeyişi Rijkaard'ın suçu mu?İstediği bölgelere zamanında transfer yapılamaması Rijkaard'ın suçu mu?Rijkaard Karpaty maçında Servet'e adamı kaçır ya da Hakan Balta'ya topu ıskalamı dedi?Bursaspor maçında Volkan Şen'i tehlikeli bölgeden uzaklaştırmayın mı dedi?Biri bana anlatsın lütfen.Rijkaard'ın suçu ne?

Ben söyleyeyim.Bunlar Rijkaard'ın suçu değil ama takımı çok geç topladı ve çalışmalara geç başladılar.Fenerbahçe ve Beşiktaş hazırlıklara başlarken Rijkaard balayındaydı.Geç başlamak Galatasaraylı oyuncular fiziksel açıdan diğer takımlara göre geride kaldı.Bunu Rijkaard Sivasspor maçı sonrasında da belirtmişti hiç hakkı olmayarak.Sivasspor fiziksel açıdan bizden üstündü demişti.Peki bunda kimin suçlu?Rijkaard...Takımı erken toplayabilir veya en azından oyuncularına bir antreman programı verebilirdi.Ama Rijkaard tembelliğe kaçtı ve boşverdi.Sonuç Galatasaray fiziksel açıdan baya geride.Birden Rijkaard'a bu konuda yüklenmek de haksızlık olabilir.Çünkü geçen seneki durumu gördükten sonra belki Rijkaard yüklemenin zirve noktasını sezon ortalarına getirecek bir planlama yapmıştır.Orasını bilemeyiz.O yüzden Galatasaray'a biraz zaman vermemiz gerekir.Eğer böyle bir planlama varsa...

Galatasaray'da asıl sorun ilk 11.Galatasaray'da ideal 11 yazısında da söylemiştim.Ortasaha üçlüsü Barış-Mustafa-Ayhan-Cana dörtlüsünden oluşmaz.Bunlar düz oyuncular yani hücuma katkıları sınırlı.Ortasaha bu dörtlüden herhangi üçüyle kurulduğunda o zaman skora değiştirebilecek oyuncu sayısı 3'de kalır.Kim bunlar?Kewell, Arda ve Baros...Ortasahadan destek gelmediğinden bu üçlü bireysel yetenekleriyle birşeyler yapmaya çalışıyorlar.Bu bazen yeterli olabilir.Örneğin Karpaty maçında Kewell-Baros işbirliğiyle maçı beraberliğe getirdiler.Bazen de yeterli olmaz.Aynı dünkü maç gibi.Şimdi bu durum Rijkaard'ın suçu değil.Çünkü kadro belli ortasahada oynayacaklar belli.Ancak bu kadar yapabiliyorlar.

Tüm bunları göz ardı edip Rijkaard'ı eleştirenler birkez daha düşünsün.Rijkaard'ın istediği kadro bu değil.Karpaty maçında kurtarıcı olarak Barış'ın girmesini Rijkaard'a ister mi?Yönetim olarak Rijkaard'a ilerideki üçlü hariç sıradan ortasaha ve sürekli aksayan defans hattı verirseniz hiç kusura bakmayın geçen sene dillendirdiğiniz zihinsel değişimi göremezsiniz.Bu kadroyla imkansız.Bu kadar açık birşey.Galatasaray'ın bu duruma gelmesinde Rijkaard'an çok yönetimi hatalı buluyorum ve yönetim transferleri biran önce yapmalı.Şunu da eklemek istiyorum:Rijkaard gitmemeli.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Galatasaray'da İdeal 11

Football Fans Know Better

Galatasaray elindeki kadrosuna göre 4-3-3 sisteminde bu oyunculara yer vermesi gerektiğini düşünüyorum.Aslında fazla bir seçenekte yok.İsterseniz sırayla mevkilere bir bakalım.

Kale içi Aykut ve Ufuk arasından hangisini seçerseniz seçin farketmez.İkisi aynı kalitede dite düşünüyorum.Yalnız Aykut özellikle bu sezonki oynadığı resmi maçlarda yediği hatalı gollerle kredisini yavaş yavaş tüketiyor.Aykut'u daha fazla yıpratmamak için kenarda oturtmak iyi olabilir.Çünkü bundan sonra yenilen her golde Aykut'un hatası var mı yok mu bakılacaktır.En azından bir süreliğine Ufuk'un geçmesi yararlı olabilir.

Defansa geldiğimizde as oyunculara alternatif olacak oyuncuların kalitesi yeterli değil gibi gözüküyor.Sağ bekte Sabri olmadığı zaman büyük ihtimalle Ali Turan oynayacaktır ve aynı performansı göstericek mi şüpheli.Göbeğe baktığımızda Neill, Servet ve Gökhan Zan üçlüsü sezon ilerledikçe yeterli olmayabilir.Çünkü Gökhan Zan sık sık sakatlanan bir oyuncu.Sakatlık ve cezalılar olduğunda Galatasaray defans hattında zorluklar yaşayabilir.Zaman zaman Hakan Balta oynasa da bir defans oyuncu daha gerekir.Oynatılmasa bile Emre Güngör'ün takımda kalması daha iyi olabilirdi.Bu konuda yanlış karar verildiğini düşünüyorum.Sol kanat için ilk tercih Hakan Balta olmalı.Alternatifi Çağlar da iyi bir oyuncu.Uzun yıllar GS'de kalacaktır.Göbekte bi sorun olduğunda Hakan Balta'yı göbeğe çekip Çağlar'ı sol bekte rahatlıkla oynatılabilir.Hiç de sırıtmaz.Bu bilgiler ışığında GS'nin defans hattında alternatif olan oyuncular kalite anlamında önündeki oyunculardan geride gibi.Sadece sol bekte bir sıkıntı yok.

Orta saha Mehmet Topal'ın gitmesiyle oynatacağın fazla bir oyuncu yok.Elinde Ayhan, Mustafa, Barış, Cana ve durumu belli olmayan Elano kaldı.Elano'yu bir tarafa koyarsak eğer ortasahadaki üçlüyü Ayhan-Mustafa-Barış-Cana dötlüsünden oluşturursanız sıkıntı çekerseniz.Belki defansif anlamda bir peoblem olmaz ama hücuma katkı açısından tam bir hüsran olur.Bu dörtlü mücadeleci kimlikleriyle tanınan ama düz oyuncular.Galatasaray gibi büyük bir takımın ortasaha oynayacak oyuncular değil bana göre.Bu dötrlüden en fazla 2'si oynatmanız gerekir.Orta sahanın güçlü olabilmesi için özellikle hücum anlamında mutlaka Elano'nun takımda kalması gerekiyor.Transfer dönemi Başkan'ın istediği gibi gitmediği ortada.Bu noktada artık Elano'yu satmaktan vazgeçip gitmek isteyen Elano'nun ikna edilmesi gerekir.Yoksa Elano dışındaki dörtlüden oluşan ortasaha bütün sezonu kaldıramaz ve Galatasaray sıkıntı yaşar.Hüsranla sonuçlanan bir sezon daha olur.Bu saatten sonra yapılacak tek iş bu.

İleriki üçlüye bakalım.Kenar oyuncular arasında Kewell ve Arda ön plana çıkıyor.Bu iki oyuncunun yedekleri Serdar Özkan ve Pino.Serdar Özkan'ı az çok tanıyoruz.Sahip olduğu kaliteyi göstermekle göstermemek arasında sürekli gidip geliyo.İstikrar sorunu olduğu belli.Pino hakkında ise bir bilgim yok.Daha önce hiç izlemedim.Hem kenarda hem da forvette oynayabilecek tarzda bir oyuncuymuş.Faydalı olabilir.Bu dörtlüye baktığımızda bazı sıkıntılar yaşanabilir.Mesela en son çıkan haberlere göre Arda İngiltere yolcusuymuş.Eğer Arda giderse Galatasaray'ın %70'i gider.Arda'sız bir takım hele ki şu kadroyla başarılı olması imkansız.Diğer yandan Kewell'e geçen sezon kontratını yenilemedin.Yaşlı ve sakatsın işe yaramazsın dedin.Sonra ne oldu?Baktın ki istediğin transferleri yapamadın hemen Kewell'e sarıldın.Aman gel biz ettik sen etme.Şunu söyleyeyim.Kewell'in geri gelmesi çok iyi oldu.O bölgede yaşanan sıkıntı belli.Keita ve Dos Santos gidince o bölgede oynayacak kimse kalmadı.Hem Kewell forvette oynayabilecek kalitede.Bu iki oyuncunun banko oynayacağını düşünürsek olası sakatlıklar ve cezalar sonrasında yerlerine geçecek olan Serdar ve Pino aynı performansı gösterebilirler mi?En büyük sorun bu gibi duruyor.Üstüne bir de Arda da giderse...Gerisini siz düşünü artık.Bu bölgeye gündemde olan Kazım alınırsa biraz rahatlam olur.Bunla kalsa iyi.Bir de forvet bölgesinde sıkıntı var.Milan Baros sakatlığında Galatasaray çok zor günler geçirmişti.Bu sezonun başında da Baros'dan faydalanamadılar.O'nun yerine Mehmet Batdal'ı oynattılar.Mehmet üstüne gidilirse çok faydalı olacaktır ama sezonun başlarında biraz zorlanacaktır.

Tek tek her bölgeye baktığımızda ideal 11'de olanlar dışında kalite düşük gibi.Galatasaray'ın hak ettiği kadro bu değil.Taraftarlarının hak ettiği kadro bu değil.Başkan'ın biraz düşünmesi gerekiyor.Belli ki bu sezonki planlama sınıfta kaldı.İnşallah Galatasaray için bu sezon iyi olur.Özellikle Avrupa arenasında...

25 Ocak 2010 Pazartesi

Kim gidecek ?

Galatasaray'da transfer harekatı tam manasıyla arap saçına dönmüş durumda. İç ve dış basına yansıyan haberlere göre Galatasaray Dos Santos transferini bitirdi, fakat tek kalan pürüz Galatasaray'ın takımda 1 yabancı oyuncu için yer açmasına kaldı. Takımda gönderilebilecek yabancı kadrosunun tek neferi olan Linderoth'un, Jo transferi sebebiyle gönderilmesi fakat takımın transfer harekatının da bitmemiş olması resmen karışıklığa sebep olmuş durumda. Aslında Galatasaray cephesinde gönderilecek isim sezon başından beri belli: Nonda. Fakat Baros'un sakatlığına, Jo'nun da Avrupa Liginde forma giyemiyecek olması eklendiğinde takımın Avrupa Liginde oynayabilecek tek santrafor'u Nonda kalıyor. Yeni bir santrafor alınsa bile 1 aydan az bir süre kalan Avrupa Ligi maçlarına kadar takıma adaptasyonu vb. durumlar söz konusu olacağı için Nonda şu an için Galatasaray'da mecburi olarak kadroda bulunması gerekn oyuncu konumuna gelmiş durumda.
Takımın yabancılarına bakıldığında aslında akla başka bir isim daha gelemiyecek olmasına rağmen, takımdan ayrılacak isimin Kewell olduğu da konuşulan ve basına yansıyanlar arasında. Mantıken bakıldığında sakatlığı sebebiyle büyük ihtimalle sezonun 2. yarısının büyük bir bölümünde forma giyemiyecek olan, sezon sonunda sözleşmesi biten ve daha sözleşme imzalamamış olan, ayrıyetten de sözleşmesinde sakatlık durumunda fesh edilebilir maddesi bulunana bir futbolcunun gönderilmesi gayet normal karşılanabilir. Fakat gönderilmek istenen isim takıma 1,5 senedir abilik yapan, taraftarın sevgilisi ve takımı için gerekirse defans gerekirse forvet olabilen bir oyuncu olunca mantık aranmaması da gerekir.
Eğer alınan oyuncu Dos Santos ise Nonda'nın gönderilmesi büyük hata olur ki, bunun anlamı Galatasaray'ın Avrupa Liginde Baros dönene kadar forvetsiz oynayacağı manasına gelir. Eğer ki Kewell gönderilirse bu da Galatasaray yönetiminin; taraftarın büyük bir kısmının Arda'dan bile daha çok sevdiği bir oyuncuyu gönderdiği için kendi ipini çektiği manasına gelir. Galatasaray yönetimi eğer ki Kewell'i göndermek akıllarından bile geçmediyse acilen çıkıp bir açıklama yapmalı ki taraftarın daha fazla tepkisini çekmesin, diğer yandan da yollanacak oyuncuya göre hareket etmeli. Fakat transfer sezonunun bitmesine az bir süre kalmış olması Galatasaray yönetiminin sıkıntılı günler geçireceği manasına geliyor.

23 Ocak 2010 Cumartesi

Harry Kewell ve Galatasaray Sağlık Ekibi Sorunsalı

Orduspor maçında sakatlanarak oyundan çıkan Harry Kewell'in sakatlığının; sağ kasık adduktor tendonunun kemiğe yapışma bölgesi yakınında ikinci derece yırtık olduğu tespit edilmiş. Kewell'in yaklaşık olarak 4 hafta antremanlara çıkamayacağı ve 2 aydan önce sahalara dönemiyeceği de gelen bilgiler arasında. Türkiye'ye geldiğinde müzmin sakatlığı bulunduğu bilinen Kewell'in bu koşullar altında sezonu kapatmış olabileceğide dolanan dedikodular arasında.

Galatasaray'da sakatlık son yıllarda büyük sorun haline gelmeye başladı:
Büyük ümitlerle transfer edilen Linderoth'un sakatlık sebebiyle 3 sezonda iki elin parmakları kadar maça çıkmadı ve bugün dolanan haberlere göre yabancı hakkı açabilmek için sözleşmesi fesh edilerek gönderildi.
Geçen sezon UEFA kupasında hayati maçlara çıkıldığı dönemde özellikle defans bölgesinde sürekli olarak sakatlanmalar yaşanması nedeniyle, Kewell'in ileri uç görevini bırakıp defans göbeği oynadığını gördük.
Milan Baros'un yaşadığı sakatlıktan sonra 2 ay içinde sahalara döneceği söylenirken, oyuncunun Almanya'da ayağına platin taktırdığı ve ekstradan 2 ay daha sağlardan uzak kalacağı söylendi.
Dün medyaya demeç veren Serkan Çalık ve Alparslan Erdem ise Galatasaray'ın doktorlarının kendilerini tedavi edemediklerini ve futbol hayatlarının bu sebepten bitme noktasına geldiğini söylediler.

Sonuç olarak bakıldığında ya Galatasaray sağlık ekibinde bir sorun var ve bu sebepten dolayı oyuncular kolay sakatlanıp geç iyileşiyorlar yada Galatasaray gerçekten çok şanssız bir takım ve aynı mevkideki oyuncuları arka arkaya sakatlanıyor. Ben kendi adıma oyumu Galatasaray sağlık ekibinde bir sorun olduğu yönünde kullanmak istiyorum. Çünkü bu kadar sakatlıkların üst üste gelmesi tesadüfle açıklanamaz.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails