2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2009 Salı

Fenerbahçenin Laneti - Maçsız Günler


Yıllardır dile getirilen bir söylem vardır; Fenerbahçe uzun soluklu, devamlı maratonların takımıdır, bu sebepten Avrupa'da başarılı olması zordur diye. Fenerbahçeyi yakından takip edenler bilirler, ne zaman lige ara verilse, devre arası, milli maç arası vb. Fenerbahçe en formunda olduğu dönemde bile bir düşüş evresine girer, çoğu zaman puan kaybı olarak gösterir bu düşüş kendini.

İşte bu düşüşlerden eskilerden günümüze son 20 sezon üzerinden istatiksel bilgiler;

1989-1990: 29 ekim- 10 kasım arası verilen aradan sonraki çıktığı 3 maçta 1 puan toplar ve mağlup olduğu 2 maçta deplasman maçıdır.

1990-1991: 6 ekim-20 ekim tarihleri arasında verilen aradan dönen Fener ilk maçınta Karşıyaka deplasmanından puan almayı başarsada arkasında gelen maçlarda 6 maçta 6 puan toplar.

1991-1992: 3 kasım - 16 kasım arasında verilen aranın ardından Fener; 2 maçta 1 puan alır.

1992-1993: 28 şubat - 14 mart tarihleri arasında verilen aradan dönen Fener; ilk maçında evinde Altay'ı yenip 3 puanla tanışmasının ardından 6 maçta sadece 1 galibiyet alıp kalan 5 maçı kaybeder.

1993-1994: 17 ekim - 15 kasım tarihleri arasında 15'er gün arayla yapılan 3 maçta 3 beraberlik alarak 3 puan toplar.

1995-1996: 27 ağustos - 9 eylul tarihleri arasında lige verilen aranın ardından; 2 maçta 2 puan alır.

1996-1997: 23 mart - 6 nisan tarihlerinde verilen aranın ardından; 2 maçta 1 puan alır.

1997-1998: 23 kasım - 7 aralık tarihleri arasında verilen aranın ardından düşüşe gelen takım, devre arasında bile toparlanamaz ve 9 maçta 10 puan toplar.

1998-1999: 20 mart - 4 nisan arası verilen aranın dönüşünde yaptığı ilk maçta yenilgiyle tanışır.

1999-2000: 26 eylül - 16 ekim tarihlerinde verilen aranın ardından çıktığı 2 maçta 1 puan toplar.

2000-2001: 17 mart - 1 nisan tarihlerinde verilen aranın ardından ilk maçında o sezon küme düşen Adanasporu mağlup etsede ardından gelen iki maçta mağlup olmaktan kurtulamamıştır.

2001-2002: sezon ortasında verilen aranın ardından çıktığı 3 maçta tek galibiyet alır.

2002-2003: Fenerbahçe için kabus gibi bir sezon olmasına rağmen tarih bu sezonda tekerrür eder ve Fenerbahçe lige verilen devre arasının ardından çıktığı 2 maçta 1 puan alır.

2003-2004: 3 kasım - 19 kasım tarihlerinde verilmiş olan aranın ardından; 5 maçta 1 galibiyet (o sezon küme düşen Adanaspor karşısında) ve 3 beraberlik alır.

2005-2006: 20 ocak - 3 şubat tarihlerinde verilen aranın ardından Fenerbahçe çıktığı 5 maçtan 5 puan toplar ve halbuki takım araya kadar ki olan süre zarfında yaptığı 18 maçta sadece 3 puan kaybetmiştir.

2007-2008: 2 eylül - 15 eylül tarihlerinde verilen aranın ardından çıktığı 2 maçta 2 beraberlik alır.

2008-2009: lige verilen devre arasının dönüşünde çıktığı 5 maçta 5 puan alır, daha sonra 20 mart - 5 nisan tarihlerinde verilen aranın ardından çıkılan 4 maçta ise 4 puan.

2009-2010: 11 haftada sadece 4 puan kaybeden Fenerbahçe, lige verilen milli maç arasının üzerine hükmen galip sayıldığı Ankaraspor maçıda eklenince 20 günlük bir tatil yapar ve dönüşünde 3 maçta 3 malubiyet alarak 9 puan birden kaybeder.

Rakamlarında açıkça belirttiği gibi lige verilen aralar ufak bile olsa Fenerbahçe'nin gidişinin sendelemesine yetmektedir. Belki psikolojik, belki de bazılarının belirttiği gibi kara büyüdür bilinmez ama bilinen tek şey şu ki Fenerbahçe'nin bu sorununa acilen bir çözüm bulması gerekmektedir, aksi taktirde taraftarlar daha çok ara gelmesin diye dua ederler.

13 Kasım 2009 Cuma

F1'den ısmarlama sezon (2009)

F1 2009 sezonu acısıyla tatlısıyla; yarışlarda pek zevk vermeyen ama puan sıralamasında sezonun ortasına doğru azıcık bir zevk vermiş olan, takımların kendilerini geliştirmelerinden başka birşey göremediğimiz bir sezon olarak bitti. Sezonun galibi, hiç beklenmedik şekilde, F1'deki ilk senesini geçiren Brawn Gp ile Jenson Button oldu.
Sezon baştan sona FIA'nın tasarısı gibiydi aslında. Schumacher ve Hakkinen gibi efsane pilotların sporu bırakmaları üzerine zaten azalmaya başlayan ve bu azalmayı pistlere giden seyirci sayısındaki düşüşle belli olunca ve bu ilgi azalmasının üzerine malum ekonomik krizde gelince; FIA'nın seyirci desteğini yüksek tutmakdan daha büyük bir sorunu ortaya çıkmıştı: Takım desteğini sporda tutmak. İşte bu amaç doğrultusunda sezonun ilk bölümlerinde ufak takımların bazı ufak kayırmalarla üst sıralara yükseldiğini ve bariz şekillerde hızlı olduğunu; büyük takımların ise sezonun sonlarına doğru sazı ellerine almaya başladıklarını ama yetişemediklerini gördük.
Peki sezon içinde neler izledik? Sezonu bir bölümündeyken sıkılıp takip etme konsantrasyonumu düşürsemde aklımda kalanları bazı maddeler halinde sıralıyacağım.

**Sezonun daha ilk yarışında başda Brawn olmak üzere bazı takımların adeta uçarcasına gittiklerini gördük (uçarcasına fark McLaren için tur başına +2sn civarında çok büyük bir farktı). Sezonun başında bu farkın çift difüzör sisteminden kaynaklandığı ortaya çıktı ve takımlar bunun kurallardaki bir boşlukdan dolayı olduğu iddasıyla FIA'ya başvurdular. Ve FIA'da 'kurallarda çift difüzör sistemi tam anlamıyla kullanılamaz demiyor o sebeple kullanılabilir' tarzında bir cevapla herkesi şok etti. Buna benzer durumlarda geçmişte neler yaşanmıştı:

-2003 yılında Michel lastik skandalı: Kurallarda lastiklerin ebatları net olarak belirtilmesine rağmen bu ölçülerin yarışın başında mı sonunda mı ölçüleceğine dair net bir kural yoktu. Michel'in lastikleri yarış esnasında ısıyla genleştikleri için 'Ferrari bu konuda itiraz etmiş ve haklı bulunmuştu. Michel'in ise bu olaydan sonra ki yarışlar için alalacele bir hamur üretip takımlara sunmuş ve performans kaybına sebep olmuştu.

-2006 Ferrari- Renault süspansiyon skandalı: Şampiyonluk için Ferrari ve Renault kafa kafaya çekişirken, iki ekibinde araç ön süspansiyonu içinde bulunan ve süspansiyonu dengeliyen bir ağırlık parçası kurallara uygun olmadığı gerekçesiyle sezon ortasında kaldırtılmış ve takımlar bir sonra ki yarışa kadar yeni süspansiyon tasarlamak durumunda bırakılmışlardı.
Akılda kalan bu olayların ışığında BranwGp vb. takımların çift difüzör yüzünden sistem değişikliği durumunda bırakılmamaları ve bunu kendilerine avantaj olarak kullanmalarına izin verilmesi FIA adına üzücü bir karardı.

** Yine sezonun ilk yarışında (Avusturalya GP) yarışın orta bölümlerinde bir kaza meydana geldi ve araçlardan biri pist içi olarak tabir edilebilecek asfalt alanda kaldı ve ne hikmetse güvenlik aracının piste girmesine 1 tur sonrasında karar verildi. Bu tur içinde ise BrawnGpler hemen pite girip çıktılar ve ardından gelen güvenlik aracı turunda bu taktikleri sayesinde avantaj yakaladılar.
F1'deki daha önceki izlenimlerimde gördüğüm ise araç tam tehlike arz etmiycek şekilde çim alanda bile kalsa çekilmesi zor durumdaysa güvenlik aracının kaza olduğu anda pite girdiğiydi. Ama Avusturalya'da hiçte öyle bir durum olmadı.

Sonuçda FIA; Ross Brawn bir gücün başta olduğu Brawn Gp ve Redbull gibi güçlü ekonomiye sahip takımların ilgisini F1 üzerine çekmek durumundaydı ve bunda da gayet başarılı oldu ama bizlere gayet entrikalarla dolu bir sezon izlettiler.

F1 2009 sezonunda hiç mi güzel bişey yoktu, hiç mi kazana olmadı denilirse? 2009 sezonunun kazananı kesinlikle Vettel'dir.
Sezonun kaybedeni ise talihsiz bir kaza geçiren: Massa'dır.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails