trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2010 Cuma

1/3'ü Geride Kalmışken STSL İncelemesi

Geçen sezonun şok sonucundan sonra bu sezonda şok sonuçlarla başladı. 3 büyükler lige yeniden ağırlıklarını koymak için takımlarına yıldız oyunculardan takviyeler yaptılar, Anadolu klüpleri ise Bursaspor'un şampiyonluğundan sonra; biz de yapabiliriz mantığıyle eksta motivasyonla sezona başladılar. Ligin 13. haftası geride kaldı ve lig hala tam manasıyla şekillenebilmiş değil, uzun süreden sonra ilk defa bu kadar karışık bir sezon oluyor.

Şampiyonluk adayları ağırlıkta olmak üzere takımları inceliyecek olursak;
1-Trabzonspor- 30puan +21 averaj
Geçen sezondan beri Şenol Güneş önderliğinde kendi içinde bir devrime imza atan Trabzonspor lige de hızlı bir başlangıç yaptı. Avrupa Ligi elemelerinde karşısına Liverpool çıkmasaydı büyük ihtimalle Avrupa'da da yollarına devam edeceklerdi. Trabzon bu sezonun en zor maçları olarak gösterilebilecek; Bursaspor, Kayserispor, Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray maçlarını 4 galibiyet ve 1 beraberlikle mükemmele yakın olarak atlatmış durumda. Şenol Güneş'in kafasındaki taktiği sahaya yansıtma konusunda pek sorun yaşamayan Trabzonspor şu an şampiyonluğun en büyük adayı.
Trabzonspor, devre bitimine kadarki 5 maçı minimum kayıpla atlatıp, ligin ikinci devresinde yanlış hamlelerden sakınırsa ligi çok rahat şampiyonlukla bitirebilir. Trabzon eğer ligin sonlarına doğru; erken form tutmaktan kaynaklı bir düşüş yaşamazsa, zaten lider götürdüğü ligi şampiyonlukla kapatarak hasrete son verebilir. Çünkü STSL takımları içerinsinde oturmuş düzenini sahaya en iyi yansıtan konumundalar ve bu özelliklerinden dolayı da zorlu maçlardan kritik puanları çıkartmayıbildiler. Trabzonspor'u bekleyen bir diğer tehlike de sezon sonu sözleşmesi bitecek oyuncuların, sezon içinde başka takımlara imza atmaları ihtimaliyle oluşacak olan motivasyon eksikliği olacak gibi duruyor, şu an ufak çaplı iç karışıklıkları olan Trabzonspor bu karışıklıkların büyümesini önlerse lige damgasını vurabilir.


2-Bursaspor- 28 puan +14 averaj
Ertuğrul Sağlam'ın öğrencileri geçen sene müthiş bir iş yaparak şampiyon oldular ve Şampiyonlar Ligine gitmeye hak kazandılar. Zorlu Avrupa macerası öncesi Arjantinliler ağırlıkta olmak üzere eksik bölgelere takviyelerle takım güçlenmiş durumda. Ligin 2. sırasındaki yeşil-beyazlılar güçlü rakiplerinden; Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonsporla karşılaştılar, bu zorlu maçlardan 4 puan çıkartabildiler. Bursaspor bu hafta da evinde Kayseri'yi ağırlayacak.
Ligi güzel bir ivmeyle başlamış olmasına rağmen, Şampiyonlar Ligi'nde üst üste ağır mağlubiyetler alınması Bursaspor'un ligde de biraz frenlemesine sebep olmuş durumda. Üst üste oynanan maçlar sonucu fizik ve motivasyon olarak yıpranan Bursaspor; eğer bu travmayı çabuk atlatıp tekrardan lige konsantre olmayı becerebilirse, oturmuş kadro yapısıyla, ligi yine üst sırada bitirebilir. Fakat geçen sezona göre şampiyonluk yolunda daha fazla rakibi olması ve geçen sene yakalanan konsantrasyonun azalması da Bursaspor cephesinde büyük handikap durumunda. Herşeye rağmen Bursaspor şu an ligin en büyük favorileri arasında ve zaten 2. sırada olmaları da bunun göstergesi.

3-Kayserispor- 28 puan +12 averaj
Kayserispor, sezon başında yaptığı Şota hamlesi ile üzerindeki ölü toprağını atmış durumda. Şota'nın oynattığı modern takım halinde hücum-defans taktiği, Kayseri'yi ligin en az gol yiyen takımı haline getirerek mevyasını vermiş durumda. Geride kalan 13 hafta içinde rakiplerinden; Fenerbahçe, Trabzonspor, Beşiktaş ve Galatasaray ile oynadıklar ve kritik maçlardan 8 puan çıkarttılar. Bu hafta kritik Bursa deplasmanına gidecekler. Fakat son 2 haftadır Kayserispor'da bir düşüş söz konusu, bunun sebebi de üst üste yaşanan sakatlık sorunları, Cangele'den sonra Zalayeta'nın da sakatlığı Şota'nın başını ağrıtıyor. Sakatlık sorunlarıyla boğuşulduğu bir dönemde Bursa'dan alınabilecek puanlar Kayseri'nin ligin üst sırasındaki mücadelesini devam ettirmesi için çok önemli, çünkü sakatlıklar nedeniyle yaşanabilecek puan kayıpları önümüzdeki haftalarda Kayseri'nin şampiyonluk yarışından düşmesine sebep olabilecek durumda.

4-Fenerbahçe- 24 puan +17 averaj
Geçen sezon sonunda yaşanan şoktan sonra toparlanması biraz zor oldu. Daum'un yerine gelen Aykut Kocaman, takımın kritik bölgelerine yapılan nokta transferlerle birlikte ligin en güçlü takımlarından birini kurdu. Yeni bir oluşuma giden Fenerbahçe, ligin başında ki Avrupa Kupaları elemelerinde başarısız olarak Avrupa defterini erken kapattı. Ligin başında üst üste oynadığı; Trabzon, Kayserispor, Beşiktaş, Galatasaray, Bursaspor maçlarından 3 beraberlikle 3 puan çıkartan sarı-lacivertli ekip, diğer maçlarda bol gollü galibiyetler alarak şampiyonluk yarışındaki takibini sürdürmeye devam etti. Hücum yollarında ki etkisiyle rakiplerine korku salmasına rağmen, defans problemleri nedeniyle gol yeme sorununu çözemeyen Fenerbahçe, 35 gol atmasına rağmen ağların da da 18 gol gördü. Mevcur durumda Fenerbahçe üst sıralarda ki takımların yapacağı hatalar ile şampiyonluk yarışında önemli avantajlar elde edebilir, özellikle devre arası transferi iyi geçirmesi halinda Fenerbahçe yeniden şampiyonluk potasına girebilir.

5- İBB- 23 puan +7 averaj
Abdullah Avcı yönetiminde uzun yılalrdır bir istikrar abidesi olan İBB, aynı ekiple uzun süredir birlikte olmanın meyvelerini bu sezon toplamaya başladı. Ligin üst sıralarına oynamaya başlıyan İBB büyük ihtimalle bu yarışın sonunu getiremiyecek gibi görünüyor olsa da şu an ki oyunlarıyla birlikte sezon sonunda Avrupa Kupalarına katılma hakkı elde edebilirler.

6-Beşiktaş- 21puan +7 averaj
Sezon başında, Schuster hamlesi ve Guti, Quaresma transferleri ile yeni bir yapılanmaya giren Beşiktaş, Avrupa'da bu yapılanmanın meyvalarını toplarken STSL'de ise hüsran yaşıyor. Deneyimli teknik adam ise şu an eleştiri oklarının hedefindeki isim. Defansı da ileri çıkartıp oyunu rakip kalede oynamak üzerine kurulu bir anlayış benimseyen Beşiktaş; defansın arkasına atılan toplarda sürekli olarak tehlike yaşıyor ve oyunu ilerde kurma çabasına rağmen Guti ve Quaresma olmadığı zamanlarda bal yapmayan arı kıvamında top oynuyor. Uzun vadede başarı getirip, sistem oturtabilecek Schuster ise eleştiri oklarının hedefinde olması nedeniyle sürekli olarak rakiplerine saldıran basn açıklamaları yaparak kendini korumaya çalışıyor. İlerde oyun kurmaya müsait olmayan defans oyncuları da Beşiktaş'ın en yumuşak karnı durumunda. Geride kalan 13 haftada; Fenerbahçe, Trabzonspor ve Kayserispor maçlarını oynayan Beşiktaş bu kritik maçlardan sadece 1 puan alabildi. Fakat Beşiktaş adına asıl önemli nokta 14. ve 15. haftalarda oynayacağı kritik Galatasaray ve Bursaspor maçları. Beşiktaş bu 2 maçtan da galibiyetle dönebilirse tekrardan şampiyonluk yarışının içinde kendisini bulabilir, fakat art arda kaybedilecek 2 maç Beşiktaş için bu sezonun büyük ölçüde bittiği manasına gelir.

9- KDÇ Karabükspor- 18 puan -1 averaj
Süperlig'e yükseldikleri kadroyu bozmayıp üzerine gerekli takviyeleri yapan Karabük istikrarlı gidişini sürdürüyor. Emenike önderliğinde ki hızlı hücum hattı ile rakiplerinin korkulu rüyası haline gelmiş olan Karabük şu an ki tabloları itibari ile ligimizin uzun soluklu takımları arasına adını yazdırabilecek gibi duruyor.


10-Galatasaray- 17 puan -3 averaj
Geçen sezon Rijkaard'ın taktiğini oturtmasını bekliyen fakat bir türlü istikrarlı bir hale gelemeyen, bu sezon başında da Avrupa Ligi'nden elenilmesi ve ligde diplere demir atılması üzerine Rijkaard gönderilerek yerine Hagi getirildi. Fakat şu an ki durumda Hagi'de Galatasaray'ın derdine çare olabilmiş durumda değil, bunun en büyük sebebi de Galatasaray'ın oyunu sadece tek yönlü oynayabilen oyunculardan kurulu bir ortasahası olması ve sakatlığı döneminde Baros'u yedekliyebilecek forvet oyuncusunun bulunmaması. Hagi'nin gelmesiyle birlikte de durulmayan sular nedeniyle Galatasaray bu sezonluk şampiyonluk defterini kapattı diyebiliriz çünkü istikrarsız oyun yapısı ve tam 13 puanlık bir fark mevcut. Galatasaray'ın bu sezon ki hedefi artık seneye Avrupa Kupalarına katılabilecekleri bir yerde ligi bitirmek ve gelecek sezon için yapılanmaya şimdiden başlamak.

12-Manisaspor- 15 puan -2 averaj
Lige kötü bir başlangıç yapınca teknik direktörlüğe Hikmet Karaman'ın gelmesiyle birlikte Manisaspor yükselişe geçmeyi başardı. Fenerbahçe'den sonra en sağlam hücum hattına sahip olan Manisaspor, Hikmet Karaman'ın taktiğini yavaş yavaş oluşturması sonucunda ligi daha üst sıralarda bitirebilcek gibi duruyor. Ligin tepesi için iddaalı olmasalar da, ligin tepesinde ki takımlara kabus yaşatacak gibi duruyorlar.

Gençlerbirliği(13) ve Eskişehirspor(14)
Gençlerbirliği sezonun daha başlarında Thomas Doll'un görevine son vererek teknik adam değişikliğine gitti fakat lige uyum sağlamış, yetenekli Doll'un gidişinden sonra bir türlü istikrar sağlıyamayan başkent ekibi şu an ufak bir travma evresinde.
Sezona kötü başlayan Rıza Çalımbay ile yollarını ayıran Eskişehir, bu göreve Bülent Uygun'u getirdi. Bülent Uygun da hakkında açılan davalar ve aldığı ceza nedeniyle Eskişehir'e şimdilik yeteri kadar emek verememiş durumda ve üst üste gelen olaylar nedeniyle de Eskişehir istikararını kaybederek ligin alt taraflarına doğru inmiş durumda.
2 takımda teknik direktörlerinin marifetlerini göstermesiyle birlikte bulundukları bölgelerden daha yukarıda ligi bitirebilecek kalitede ekipler.

Düşme Hattı: Konyaspor(10), Sivasspor(10), Bucaspor(8), Kasımpaşa(7)
Süperlig'e yeni çıkan Konyaspor alışma evresinde olması nedeniyle bir türlü istikararını sağlıyamamış durumda. Ziya Doğan'ın aşırı defansif oyun yapısıyla eleştiri odağı olduğu Konyaspor'un mevcut kadrosu ligde kalmaya yeterli bir kadro olmasına rağmen, korkak ve defansif oyunu nedeniyle puan almakta zorlanıyor.
2 sezon önce şampiyonluğa oynayan Sivasspor yaptığı yanlış hamleler sonucu geçen sezon düşmekten adeta ucu ucuna kurtulmuştu, bu sezonda kendisini toparlayamayan ve istikrar sağlayamayan ekip yine kendisini dibin sonlarında gördü. 2 sezondur ligin sonlarına oynayan Sivasspor eğer devre arasında toparlanamazsa bu sezon küme düşebilir.
Bank Asya'dan çıktıktan sonra birden bütün kadrosunu değiştirip yepyeni bir ekip kuran Bucaspor hala takım olmaya çalışıyor. Karabük'ün kadroyu koruma mantığına zıt olarak tüm kadroyu sıfırdan yapmaları nedeniyle bir türlü istedikleri oyunu sahaya yansıtamıyorlar. Aslında sezona Bülent Uygun yönetiminde iyi başlamış olan İzmir ekibi, Uygun'un zamansız istifası sonrasında hala toparlanamamış gibi duruyor. Aslında kadroları ligde kalmaya yetecek kalitede olmasına rağmen bir türlü yeteneklerini sahaya yansıtamıyorlar. Şu an ki durumda tekrardan Bank Asya yolcusu olacaklar gibi duruyor.
Kasımpaşa, geçen sezonun flaş ekibiydi, Yılmaz Vural yönetiminde açık ve göze hoş gelen oyunuyla herkesin beğenisini kazanan Kasımpaşa, bu sezon bir türlü istediği oyunu sahaya koyamayınca ligin dibine demir atmış oldular. Daha önce Bank Asya'ya düşüp tekrardan çıkan İstanbul ekibine malesefki tekrardan Bank Asya yolları gözüküyor.

18 Kasım 2010 Perşembe

Gourcuff'dan Tanıdık Açıklama

Lyon'un sezon başındaki yıldız transferi Yoann Gourcuff, bu sezon bayağı bir karışmış durumda olan France League 1 hakkında samimi açıklamalarda bulunmuş.
"Bu sezon Fransa 1. Lig'inde kalite konusunda eksiklik olduğunu söyleyebiliriz. Lille'i saymazsak çok az kulübün sezon başında beklenen hedeflerine doğru yürüdüğünü görüyoruz. Bu sene lig gerçekten biraz tuhaf ama aynı zamanda da özel ve zor. Umuyorum ki ikinci devrede biraz daha mantıklı sonuçlar alınır"
Fransa'da ligin 13. haftasına gelindiğinde, lig lideri Brest, 2. Lille, geçen sezonun şampiyonu Marsilya 6., Bordeaux 7., sezonun en büyük şampiyonluk adayı Lyon ise 8. sırada.

Gourcuff 3 büyüklerden birinin futbolcusu olsa ve Süper Toto Süper Lig için bu açıklamaları yapmış olsa kimse şaşırmaz. Sadece şu an ligin üst sıralarında bulunan takımlar biraz kızar köpürür fakat Türkiye'nin geneline hakim olan 3 büyükler kurgusu nedeniyle de bu açıklamalar haklı bulunur.
12 haftasına geldiğimiz STSL'de; sezona büyük hedeflerle başlayan ve iyi hazırlanan Trabzonspor lider, geçen sezonun şampiyonu Bursaspor 2., ölü hallerinin bile şampiyonluk adayı olduğu ve zaten ellerinde bulunan mevcut kaliteli kadrolarına yeni yıldız transferler katarak Süper Lig'i yeniden domine etmeyi amaçlayan 3 büyüklerden; Fenerbahçe 5., Beşiktaş 6., Galatasaray ise 10. sırada.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Avrupa Liginden Neden Elendiler ?

Daha geçen hafta Avrupa Ligi'ne 4/4 katılma hayalleri kurarken, Türk futbolu bu kesin bir fire veririz ama 3/4 olur en kötü ihtimalle yorumları yaparken; nasıl oldu da sadec tek takımla Avrupa Ligine katılmayı becerebildik?
Elenen 3 takımımızdan, en suçsuz olanı kesinlikle Trabzonspor. Şenol Güneş'in oturttuğu sistem ve yarattığı kadro ile yeni bir kimliğe bürünen Trabzonspor, İngiltere'de de Trabzon'da da rakibiyle dişe diş mücadele etti, çabaladı. Elinden geleni yaptı Trabzonspor fakat, EPL'nin Süper Lig'den fazlasıyla kaliteli bir lig olması ve oyuncuların fizik güçlerinin liglerinden kaynaklı olarak çok yüksek olması nedeniyle son dakikalarda Trabzonspor oyundan düşmeye başlayınca Liverpool turu getirecek skoru yakalayabildi. Eğer ligimiz daha kaliteli bir lig olsaydı, Trabzonspor alışık olduğu düzende gücünü daha ekonomik harcamayı öğrenmiş olur ve yorulmaya başladıkça oyun disiplininden kopmazdı.
Herşeye rağmen, Trabzonspor Liverpool'dan fark yer diyenlerin aksine, Trabzonspor rakibiyle kafa kafaya oynayıp elenerek, elenmesine rağmen bir nebze olsun taraftarını sevindirmiştir.
PAOK kesinlikle Fenerbahçe kalitesinde bir takım değil, fakat turdan gülerek ayrılan taraf da onlar oldu. Kadro kalitesi olarak Fenerbahçe'nin ayarında olmasalar da disiplinli oyunları ve mücadele azimleri sayesinde tur atladılar. Fenerbahçe'de sorunlar geçtiğimiz 4 yıldır aynı aslında. Bir önceki sezonun ardından toparlanma ve karar verme aşamasında geç kalan Fenerbahçe, erken başlayan elemelerde her zaman tökezliyor (bkz. 2006 sezonu, Fenerbahçe - Dinamo Kiev eşleşmesi). Teknik direktör değişiminde kaybedilen zaman, forvet transferinin ŞL'den elenene kadar yapılamamış olması, Appiah'ın gidişinden beri ortasahaya savaşıcak adam alınamamış olması, geçici çözümlerle o bölgenin yamanmış olması... Böyle uzar gider liste. Fenerbahçe'de teme sorun geçmişten ders alınamaması. Yoksa Fenerbahçe özellikle Kadıköy'deki maçta bi 10-15 dakikalık periyod dışında gayet güzel oynadı, maçı rakip kaleye yığdı, çok gol kaçırdı. Belki şans biraz Fenerbahçe'nin yanında olsaydı bugün PAOK karşısında alınan destansı farklı bir galibiyeti konuşuyor olucaktık, fakat sorunları da göz ardı etmiş olcaktık.
Trabzonspor ve Fenerbahçe'ye nazaran daha avantajlı bir skorla sahaya çıkan Galatasaray ise en yıkıcı sonucu aldı. 90. dakikada bulduğu golle tur sevinci yaşarken, 90+3'de topu ağlarında görerek büyük bir şokla yurda döndüler. Galatasaray'da da sorun Fenerbahçe'nin sorununa benzer aslında. Takımın sezonu erken açacağı ve Avrupa Ligi elemesı maçları oynayacağı bilinmesine rağmen, transferin gerekli olduğu bölgelere yeterli transferler yapılmadı. Yöneticiler çıkıp, aceleye getirip 1-2 M € fazla verceğimize biraz daha bekleriz daha transfer sezonu bitmedi tarzında açıklamalar yaptılar, sonuçta Galatasaray Avrupa Ligine veda ederek büyük bir ekonomik yara aldı. Galatasaray yönetimi de küçük hesaplar peşinde koşarken, asıl para kaynaklarından olmuş oldular. Teknik yetersizliği bas bas bağıran ortasahası nedeniyle Galatasaray'da oyunun tüm yükü zaten Kewell, Arda ve Baros'un sırtına biniyordu. Kewell olmayınca, Arda ve Baros ise etkisiz bir oyun sergileyince Galatasaray varyasyon yaratamadığı gibi oyun hakimiyeti konusunda rakibinin gerisinde kalınca, elenmek kaçınılmaz oldu. Futbolun şansının yardım ettiği son dakikada bulduğu golün sevinci bile, 90+3'deki basit hata nedeniyle 2 dakika sürdü. Oyun disiplininden kopmuş ve topsuz oyun kadar toplu oyunda da etkili olamayan Galatasaray için tehlike çanları ciddi bir biçimde çalmaya başladı.

27 Ağustos 2010 Cuma

Takımlarımız İçin Kara Bir Gece


Trabzonspor çok yaklaşmıştı.Golü de erken bulmuştu ve herşey istediği gibi gidiyordu.Ama oynanan mücadeleci oyundan dolayı bazı oyuncular çok yoruldu ve bu arada Liverpool bir gol buldu.Sonra da Kuyt 2. golü attı.Aslında skor üzerinden konuşmak uygun olmaz.Trabzonspor elemek için ne gerekiyorsa yaptı.Bu tür maçlarda tecrübe hep öne çıkar ve tecrübeli olan Liverpool Trabzonspr'un hatası bekledi ve beklediği hatayı değerlendirdi.Aslında acı olan golün 82de yenilmesi.En azından uzatmalara gidilmesi daha adil olurdu.En baştan beri şunu söylüyorum.Trabzonspor hangi sonucu alırsa alsın yoluna devam etmeli.Sonuçta Liverpool'a elendi.Bu güzel futbolu devam ettirirse beklenilen başarılar gelir diye düşünüyorum.Sağlık olsun Trabzonspor.


Aykut Kocaman geldiği günden beri hedeflediği oyun tarzına yavaş yavaş yaklaşıyor.Kendisi de bunun birden mümkün olmayacağını söylemişti zaten.Ama oyun yavaş yavaş iyileşirken Avrupa macerası erken bitti.10 dakikalık dilimlerle oynanan futbolu daha geniş zaman aralıklarıyla oynasaydı belki Fenerbahçe dün turu geçmiş olacaktı.Aslında Fenerbahçe istediği pozisyonları buldu.Özellikle Alex ile...Zaten pozisyonların bulunacağı belliydi.Tek endişe savunmadaki yapılan bir hata sonucu gol yenilmesiydi.O da gerçekleşti.Yani Fenerbahçe'den beklenen herşey gerçekleşti.10 dakikalık dilimlerle de sınırlı olsa oynanan futbol ve bir anlık dalgınlıktan yenilen gol...Burada sonuç kadar itibar kaybı da önemli.2 sene oynanan çyrek finalden dolayı Avrupa'daki oyuncular Fenerbahçe'ye farklı gözlerle bakıyordu.Oyuncular Şampiyonlar liginde oynamak için geldiklerini söylüyorlardı.Ama gelin görün ki geçen sene elini kolunu sallaya sallaya gruptan çıktığı Avrupa'nın ikinci bahçesine bu sene giremedi bile.Bundan sonra oyuncular gelirken biraz şüpheci olacaktır.Şüpheyi ortadan kaldırmak için de bolca para harcarsın.Kendince çözüm bulmuş olursun.Maalesef hep böyle oluyor.Yazık.Bu bütçeyle Avrupa'nın arka bahçesinin kapısını açacak anahtarı yapamamak.


Maç öncesinde dediğimiz şeyler bir bir gerçekleşti.Kewell ve Elano'nun olmadığı bir ortasaha ve hücum açısından elinde sadece Arda ve Baros'un olması işleri zorlaştıracaktı.Aslında Galatasaray'da oyundan çok başka sorunlar var gibi.Ne olursa olsun 90. dakikada bulduğun golden sonra sen Galatasaraysan hemen ardından golü yemezsin.Şu zamana kadar Hakan Balta hep bir standartla oynardı.Ne eksik ne de fazla.Ama iki Karpaty maçına baktığımızda Hakan Balta'nın hatalarıyla 2 gol yenildi ve tura mal oldu.Kötü oynabilirsiniz, pozisyonunuz olmadan maç tamamlayabilirsiniz.Bunlar bir şekilde kabul edilir ve halledilebilecek birşeydir.Ama şunu düşünün.Hakan Balta ilk maçta topu sektirmese, ikinci maçta da adamı kaçırmasa Galatasaray dün tur atlayacaktı.Dediğim gibi takım hali çok kötü de olsa, yolun sonu karanlık da olsa bu 2 küçük detay Galatasaray'ın biraz olsun toparlanmasını ve nefes almasını sağlayabilirdi.Futbolda sistemler kadar bu detaylar da önemlidir ve bu detaylar Galatasaray'ı Avrupa'nın dışına itti.



Yüzümüzü güldüren tek takım Beşiktaştı.Kendisiyle boy ölçüşemeyecek bir takımla oynayan Beşiktaş zaman zaman kalesinde tehlikeli pozisyonlar görse de maçı rahat bir şekilde 4-0 yendi ve gruplara kalan tek Türk takımı oldu.Beşiktaş'ı tebrik ediyorum.Beşiktaş ülke puanı için en azından çeyrek finale kadar çıkarsa çok iyi olur.

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Avrupa Ligine Katılma Şanslarımız


Beşiktaş ilk maçta elde ettiği 2-0lık galibiyetle 2. maça diğer takımlarımıza görea daha rahat çıkacaktır.Beşiktaş için önemli nokta ortasaha düzeni nasıl olacak.Eğer İBB maçı gibi çıkarlarda yani tek defansif ortasaha ile o zaman Beşiktaş hiç beklemediği sonuçla karşılaşabilir.Çünkü ileride oynayan oyuncuların yükünü sadece bir kişiye(Ernst'e) yüklemek bir süre sonra ortasahahnın çökmesine neden olacaktır.İleride kim oynarsa oynasın 2 defansif ortasaha ile çıkması gerekiyor.Bu önemli noktayı göz önüne alarak çıktığında Beşiktaş gruplara kalacaktır.



Bu sabah alınan haberlere göre Liverpool iki önemli yıldızını Trabzon'a götürmemiş.Gerard ve Torres'in yanı sıra Maxi Rodriguez ve Agger de kadroya dahil edilmemiş.Buradan şunu anlayabiliriz.Liverpool Trabzon maçını fazla önemsemiyor.Nasıl olsa çıkarız havasında.Bu Trabzonspor açısından avantaj.Taraftarı önünde maça iyi başlaması ve erken bir gol bulması hem Trabzonspor'u havaya sokacaktır hem de Liverpool'u bir süreliğine panik olmasına neden olacaktır.Bu yüzden maçın dakikaları çok önemli.Ama sonuç ne olursa olsun Trabzonspor'un ilk maçta oynadığı oyunla ve ikinci maçta oynaması muhtemel oyunla gurur duyulması gerekiyor.Bu takımı bu hale getiren Şenol Güneş'e teşekkür etmemiz gerekiyor.



Fenerbahçe için ilk maçta oynadığı o oyuna göre 1-0lık sonuçla dönmesi şanstı.Her ne kadar 1-0 ilk maç için uygun olsa da geçen hafta da dediğim gibi çok tehlikeli bir skor.Takım pozisyon vrdikçe nasıl PAOK'u eleyecekler merak ediyorum.Usta yorumcu(!) Sergen Yalçın'ın dediği gibi Fenerbahçe'nin gol yemeden 2-0 yenmesi gerekiyor.Selanik'teki ilk maçı ve Trabzonspor maçının ikinci yarısını düşündüğümüzde Fenerbahçe'nin işi çok zor.Üstelik maçlarda en çok alınan skorlar Fenerbahçe'ye yetmiyor.Böyle bir gerçek de var.1-0, 1-1 ve 2-1 skorları Fenerbahçe'ye yetmiyor.Fenerbahçe gruplara kalmak istiyorsa en az 3 gol atması gerekecek.Kolay değil.



Dört takım arasından en sıkıntılı takım Galatasaray.Günlerdir tartışılan konular herkesçe biliniyor.Bu kadar sıkıntının üstüne bir kötü haber geldi.Harry Kewell ve Elano Karpaty maçında oynayamayacaklar.Özellikle Kewell'ın olmayışı Galatasaray'ı önemli ölçüde etkileyecektir.Sahada olası kötü giden maçta takımı toparlayacak ve liderlik yapabilecek bir oyuncuya ihtiyaç var.Kewell olmadığına göre bu görevi takımın kaptanı Arda'nın yapması gerekecek.Yalnız Arda Rijkaard'ın kendisi hakkında söylediklerinden dolayı biraz kırgın.Eğer kırgınlığını bu maça yansıtırsa Galatasaray bir kayıp daha yaşayabilir.Yok eğer kırgınlığı bir tarafa koyar ve kendisinden beklenildiği gibi takımının gruplara kalması için elinden gelenini yaparsa o zaman Galatasaray gruplara kalma şansını yakalar.Arda elinden geleni yaptı diyelim peki yeterli olacak mıdır?Arda ve Baros Galatasaray için yeterli skoru elde etmede yeterli olacaklar mıdır?Burada biraz sıkıntı var.İnşallah Arda iyi maç çıkarır ve kendilerine yetecek bir skorla yurda dönerler.Aksi halde Galatasaray'ın geleceği parlak değil.

20 Ağustos 2010 Cuma

Bize Her Yer Trabzon


Avrupa Liginde Liverpool ile eşleşiyorsunuz.Maç için gidiyorsunuz Liverpool'a.Yani deplasmandasınız.Maçın başlamasıyla hem oynadığınız oyunla hem de taraftar desteğiyle hiç de deplasmandaymışsınız izlemini vermiyorsunuz.Skor ne olursa olsun isterse Trabzonspor 5-0 yenilsin.Hiç farketmezdi.Çünkü çıktıklar ve kendilerine yakışır bir şekilde oynayabilecekleri en iyi oyunu sergilediler.Hele ilk yarının ortalarındaki paslamaları gördüğüm zaman tamam dedim bu bana yetti.Maç sonunda tabelada 1-0 yazsa da bana göre kazanan başta Şenol Güneş olmak üzere Trabzonspor olmuştur.Mehmet Demirkol güzel birşey demişti.Trabzonspor oyununu oynasın sonuç ne olursa olsun gülsün geçsin.Ben de birşey ekleyeyim.Gururlansınlar böyle takımın taraftarı oldukları için.Tebrikler Şenol Güneş.


Young Boys maçlarına takım daha iyidi ama yeterli değildi.Bunda tam kadro çıkamayışları neden olmuş olabilir.Hakikaten bu maç tam da Lugano-Bilica ikilisinin maçıydı.Sol da Stoch yoktu.Yerine oynayan Caner hem hücumda hem de defans yapmada yetersiz kaldı.Tüm bunlara rağmen oradan 1-0 ile dönmek iyi oldu ama 1-0 çok tehlikeli bir skor.kadiköy'de maçın başında yiyeceğin bir gol herşeyi batırabilir.O yüzden dikkatli olunması gerekir.Fenerbahçe'de hafif kıpırdanış var.Bu kıpırdanmanın Paok karşısında yeteceğini düşünüyorum.Yeter ki gol yenilmesin.


Galatasaray günün kaybedeni oldu.Özellikle ilk yarıdaki futbol tam anlamıyla iç karartıcıydı.Baros oyuna girmeseydi ya da Mehmet Battal sakatlanıp çıkmasaydı Galatasaray için işler daha kötü olabilirdi.Mehmet Battal kötü bir oyuncu değil.Önceki yazılarda da söylediğim gibi Mehmet Battal iyi işler yapacaktır ama şu anda Avrupa ligine girmek önemliyse ve elinde sağlam Baros varsa ilk 11de Baros çıkması gerekir.Neyse teknik taktiğe fazla girmeyelim.Galatasaray gruplara kalabilir mi?Elbette kalabilir.Peki Galatasaray elenebilir mi?Elenebilir.İşte bu durum Galatasaray için hiç de iyi değil.

19 Ağustos 2010 Perşembe

Yüzümüzü Güldürün



21.00 Galatasaray – Karpaty Lviv
21.30 PAOK – Fenerbahçe
21.45 Liverpool – Trabzonspor

27 Mayıs 2010 Perşembe

Altın Saçlı İle Yollar Ayrıldı


"Song'a katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. Takımda bir ağabey olarak hizmet etti. Ancak misyonu doldu ve takımdan ayrılma zamanı gelmiştir. Yeni sezonda onunla devam etmeyeceğiz."

Mahmut Aksu

18 Mayıs 2010 Salı

Biz Ne Zaman Yenilmeyi Öğreneceğiz?


Fenerbahçe - Trabzonspor maçının hemen sonrası...Taraftar, şampiyonluk sevinciyle sahaya fırlamış, oyuncularını kucaklamış; ancak ardından gelen “Şampiyon başkasıymış” açıklamasıyla elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi yıkılmış. Heyecanın birkaç saniye içinde hüsrana dönüştüğü anlar... Zaferin yerini bozgunun almasıyla karnaval havası da birden hiddet dalgası şeklinde kabarıyor. Derin hayal kırıklığı hızla şiddetli bir öfkeye evriliyor. Önce stadın koltukları kırılıp devriliyor. “Mücadelenizle hayata direniyoruz” diyen pankartlar ateşe veriliyor. Şimdi kale arkasında, yukarıdan yağan sandalyelere karşı baraj oluşturmuş polisler var; bir de itfaiye araçları... Yanan tribünlere su sıkılıyor. Kara bir duman, sarı lacivert balonların asılı durduğu kapalı tavanına üşüşüyor hızla... Zafer tacı olarak hazırlanmış konfetiler alev alıyor. Saat 23.00 olmuş; maç biteli 1 saati geçmiş. Az önce “En büyük başkan” olarak selamlanan adam, şimdi öfkenin hedefinde... Çılgın kalabalık, nefretini yöneltecek hedef arıyor. Çıkış tünelinin körüğünü tekmeleyerek; “En büyük taraftar/ yönetici sahtekar” diye bağırıyorlar. O sırada 1907 locasından bir genç kız, aşağıda isyan bayrağı açanlara “Nankörler”diye bağırıyor. Bağıran, Fenerbahçe yöneticilerinden birinin kızı... 5 dakika sonra 15-20 kişilik bir erkek grubu, (belki de öğlen Develi’de söz Cimbom’dan açılınca “Fenerbahçe büyüktür/küfretmez” diye sus işareti yapanlar) ağızlarında en gariz küfürlerle locayı basıyor: “Nerede o o...u” diyerek genç kızı arıyorlar. Genç kız, yan kapıdan zor bela kaçırılıyor. Bir linç, kılpayı önleniyor. Dayağı, kızı korumaya çalışan koruma yiyor. Sessiz koruma, kalabalık taraftar karşısında çaresiz, hırpalanıyor. Olay yerine gelen polise “Siz karışmayın, bu iç işimiz” deniliyor. Polis gözetiminde tokatlar, yumruklar havada uçuşuyor. Az sonra, stadı bir yangın yeri gibi bırakarak dağılan kalabalık, önce basın toplantısının yapılacağı konferans odasının kapısını tekmeliyor. Yeniçeri ayaklanmasını hatırlatırcasına “kelle istiyor”. “Onları bize verin” diye haykırıyor. Kimseyi bulamayınca stadın üst katlarına çıkan duvarlarda asılı fotoğraflardan alıyor hıncını... Aziz Yıldırım’ın ve futbolcuların gülümseyen dev fotoğrafları birer birer devriliyor, yırtılıyor, tekmeleniyor. Bir halk ihtilali havası var. Kapıdakiler “Dışarı çıkmayın, orası daha kötü” diyor. Kadiköy sokakları bir İç savaş görüntüsü yansıtıyor. Polis, itfaiye, ambulans, özel güvenlikçiler oraya buraya koşturup isyanı bastırmaya çalışıyorlar. Futbolcular ve yöneticiler içerde; kaçmanın, canlarını kurtarmanın bir yolunu arıyorlar. Yerler kırılmış bira şişeleri, indirilmiş camlar, yırtılmış bayrak ve pankartlar, sönmüş balonlarla kaplı... Sağda solda hıncını alamamış çubuk formalı Fenerliler ağlıyor. Kör öfke, az sonra polisi de hedef alıyor. Onların üzerine de bira şişeleri yağıyor. “Bir spor müsabakası”ndan geceyarısı “Canımızı kurtardık, şükür” diye ayrılıyoruz. İnsanoğlunun yenilmeyi sindiremeden yenmeyi öğrenemeyeceği gerçeğini bir kez daha acıyla idrak ediyoruz.

Can Dündar

9 Mayıs 2010 Pazar

Kalecilere Güvenmek


Özellikle Leo Franco'nun Selçük'tan yediği gol sonrası ülkemizde yine kaleci sorunsalı gazetelerde baş köşeyi almış durumda. Geçen hafta da İvesa, Özer'den yediği gol sonrası çok eleştirilmişti. Ülkemizde ise hala yerli kalecilere bir güvensizlik varken bir yandan da yabancı kaleciler öğütülüp gidiyor. Enke, Fenerbahçe'ye geldiği ilk maçta 3 gol yemesi sonrasında gönderilmişti. Ertesi sezon ise Almanya'da yılın kalecisi seçilmişti. Kaleciler her zaman hata yaparlar ve yapmaya da devam edeceklerdir. Önemli olan kaleciye güvenilmesi, kendisine güvenildiğini bilen kaleci hatalarından ders çıkartırken, ilk hatasında yedek klübesini göreceğini bilen kaleci ise bu stress altında hatalarına devam eder.

Zamanında saçma sapan goller yediği için sürekli eleştiri oklarının hedefi olan Volkan, bugün Milli Takımın kalesinde güven veriyor. Hala hatalı gol yemiyor mu? Yiyor. Fakat yediği hatalı goller O'nu başarısız bir kaleci yapmıyor. Benzer şekilde Beşiktaş'ta Hakan, 2 farklı maçta toplamda 12 gol yedi, fakat hala Beşiktaş'ın kalesine geçecek güveni veriyor. Galatasaray'da ise yedek klübesinde ki Türk kalecilere rağmen, yıllardır yabancı hakkı yabancı kaleciden yana kullanılıyor. Gelenden istenilen performans alınamadığında yollanıp yerine yenisi aranıyor. Aykut hala Galatasaray'ın kalesinde güven vermiyor, çünkü biliyor ki yediği ilk hatalı golde yine yabancı kaleci konusu gündeme gelicek ve büyük ihtimalle yine yedek klübesi yolu görünecek. Trabzonspor kalesini genç Onur'a emanet etti ve başarılı oldu.
Yıllardır Milli Takım'ın kalesini Fenerbahçeli kalecilerin korumasının sebebide tamemen bu güven olayı. Schumacher'in ardından kaleyi devralan Engin'den sonra Fenerbahçe kalesini sadece tek bir maç yabancı kaleci korudu (Enke), onun dışında her zaman yerli kalecilere güvenildi. Kendisine olan güvenin farkında olan Rüştü ve Volkan gibi kalecilerde bu güvenin sağladığı özgüvenle kendilerini geliştirdiler, pek çok kez hata yaptılar, fakat yaptıkları hatalardan sonra klübe korkusu yaşamak yerine, hatalarını telafi etmeye çalıştılar. Rüştü yıllarca ortasaha civarlarından gol yedi, Volkan pek çok kez üstüne gelen topları bile ağlarında gördü. Fakat hala Türkiye'nin en başarılı kalecileri arasında gösteriliyorlar.

Trabzonspor Onur'a güvenerek yıllar sonra Milli Takım kalesini Fenerbahçe'nin tekelinden almaya çok yaklaştı. Çünkü Onur takımının kendisine duyduğu güvenle hergün kendisini biraz daha geliştiriyor. Ne zaman ki kalecilerimize yeterli güveni ve sabrı göstermeye başlarız o zaman ligimizde milli takım düzeyinde oynayabilecek pek çok yerli kalecimize olmaya başlar. Ama eğer genç kalecilerimize yeterli güveni veremezsek o zaman elimizde ki olanlarla yetinmek zorunda kalırız ve yenilerini, daha yeteneklilerini yetiştiremeyiz.
Diğer yandan da kaleci takımın en önemli elemanlarından biri konumundayken, dünya devi olarak lanse edilen takımlar sabit bir kalecinin etrafında oluşan takımlar şeklinde kuruluyken, kalecilerine güvenmeyen, her transfer döneminde farklı bir kaleci transfer eden bir takımında uzun süreli periyodda başarılı oturmuş bir yapıya göre de daha zor olur.

Casillas, 9 Ekim'de oynana Sevilla maçında 2 tane %100'lük golü çıkarttı, belkide dünyada eşi benzeri olmayan 2 kurtarış yaptı. Fakat aynı Casillas sadece 12 gün sonra Milan karşısında büyük bir hata yaparak takımının geriye düşmesine neden oldu. Fakat hatalı bir gol yemiş olması asla Casillas'ın dünyanın sayılı kalecileri arasında olduğu gerçeğini değiştirmedi.
Sonuçta kaleciler hala futbolda takımlarının en büyük unsurlarından biri olmaya devam edicekler. Çünkü ne kadar iyi bir defansınız olursa olsun, rakibi kalenize yaklaştırmasanız bile, kaleye doğru giden bir şutun her zaman gol olma ihtimali vardır ve o golü engelliyebilecek tek kişi de kalecidir. Fakat aynı şekilde bir golcü onlarca gol kaçırıp bir tane attığında omuzlarda taşınırken, bir kaleci onlarca gol kurtarıp bir tane hatalı gol yediğinde yerin dibine sokulmaya devam edicektir.

9 Ekim 2009 Sevilla - Real Madrid


21 Ekim 2009 Real Madrid - AC Milan

7 Mayıs 2010 Cuma

Trabzonspor'dan Vefa Örneği

1976'da klübün kapısından girdiğinde Trabzonspor şampiyonluk yarışında daha hiç mutlu sona ulaşamamıştı. 32 sene görev yaptığı Trabzonspor'da 6 şampiyonluk, 8 Türkiye Kupası, 6 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 5 de Başbakanlık Kupası sevinci yaşadı. İşte böyleydi Trabzonspor'un efsane malzemecisi Ömer Seren'in hayat hikayesi. Trabzonspor'da tüm şampiyonlukları yaşamış tek isimdi.
34 senelik Trabzonspor macerasına son verip emekli olma kararı almış.Başkan Sadri Şener, kendisine teşekkürlerini sunarak bir plaket armağan etmiş. Futbolcular ise efsane ismi yalnız bırakmamışlar, tek tek kendisini kutlayarak O'nu omuzlarda taşımışlar.
Futbol da vefanın yeri olup olmadığının tartışıldığı bu dönemlerde gerçekten güzel bir vefa örneği sergilemiş Trabzonspor yönetimi.
Ömer Seren'e, rahat ve güzel bir emeklilik dilerim. Fakat eminim ki o yıllarını verdiği klüpten kopmadan yine o heyecanın içinde olacaktır ve eğer kendisine ihtiyaç duyulduğunu sezerse de soluğu yine tesislerde alıcaktır.

28 Nisan 2010 Çarşamba

Tarih Tekerrür Eder Mi?


Ligin bitimine 3 hafta, yani sadece 9 puan kaldı. Şampiyonluk için çekişen Fenerbahçe ve Bursaspoar arasında ki puan farkı ise sadece 1.
Bu tablo zaten son günlerin üzerinde en çok konuşulan, en çok yorum yapılan olayı.
Bursaspor son hafta Beşiktaş ile, Fenerbahçe ise son hafta Trabzonspor ile oynayacak. Yani 2 takım eğer son haftaya kadar puan puana gelebilirlerse şampiyonluk düğümünü çözemek için iki takımında, geçmişte çeşitli olaylar yaşadıkları takımları yenmek zorunda kalıcaklar. İşte belkide o zaman tarih tekerrür edicek yada tam tersi olucak.
Peki tarihte ne olmuştu?
Bursaspor - Beşiktaş (2003-2004)
Bursaspor lige, beraberlikler ve mağlubiyetlerle dolu bir başlangıç yapmış ve bir türlü istenen formu tutturamayarak, düşme potasına inmişti.
Ligin 19. haftasında, ağırladıkları Beşiktaş'a Tümer Metin'in golüyle 1-0 mağlup olmuşlardı. Ligin son 7 haftasında 6 galibiyet almasına, ki son 5 haftayı full geçmiştir, rağmen Bursaspor küme düşen takım olur.
Tabiki burda Beşiktaş'ın suçu ne diye de sorulabilir. Son haftalara, ligde hiç bir iddaası kalmadan ve 3.lüğü garanti olarak giren Beşiktaş'ın son 3 haftadaki rakipleri; Adana, A.Sebat ve Ç.Rize'dir. Yani Bursa'nın düşme hattında ki rakipleri. Beşiktaş iddaası kalmamasını gerekçe göstererek bu maçlara yıldızlarını götürmez yedek ağırlıklı kadrolarla çıkar ve 1-0, 2-0 ve 1-0 lık skorlar alarak 3 rakibinede yenilir ve Sebat ile Rize Beşiktaş'tan aldıkları puanlar sayesinde Bursaspor'un 2 puan üstünde yer alarak ligde kalırlar.

O zaman Bursaspor'un ligde kalabilmesi için tüm ipler Beşiktaş'ın elindeydi ve Beşiktaş, Bursa'nın ipini çekti. Şimdi ise son haftada Bursaspor bu sefer şampiyonluk için oynuyacak Beşiktaşla ve Beşiktaş'ın yine sezon için bir iddaası kalmamış durumda. Bu sefer de tarih tekerrür edip, Bursaspor Beşiktaş yüzünden başarızı olucak mı görücez.

Trabzonspor - Fenerbahçe (1995-1996)
1995-1996 sezonunda son 5 haftaya Trabzonspor 4 puan önde girer. 30. haftada Vanspor'a 1-0 yenilmesiyle, puan farkı 1'e iner ve 32. haftada ki Fenerbahçe maçı şampiyonluğu belirliyecek maç konumuna gelir.
Avni Aker Stadı'nda oynana ve şampiyonu belirleyecek olan maçta, Trabzon ilk yarıyı 1-0 önce kapatmasına rağmen 1-2 mağlup olarak liderliği Fenerbahçeye devreder. Son 2 haftada iki takımda puan kaybetmeyince Fenerbahçe şampiyon olur.


Sadece 3 hafta sonra 2 taraf da şampiyonluğun kaderini değiştirmek için sahaya çıkacak. Bursaspor Beşiktaş'ın karşısına bu sefer küme düşmemek için değil şampiyon olabilmek için çıkıcak. Trabzon ise bu sefer 96'nın öcünü alıp rakibini şampiyonluktan etmek için sahada olucak.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Gutierrez ve Kar Yağışı

Trabzonspor'un 24 yaşında çiçeği burnunda golcüsü Gutierrez; hayatında ilk defa kar yağışına şahit olmuş. Hayatında ilk defa Kolombia dışına transfer olmuş olan Gutierrez, yağan karı görünce çok şaşırmış ve çocuklar gibi eğlenmiş.

16 Ocak 2010 Cumartesi

Gökhan Ünal, Fenerbahçede

Son günlerde basında sürekli dile getirirlen, ayrıntıları tartışılan transfer gün içinde sonuçlandı ve Fenerbahçe, Trabzonspor ile 3,5M€ + Burak Yılmaz karşılığında anlaşarak golcü futbolcuyu renklerine bağladı. Bu transfer sonucunda kazanan kim oldu, ardında yatan gerçekler nelerdir sorularıda transferin sonuçlanmasıyla birlikte tartışılır oldu. 2 cepheyede ayrı ayrı bakacak olursak.

Fenerbahçe, Kazım'ın kadro dışı bırakılması ve Semih'in de klüp içinde bazı sorunları olması sebebiyle forvet hattında; bir türlü istikrar yakalayamamış olan Guiza ve sezonun formsuz ismi Deivid'e kalmıştı. Elinde zaten Guiza varken ve takım tek forvet oynarken yabancı hakkını forvet hakkından yana kullanmak istememiş olan Fenerbahçe için Gökhan zaten akla gelebilecek 2-3 futbolcu arasında yer alıyordu. Fenerbahçe bu transferle sonucunda; Türkiye liginde kendini kanıtlamış bir forveti renklerine kattı, ayrıca apar topar bir yabancı getirip hem yüksek bonservis bedelleri hemde uyum sorunu gibi form düşüklüğüne sebep olabilecek durumlardan kaçınmış oldu. İşin diğer bir yanı ise 3 sene önce tüm 3 büyüklerin gözlerini diktiği Gökhan Ünal - Mehmet Topuz ikilisini de tekrardan biraraya getirmiş oldu. Kayseri'deyken almak istese 5-6M€'dan aşağı bir fiyata alamayacağı Gökhan'ı da 3,5M€'ya getirmiş oldu. Ayrıca Fenerbahçe bu transferle birlikte, yabancı hakkı dolduğu için yerli oyunculara yönelmiş durumda olan Galatasaray'ı da Sercan Yıldırım'a mecbur bırakmış durumda oldu.

Trabzonspor, sezon başından beri formsuzluk çeken forvet hattına Gutierrez'i transfer etmesinden sonra Gökhan Ünal takımın 3. ve formsuz forveti konumuna düşmüştü. Takımda 1 sene daha tutmaya kalktıkları vakit bedelsiz olarak takımdan ayrılacak bir oyuncu karşılığında da 3,5M€ + Burak Yılmaz'ı aldılar. Burak Yılmaz tamamen bir kapalı kutu olsada, Şenol Güneş ısrarla kendisini istediğine göre bir bildiği var demek ki. Ayrıca uzun zamandır mali yokluklar nedeniyle Fatih Tekke'yi takıma getiremeyeceklerinden bahseden Trabzonspor yönetimi, Gökhan'dan kazandığı parayla Fatih'i de takıma geri kazandırıp, taraftarlarını memnun da edebilir.

11 Aralık 2009 Cuma

İki Rekor ve Christoph Daum

Yarın Fenerbahçe - Ankaragücü maçı var.Christoph Daum bu maçla birlikte Fenerbahçe'nin başında en çok sahaya çıkan teknik adam olacak.118. maçı olacaAnkaragücü maçı.Önceki rekor 117 maçla Todor Veselinoviç'e ait.

Fenerbahçe'yi daha önce çalıştırdığı 2003-2004, 2004-2005 ve 2005-2006 sezonlarında, ligde üst üste en çok maça (102 maç) çıkan teknik direktör olarak kulüp tarihine geçen Daum, toplam maç rekorunu da eline geçirecek.

Şimdi gelelim diğer rekora.

Eğer Fenerbahçe sahasında oynadığı Ankaragücü maçını kaybederse lig tarihinde seri mağlubiyetlerde en kötü performansına imza atacak.Daha önce 4 kez 3 maç üst üste yenilme başarısını göstermiş.1966-1967, 1980-1981, 1992-1993 ve son olarak bu sezon yani 2009-2010.Yarın yenildiği takdirde bu seriyi 4 maça çıkaracak.

Daum en çok sahaya çıkan teknik adam rekoru yarın kıracak.Asıl önemli olan üst üste yenilme rekoru ne olacak?Fenerbahçe evinde oynamasına karşın boş tribünlere oynanacak.Son günlerdeki takım içindeki olaylara bakılırsa Fenerbahçe şu an kendi içinde bir kaos yaşıyor görüntüsü veriyor.Her ne kadar da kötü bir manzara gözükse bne Fenerbahçe'nin evinde puan kaybetmeyecğini düşünüyorum.Şunun bilincinde olmamlılar.Eğer ki sahadan yenik ayrılırlarsa bu seri 1 maç daha devam eder ve 5 olur gibime geliyor.Çünkü daha Trabzonspor deplasmanı var.Bu maçta hem kendileri için hem de bu kötü rekoru kırmamak için oynayacakalrını düşünüyorum.


LinkWithin

Related Posts with Thumbnails