inter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
inter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2010 Perşembe

Benitez İçin Geri Sayım

Benitez'in başarılı olup olmadığı tartışılabilir fakat Benitez ciddi anlamda şanssız bir teknik direktör. Valencia başarılarının ardından gittiği Liverpool'da Avrupa'da sürekli ve daimi başarılar elde etti. Elinde yeterli olmayan bir kadro olmasına rağmen Şampiyonlar Ligi'nin tozunu attı, fakat EPL'ye döndüğünde hiç başarılı olamadı. Hatta İstanbul'da ŞL Kupası'nı kaldırırken, EPL'yi Şampiyonlar Ligi'ne gidemiyeceği bir konumda bitirdiğinden dolayı şampiyon takım kontenjanıyla Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkı elde edebilmişti. Fakat Liverpool maddi hamlelerini yanlış yaptığı için batma periyoduna girdiğinde, Benitez eldeki oyuncularla başarı gelmesi için transfer yapılması lazım ısrarını sürdürünce ve takım takviye yapılmadığından dolayı Avrupa'da ilerlemekte sorun yaşamaya başlayınca, bu sebeple gelirlerde iyice azaldığı için eldeki oyuncuların bile elden çıkarılması gündeme gelince Benitez'in kariyeri için tek yol, istediği transferlerin yapılabileceği bir takımın başına geçip tekrardan Avrupa sahnesinde zirveye oynamaktı.

Liverpool'dan ayrılan Benitez, adeta 4 ayak üstüne düştü; Real Madrid'in başına geçen Mourinho'nun yerine, Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olan İnter'in başına geçti. Benitez'in İnter şanssızlığı da bu noktada başlamış oldu. Aralarında sürekli bir soğukluk olan Mourinho, Benitez için "orda zaten oturmuş bir taktik var, Benitez'in tek yapması gereken oturup izlemek" şeklinde açıklamalar yaptı. Benitez'de bu meydan okumaya karşılık vererek İnter'de yeni bir sistem oturtacağını ve kendi sistemiyle başarılı olacağını söyledi. Fakat yinede Benitez'in omzundaki yük büyüktü, bir yanda dünyanın en iyisi olarak gösterilen Mourinho'nun yerine geçtiği için bütün gözler O'nun üzerindeydi ve herkes sürekli Mourinho ile karşılaştıracağından dolayı, başarılı olup en az Mourinho kadar iyi olduğunu kanıtlamak zorundaydı, diğer yandan da Mourinho'ya taktik olarak da meydan okuduğundan dolayı takımına yeni bir sistem oturtmak zorundaydı.

Bu koşullar altında, İnter'deki ilk sezonuna Benitez yoğun bir baskı altında başladı ve Süper Kupa finalini kaybetti, üstüne lige de iyi bir başlangıç yapamadı ve 2 sezondur ligi domine eden İnter birden kendisini ortasıralarda buldu ve takım ritmini bir türlü bulamadı.

Pazar günü Milano derbisinde 1-0 kaybederek ezeli rakibi Milan'ın 6 puan gerisine düştüler. Bu mağlubiyet üzerine Başkan Moratti "Kaybettiğimiz için söylemiyorum, ama inanılmaz kötü oynadık. Geçen yıl bütün kupaları kazanan takımı yeniden motive etmek kolay değil. Ama bir teknik direktörün görevi bu. Inter'i 10 yıldır bu kadar kötü görmedim. Bazı değişiklikler artık kaçınılmaz" diyerek topu Benitez'e atmış durumda.

Benitez'in, önündeki 2 maçta (Cheivo ve Şampiyonlar Ligi'nde Twente) herhangi bir puan kaybı veya hata yapması sonucunda önümüzde ki hafta içinde kovulacağı konuşulmaya başlandı. Diğer yandan Benitez açısından bir şanssız haber de Rusya'dan geldi. Luciano Spalletti, Zenit'in başında sezonu şampiyon olarak tamamladı ve Rusya Ligi erken bittiği için çağrılması durumunda İnter'in başına geçmeye hazır durumda. Benitez'in yerine ismi geçen diğer iki isim ise; Trapattoni ve Leonardo.

20 Eylül 2010 Pazartesi

İbrahimovic'in Irkçılığa Karşı Görüşü?




İbrahimovic'in takım arkadaşına attığı tekme günlerce konuşuldu.İbra'nın ne amaçla bu hareketi yaptığını kimse anlayamadı.Şakalaşma olmadığı takım arkadaşının yüz ifadesinden belli oluyor.İbra'nın ırkçı hareketleri demiyeyim de o yönde anlaşılacak ilk hareketi bu değildi.İnter'de oynadığı yıllarda Fiorentina maçında attığı frikik golünden sonra İbra kendisini kutlamak için sırtına çıkan Muntari'yi üstünden atma girişiminde bulundu.Daha sonra Maicon geldi gol seviincini paylaşmak için ama İbra Maicon'u da iterek kendinden uzaklaştırdı.Bu hareketlerinden sonra yanına gelen "beyaz" arkadaşlarının tebriklerini kabul etti.Şimdi İnter'de yaşanan bu olayla Milan'da yaşanan bu olayı üst üste koyduğunuzda bazı anlamlar çıkartabiliriz gibime geliyor.Fiorentina maçındaki görüntüleri videodan izleyebilirsiniz.İzledikten sonra yorumu size bırakıyorum.

29 Ağustos 2010 Pazar

İbra Milan'da

Dünya üzerinde bu kadar yetenekli olup, golü adeta koklayan, yoktan var eden, asla belirli bir ortalamanın altına düşmeyen fakat hiç kimse tarafından da sevilmeyen herhalde tek futbolcudur Zlatan.
Juventus'da gollerini atıp taraftarın sevgilisi olduğu dönemde patlayan şike skandalının ardından takımdan ilk kaçan o olmuştu. Juventus taraftarı, sevgilisi olduğu futbolcuyu bir anda sildi ve adeta bir nefrete dönüştü sevgileri. Çünkü İbra, takımdan kaçmakla kalmamış, şike skandalı nedeniyle kupalarını ellerinden almış olan İnter'e gitmişti.

İbra için İnter'de de değişen bişey olmadı, sadece formasının rengi değişmişti. Yine takımın taktiğinden bağımsız olarak kendi bildiğini oynadı, bol bol gol attı, bol bol da attırdı, yine taraftarın sevgilisi oldu. Eto'o'yu elinden çıkartmaya çalışan Barça için neredeyse alınabilecek tek alternatif oydu. Eto'o + 50 milyon € gibi astronomik bir fiyata Barça'nın yolunu tuttu. Giderken yaptığı açıklamalarla İnter taraftarının nefretini kazanması uzun sürmedi. ŞL'yi kazanmak için Barça'yı seçtiğini söyledi, Mourinho'dan bolca laf yedi. Sezon sonunda ise ŞL kupasını kazanan eski takımı İnter olmuştu. O ise yarı finalde eski takımına elenmenin hüznüyle final maçını televizyondan izliyordu.
Barcelona'ya transfer olduğu ilk andan itibaren, sisteme uymuycağı dedikoduları boy gösterdi. İbra'nın süper egosu Barça gibi mütevazi medyada pek boy göstermeyen oyuncuların olduğu bir klübe ağır gelmeye başladı. Saha içinde olduğu kadar saha dışında da hırçın olan İbra manşetlerden inmedi. Saha da ise Barcelona'nın oturmuş sistem yapısı içinde kendi bildiğini okuyarak gezindi, Barça kendi sistemini oynadı, İbra da kendi bildiği sistemi. Saha da Messi'nin arkasında kaldığı bir sezon geçirmesine rağmen 42 maçta attığı 22 gol ve yaptığı 10 asistle takımının La Liga'daki müthiş başarısında pay sahibi oldu. Bu müthiş istatistiğine rağmen, taraftar kendisine bir türlü ısınamadı.

David Villa'nın transferinin ardından geleceği konusunda çeşitli dedikodular baş gösterince, taraftarın ve klübün sevgilisi Guardiola'ya laf attı. Zaten ego olarak klübe fazla gelen ve sisteme uymayan İbra'ya, büyük bir maddi zarara neden olmasına rağmen kapı gösterilmiş oldu.
Milan Ronaldinho'nun ardından, İbra'yı da alarak 2. kez Barça'da tutnamayan bir yıldızı uygun koşullar altında klübüne kazandırmış oldu.

Milan İbra'ya yıllık 8 M€ ödeyecek, İbra bu sezonluk Milan'da kiralık oynuyor. Milan eğer satın almak isterse bonservis bedeli 3 yıllık taksit halinde 24M€. İbra gibi bir oyuncu için resmen sudan ucuz bir bonservis bedeli.

İbra artık arkasında Avrupa devlerinden 3'ünün nefret ettini taşıyarak başka bir deve transfer oldu. Bundan sonrada İbra'nın maaşını düşürmeden gidebileceği kendisine bonservis ödeyebilecek tek klüp olarak da Manchester City kalmış gibi duruyor.

10 Haziran 2010 Perşembe

Beklenen İmza Atıldı - Benitez Inter'de


Beklenen imza atıldı.Inter'ın Başkanı Moratti daha önce Benitez ile anlaştıklarını duyurmuş ve imzanın yakın olduğunu söylemişti.İşte o imza bugün atıldı.Benitez 2 yıllığına Inter'in başına geçti.15 Haziranda da imza töreni düzenlenecekmiş.

Benitez Inter'de başarılı olur mu?Herkesin kafasında bu soru var.Özellikle geçen sezon elde edilen başarılar gelecek sezon da kazanılır mı?Son yıllarda ligi domine eden Inter Avrupa'da istikrarlı bir çizgi yakalayabilecek mi?Benitez dışında biri gelseydi bu soruları sormak normal olabilirdi.Yalnız Benitez'in son sene Liverpool'da yaşananlar bir tarafa özellikle Avrupa'da başarılı bit teknik adam.Jose Mourinho Inter'de 4-2-3-1 oynatıyordu ve savunma en üst seviyedeydi.Benitez de takımlarına 4-2-3-1 oynatan bir teknik adam.Yani ekstra birşey yapmasına gerek yok.Oturmuş kadrosu ve sistemi olan Inter'de fazla değişiklik yapmadan devam edecektir.Seria A'da yine şampiyonluğun en büyük adayı olacaktır.Avrupa'ya gelince Benitez'in artılarını ŞAmpiyonlar Ligi'nde göreceğiz.Valencia ve Liverpool'daki Avrupa maceralarına bakarsak önemli yerlere geldiğini görürüz.Inter de son şampiyon olduğuna göre Benitez bu başarıyı tekrarlayabilir.Yalnız şunu unutmayalım.Benitez böyle uzun maratonlarda yedek kulübesine sık sık başvurur.İşte burada biraz sıkıntı var.Inter'in kadrosu ilk 11 bakaımında iyi olabilir ama yedek kulübesine baktığımızda Benitez sıkıntı yaşayabilir.Inter kadrosunu güçlendirirse en azından yedek kulübesine iyi adamlar alırsa Inter geçen sezonki başarılarını tekrarlayabilir.Liverpool'dan ayrılış hikayesini yazarken de söyledim Benitez'i son sezondaki Liverpool'a bakarak değerlendirmemek gerekiyor.Valencia ve Liverpool'un ilk senelerine bakarsak ne kadar iyi teknik adam olduğunu görürüz.Şahsen Inter'de başarılı olacağını düşünüyorum.

1 Haziran 2010 Salı

6+2+(2) + ...... ve Türk Futbolu

Klüpler birliği toplantısı sonucunda ortaya çıkan karar sonucu Klüpler Birliği, Futbol Federasyonu'na başvuruda bulunarak 6+4 yabancı hakkı talep ettiler. TFF'de Klüpler Birliği'nin isteği doğrultusunda bir karar vererek 6+2+(2) yabancı hakkını yürürlüğe koyduklarını açıkladı.

Nedir 6+2+2 ?
Zaten son birkaç sezondur 6+2 kuralıyla oynanıyordu ligimiz. Yani 6 yabancı sahada 2 yabancı klübede bekliyordu.
Son eklenen +(2) ile birlikte klübede bekleyen 2 yabancının yanı sıra, 2 yabancı da tribünde oturabilecek. Yani takımların kadro genişliği artmış olucak fakat yinede maç gününde takıma katkı verebilecek olan 8 yabancı (6+2 şeklinde) olabilecek.

6+2+2'nin Türk Futbolu'na yararları nedir?
6+2+2'nin aslında 2 tane amacı olduğunu TFF'de söyledi. 1- Avrupa Kupaları, 2- Uyumsuz yabancı sorunsalları.

Son zamanlarda Avrupa Kupalarında bir türlü başarıya ulaşılamaması, ülke puanının artık dibe vurmaya başlaması üzerine 6+2+2 çıkartılmış oldu. Böylece ligde 6+2 şeklinde yabancı sınırlaması olsada Avrupa Kupalarında istediği zaman 10 yabancı birden sahaya sürme şansı olan klüpler, hem kadro genişliğine sahip olmuş olacaklar, hem de yabancı sınırlaması olmayan dilediğince transfer yapabilen rakipleri karşısında bir nebze de olsa arayı kapatmış olacaklar.
"Neredeyse hiç İtalyan futbolcu oynatmadan Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olan İnter"

Diğer yandan da son zamanlarda klüplerin en büyük sorunu uyumsuz yabancı futbolcular olmaya başladı. Yüksek bedelli sözleşmeler imzalayan, fakat takıma adapte olamayan yabancı oyuncuların gönderilmesi her zaman klüpler için ciddi maddi yükler doğuruyor. Transfer sezonunda elden çıkartılamadıkları taktirde, yabancı sınırlamasında yer açmak adına alalacele yüksek bedellerle fesh edilen kontratlar klüpler için büyük sorun haline dönüşmüş durumda. 6+2+2'nin çıkmasıyla birlikte uyumsuz yabancılar tribünde oturtulup, yada zaman zaman kadro rotasyonunda kullanılıp, uygun bir talip bulunduğunda satılabilecek, yada takıma uyum sağlıyana kadar bir süre kadro dışı bırakılabilecek. 6+2'nin olduğu sistemde yabancı oyuncuyu kadro dışı bırakmak sorun yaratabilsede 6+2+2 şekline dönüştüğünden, kadro dışı kalan yabancının yeri doldurulabilecek.

6+2+2'nin Türk Futboluna Zararları?

Her yabancı kontenjanı konusu açıldığında söylenen sözler hep aynıdır; Türk Futbolu geriye gidecek, milli takımımız gerileyecek....

6+2+2 sonucunda, şöyle bir durum önümüze çıkacak, takımlar 6+2 şeklinde iskelet ve iyi yabancılardan oluşan kadro kurup kalan 2 yabancıyı ise düşük maliyetli ama tribünde oturduğunda sorun çıkartmıycak, oyuna girdiğinde görevini yapabilecek yabancılardan seçmek durumunda olucak. Hal böyle olunca da, yabancılardan biri sakatlanınca yada ceza alında oynama fırsatı bulan, bulduğu az şansıda değerlendirmek için elinden geleni yapan Türk oyuncuların sayısı azalıcak. Yabancı oyuncu sınırından dolayı zaten yükselmiş olan Türk oyuncu maliyetleri biraz daha düşmeye başlıycak oyuncuların gelirleri azalıcak. Ayrıca 2 yabancı tribünde oturacağı için gelecek yabancı oyuncuların kaliteside düşmeye başlıycak. En azından +(2) şeklinde kullanılmak üzere düşünülen yabancı asla bir Türk futbolcudan daha iyi olmuyacak.
Böylece hem yabancı oyuncu kalitesiyle birlikte ligin kalitesi düşecek, hemde bulabildiği az süreye rağmen kendisini göstermeye çalışan Türk oyuncu sayısı azalıcak.
Ayrıyetten, ligde az süre bulan tribünden takımı izleyen bir yabancı oyuncunun, Avrupa Kupası maçlarından ne kadar bir katkı verebileceğide büyük soru işareti. Büyük ihtimalle takımlar eğer kontenjanlarını tam doldururlarsa Avrupa Kupası maçlarında 8+2 şeklinde sahaya çıkacaklar, ki bu da anca kadro genişliği avantajı yaratır, çünkü hazır olmayan bir oyuncu sahaya çıkıpta ne kadar yıldızlaşabilir ki ?

6+2+(2) nasıl kullanılabilir?


İşin Milli Takım boyutuna bakarsak; Avrupa'nın büyük liglerinin şampiyonlarının yada Şampiyonlar Liginde sürekli belirli noktalara gelme başarısı gösteren takımların büyük kısmında yükü yabancı futbolcuların çektiğini görüyoruz. Fakat buna rağmen de İtalya, İngiltere gibi takımların kadrolarında pek çok yabancı barındırdığı ama milli takımlarının da başarılı olduğu ligler ele alınmalı.
EPL'de yabancı sınırlaması olmamasına rağmen, transfer edilecek yabancı oyunculara konulmuş olan kalite kriterleri nedeniyle, ligin kalitesi düşmediği gibi, takımlar yedekte bekletmek için yabancı oyuncu transferi de yapmıyorlar. Böyle olunca da takım yabancı oyunculardan oluşsa bile yedek klübesinde her zaman kaliteli İngiliz oyuncular oluyor, bu yüzden de takımlar yabancı oyuncu transferi kadar, İngiliz oyuncu yetiştirmeye de önem veriyorlar.
İtalya'da da yabancı sınırlaması sadece Avrupa Birliği dışı ülkeler için geçerli. Fakat İtalya'nın büyük klüpleri dışında kalan klüpler genelde takımlarını kendi istekleriyle yerli oyunculardan kuruyorlar, yabancı oyuncu transferine ancak ellerindeki İtalyan oyunculardan daha iyi ise yöneliyorlar.
Fakat ülkemizde durum kesinlikle böyle olmuyacak, takımlar kadrolarını düşük maliyetleri sebebiyle yabancı oyuncularla dolduracaklar. Hal böyle olunca da aynı kalitede bile olsalar, daha düşük maliyetli bir yabancı oyuncu takım için öncelikli tercih olucak. Tabiki +(2) de oturması muhtemel yabancıların da iyi seçilmesi gerekli. Yabancı oyuncuların sürekli el üstünde tutulduğu, Türk oyuncuların nasılsa oynuyor mantalitesiyle 2.plana atıldığı ligimizde, tribünde oturacak yabancının da ayrıyetten takım içinde bir sorun teşkil edebileceğide unutulmamalı.
+(2)nin en ideal kullanımı, yıllardır yapılmayan genç oyuncu yetiştirme mantalitesiyle kullanılablir. Şöyle ki 6+2 şeklinde ideal bir yabancı kadro kurulur, +(2) şeklinde kullanılacak yabancılar ise, gelecek vaad eden, 18-20 yaş grubundan seçilir. Böylece kadroda ekstra kontenjan kullanılmamış gibi düşünülerek, takıma gelecekte katkı yapabilecek yada kar ettirebilecek genç yetenekler de yetiştirilmiş olur.

6+2+2 en çok kime yaradı?

6+2+2 öncelikle en çok Beşiktaş'a yaradı, kadrosundan hali hazırda 11 yabancı bulunduran ve 1 yabancı transfer edebilmek için 4 tanesini yollaması gereken Beşiktaş, böylelikle transfer için 2 tane yabancıyı göndermekle yetinebilecek.
Transfer döneminin diğer öncülerinden olan, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor gibi klüplerin zaten yabancı hakkı bulunduğu için şimdilik 6+2+(2) bu klüpler için çok büyük bir önem teşkil etmiyor gibi duruyor.
Anadolu klüplerinde 6+2+2'nin yankıları nasıl olur diye düşünecek olursak, eğer doğru hamleler ile transfer yapılablirse, Anadolu klüpleri için bir kalkınma yolu olabilir gibi duruyor. Fakat yanlış hamleler yapıldığı taktirde ise 6+2+2 Anadolu klüpleri için gerilemenin başlangıcı olarak da görülebilir. Kadrolar 10 tane yabancı ile doldurup bunlardan verim alınamazsa, maliyetleri nedeniyle Anadolu klüpleri dar boğaza girebilir. Ayrıca Türk oyuncu piyasasında bir düşüş yaşanacağından dolayıda, ellerinde ki kaliteli yerli oyuncuları büyüklere pazarlayarak gelir elde etme düşüncesi içinde olan klüpler, bu yönden de bir yara alabilir.


Sonuç olarak 6+2+(2) Türk Futbolu için çok büyük olmasada bir dönüm noktası olarak görülebilir. Doğru hamlelerle ligin kalitesi arttırılabileceği gibi yanlış hamlelerle yerlebir de olabilir. Yine yapılacak hamlelere ve transferlere göre, Milli Takım içinde bir yükseliş olabileceği gibi sonun başlangıcı da olabilir.
Artık gözler 10 Haziranda başlayacak olan transfer dönemine çevrilmiş durumda, bakalım klüplerin hamleleri nasıl olucak.


** Resimler (Appiah, Nonda, Delgado) son yıllarda yabancı sınırlaması nedeniyle, sözleşmesi askıya alınan yada fesh edilen 3 yıldız futbolcu

27 Mayıs 2010 Perşembe

Olmadı İşte



"Milli takıma seçilebilmek için herşeyi denedim ama olmadı. Bu çok üzücü ancak doğru. Artık ne olduğunu düşünmek için bir sebep yok. Geçmiş hakkında düşünmemeliyiz."

Esteban Cambiasso

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Gönlüm Inter'den Yana




"Bazı kulüplerle görüşüyorum. Roma ile de görüşmelerimiz sürüyor. Roma'da güzel günler geçirdim, şampiyonluğa çok yaklaşmıştık. Ancak transferim hakkında şu an net bir şey söyleyemiyorum"

"Inter'in kupaya daha yakın olan taraf olduğunu düşünüyorum. Bir İtalyan olarak Inter'i desteklerim. Ancak Bayern'de de birçok arkadaşım var. Van Gaal'i çok beğeniyorum, onunla sorunlarımız var ancak ona kinli değilim."

Luca Toni

Bana Zenci Dedi



"Totti'ye maç içinde, top oynamak mı istiyorsun yoksa çocuk gibi davranmak mı diye sordum. O da bana zenci diye bağırdı. Sonra da Motta'ya birazdan onun bacağını kıracağım dediğini duydum. Sonra da malum tekmeyi yedim. Ama ona hiçbir kin beslemiyorum, eğer benden özür dilerse onunla barışmaya hazırım."

Mario Balotelli

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Bekle Beni Madrid



"Benim hakkımda yazılan herşey yanlış. Ama er ya da geç birgün Real Madrid'in başına geçeceğim. İngiltere'de ve İtalya'da büyük takımlar çalıştırdım. Şimdi sırada İspanya var."

"Benim hiçbir şeye ihtiyacım yok. Ama bazı kulüp başkanlarının hiçbir ley kazanamayn teknik adamlarıyla beni kıyaslamasına çok gülüyorum."

"Yüz yüze geldiğimizde benim harika bir teknik adam olduğumu söyeyen insanlar sırtımı dönüdüğüm anda bana saldırmaya başlıyor."

Jose Mourinho

Panomara dergisine yaptığı açıklama...

6 Mayıs 2010 Perşembe

İngiltere Üzerinden İspanya





"Bu başarının sadece antrenörden kaynaklandığını söylememek gerekir. Inter takım olarak bu başarıyı yakalamıştır. Bu takım kupayı kazanmayı hak etti. Çünkü bu noktaya gelene kadar çok çalıştı. Güçlü ve yetenekli bir kadro, bensiz de yoluna başarılı bir şekilde devam edebilir.

Eğer ben gidersem ne olur? Bence bu bir sorun yaratmaz. Inter'de antrenör değişebilir, oyuncular değişebilir, ama takım hep ileriye gitmeli.

Inter'de kalma ihtimalim var mı? Tabii ki, evet. Fakat, İngiltere Premier Lig'de çalışmayı ve orada yaşamayı özledim. Bir gün adaya döneceğime eminim, ama bu ne zaman olur bilemiyorum. Bunun gelecek sezon olacağına da inanmıyorum. Gideceğim kulüp Chelsea de olabilir başka bir kulüp de. Her ne kadar Chelsea'de harika zaman geçirsem de sadece Chelsea için antrenörlük yapmıyorum."

Jose Mourinho


Her ne kadar İngiltere'ye gitmek istediğini söylese de gelecek sezon Jose'yi İspanya'da görebiliriz.Şuan İngiltere'de başına geçebileceği takım yok gibi.Ama İspanya gidebileceği büyük takım var ve Şampiyonlar Liginde finali için Madrid'e gittkten sonra Mourinho orada kalır.O yüzden Jose'nin dediği gibi ne zaman olu bilinmez ama gelecek sezon olmayacağı belli.

29 Nisan 2010 Perşembe

Barcelona İnter: Finalden Önce Son Tango

Kuşkusuz bu sezon Şampiyonlar Ligi eşleşmelerinin en ilginci, yarı finalde ki Barcelona - İnter eşleşmesi oldu. Geçen sezonu 6 kupayla kapatarak rekor kıran Barcelona ile son yıllarda başarıyı gelenek haline getirmiş Mourinho'nun karşılaşması tam bir taktik savaşı olucaktı. İnter, Barcelona'ya Milano'da aldığı 3-1'lük galibiyetin avantajıyla gitti. Fakat tek başına bile maçı kopartabilecek yıldızlardan oluşan, Barcelona için 3-1 o kadarda avantajsız bir skor gibi durmuyordu kağıt üstünde ve Barcelona taraftarları Mourinho'dan nefret ediyor, O'nun yıkılışını seyretmek istiyorlardı.

Barcelona yönetimi maçtan önce taraftarlara, maça biraz daha erken gelmeleri çağrısında bulunmuştu. Tribünlerde ki yaklaşık 98bin kişi maç öncesi kenetlenmişti.



Maç öncesinde en çok merak edilen şey Mourinho'nun ne yapacağıydı. Klasik bir İtalyan takımı mı izletecekti bizlere, yoksa kurtluğunu konuşturup Barcelona'yı sıkıştırmaya mı çalışacaktı.


Maç başladığında tablo ilginçti, üst üste 2-3 pas yapamayan, oyunu kendi sahasında kabullenen bir İnter'e karşı, sürekli ayağa pas yapan adam kaçırmaya çalışan, topa hakim bir Barcelona vardı. Bu dakikalarda herkesin aklından geçen düşünce Barcelona'nın bir gol atması halinde farka gidebileceği, Mourinho'yu yerin dibine sokacağıydı.



Barcelona'nın etkili oynadığı bu dakikalarda, Motta'nın gördüğü kırmızı kart da eklenince İnter için kabusun başlangıcı gibi duruyordu herşey.


Barcelona baskıyı arttırdıkça, İnter defansı arttırdı. Fakat dikkatli izlendiğinde bu rakibin baskısı karşısında bir kapanma değildi. İntet mükemmel bir "catenaccio" uygulamaya başladı, tüm takım olarak kendi yarı alanlarında rakibin topla oynayacağı ufak bir alan bile bırakmadılar. Barcelona'yı orta saha civarında paslaşmaya sürekli defansın arkasına top denemesi yapmaya ittiler. Kaptıkları toplarıda kanatlara doğru şişirip Eto'o ve Milito ile topu rakip alana taşımaya çalıştılar ama bunda pek başarılı olamadılar. Bu dakikalarda asıl göze çarpan Guardiola'nın hazırlıksız yakalanışı oldu. Sürekli pas yaparak rakibi uyutup sonra aradan hızlı adamlarını kaçırma taktiğini başarıyla uygulayan Barcelona, 6 kişinin çizgi halinde bir defans bloğu oluşturduğu, Cambiasso'nun sürekli merkezden topun olduğu alana doğru alan daralttığı bir taktik karşısında Barcelona bir türlü defans çizgisini aşamadı. Sürekli olarak İnter bloğunun önünde top çevirmek zorunda kaldı.




Sıkışık ve düzenli İnter savunmasının arasına bir türlü giremeyen ve böyle bir rakiple daha önce karşılaşmadıklarından bir türlü oyunu açıcak hamleleri yapamayan Barcelona'da, işin içine Guardiola girdi. İbrahimoviç ve Busquets'i çıkartarak, Bojan ve Jeffren'i oyuna dahil etti. Zaten saldırmayı düşünmeyen İnter karşısında Busquets hamlesi gayet uygun olarak nitelendirilebilir. Fakat maçında başından beri pek etkili olmamış olmasına rağmen, hava topları hakimiyetiyle, uzun İnter savunması arasında gol bulma ihtimali bulunan İbra'nın çıkıp yerini hızlı fakat kısa Bojan'a bırakması, yanlış bir hamle gibi duruyordu.

83. dakikada Messi'nin ortası tüm defansı aşarak, Bojan'a ulaştı. Fakat Bojan kafayı Julio Cesar önde kaldığı boş kale yerine auta vurarak Barcelona'nın o dakikaya kadar ki yakalamış olduğu en net fırsatı kaçırmış oldu.

84. dakikada Xavi'nin arapasında ofsayt ihtimaliyle bir an duraklayan İnter savunmasının arasından topla buluşan Pique, topa basıp kendi etrafında bir tur dönerek, Julio Cesar'ı yatırdıktan sorna topu boş kaleye göndererek bir anda Barcelona'nın ümitlerini yeşertmiş oldu.
İnter o kadar kendi yarısahasına gömülmüştü ki, Barcelona'da önlibero görevini, kaleci Valdes devralmıştı. Barcelona sahasına düşen tüm topları, kendi yarısahasının ortasından alıp oyunu kurmaya başladı Valdes. Son 6dakika + uzatmalarda Barcelona'nın tek bir gol bulması bile tur için yeticekti.
90. dakikada Toure'nin sektirdiği top, bir anda Bojan'ın önünde kaldı. Kaleye etkili vuran Bojan, topu ağlarak gönderdi, fakat ilk pozisyonda top Toure'nin eline çarpmış olduğu için hakem golü iptal etti va tribünlerdeki binlerce Barçalı'nın hevesi kursağında kaldı.

Maçın son düdüğü çaldığında, yıldızlar topluluğunda ve Camp Nou'daki binlerce seyircide hüzün gözyaşları vardı. Geçen sene 6'da 6 yaparak tarihe geçen takımları, bu sene İspanya Kupası'ndan sonra Şampiyonlar Ligi'nden de elenmiş ve sadece elde lig yarışı kalmıştı.
İnter tarafında ise görülmemiş bir mutluluk vardı, takımları 36 yıl sonra Şampiyonlar Ligi'nde finale isimlerini yazdırmıştı. Maç sonunda en çok sevinen isim ise kuşkusuz Jose Mourinho'ydu. Bitiş düdüğüyle birlikte tribünlere koşup zafer işareti yapan Mourinho, Barcelona taraftarlarını kızdırdı.


Barcelona ise, sahada çoşan, sevinç çığlıkları atan İnterlileri uzaklaştırma yöntemi olarak otomatik çim sulama sistemini kullandı. Sevinen İnterli futbolcular daha ne olduğunu anlayamadan kendilieri fıskıyelerle ıslanırken buldular. Fakat bu da onların sevinmesine engel olamadı. Ayrıca böyle bir hamle de Barcelona'ya hiç yakışmadı.


Nou Camp'da Mourinho Şov!


Maçlardan önce sürekli konuşmasıyla, sivri diliyle çok eleştirilmişti. Nou Camp'taki binlerce Barcelona'lı ondan nefret ediyordu. Fakat 3-1 rövanşında uyguladığı mükemmel savunma taktiğiyle 1-0 mağlup olmasına rağmen turu atlayan yine O oldu. Tabiki boş durmadı maç boyunca ve maçtan sonra kendisini sevmeyen tribünlere karşı şovunu yapmaktan geri kalmadı.









20 Nisan 2010 Salı

Karayolunu Avantaja Çevirmek

Barcelona, İtalya'ya karayolu üzerinden 1000km'ye yakın yol yaparak gitti. Guardiola'da boş durmamış, yol boyunca İnter'in maçlarını izleyip analiz etmiş. Futbolculara da Clint Eastwood’un ‘İnvictus’ filmini izleterek maç öncesi maç öncesi mücadeleye psikolojik olarak hazır olmalarını sağlamış.
Ayağının tozuyla basın toplantısına çıkan Pep gayet neşeli demeçler vermiş:
“Bu sadece bizim oynayacağımız değil, İnter’in de en az bizim kadar içinde bulunduğu bir karşılaşma olacak. Oynadığımız lig maçından sonra ve İnter’le oynayacağımız yarı final mücadelesi öncesinde 14 saat yolculuk yapmamız bizim elimizde olan bir şey değildi. Fakat yanardağı durduramazsınız. Değil mi? Şanslıyız ki İnter, CSKA’yı eledi. Yoksa Rusya’ya kadar otobüsle gitmek zorunda kalacaktık. Şu anda ligle ilgili bir şey düşünmek istemiyorum. Şu anda Şampiyonlar Ligi’nde 3.kez takımımla beraber yarı finaldeyiz ve ben bunun tadını çıkarmak istiyorum. Espanyol maçı geride kaldı. İnter bize karşı değişik şekillerde sahaya çıkabilir. Tam olarak bir fikrim yok”

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails