Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2010 Perşembe

Benitez İçin Geri Sayım

Benitez'in başarılı olup olmadığı tartışılabilir fakat Benitez ciddi anlamda şanssız bir teknik direktör. Valencia başarılarının ardından gittiği Liverpool'da Avrupa'da sürekli ve daimi başarılar elde etti. Elinde yeterli olmayan bir kadro olmasına rağmen Şampiyonlar Ligi'nin tozunu attı, fakat EPL'ye döndüğünde hiç başarılı olamadı. Hatta İstanbul'da ŞL Kupası'nı kaldırırken, EPL'yi Şampiyonlar Ligi'ne gidemiyeceği bir konumda bitirdiğinden dolayı şampiyon takım kontenjanıyla Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkı elde edebilmişti. Fakat Liverpool maddi hamlelerini yanlış yaptığı için batma periyoduna girdiğinde, Benitez eldeki oyuncularla başarı gelmesi için transfer yapılması lazım ısrarını sürdürünce ve takım takviye yapılmadığından dolayı Avrupa'da ilerlemekte sorun yaşamaya başlayınca, bu sebeple gelirlerde iyice azaldığı için eldeki oyuncuların bile elden çıkarılması gündeme gelince Benitez'in kariyeri için tek yol, istediği transferlerin yapılabileceği bir takımın başına geçip tekrardan Avrupa sahnesinde zirveye oynamaktı.

Liverpool'dan ayrılan Benitez, adeta 4 ayak üstüne düştü; Real Madrid'in başına geçen Mourinho'nun yerine, Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olan İnter'in başına geçti. Benitez'in İnter şanssızlığı da bu noktada başlamış oldu. Aralarında sürekli bir soğukluk olan Mourinho, Benitez için "orda zaten oturmuş bir taktik var, Benitez'in tek yapması gereken oturup izlemek" şeklinde açıklamalar yaptı. Benitez'de bu meydan okumaya karşılık vererek İnter'de yeni bir sistem oturtacağını ve kendi sistemiyle başarılı olacağını söyledi. Fakat yinede Benitez'in omzundaki yük büyüktü, bir yanda dünyanın en iyisi olarak gösterilen Mourinho'nun yerine geçtiği için bütün gözler O'nun üzerindeydi ve herkes sürekli Mourinho ile karşılaştıracağından dolayı, başarılı olup en az Mourinho kadar iyi olduğunu kanıtlamak zorundaydı, diğer yandan da Mourinho'ya taktik olarak da meydan okuduğundan dolayı takımına yeni bir sistem oturtmak zorundaydı.

Bu koşullar altında, İnter'deki ilk sezonuna Benitez yoğun bir baskı altında başladı ve Süper Kupa finalini kaybetti, üstüne lige de iyi bir başlangıç yapamadı ve 2 sezondur ligi domine eden İnter birden kendisini ortasıralarda buldu ve takım ritmini bir türlü bulamadı.

Pazar günü Milano derbisinde 1-0 kaybederek ezeli rakibi Milan'ın 6 puan gerisine düştüler. Bu mağlubiyet üzerine Başkan Moratti "Kaybettiğimiz için söylemiyorum, ama inanılmaz kötü oynadık. Geçen yıl bütün kupaları kazanan takımı yeniden motive etmek kolay değil. Ama bir teknik direktörün görevi bu. Inter'i 10 yıldır bu kadar kötü görmedim. Bazı değişiklikler artık kaçınılmaz" diyerek topu Benitez'e atmış durumda.

Benitez'in, önündeki 2 maçta (Cheivo ve Şampiyonlar Ligi'nde Twente) herhangi bir puan kaybı veya hata yapması sonucunda önümüzde ki hafta içinde kovulacağı konuşulmaya başlandı. Diğer yandan Benitez açısından bir şanssız haber de Rusya'dan geldi. Luciano Spalletti, Zenit'in başında sezonu şampiyon olarak tamamladı ve Rusya Ligi erken bittiği için çağrılması durumunda İnter'in başına geçmeye hazır durumda. Benitez'in yerine ismi geçen diğer iki isim ise; Trapattoni ve Leonardo.

1 Ekim 2010 Cuma

Bursaspor ve Beşiktaşın Avrupa Kupalarında ki Gelecekleri

Belki konuşmak için biraz erken olabilir fakat, şu an ki tablo itibariyle Bursaspor'un grubundan ilk 2'ye girip ŞL'de yoluna devam etmesi veya da 3. olup Avrupa Ligi'ne gitmesi çok zor gibi duruyor.
Grubun genel durumu:
ManU:4
Rangers:4
Valencia:3
Bursaspor:0
Bursaspor'un gruptan; en azından Avrupa Ligi'ne devam edebilmesi için; kesinlikle Bursa'da Rangers'i yenmesi ve Valencia deplasmanı yada 2 ManU maçından birinden 1 puan alması lazım ki bu en iyi ihtimale denk geliyor.
Geçen sezonun flaş takımı ve şampiyonu, bu sezonun ise namağlup lideri gider Bursaspor için tablo hiç de iç açıcı değil. Valencia karşısında alınan hezimetten sonra bol bol tecrübesizlik dense de, Glaskow Ranges maçı için de tecrübesizlikten bahsetmek zor.
Ertuğrul Sağlam, daha önce Beşiktaş'ın başındayken bu arenada tecrübe kazanmış olmasına rağmen maça yaptığı hamleler hep yanlış yönde oldu. Süper Lig'de rahat bir oyun oynamaya alışık olan Bursaspor'un eksikleri, ŞL'de iyice gözler önüne serilmeye başlamış oldu. Süper Lig'de hızlı ve fiziksel özellikleri olan Volkan Şen ve Sercan gibi oyuncularla hızlı çıkmaya alışık olan Bursaspor, Avrupa'nın topu hızlı kullanan, koşarak değil hızlı toplarla çabukluk yakalayan teknik kapasitesi daha yüksek takımları karşısında kaleye gitmekte bile sorun yaşıyor. Özellikle Glasgow Rangers maçında, hızlı pozisyon olan rakip savunmaya rağmen, sürekli geriden top sürerek çıkmayı, ayağa paslarla oyun kurmayı düşününce Bursaspor'un hücum oyuncuları sürekli Rangers savunmasının kucağına düştü. 2 hafta önce Manchester United gibi teknik kapasitesi yüksek kanat adamlarına sahip bir takımın bile geçemediği kanatlar, Bursaspor'un tke ümidi olunca Bursa doğru düzgün pozisyon bulmakta bile zorlandı. Premier Lig tarzı denebilecek bir, kanattan kanada ortayı ceza sahasına indirerek pozisyon bulma çalışmasında da Rangers başarılı olunca Bursaspor mağlup olmaktan kurtulamamış oldu.

Bursaspor'un önünce şimdi 2 zorlu Manchester United maçı var. Bursaspor eğer Rangers yada Valencia'yı geçip en azından Avrupa Ligi'ne gitmek istiyorsa, ManU karşısında 1 puan almak zorunda. Fakat hızlı toplarda uyum sağlayamayan ve dengesiz yakalanabilen savunması ve ileride sadece Volkan, Sercan ikilisinin tuttuğu toplarla var olmaya çalışan yapısıyla Bursaspor'un işi gerçekten çok zor.
Bursaspor, grupta en azından puan toplamak istiyorsa, Ertuğrul Sağlam'ın bir an önce kafasında ki Süper Lig' uygun şablondan vaz geçip, Avrupa arenasına uygun bir oyunu takımına empoze etmesi lazım. Yoksa Avrupa hayali, Bursaspor için hezimete dönmek üzere.
Yeni transferleri ve değişen teknik direktörüyle; adeta yeni bir sayfa açan Beşiktaş, Avrupa'daki yürüyüşüne tam gaz devam ediyor. Bu sezon Avrupada oynadığı 8 maçta 7 galibiyet 1 mağlubiyet alan Beşiktaş'ın grubunda ki tek rakibi, liderlik için çekişeceği Porto.
Gurubun puan durumu:
Porto:6
Beşiktaş:6
CSKA Sofia:0
Rapid Wien:0
Şu an ki tablo itibari ile Beşiktaş için neredeyse kesin olarak gruptan çıktı demek mümkün. Artık tek meseleleri Porto ile oynanacak maçlarda avantaj sağlıyarak gruptan lider olarak çıkıp, nispeten daha zayıf ekiplerle eşleşme şansı yakalamak. Bu sebepten dolayı Beşiktaş için artık grupları değil gruplardan sonra neler yapabileceğini konuşmak lazım.
CSKA ve rapid Wien maçları Beşiktaş için kesinlikle ölçü sayılabilecek maçlar değil. Beşiktaş'ın Avrupa kupasında neler yapabileceğini hesaplarken, bu iki maçın üzerinden hesap yapmak bu bağlamda hata olur. Beşiktaş'ın bu sezon en zorlandığı iki maç olan Fenerbahçe ve İBB maçlarına bakarsak, bu konuda daha çok fikir yürütülebilir.
İki maçında ortak özelliği, Beşiktaş savunmasının hızlı oyuncular karşısında önce yakalandığın açık veriyor oluşu. Fenerbahçe maçında da bu gözler önüne serildi ki rakip takım hızlı oyuncularını defansın arkasına kaçırırsa, Beşiktaş savunması sürekli olarak açık veriyor. Avrupa Ligi'nde şu an ki grubu itibariyle bu Beşiktaş için büyük bir handikap değil. Çünkü Beşiktaş etkili hücum elemanlarıyla rakibi baskı altına alarak hızlı oyun kurmasını engelleyebiliyor. Fakat gruplardan sonra ki eşleşmelerde karşısına çıkması muhtemel bir İngiliz yada İspanyol ekip Beşiktaş'ın bu zafiyetinden hat safhada yararlanabilir.
Schuster'in defansı da öne çıkartarak oyun alanını daraltarak, oyunu rakip sahaya yıkması düşüncesi güzel ve etkili bir sistem olsa da ağır kalan savunmasına acilen bir çare bulması gerekiyor. Beşiktaş bu handikapını da ortadan kaldırabilirse, Avrupa Ligi için iddaalı takımlardan biri haline gelir ve yolunda emin adımlarla ilerliyebilir.

Not: Beşiktaş - Rapid Wien maçının en ilginç istatistiği ise iki takımında sahaya 3'er Türk oyuncu ile çıkmış olmasıdır.

20 Eylül 2010 Pazartesi

O Anlar # 36

Bayern Münih 6 dakikada Basler'in attığı golle, 90. dakikaya 1-0 önde girmişti; fakat futbol 90 dakikadır ve hakem son düdüğü çalana kadar maç bitmez kuralının en acı örneğine tanık oldu. 90+1'de Sheringham'ın attığı golle maçı 1-1'e getiren Manchester United, 90+2'de Ole Gunnar Solskjær'in attığı golle maçı son dakikada 2-1'e getirerek Nou Camp'da gülen taraf oldu.

27 Ağustos 2010 Cuma

2010-2011 Şampiyonlar Ligi Gruplar


Dün şampiyonlar liginde gruplar belirlendi.Sırayla gruplara bakalım.
  • A Grubu
  1. Inter
  2. Werder Bremen
  3. Tottenham
  4. Twente
Bu grubun şüphesiz en büyük favorisi Inter.Bu gruptan lider olarak çıkacaktır.Inter dışındaki takımlar inanılmaz bir 2.lik savaşına girecekler.Burada Tottenham'ı şanslı görüyorum.Twente 3. ve Werder Bremen 4. olur.

  • B Grubu
  1. O.Lyon
  2. Benfica
  3. Schalke
  4. Hapoel Tel Aviv
2 senedir ligde mutlu sona ulaşamayan Lyon bu yıl toparlanmayı hedefliyor.Yeniden eski günlerine geri dönmeye çalışıyorlar.Gruba baktığımızda favori olarak kimse öne çıkmıyor.Lyon'u şanlı görebiliriz ama Benfica ve özellikle Schalke Lyon'u zorlayabilirler.Schalke bu grupta sürpriz yaparak lider olarak gruptan çıkabilir.

  • C Grubu
  1. Manchester United
  2. Valencia
  3. Rangers
  4. Bursaspor
Gelelim Bursaspor'un grubuna.Bursaspor nispeten iyi gruba düştü.Nedeni şu.Manchester United'ı bir kenara koyarsak Valencia ve Rangers zaman zaman problem yaşayan takımlar.Özellikle Valencia bu sene yeniden yapılanmaya gitti.Önemli yıldızlarını ekonomik problemlerdn dolayı sattı ve yerine uygun fiyatta oyuncular aldı.Bu yeni yapının oturması zaman alacaktır ve yapı oturmadan Bursaspor Valencia ile oynarsa şansı olabilir.Diğer taraftan Rangers ise ligde fırtına gibi olsa da Avrupa'da ne oluyorsa başka bir takım oluyorlar.Bursaspor bu gruptan çıkmak istiyorsa, gruptan çıkmayla kasıt en azından Avrupa Ligine gitmek, Rangers'ı Bursa'da kesin yenmen gerekir.İskoçya'da da 1 puan alabilirse gruptan 3.olarak çıkar.Temennimiz bu şekilde.
  • D Grubu
  1. Barcelona
  2. Panathinaikos
  3. Kopenhang
  4. Rubin Kazan
Bu grubun favorisi kesinlikle Barcelona.Barcelona istese bu kadar kolay grup oluşmazdı.2.lik için diğer üç takımın da şansı var.
  • E Grubu
  1. Bayern Münich
  2. Roma
  3. Basel
  4. Cluj
Bayern Münich geçen senki oyununu devam ettirirse gruptan 1.çıkar.Roma bu sene hem ligde hem de şampiyonlar liginde zorlanacak gibi.Ama oyuncu kalitesiyle gruptan çıkar.
  • F Grubu
  1. Chelsea
  2. Marsilya
  3. S.Moskova
  4. Zilina
Kolay olarak düşünülebilecek gruplardan biri.Sıralama aynı bu şekilde olur.Sürpriz olacağını düşünmüyorum.
  • G Grubu
  1. Milan
  2. Real Madrid
  3. Ajax
  4. Auxerre
Of gruba bakın.Gerçekten Auxerre'e acıyorum.Adamlar gruplara kaldık diye sevindiler ama şimdiki düşüncelerini merak ediyorum.Grup şu noktadan da ilginç.55 finalin 20sini kazanan üç takım bu grupta buluştu.Real Madrid 9 kez, Milan 7 kez ve Ajax 4 kez bu kupada mutlu sona ulaştı.Son zamanlarda bir türlü göremediğimiz üç silahşörler eski günlerdeki gibi mücadele edebilecekler mi acaba?Milan İtalyan basının da zorlamasıyla eğer Ibrahimovic'i alırsa gruptan çıkar.Eğer Ibra transfer edilemezse Milan 3.olur, Ajax 2.olarak gruptan çıkar.Biran önce lig başlasın da bu üç takımın mücedelesini izleyebilsek.
  • H Grubu
  1. Arsenal
  2. Shakhtar Donetsk
  3. Braga
  4. Partizan
D ve F grubunda sonra kolay gruplardan biri.Arsenal ve Shakhtar 1-2 olarak gruptan çıkarlar.

26 Ağustos 2010 Perşembe

2010-2011 Şampiyonlar Ligi Torbaları



1.Torba

Barcelona
Manchester United
Chelsea
Arsenal
Bayern Münich
Inter
Milan
O.Lyon

2.Torba

Werder Bremen
Real Madrid
Roma
Shakhtar Donetsk
Benfica
Valencia
Marsilya
Panathiniakos

3.Torba

Tottenham
Rangers
Ajax
Schalke
Basel
Braga
Kopenhang
S.Moskova

4.Torba

H.Tel-Aviv
Twente
Rubin Kazan
Auxerre
CFR Cluj
Partizan
Zilina
Bursaspor

25 Ağustos 2010 Çarşamba

2010-2011 Şampiyonlar Ligi Torbaları Şekilleniyor


Dün Şampiyonlar Ligi'nde playoff maçları sonucu torbalar yavaş yavaş şekillendi.Bugünkü maçları beklemeden kim hangi torbada diye bakmak istedim.Torbalar aşağı yukarı şu şekilde oluşacak.

1.Torba

Barcelona
Manchester United
Chelsea
Arsenal
Bayern Münich
Inter
Milan
O.Lyon

2.Torba

Werder Bremen
Real Madrid
Roma
Shakhtar Donetsk
Benfica
Valencia
Marsilya
Zenit*

3.Torba

Panathinaikos
Tottenham*
Rangers
Ajax*
Schalke
Basel
Braga
S.Moskova

4.Torba

H.Tel-Aviv
Twente
Rosenborg*
Rubin Kazan
CFR Cluj
Partizan
Zilina*
Bursaspor


Torbaları oluştururken Zenit-Auxerre, Rosenborg-Kobenhavn, Zilina-S.Prag, Tottenham-Young Boys ve Ajax-D.Kiev eşleşmelerinin galiplerini ilk maçlardaki skorlara bakarak ve takımlara baktığımda torbalara kalacak olan takımları Zenit, Rosenborg, Zilina, Tottenham ve Ajax olacağını göz önünde bulundurdum.O yüzden bugünkü maçlardan sonra küçük değişiklikler olabilir.

Şimdi bu torbaları göz önünde bulundurarak Bursaspor için bir grup oluşturalım.1.torbadan O.Lyon'u, 2.torbadan Real Madrid'i, 3.torbadan da S.Moskova'yı seçerdim.Böyle bir grupta Bursaspor Avrupa Ligine geçiş yapabilir.

Not:Kesinleşen torbalar için buraya bakınız.

3 Haziran 2010 Perşembe

Benitez'e değil Baştaki Zihniyete Bakmak Gerekir



Futbol garip bir oyundur.Eğer futbolun içindeyseniz bazı şeylere alışmanız gerekiyor.Bir bakıyorsunuz takımınıza kazandırdığınız kupaların veya oynatttığınız iyi oyunun neticesinde memnun ettiğiniz insanlarca omuzlarda taşınıyorsunuz; bir bakıyorsunuz ki bir sezon içinde yaşanılan hayal kırıklığının ve belirlenen hedefe ulaşamanın verdiği mutsuzlukla, sinirlikle sanki geçmişte yaşanılan başarılar bu takım değilmiş gibi ve bu takımı çalıştıran aynı teknik adam değilmiş gibi geçmişe sünger çekilerek bir zamanlar omuzlarında taşıyanlar şimdi ise sizi adeta bir böceği ezer gibi ezmeye çalışıyorlar.

Benim düşünceme göre geçmişte o başaraları yaşatan teknik adamın ve oyuncuların istikrarlı götürdükleri sezonlardan sonra bir sezonda bekleneni veremediği zaman öncelikle o teknik adamın harcanmasını hiçbir zaman kabullenemem.Şimdi eleştirdikleri teknik adam geçmişte gururlanacakları, göğüslerini kabarta kabarta yürüyecekleri bir ortamın oluşmasını sağlamıştı.O başarılar geldikçe birlikte şarkılar söylenip eğlenildi.En azından o hatıraların anısına bir sezon takımın kötü gitmesi görmezden gelinebilirdi.




Herhalde hangi teknik adamdan ve takımdan bahsettiğimi merak ediyorsunuzdur.Hemen söyleyeyim.Rafael Benitez ve Liverpool...Rafael Benitez bu sezon çok eleştirildi.Birçok kez geleceğiyle ilgili birşeyler söyledik.Hiç anlamadığım şekilde herkes gönderileceğini düşünüyordu.Sezon sonuna doğru baskılar giderek arttı ve Liverpool'un sezon sonunda Avrupa Kupaları'na gidemeyecek bir sırada bulunması sonucu normal olarak ortaya çıkması gereken kararın çıkması beklendi.Yalnız bu haber biraz gecikti.Çünkü Liverpool'u yönetenler Rafael Benitez'in yanında olduklarını söylemişlerdi ve gönderilmesinin söz konusu olmadığını söylemişlerdi.Bu söylemden sonra artık Liverpool'un nasıl strateji izleyeceği merak ediliyordu.Kulüp ekonomik açıdan zorluk yaşıyordu ve büyük miktarda paralar harcanarak transferler yapılamayacağı belliydi.Elindeki yıldızları iyi meblağa satarak yerine yeni isimler getirilmesi en mantıklısı gibi duruyordu.Ama bu konuda bazı anlaşmazlık olmuşa benziyor.Çünkü Benitez transfer bürçesi istemiş ve Liverpool'u yönetenler bu isteği reddetmekle kalmamış Benitez'in görvine son verdiler.Benitez ne kadar transfer bütçesi istedi bilinmez ama Liverpool'u yönetenlerin de Benitez'e yardım ettikleri konusunda şüphelerim var.

Sonuçta Benitez için 16 Haziran 2004 de başlayan Liverpool macerası 2 Haziran 2010 itibariyle son bulmuş oldu.Ben de bu 6 yıla bakarak Benitez'in kazandırdığı başarılara ve bu 6 seneden yaptığı hatalara birlikte bakalım istedim.Bakalım Benitez yıl yıl neler yapmış.





Benitez Valencia'nın başında bulunduğu 3 yıl boyunca 2 La Liga şampiyonluğu (2001-2002 / 2003-2004) ve 1 UEFA Kupası (2003-2004) elde etti.Benitez başarılı geçen bu 3 seneden sonra 2003-2004 sezonunu 4.sırada bitirerek Şampiyonlar Ligi bileti kapan Liverpool'un başına geçti.Benitez her yeni gelen teknik adam gibi bazı transferler yaptı, bazı isimleri gönderdi.Kimleri aldı derseniz: £2m Josemi; £1.5m Nunez; £10.7m Alonso; £6m Luis Garcia; £6.3m Morientes; £1m Carson; Free Pelligrino.(Toplam=£27.5m).Peki kimleri takımdan gönderdi: £2.5m Murphy; £8.5m Owen; Free Babbel, Henchoz.(Toplam=£11m).Rakamlara bakılacak olursa net harcaması £16.5m...Benitez'in üstünde biraz baskı olabilirdi.Çünkü Valencia'da iyi sezonlar geçirdi ki aynısını Liverpool şehrine de yaşatmak mecburiyetindeydi.Bunun bilinciyle 2004-2005 sezonu Liverpool için çok iyi bitmiş oldu.Belki Premier League'de 5. olsalar da Şampiyonlar Ligi'nde mutlu sona ulaştılar.Hem de inanılmaz bir 120 dakika+penaltılar sonucunda.Benitez hedeflenen noktaya ulaşmayı bilmişti.





Ligi 5. bitirmelerine rağmen ertesi sezon Şampiyonlar Ligi 1.Ön eleme turundan yeni bir şampiyonlar Ligi macerasına başladılar.Benitez bu sezonda boş durmadı ve transfer döneminde hareketliydi.Alınan isimler:£240,000 Barragan; £6m Reina; £5.6m Sissoko; £7m Crouch; £150,000 Hobbs; £190,000 Idriza; £1.5m Gonzalez; £5.8m Agger; £250,000 Martin; Free Zenden, Fowler; Exchange Anderson for Welsh, Kromkamp for Josemi; Unknown Miki Roque(Toplam=£26.73m).Gidenler ise şöyle: £3.5m Diouf; £2m Alou Diarra; £2m Nunez; £6.5m Baros; Free Smicer, Pellegrino; Exchange Welsh for Anderson, Josemi for Kromkamp(Toplam=£14m).Benitez yine kazandığından fazla harcamıştır.Liverpool için bu sezon iyi başlasa da beklenildiği gibi gitmedi.Liverpool sezona UEFA Süper Kupası ile başladı.Ama devamında geçen sezon alınan şampiyonlar Ligi kupası sonucunda artan beklentiler karşılanamamış oldu.Gruplardan çıkan Liverpool 1.turda Benfica'ya her iki maçta da gol atamayarak elenmiş oldu.Premier League de ise lider Chelsea'nin 9 puan, 2. M.Unied'in 1 puan arkasından 3. olabildiler ve Şampiyonlar Ligine gitmeye hak kazandılar.Sezonun tek tesellisi kazanılan FA Cup oldu.




2006-2007 sezonunda kadroya önemli isimler dahil edildi.Gelenler:£6m Bellamy; £2m Palletta; £6.7m Pennant; £9m Kuyt; £200,000 El Zhar; £750,000 Ajdarevic; £2.5m Arbeloa; Free Fabio Aurelio; Loan Mascherano, Padelli (Toplam=£27.15m).Giden isimler ise;£200,000 Whitbread; £3m Morientes; £675,000 Barragan; £2m Traore; £500,000 Mellor; £1.75m Kromkamp; £525,000 Potter; £1.5m Warnock; Free Hamann, Diao (Toplam=£10.15m).Liverpool bu sezon da Premier League de şampiyonluğa oynayamadı.M.Uni. ve Chelsea'den sırasıyla 21ve 15 puan az alarak ligi 3.tamamladı.Yalnız Şampiyonlar Ligi'nde finale çıkma başarısını gösterdi.Bu sefer sonuç hüzünlü oldu.Çünkü 2 sene önce karşılaştıkları Milan'a bu sene rövanşı verince bu yolculuk başarılı olsa da hüzünlü bitti.




2007-2008 sezonu da aynı 2006-2007 sezonu gibi geçti.Ligde yine bekleneni veremeyen bir Liverpool ama Şampiyonlar Ligi'nde istikrarını sürdürerek finalin eşiğinden döndü.Yarı finalde Chelsea'ye toplamda 4-3 kaybederek elenmiş oldu.Rakipleri M.Uni., Chelsea ve Arsenal şampiyonluk için çekişirken Liverpool bu üç takımın da uzağında kalarak 4.bitirdi sezonu.Liverpool için iyi bitmeyen bir Premier League olsa da en azından Şampiyonlar Ligi'ndeki yarı final biraz morallenmelerini sağladı.Bu sezonki transfere gelecek olursak gelenler; £5m Lucas; £270,000 Jose Dominguez; £1.8m Leto; £20.2m Torres; £5m Benayoun; £11.5m Babel; £1.3m Insua; £6.5m Skrtel; £18.6m Mascherano; Free Voronin; Undisclosed Nemeth, Itandje(Toplam=£70.7m).Takımdan gönderilenler ise; £2.7m Sinama-Pongolle; £100,000 O’Donnell; £4m Luis Garcia; £6m Cisse; £7.5m Bellamy; £3.5m Gonzalez; £1.2m Palletta; £3.5m Kirkland; £8.2m Sissoko; Free Dudek, Fowler (Toplam=£36.7m).




2008-2009 sezonunda göze batan tek birşey vardı.O da Keane'in £19m a alınıp sezonu tamamlamadan £16m a satılarak takımdan gönderilmesi oldu.Transferlere bir bakalım.Gelenler: £7m Dossena; £3.5m Cavalieri; £1.5m N’gog; £19m Keane; £8m Riera; Free Degen (Toplam=£39m).Gidenler ise; £4m Riise; £11m Crouch; £2.25m Guthrie; £3.25m Carson; £16m Keane; Free Kewell; Undisclosed Le Tallec, Finnan, Hobbs (Toplam=£36.5m)..2008-2009 sezonunda Liverpool Avrupa'daki istikrarlığını sürdürdü ve bir önceki sezonda elendiği Chelsea'ye bu sezon da toplamda 7-5 kaybederek elendi.Yalnız bu sezon Premier League de beklenen o heyecan yaşanmaya başlamıştı.Ezeli rakipleriyle şampiyonluk mücadelesi veren Liverpool her iki maçta da Manuyu yenmesine rağmen sezon sonunda Manu'nun 4 puan arkasında 2.bitirdiler.




Gelelim 2009-2010 sezonuna.Bu sezon Liverpool için tam bir felaketti.Hem Şampiyonlar Ligi'nde hem de Premier League de alınan başarısız sonuçlar ile transferlerde yapılan hatalar sonucu meydana gelen ekonomik bozukluk Benitez'in sonunu hazırladı gibi.Gelen ve gidenlere bakarsak; gelenler; £17.5m Johnson; £17.1m Aquilani; £2m Kyrgiakos; £160,000 Ayala; £1.5m Maxi Rodriguez (Toplam=£38.26m). gidenler; £250,000 Anderson; £3m Leto; £3.5m Arbeloa; £30m Alonso; £4.4m Dossena; £1.5m Voronin; Free Pennant, Miki Roque (Toplam=£42.65m).Gönderilen Xavi Alonso ve Arbeloa'nın yerine alınan isimler bu ikilinin kalitesinde olmayışı Liverpool'u inanılmaz etkiledi.Bir de alınan oyunculara biraz fazla bonservis bedeli ödenmesi bu başarısızlık ortamında göze çarptılar.Peki sezon nasıl bitti?Premier League de inişli çıkışlı grafiklerle zar zor 6. bitirdiler ve Avrupa'ya giden son bileti aldılar.Şampiyonlar Ligi'nde ise gruptan bile çıkamayarak büyük sürpriz yaptılar.Grupta 3. olarak Avrupa Ligine gittler ama orada da beklenen sonucu alamadılar ve Benitez iyiden iyiye hedef haline geldi.




Bu bilgiler ışığında şunu söylemek gerekir ki Benitez Valencia da yakaladığı havayı, başarıyı Liverpool'da birkaç sezon devam ettirbildi.Ama özellikle 2008 yılından itibaren gerek transferlerdeki hatalar gerekse oynanan oyun bakımından takım gittikçe geriye gitti.Eğer tercihlerde biraz daha dikkatli davranılsaydı bugün Benitez hala Liverpool'un başında olabilirdi.Bu tercihlerden dolayı Benitez'in teknik adamlık becerisini eleştirmek çok acımasız olur.Her ne kadar hatalar yapsa da Valenci ve Liverpool'daki ilk senelerine bakacak olursak ne kadar kaliteli teknik adam olduğunu görürüz.Bundan sonra Benitez'İ değil de Liverpool'u yönetmeye çalışan zihniyeti izlemek gerekiyor.Bakalım bundan sonra Liverpool neler yapacak ve bu durumdan nasıl kurtulacak.Asıl merakla beklenmesi gereken budur...

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Gönlüm Inter'den Yana




"Bazı kulüplerle görüşüyorum. Roma ile de görüşmelerimiz sürüyor. Roma'da güzel günler geçirdim, şampiyonluğa çok yaklaşmıştık. Ancak transferim hakkında şu an net bir şey söyleyemiyorum"

"Inter'in kupaya daha yakın olan taraf olduğunu düşünüyorum. Bir İtalyan olarak Inter'i desteklerim. Ancak Bayern'de de birçok arkadaşım var. Van Gaal'i çok beğeniyorum, onunla sorunlarımız var ancak ona kinli değilim."

Luca Toni

8 Mayıs 2010 Cumartesi

İlginç Bir Teşekkür

Manchester City'yi deplasmanda mağlup eden Tottenham, Premier Lig'deŞampiyonlar Ligi vizesi alan 4. klüp oldu. Futbolcularda başarının mimarı Redknapp'a teşekkürlerini çok güzel iletmişler.

6 Mayıs 2010 Perşembe

İngiltere Üzerinden İspanya





"Bu başarının sadece antrenörden kaynaklandığını söylememek gerekir. Inter takım olarak bu başarıyı yakalamıştır. Bu takım kupayı kazanmayı hak etti. Çünkü bu noktaya gelene kadar çok çalıştı. Güçlü ve yetenekli bir kadro, bensiz de yoluna başarılı bir şekilde devam edebilir.

Eğer ben gidersem ne olur? Bence bu bir sorun yaratmaz. Inter'de antrenör değişebilir, oyuncular değişebilir, ama takım hep ileriye gitmeli.

Inter'de kalma ihtimalim var mı? Tabii ki, evet. Fakat, İngiltere Premier Lig'de çalışmayı ve orada yaşamayı özledim. Bir gün adaya döneceğime eminim, ama bu ne zaman olur bilemiyorum. Bunun gelecek sezon olacağına da inanmıyorum. Gideceğim kulüp Chelsea de olabilir başka bir kulüp de. Her ne kadar Chelsea'de harika zaman geçirsem de sadece Chelsea için antrenörlük yapmıyorum."

Jose Mourinho


Her ne kadar İngiltere'ye gitmek istediğini söylese de gelecek sezon Jose'yi İspanya'da görebiliriz.Şuan İngiltere'de başına geçebileceği takım yok gibi.Ama İspanya gidebileceği büyük takım var ve Şampiyonlar Liginde finali için Madrid'e gittkten sonra Mourinho orada kalır.O yüzden Jose'nin dediği gibi ne zaman olu bilinmez ama gelecek sezon olmayacağı belli.

29 Nisan 2010 Perşembe

Barcelona İnter: Finalden Önce Son Tango

Kuşkusuz bu sezon Şampiyonlar Ligi eşleşmelerinin en ilginci, yarı finalde ki Barcelona - İnter eşleşmesi oldu. Geçen sezonu 6 kupayla kapatarak rekor kıran Barcelona ile son yıllarda başarıyı gelenek haline getirmiş Mourinho'nun karşılaşması tam bir taktik savaşı olucaktı. İnter, Barcelona'ya Milano'da aldığı 3-1'lük galibiyetin avantajıyla gitti. Fakat tek başına bile maçı kopartabilecek yıldızlardan oluşan, Barcelona için 3-1 o kadarda avantajsız bir skor gibi durmuyordu kağıt üstünde ve Barcelona taraftarları Mourinho'dan nefret ediyor, O'nun yıkılışını seyretmek istiyorlardı.

Barcelona yönetimi maçtan önce taraftarlara, maça biraz daha erken gelmeleri çağrısında bulunmuştu. Tribünlerde ki yaklaşık 98bin kişi maç öncesi kenetlenmişti.



Maç öncesinde en çok merak edilen şey Mourinho'nun ne yapacağıydı. Klasik bir İtalyan takımı mı izletecekti bizlere, yoksa kurtluğunu konuşturup Barcelona'yı sıkıştırmaya mı çalışacaktı.


Maç başladığında tablo ilginçti, üst üste 2-3 pas yapamayan, oyunu kendi sahasında kabullenen bir İnter'e karşı, sürekli ayağa pas yapan adam kaçırmaya çalışan, topa hakim bir Barcelona vardı. Bu dakikalarda herkesin aklından geçen düşünce Barcelona'nın bir gol atması halinde farka gidebileceği, Mourinho'yu yerin dibine sokacağıydı.



Barcelona'nın etkili oynadığı bu dakikalarda, Motta'nın gördüğü kırmızı kart da eklenince İnter için kabusun başlangıcı gibi duruyordu herşey.


Barcelona baskıyı arttırdıkça, İnter defansı arttırdı. Fakat dikkatli izlendiğinde bu rakibin baskısı karşısında bir kapanma değildi. İntet mükemmel bir "catenaccio" uygulamaya başladı, tüm takım olarak kendi yarı alanlarında rakibin topla oynayacağı ufak bir alan bile bırakmadılar. Barcelona'yı orta saha civarında paslaşmaya sürekli defansın arkasına top denemesi yapmaya ittiler. Kaptıkları toplarıda kanatlara doğru şişirip Eto'o ve Milito ile topu rakip alana taşımaya çalıştılar ama bunda pek başarılı olamadılar. Bu dakikalarda asıl göze çarpan Guardiola'nın hazırlıksız yakalanışı oldu. Sürekli pas yaparak rakibi uyutup sonra aradan hızlı adamlarını kaçırma taktiğini başarıyla uygulayan Barcelona, 6 kişinin çizgi halinde bir defans bloğu oluşturduğu, Cambiasso'nun sürekli merkezden topun olduğu alana doğru alan daralttığı bir taktik karşısında Barcelona bir türlü defans çizgisini aşamadı. Sürekli olarak İnter bloğunun önünde top çevirmek zorunda kaldı.




Sıkışık ve düzenli İnter savunmasının arasına bir türlü giremeyen ve böyle bir rakiple daha önce karşılaşmadıklarından bir türlü oyunu açıcak hamleleri yapamayan Barcelona'da, işin içine Guardiola girdi. İbrahimoviç ve Busquets'i çıkartarak, Bojan ve Jeffren'i oyuna dahil etti. Zaten saldırmayı düşünmeyen İnter karşısında Busquets hamlesi gayet uygun olarak nitelendirilebilir. Fakat maçında başından beri pek etkili olmamış olmasına rağmen, hava topları hakimiyetiyle, uzun İnter savunması arasında gol bulma ihtimali bulunan İbra'nın çıkıp yerini hızlı fakat kısa Bojan'a bırakması, yanlış bir hamle gibi duruyordu.

83. dakikada Messi'nin ortası tüm defansı aşarak, Bojan'a ulaştı. Fakat Bojan kafayı Julio Cesar önde kaldığı boş kale yerine auta vurarak Barcelona'nın o dakikaya kadar ki yakalamış olduğu en net fırsatı kaçırmış oldu.

84. dakikada Xavi'nin arapasında ofsayt ihtimaliyle bir an duraklayan İnter savunmasının arasından topla buluşan Pique, topa basıp kendi etrafında bir tur dönerek, Julio Cesar'ı yatırdıktan sorna topu boş kaleye göndererek bir anda Barcelona'nın ümitlerini yeşertmiş oldu.
İnter o kadar kendi yarısahasına gömülmüştü ki, Barcelona'da önlibero görevini, kaleci Valdes devralmıştı. Barcelona sahasına düşen tüm topları, kendi yarısahasının ortasından alıp oyunu kurmaya başladı Valdes. Son 6dakika + uzatmalarda Barcelona'nın tek bir gol bulması bile tur için yeticekti.
90. dakikada Toure'nin sektirdiği top, bir anda Bojan'ın önünde kaldı. Kaleye etkili vuran Bojan, topu ağlarak gönderdi, fakat ilk pozisyonda top Toure'nin eline çarpmış olduğu için hakem golü iptal etti va tribünlerdeki binlerce Barçalı'nın hevesi kursağında kaldı.

Maçın son düdüğü çaldığında, yıldızlar topluluğunda ve Camp Nou'daki binlerce seyircide hüzün gözyaşları vardı. Geçen sene 6'da 6 yaparak tarihe geçen takımları, bu sene İspanya Kupası'ndan sonra Şampiyonlar Ligi'nden de elenmiş ve sadece elde lig yarışı kalmıştı.
İnter tarafında ise görülmemiş bir mutluluk vardı, takımları 36 yıl sonra Şampiyonlar Ligi'nde finale isimlerini yazdırmıştı. Maç sonunda en çok sevinen isim ise kuşkusuz Jose Mourinho'ydu. Bitiş düdüğüyle birlikte tribünlere koşup zafer işareti yapan Mourinho, Barcelona taraftarlarını kızdırdı.


Barcelona ise, sahada çoşan, sevinç çığlıkları atan İnterlileri uzaklaştırma yöntemi olarak otomatik çim sulama sistemini kullandı. Sevinen İnterli futbolcular daha ne olduğunu anlayamadan kendilieri fıskıyelerle ıslanırken buldular. Fakat bu da onların sevinmesine engel olamadı. Ayrıca böyle bir hamle de Barcelona'ya hiç yakışmadı.


Nou Camp'da Mourinho Şov!


Maçlardan önce sürekli konuşmasıyla, sivri diliyle çok eleştirilmişti. Nou Camp'taki binlerce Barcelona'lı ondan nefret ediyordu. Fakat 3-1 rövanşında uyguladığı mükemmel savunma taktiğiyle 1-0 mağlup olmasına rağmen turu atlayan yine O oldu. Tabiki boş durmadı maç boyunca ve maçtan sonra kendisini sevmeyen tribünlere karşı şovunu yapmaktan geri kalmadı.









LinkWithin

Related Posts with Thumbnails