ronaldinho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ronaldinho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2010 Çarşamba

Neymar Yoksa, Sen de Yoksun

Brezilya futbolunun yükselen yeni değeri ve pek çok Avrupa klübünün gözdesi Neymar, bu sefer attığı gollerle yada adının geçtiği transfer haberleriyle değil; teknik direktörü kovdurmasıyla gündemde.

Geçtiğimiz haftalarda; Neymar, teknik direktör Dorival Junior, kaptan Edu Dracena ve bazı takım arkadaşlarına hakaret ettiği gerekçesiyle para cezasına çarptırılmıştı. Fakat bu cezalara rağmen, disiplinsizliği devam eden Neymar'ı, Dorival Junior önümüzdeki haftasonu oynanacak maçın kadrosuna almayınca; yönetim teknik adamdan Neymar'ı oynatmasını ister. Dorival ise bu isteğe karşı gelerek Neymar'ı kadroya almayınca kapı dışarı edildi. Böylece Santos, teknik direktör karşısında genç yeteneğini korumuş oldu. Geçmişte bunun en büyük örneğini; PSG'de oynarken teknik direktörü kovduran, ertesi sezon da Barcelona'ya transfer olan Ronaldinho'da görmüştük.

18 yaşında olmasına rağmen disiplinsiz ve egoist tavırlarıyla dikkat çeken Neymar'ın başı bu hareketleri nedeniyle çok ağrıyacak gibi duruyor. Sezon başında Chelsea'nin teklifini, daha Avrupa'ya gitmeye hazır olmadığı, en az bir sezon daha Santos'da kendisini geliştirmek istediği, için reddetmişti.

29 Ağustos 2010 Pazar

İbra Milan'da

Dünya üzerinde bu kadar yetenekli olup, golü adeta koklayan, yoktan var eden, asla belirli bir ortalamanın altına düşmeyen fakat hiç kimse tarafından da sevilmeyen herhalde tek futbolcudur Zlatan.
Juventus'da gollerini atıp taraftarın sevgilisi olduğu dönemde patlayan şike skandalının ardından takımdan ilk kaçan o olmuştu. Juventus taraftarı, sevgilisi olduğu futbolcuyu bir anda sildi ve adeta bir nefrete dönüştü sevgileri. Çünkü İbra, takımdan kaçmakla kalmamış, şike skandalı nedeniyle kupalarını ellerinden almış olan İnter'e gitmişti.

İbra için İnter'de de değişen bişey olmadı, sadece formasının rengi değişmişti. Yine takımın taktiğinden bağımsız olarak kendi bildiğini oynadı, bol bol gol attı, bol bol da attırdı, yine taraftarın sevgilisi oldu. Eto'o'yu elinden çıkartmaya çalışan Barça için neredeyse alınabilecek tek alternatif oydu. Eto'o + 50 milyon € gibi astronomik bir fiyata Barça'nın yolunu tuttu. Giderken yaptığı açıklamalarla İnter taraftarının nefretini kazanması uzun sürmedi. ŞL'yi kazanmak için Barça'yı seçtiğini söyledi, Mourinho'dan bolca laf yedi. Sezon sonunda ise ŞL kupasını kazanan eski takımı İnter olmuştu. O ise yarı finalde eski takımına elenmenin hüznüyle final maçını televizyondan izliyordu.
Barcelona'ya transfer olduğu ilk andan itibaren, sisteme uymuycağı dedikoduları boy gösterdi. İbra'nın süper egosu Barça gibi mütevazi medyada pek boy göstermeyen oyuncuların olduğu bir klübe ağır gelmeye başladı. Saha içinde olduğu kadar saha dışında da hırçın olan İbra manşetlerden inmedi. Saha da ise Barcelona'nın oturmuş sistem yapısı içinde kendi bildiğini okuyarak gezindi, Barça kendi sistemini oynadı, İbra da kendi bildiği sistemi. Saha da Messi'nin arkasında kaldığı bir sezon geçirmesine rağmen 42 maçta attığı 22 gol ve yaptığı 10 asistle takımının La Liga'daki müthiş başarısında pay sahibi oldu. Bu müthiş istatistiğine rağmen, taraftar kendisine bir türlü ısınamadı.

David Villa'nın transferinin ardından geleceği konusunda çeşitli dedikodular baş gösterince, taraftarın ve klübün sevgilisi Guardiola'ya laf attı. Zaten ego olarak klübe fazla gelen ve sisteme uymayan İbra'ya, büyük bir maddi zarara neden olmasına rağmen kapı gösterilmiş oldu.
Milan Ronaldinho'nun ardından, İbra'yı da alarak 2. kez Barça'da tutnamayan bir yıldızı uygun koşullar altında klübüne kazandırmış oldu.

Milan İbra'ya yıllık 8 M€ ödeyecek, İbra bu sezonluk Milan'da kiralık oynuyor. Milan eğer satın almak isterse bonservis bedeli 3 yıllık taksit halinde 24M€. İbra gibi bir oyuncu için resmen sudan ucuz bir bonservis bedeli.

İbra artık arkasında Avrupa devlerinden 3'ünün nefret ettini taşıyarak başka bir deve transfer oldu. Bundan sonrada İbra'nın maaşını düşürmeden gidebileceği kendisine bonservis ödeyebilecek tek klüp olarak da Manchester City kalmış gibi duruyor.

17 Ağustos 2010 Salı

Robinho'nun Geleceği



Sky Bet sitesi uzun zamandır Robinho'nun yeni sezonda hangi takımda oynayacağı ile ilgili bahis oranlarını yayınlıyor.Uzun süre Beşiktaş önde giderken yeni lider bir başka Türk takımı.Yeni bahisler şöyle;

Fenerbahçe: 1.25
Beşiktaş: 3.00
Inter: 4.00
Benfica: 6.00
Santos: 8.00
AC Milan: 14.00
Barcelona: 14.00
Schalke 04: 14.00
Shakhtar Donetsk: 20.00
Chelsea: 30.00


Robinho Türkiye'ye gelirse ne Fenerbahçe'de ne de Beşiktaş'ta başarılı olacağını düşünmüyorum.Zaten onu maddi anlamda almak güç aldıktan sonra disiplinli bir şekilde oynatmak güç.Bir de benim anlamadığım diyelim ki Fenerbahçe ya da Beşiktaş Robinho'yu aldı.Kimi gönderecekler peki?Kontenjan doldu ve birini para harcayarak göndermek zorundalar.İki kulüpte harcadıkları bunca paradan sonra bu transfer biraz lüks kaçar.En iyisi kulüplerimiz hiç bulaşmasın.Robinho gitsin Ronaldinho'nu yanına kardeş kardeş oynasınlar.

1 Nisan 2010 Perşembe

En Çok Kazananlar



Hep şu merak edilir.Şu yıldız futbolcu ne kadar kazanıyor, şu teknik adam ne kadar kazanıyor.Bu merakı France Football dergisi bir araştırma sonucunda son vermiş.France Football dergisi en çok kazanan futbolcuların ve teknik direktörlerin listesini çıkarmış.Listeyi şu şekilde yapmışlar.Aldıkları yıllık ücrete sponsorlardan gelen parayı eklemişler ve kesilen vergileri de çıkarmışlar.Bu kazançlar net kazançlardır.Ceplerine giren para yani.Futbolcularda ilk sırayı Lionel Messi almış.Teknik adamlarda ise Jose Mourinho başı çekiyor.İkisi de listenin başında yer almayı hak ediyor.Yalnız iki isim dikkat çekiyor.Reklam yıldızı Beckham Messi'nin arkasında kalmış.Diğer isim ise Pep Guardiola...Kendisine 8. sıradan yer bulmuş.


Futbolcular;

1. Lionel Messi (Barcelona) £29.6m
2. David Beckham (LA Galaxy/Milan) £27.3m
3. Cristiano Ronaldo (Real Madrid) £27m
4. Kaka (Real Madrid) £16.9m
5. Thierry Henry (Barcelona) £16.1m
6. Ronaldinho (AC Milan) £15.5m
7. Carlos Tevez (Manchester City) £13.8m
8. Zlatan Ibrahimovic (Barcelona) £13m
9. Frank Lampard (Chelsea) £12.8m
10. Samuel Eto’o (Inter Milan) £12.4m

Teknik direktörler;

1. Jose Mourinho (Inter Milan) £11.7m
2. Roberto Mancini (Manchester City) £10.8m
3. Felipe Scolari (FC Bunyodkor) £8.5m
4. Jurgen Klinsmann (ex-Bayern Munich) £8.1m
5. Fabio Capello (England) £7.5m
6. Guus Hiddink (Russia) £7.1m
7. Sir Alex Ferguson (Manchester United) £6.5m
8. Pep Guardiola (Barcelona) £5.8m
9. Arsene Wenger (Arsenal) £5.7m
10. Louis Van Gaal (Bayern Munich) £5.4m

11 Aralık 2009 Cuma

World Soccer Ödülleri


WORLD PLAYER OF THE YEAR
1 Lionel Messi (Barcelona & Argentina) 43.2
2 Andres Iniesta (Barcelona & Spain) 21.5
3 Xavi (Barcelona & Spain) 11.2
4 Cristiano Ronaldo (Manchester United/Real Madrid & Portugal) 6.4
5 Zlatan Ibrahimovic (Internazionale/Barcelona & Sweden) 4.2
6 David Villa (Valencia & Spain) 2.5
7 Diego Forlan (Atletico Madrid & Uruguay) 2.1
8 Fernando Torres (Liverpool & Spain) 1.3
9 Wayne Rooney (Manchester United & England) 0.8
10 Didier Drogba (Chelsea & Ivory Coast) 0.5
Others 6.3



WORLD MANAGER OF THE YEAR
1 Pep Guardiola (Barcelona) 62.1
2 Felix Magath (Wolfsburg/Schalke) 9.7
3 Alex Ferguson (Manchester United) 5.3
4 Laurent Blanc (Bordeaux) 4.8
5 Fabio Capello (England) 3.9
6 Marcelo Bielsa (Chile) 3.4
7 Carlos Dunga (Brazil) 2.9
8 Roy Hodgson (Fulham) 1.3
9 Alex Sabella (Estudiantes) 1.1
10 Jose Mourinho (Internazionale) 0.8
Others 4.7


WORLD TEAM OF THE YEAR
1 Barcelona 75.9
2 Spain 8.3
3 Brazil 3.8
4 North Korea 2.7
5 Wolfsburg 1.5
6 Estudiantes 1.4
7 Manchester United 1.3
8 England 0.8
9 Real Madrid 0.6
10 Bosnia-Herzegovina 0.3
Others 3.4


YOUNG PLAYER OF THE YEAR
1 Sergio Aguero (Atletico Madrid & Argentina) 45.1
2 Alexandre Pato (Milan & Brazil) 25.2
3 Stevan Jovetic (Fiorentina & Montengro) 9.8
4 Karim Benzema (Lyon/Real Madrid & France) 4.6
5 Bojan Krkic (Barcelona & Spain) 3.6
6 Mesut Ozil (Werder Bremen & Germany) 2.5
7 Theo Walcott (Arsenal & England) 2.3
8 Alan Dzagoev (CSKA Moscow & Russia) 1.2
9 Sergio Busquets (Barcelona & Spain) 1.1
10 Dominic Adiyiah (Fredrikstad & Ghana) 0.6
Others 4.0



WORLD PLAYER OF THE DECADE
1 Ronaldinho 781
2 Lionel Messi 759
3 Cristiano Ronaldo 708
4 Thierry Henry 619
5 Kaka 567
6 Fabio Cannavaro 401
7 Pavel Nedved 394
8 Michael Owen 330
9 Luis Figo 290
10 Zinedine Zidane 270
11 Raul 261
12 Ronaldo 260
13 Andriy Shevchenko 230
14 Andres Iniesta 215
15 Michael Ballack 180
16 Xavi 163
17 Rivaldo 150
18 Fernando Torres 149
19= Samuel Eto'o 146
19= Frank Lampard 146
21 Steven Gerrard 134
22 Deco 130
23 Francesco Totti 107
24 Ruud Van Nistrelrooy 99
25 Oliver Kahn 90
26 Paolo Maldini 82
27 Didier Drogba 79
28 Juan Roman Riquelme 77
29 Adriano 73
30 Iker Casillas 59
31 Andrei Arshavin 54
32 Zlatan Ibrahimovic 53
33 Gianluigi Buffon 49
34 David Villa 46
35 Roy Makaay 40
36 David Beckham 37
37 Wayne Rooney 36
38 Diego Forlan 21
39= Gabriel Batistuta 20
39= Henrik Larsson 20

28 Kasım 2009 Cumartesi

Unutulmaz El Clasico'lar





1. Domuz Kafası
Luis Figo, 2000 yılında Barça'dan ezeli rakibi Real Madrid'e geçmişti ve Barça taraftarı bunu asla unutmadı. 23 kasım 2002'de Nou Camp'da; Figo Real Madrid forması ile sahaya çıktığında Godfather usulü bir karşılama ile karşılaştı, sahaya atılan bir domuz kafası. Ayrıca Barça taraftarı eski oyuncularına bir şişede viski hediye etmişlerdi tribünden sahaya.

2. Demir Yumruğu öldüren maç
General Franco'nun İspanya'yı demir yumruğu altında yönettiği yıllarda; 17 Şubat 1974'de Barcelona çağdaş futboluyla ve Rinus Michels ile Johan Cruyff önderliğinde Santiago Bernabeu’ya çıkıyordu. 30. dakikada Asensi, Barça’yı öne geçirdi. 39’da sahneye Cruyff çıktı. Hollandalı uzun yıllar unutulmayacak bir gol attı. İkinci yarıda yine Asensi, Perez ve Perulu Sotil. Real Madrid’e kendi evinde 5 gol. General Franco, o günlerde hastalandı ve yatağa düştü ve bir daha asla sağlığına geri kavuşamayarak 1 sene sonra öldü.


3. 19 yıllık çile
Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maçında Real Madrid 19 yıldır kazanamadığı Nou Camp deplasmanına gidiyordu. Barcelona’da Rivaldo’nun sakatlığı en büyük kayıptı. Del Bosque yönetimindeki Real Madrid 55’te öne geçti. Raul, savunmayı üzerine çekti. Zidane boş kaldı böylece. Maestro şık bir vuruşla Bonano’yu avladı. Barcelona’nın savunma disiplinini bırakıp saldırdığı uzatma dakikalarında McManaman farkı ikiye çıkaran golü attı. 2-0 kazanan Real Madrid hem çileyi bitirdi hem de Zidane’ın muhteşem golüyle kazanacağı finalin yolunu açtı.

4. 10 gole bedel bir ziyaretçi
13 Haziran 1943'te General Franco’nun adına düzenlenen kupanın yarı final rövanşında Barcelona, Real Madride konuk olacaktı. Barça o zamanki stadı olan Les Corts’ta 3-0 kazanmıştı. Rövanş maçında; ilk yarı bittiğinde skor 1-1’di ve pek de umutlu değildi Real Madrid taraftarları. Barcelona soyunma odasında sevinçli bir telaş vardı ikinci yarı öncesinde. O sırada kapı açıldı. İçeri Devlet Güvenlik Teşkilatı’nın başındaki adam girdi. “Birçoğunuzun İç Savaş’taki suçlarını futbolcu olduğunuz için sildik. Sakın bunları yeniden ortaya çıkarmamıza izin vermeyin” dedi sert bir ses tonuyla. Barcelonalı futbolcular, soğuk duşun ardından sahaya çıktılar. Real Madrid beklenenin üzerinde bir performans ortaya koymaya başladı. Barcelona ise oyundan düşmüştü. Maç bittiğinde tabela 11-1’i gösteriyordu. Bir ziyaret 10 gole bedeldi!

5. Bernabeu’da tarihi bir zafer
Sezon başında ki ilk maçında Real Madrid yeni teknik kadrosuyla Barcelona’ya 2-0 kaybetmişti. Ama ardından peş peşe galibiyetler gelmeye başladı. 12 olan puan farkı erimeye başladı. 2 Mayıs 2009’da Santiago Bernabeu’daki maça gelindiğinde teknik direktör Juande Ramos ve Real’in umudu vardı. Guardiola’nın öğrencileri, 14. dakikada Real’in galibiyet serisinin mimarlarından Higuain’in golüyle sarsıldı. Ama Barcelona’nın futbol formülünün teslim olmaya niyeti yoktu. Henry 18’de eşitliği buldu. 20’de Puyol, ender gollerinden birisini El Clasico’da kaydetti. 35’te Messi, skoru 3-1 yaptığında Real Madrid seyircisi çoktan havlu atmıştı. 56’da Ramos 3-2’yi sağlayan golü attığında bir ışık belirdiyse de Casillas’ın hatası 58’de Henry ile bu ışığı bitirdi. 75’te Messi ve 83’te Pique, 6-2 gibi akıllara zarar bir skor getirdi. Belki de bu galibiyet yüzünden Real Madrid’in başkanlığına Perez geldi ve büyük transferler yapıldı.

6. Real’in galibiyet serisine son
Real Madrid’in Avrupa'nın hakimi olduğu günler: art arda 5 Avrupa şampiyonluğu. 9 Kasım 1960’ta Madrid’de Şampiyon Kulüpler Kupası’nda ikinci tur ilk maçı. Bir El Clasico. Barcelona’nın endişelenmesi için her şey mevcut. O güne kadar bu kupada evinde oynadığı 15 maçı da kazanmış Real Madrid. Bu maçlarda 66 gol atıp sadece 8 gol yemişler. Real’in tek handikabı Uruguaylı savunmacısı Santamaria’nın sakatlığı. Daha 2. dakikada Mateos’un golüyle öne geçiyor Real. Aynı hikaye yazılıyor sanki. Ama Suarez’in frikiği eşitliyor durumu. 30’da Gento yeniden öne geçiriyor Real’i. Bitime 3 dakika kala Evaristo, Macar Kocsis’i kaçırıyor. Yıllar sonra intihar ederek yaşamına son verecek olan Kocsis kendisini yerde buluyor. Yan hakemin bayrağı kalkıyor. Orta hakem İngiliz Arthur Ellis, bu bayrağı faul olarak yorumluyor ve penaltı noktasını gösteriyor. Suarez’in penaltı golüyle maç 2-2 bitiyor. Barça, Real’in serisini kırıyor. Rövanşı da Katalanlar 2-1 kazanıp, turu geçen taraf oluyor.

7. 5’in intikamı 5’le alınır
Johan Cruyff yönetimindeki Barcelona’nın üst üste gelen şampiyonlukları Real Madrid’i bıktırmıştı. İşin Real açısından trajik yanı 4 şampiyonluğun ikisinde son hafta Tenerife’ye kaybederek en büyük olmayı kaçırmalarıydı. İşte o Tenerife’nin başındaki adam olan, eski futbolcuları, Jorge Valdano’yu getirdiler. Valdano ile iyi bir çıkış yakalayan Real Madrid, 7 Ocak 1995’te Barcelona’yı ağırlıyordu. 1 sezon önce rakibinden 5 yiyen Real için rövanş zamanıydı. Şilili Ivan Zamorano, unutulmaz bir ilk yarı çıkardı. 5, 21 ve 39’da gelen gollerle ilk yarıda durum 3-0 oldu. İronik bir durum olsa gerek sonraları bir Barça ikonu haline gelecek olan Luis Enrique 68’de 4’ü buldu. 5 numaralı golse 70’te Amavisca’dan geldi. Valdano ve öğrencileri, şampiyonluğun haberini önceden vermişlerdi.

8. Puskas’ı tutana aşkolsun
Real Madrid’in muhteşem kadrosunun ligi domine ettiği dönem. Tarih 27 Ocak 1963. Barcelona’da tam bir gösteri sunuyor Real. Gösterinin kahramanı göbeğiyle ünlü Ferenc Puskas. Macar futbolcu belki ilk bakışta futbolcuya benzemiyor ama eşsiz stili ve zekasıyla rakiplerin korkulu rüyası. 3 gol gönderiyor o büyülü akşamda rakip kaleye. İspanya’ya ilk geldiğinde hem Barça hem de Real’le sözleşme imzalayan Di Stefano’nun bir sezon Barça’da, diğer sezon Real’de oynamasına karar vermişti Federasyon. Barcelona hakkunı devredince Di Stefano gerçek bir Real Madrid efsanesi haline geldi. İşte o maçta da 1 gol gönderdi Barcelona kalesine. Diğer gol Gento’dan. Barcelona arada Re ile beraberliği sağlıyor ama 5-1’lik ağır yenilgiden kurtulamıyor. Sezon sonunda şampiyonluk Real’e gidiyor. Barça ise 6. olabiliyor.

9. Ronaldinho’ya Real alkışı
2005-2006 sezonunda Frank Rijkaard yönetiminde gümbür gümbür ilerliyor Barcelona. Ligin ilk yarısında 19 Kasım 2005’te Bernabeu’da oynanıyor El Clasico. 14. dakikada Eto’o ile başlıyor Barça şov. Sonrasında Ronaldinho alıyor sazı eline. 2 gol atmakla kalmıyor Brezilyalı. Real Madrid taraftarları, kendi takımlarına mendil sallarken Ronaldinho’yu ayakta alkışlıyor. Santiago Bernabeu Stadı’nda bir ilk yaşanıyor. 3-0’lık galibiyet belki de Avrupa şampiyonluğunun habercisi.

10. Messi Real’e karşı
10 Mart 2007. Real Madrid istim üstünde. Puan farkını iyice kapatırken her maç daha iyi oynuyorlar. Barcelona ise düşüşte. Böyle bir ortamda Nou Camp’talar. Real daha iyi başlıyor ve 4. dakikada Van Nistelrooy öne geçiriyor konuk takımı. 10’da genç Messi çıkıyor sahneye: 1-1. 12’de Van Nistelrooy penaltıdan yine öne geçiriyor Real’i Messi yanıt vermekten yorulmuyor. 27’de durum yine eşitleniyor: 2-2. 72’de Ramos, Real Madrid’e üstünlüğü getiriyor. Ama artık bir dünya yıldızı olduğunu kanıtlayan Messi’den 88’de 3-3’ü sağlayan gol geliyor. Belki hayal kırıklığı yaşıyor Barcelona. Ama sonuçta Messi dünya futboluna adını yazdıracağını gösteriyor.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails