türkiye a milli takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye a milli takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2010 Çarşamba

Milli takım ve Yönetilememek

Aslında yazıyı Almanya maçı sonrası yazmıştım ama dedim ki Azerbaycan maçında belki bişeyler değişir belki bazı şeyleri eleştirmek için erkendir. Fakat değişen hiç birşey olmadı.

Sorunları görmek için önce biraz geçmişe bakmak lazım. Fatih Terim döneminde herkesin ortak kanıya vardığı ve her maç gözümüze sokulan bir gerçek vardı; Türk Milli Takımı'nın taktik diziliş ile oyun mantalitesiyle değilde hırsıyla azmiyle maç kazanıyor olduğu gerçeği. Fatih Terim'in yaşamış olduğu başarılar O'nun ne kadar iyi bir teknik direktör olduğunun göstergesi olarak kabul edilebilir. Fakat Fatih Terim'in Milli Takımdaki 2. dönemi için teknik direktörlükten çok amigoluk da diyebilcek bir duruma gelmiştik. Her maça yanlış çıkartılmış görünen bir kadro ile başlanan, devre arasında soyunma odasında gaza gelen futbolcular; 2. yarı çıkan defansif oyuncular ve giren hücum oyuncularıyla ancak doğrunun bulunabildiği bir oyun şablonu... şeklinde uzar gider 2. Fatih Terim dönemi. Fakat o dönemde var olan şey de; yüreğiyle oynayan 90 dakika maça asılmaya çalışan bir milli takımdı. Euro2008'de bu tutmuştu, fakat Dünya Kupası elemelerinde sadece motivasyona dayalı sistem yetmeyince, alınan puan kayıplarıyla motivasyon da düşünce milli takımımız Dünya Kupasına gidemedi. Bunun yanı sıra; Fatih Terim'in en çok eleştirildiği konu taktiksel olarak bir türlü oturmayan takım değildi, en çok eleştirildiği konu takımlarında başarılı olan bazı oyuncuların ısrarla milli takıma çağırılmamaları buna rağmen takımlarında forma şansı bile bulamayan bazı oyuncuların milli takımda banko oynamalarıydı....
Bu Fatih Terim döneminin kısa bir özetiydi, zaten futbolu takip eden herkesin bildiği üzerine konuştuğu şeylerdi.

Fatih Terim gönderildi, yerine; milli takıma bir oyun düzeni oturtacak, oyunculara performanslarına göre formayı dağıtacak bir teknik direktör arayışları başladı. Gittiği her takımda başarıyı sağlamış, tecrübeli bir isim olarak Hiddink'te karar kılındı ve anlaşmalar yapıldı.

Aslında ilk yönetim yanlışı da burda yapıldı; milli takım antrenörümüz ligimizi izlemiyor, Anadolu klüplerinin maçlarını da izlemeli, tv başında değil bizzat stada gitmeli milli takımın hocası diye ahkam kesiliyordu önceleri. Hiddink ise zamanının bir kısmını Hollanda'da bir kısmını Türkiye'de geçirmesini kabul eden bir anlaşmaya imza atmıştı.
Böyle bir anlaşmanın kabul edilmesiyle birlikte TFF'ye düşen görev, Hiddink'le masaya oturup; maçlara gidip oyuncuları izliycek, düşünülen taktik yapısı içine dahil olabilecek oyuncuları belirleyebilcek ve Hiddink ile düzgün dialog kurabilecek bir ekibin oluşturulmasıydı. Fakat 2. yanlışta burda yapıldı, Hiddink'in Türkiyedeki gözü kulağı olma görevi Oğuz Çetin ve ekibine verildi. Burada yapılan yanlışlık, Fatih Terim döneminde çağırılan oyuncular ve taktik yapısı beğenilmezken, maçlara milli takım için gözlemcilerin gitmediğinden dolayı şikayetler mevcutken; Hiddink'in kadro seçiminde, taktik oluşturmasında yardım alacağı ekip, bir önceki beğenilmeyen ekibin aynısı olarak korundu.
TFF, Hiddink'i getirirken; yeni bir çağ açıyoruz, tekrardan milli takım için kadrolaşma yapıyoruz, sıfırdan başlıyoruz.... diyemedi. Başta Hiddink olsun arka taraf aynı tas aynı hamam devam etsin dedi. Hal böyle olunca Almanya ve Azerbaycan maçlarının ardından en çok eleştirilen konuda; Hiddink'ten çok yardımcı ekibi oldu.
Euro 2012 kuraları için; çekilebilecek en güzel kuralardan birini çekmiştik. Grubumuzda güçlü takımlar mevcuttu fakat adeta deplasman yoktu. 2 tane Türki Cumhuriyet ve Avrupa'da Türk yoğunluğunun en yüksek olduğu ülkelerden 3 tanesi. Sözde revizyona gitmiş ve başına dünyaca ünlü bir teknik adam getirmiş milli takımımız için şeker gibi kuraydı gözümüzde. Şimdiden Euro 2012 hayallerine dalmıştık. Şu an elimize yüzümüze bulaştırmış durumdayız, revizyonu da hayallerimizi de.

Kadro konusunda da aslında şöyle bir durum var; Hiddink sezon başında Dünya Kupası öncesi Türkiye'den pek çok oyuncuyu Amerikaya kampa götürdü ve hazırlık maçları oynattı. O dönemde kadroya çağırılan fakat daha sonrasında milli formaya uzak kalan bazı futbolcular oldu. Benim bu konuda ki yorumum; Hiddink orada bazı oyuncuları; takımlarında ne kadar başırılı olsalarda kendi sisteminde başarılı olamayacaklarını düşündüğü için kafasında ki milli takım kadrosundan çıkartmış olabilir. Fakat yinede kendi klübünde harikalar yaratan, görevini yerine getiren oyuncular yerine, klübeye mahkum yada vasat performansla oynayan oyuncuların düzenli olarak milli takıma girmesi sorununa çözüm bulunabilmiş değil.

Milli takımımız için grup maçlarının en kritiği olarak nitelendirilen ve grup liderini belirliyecek maç olduğuna inanılan Almanya maçı öncesi takımın yönetilememesi de ayrı bir soru işareti. Dünya kupasında oynadığı futbolla herkesin beğenisini kazanan Avrupa devlerinden biri karşısında saha çıkılacak olmasına rağmen maç öncesi 1 hafta boyunca 2 konu konuşuldu; Mesut'un Almanya milli takımında oynaması ve Arda'nın sakatlığı.
Kimse Almanya'yı nasıl yeneriz diye konuşma gereği görmedi. Gurbetçi futbolcularımız medyada boy gösterip Mesut'u eleştirip durdular. Teknik heyet ise Arda milli takıma sakat mı geldi, milli takımda mı sakatlandı sorusuna cevap verip bu konuya yoğunlaştılar. Almanya karşısında oynamayacağı belli olan Arda konusunu maçtan sonra konuşalım, önce maça yoğunlaşalım, konsantrasyonumuz dağılmasın diyen olmadı, askine öyle bir ortam yaratıldı ki Arda yoksa hayatta yenemeyiz denecek duruma getirildi bu tartışmalar maç öncesinde. Diğer yanda da sanki Mesut, Almanyada değil de bizde oynasa Almanya'yı kevgire çeviririz, ama Mesut Almanya'da forma giyiyor yandık dercesine bir tartışma ortamı yaratıldı.
Sonuç olarak milli takımımız sahaya ciddi bir inançsızlık içinde ve maça hazır olmadan çıktı. Maç boyunca takımın neresinden tutulsa elde kaldı.
Milli takımlar için de sakatlık önemli bir mevzudur, oyunu üzerine kurduğun yıldız oyuncunun sakatlanması belki planlarını altüst ediyor olabilir, bu bakımdan Arda konusu bir yere kadar tartışılabilir. Fakat dünya üzerinde başka hiç mi formunda Türk sol bek yoktur da, Sabri sol bekte oynatılır. Önemi düşük rahat bir maç olsa deneme amaçlı mı diye düşünülebilir fakat böyle önemli maç için fazlasıyla riskli bir hamleydi. Benzer bir şekilde sağ kanatta oynamaya alışkın Hamit'in sol kanatta denenmesi, sakatlıktan yeni çıkmış daha takımında düzenli forma şansı bulamamış, bulduğunda da sol açıkta oynatılmış, Özer'in sağ açıkta denenmesi olayı var.

Zaten teknik ekibi nedeniyle eleştirilen, kazanılan 2 maç sonrası hemen gaza getirilen Dünya Şampiyonu ilan edilen milli takımımız, kritik maçlar öncesi düzgün bir kriz yönetimi sergileyemeyince; önce Almanya karşısında hezimete uğradı, daha sonra da Azerbaycan gibi gelişim aşamasında bir futbol anlayışına sahip takıma mağlup oldu.

Dipnot: Bizim milli takımımız kadar duran toptan pozisyon veren gol yiyen başka milli takım var mı acaba, tamam klüp takımlarımızın da Avrupa Kupaları'nda duran top zaafiyeti var fakat bu kadar deneyimli bir teknik direktörün hala duran toplarda adam adama savunma mantalitesi oturtmaya çalışıp, her seferinde kaçan adamlar sayesinde rakiplere pozisyon verirken, bu kararının arkasında durması çok acayip

1 Haziran 2010 Salı

6+2+(2) + ...... ve Türk Futbolu

Klüpler birliği toplantısı sonucunda ortaya çıkan karar sonucu Klüpler Birliği, Futbol Federasyonu'na başvuruda bulunarak 6+4 yabancı hakkı talep ettiler. TFF'de Klüpler Birliği'nin isteği doğrultusunda bir karar vererek 6+2+(2) yabancı hakkını yürürlüğe koyduklarını açıkladı.

Nedir 6+2+2 ?
Zaten son birkaç sezondur 6+2 kuralıyla oynanıyordu ligimiz. Yani 6 yabancı sahada 2 yabancı klübede bekliyordu.
Son eklenen +(2) ile birlikte klübede bekleyen 2 yabancının yanı sıra, 2 yabancı da tribünde oturabilecek. Yani takımların kadro genişliği artmış olucak fakat yinede maç gününde takıma katkı verebilecek olan 8 yabancı (6+2 şeklinde) olabilecek.

6+2+2'nin Türk Futbolu'na yararları nedir?
6+2+2'nin aslında 2 tane amacı olduğunu TFF'de söyledi. 1- Avrupa Kupaları, 2- Uyumsuz yabancı sorunsalları.

Son zamanlarda Avrupa Kupalarında bir türlü başarıya ulaşılamaması, ülke puanının artık dibe vurmaya başlaması üzerine 6+2+2 çıkartılmış oldu. Böylece ligde 6+2 şeklinde yabancı sınırlaması olsada Avrupa Kupalarında istediği zaman 10 yabancı birden sahaya sürme şansı olan klüpler, hem kadro genişliğine sahip olmuş olacaklar, hem de yabancı sınırlaması olmayan dilediğince transfer yapabilen rakipleri karşısında bir nebze de olsa arayı kapatmış olacaklar.
"Neredeyse hiç İtalyan futbolcu oynatmadan Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olan İnter"

Diğer yandan da son zamanlarda klüplerin en büyük sorunu uyumsuz yabancı futbolcular olmaya başladı. Yüksek bedelli sözleşmeler imzalayan, fakat takıma adapte olamayan yabancı oyuncuların gönderilmesi her zaman klüpler için ciddi maddi yükler doğuruyor. Transfer sezonunda elden çıkartılamadıkları taktirde, yabancı sınırlamasında yer açmak adına alalacele yüksek bedellerle fesh edilen kontratlar klüpler için büyük sorun haline dönüşmüş durumda. 6+2+2'nin çıkmasıyla birlikte uyumsuz yabancılar tribünde oturtulup, yada zaman zaman kadro rotasyonunda kullanılıp, uygun bir talip bulunduğunda satılabilecek, yada takıma uyum sağlıyana kadar bir süre kadro dışı bırakılabilecek. 6+2'nin olduğu sistemde yabancı oyuncuyu kadro dışı bırakmak sorun yaratabilsede 6+2+2 şekline dönüştüğünden, kadro dışı kalan yabancının yeri doldurulabilecek.

6+2+2'nin Türk Futboluna Zararları?

Her yabancı kontenjanı konusu açıldığında söylenen sözler hep aynıdır; Türk Futbolu geriye gidecek, milli takımımız gerileyecek....

6+2+2 sonucunda, şöyle bir durum önümüze çıkacak, takımlar 6+2 şeklinde iskelet ve iyi yabancılardan oluşan kadro kurup kalan 2 yabancıyı ise düşük maliyetli ama tribünde oturduğunda sorun çıkartmıycak, oyuna girdiğinde görevini yapabilecek yabancılardan seçmek durumunda olucak. Hal böyle olunca da, yabancılardan biri sakatlanınca yada ceza alında oynama fırsatı bulan, bulduğu az şansıda değerlendirmek için elinden geleni yapan Türk oyuncuların sayısı azalıcak. Yabancı oyuncu sınırından dolayı zaten yükselmiş olan Türk oyuncu maliyetleri biraz daha düşmeye başlıycak oyuncuların gelirleri azalıcak. Ayrıca 2 yabancı tribünde oturacağı için gelecek yabancı oyuncuların kaliteside düşmeye başlıycak. En azından +(2) şeklinde kullanılmak üzere düşünülen yabancı asla bir Türk futbolcudan daha iyi olmuyacak.
Böylece hem yabancı oyuncu kalitesiyle birlikte ligin kalitesi düşecek, hemde bulabildiği az süreye rağmen kendisini göstermeye çalışan Türk oyuncu sayısı azalıcak.
Ayrıyetten, ligde az süre bulan tribünden takımı izleyen bir yabancı oyuncunun, Avrupa Kupası maçlarından ne kadar bir katkı verebileceğide büyük soru işareti. Büyük ihtimalle takımlar eğer kontenjanlarını tam doldururlarsa Avrupa Kupası maçlarında 8+2 şeklinde sahaya çıkacaklar, ki bu da anca kadro genişliği avantajı yaratır, çünkü hazır olmayan bir oyuncu sahaya çıkıpta ne kadar yıldızlaşabilir ki ?

6+2+(2) nasıl kullanılabilir?


İşin Milli Takım boyutuna bakarsak; Avrupa'nın büyük liglerinin şampiyonlarının yada Şampiyonlar Liginde sürekli belirli noktalara gelme başarısı gösteren takımların büyük kısmında yükü yabancı futbolcuların çektiğini görüyoruz. Fakat buna rağmen de İtalya, İngiltere gibi takımların kadrolarında pek çok yabancı barındırdığı ama milli takımlarının da başarılı olduğu ligler ele alınmalı.
EPL'de yabancı sınırlaması olmamasına rağmen, transfer edilecek yabancı oyunculara konulmuş olan kalite kriterleri nedeniyle, ligin kalitesi düşmediği gibi, takımlar yedekte bekletmek için yabancı oyuncu transferi de yapmıyorlar. Böyle olunca da takım yabancı oyunculardan oluşsa bile yedek klübesinde her zaman kaliteli İngiliz oyuncular oluyor, bu yüzden de takımlar yabancı oyuncu transferi kadar, İngiliz oyuncu yetiştirmeye de önem veriyorlar.
İtalya'da da yabancı sınırlaması sadece Avrupa Birliği dışı ülkeler için geçerli. Fakat İtalya'nın büyük klüpleri dışında kalan klüpler genelde takımlarını kendi istekleriyle yerli oyunculardan kuruyorlar, yabancı oyuncu transferine ancak ellerindeki İtalyan oyunculardan daha iyi ise yöneliyorlar.
Fakat ülkemizde durum kesinlikle böyle olmuyacak, takımlar kadrolarını düşük maliyetleri sebebiyle yabancı oyuncularla dolduracaklar. Hal böyle olunca da aynı kalitede bile olsalar, daha düşük maliyetli bir yabancı oyuncu takım için öncelikli tercih olucak. Tabiki +(2) de oturması muhtemel yabancıların da iyi seçilmesi gerekli. Yabancı oyuncuların sürekli el üstünde tutulduğu, Türk oyuncuların nasılsa oynuyor mantalitesiyle 2.plana atıldığı ligimizde, tribünde oturacak yabancının da ayrıyetten takım içinde bir sorun teşkil edebileceğide unutulmamalı.
+(2)nin en ideal kullanımı, yıllardır yapılmayan genç oyuncu yetiştirme mantalitesiyle kullanılablir. Şöyle ki 6+2 şeklinde ideal bir yabancı kadro kurulur, +(2) şeklinde kullanılacak yabancılar ise, gelecek vaad eden, 18-20 yaş grubundan seçilir. Böylece kadroda ekstra kontenjan kullanılmamış gibi düşünülerek, takıma gelecekte katkı yapabilecek yada kar ettirebilecek genç yetenekler de yetiştirilmiş olur.

6+2+2 en çok kime yaradı?

6+2+2 öncelikle en çok Beşiktaş'a yaradı, kadrosundan hali hazırda 11 yabancı bulunduran ve 1 yabancı transfer edebilmek için 4 tanesini yollaması gereken Beşiktaş, böylelikle transfer için 2 tane yabancıyı göndermekle yetinebilecek.
Transfer döneminin diğer öncülerinden olan, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor gibi klüplerin zaten yabancı hakkı bulunduğu için şimdilik 6+2+(2) bu klüpler için çok büyük bir önem teşkil etmiyor gibi duruyor.
Anadolu klüplerinde 6+2+2'nin yankıları nasıl olur diye düşünecek olursak, eğer doğru hamleler ile transfer yapılablirse, Anadolu klüpleri için bir kalkınma yolu olabilir gibi duruyor. Fakat yanlış hamleler yapıldığı taktirde ise 6+2+2 Anadolu klüpleri için gerilemenin başlangıcı olarak da görülebilir. Kadrolar 10 tane yabancı ile doldurup bunlardan verim alınamazsa, maliyetleri nedeniyle Anadolu klüpleri dar boğaza girebilir. Ayrıca Türk oyuncu piyasasında bir düşüş yaşanacağından dolayıda, ellerinde ki kaliteli yerli oyuncuları büyüklere pazarlayarak gelir elde etme düşüncesi içinde olan klüpler, bu yönden de bir yara alabilir.


Sonuç olarak 6+2+(2) Türk Futbolu için çok büyük olmasada bir dönüm noktası olarak görülebilir. Doğru hamlelerle ligin kalitesi arttırılabileceği gibi yanlış hamlelerle yerlebir de olabilir. Yine yapılacak hamlelere ve transferlere göre, Milli Takım içinde bir yükseliş olabileceği gibi sonun başlangıcı da olabilir.
Artık gözler 10 Haziranda başlayacak olan transfer dönemine çevrilmiş durumda, bakalım klüplerin hamleleri nasıl olucak.


** Resimler (Appiah, Nonda, Delgado) son yıllarda yabancı sınırlaması nedeniyle, sözleşmesi askıya alınan yada fesh edilen 3 yıldız futbolcu

27 Mayıs 2010 Perşembe

FIFA Dünya Sıralaması Mayıs Ayı Değerlendirmesi



1- Brezilya : 1611
2- İspanya : 1565
3- Portekiz : 1249
4- Hollanda : 1231
5- İtalya : 1184
6- Almanya : 1082
7- Arjantin : 1076
8- İngiltere : 1068
9- Fransa : 1044
10- Hırvatistan : 1041
11- Rusya : 1015
12- Mısır : 967
13- Yunanistan : 964
14- ABD : 957
15- Sırbistan : 947
16- Uruguay : 899
17- Meksika : 895
18- Şili : 888
19- Kamerun : 887
20- Avustralya : 886
21- Nijerya : 883
22- Norveç : 882
23- Ukrayna : 875
24- İsviçre : 866
25- Slovenya : 860
26- İsrail : 857
27- Fildişi Sahili : 856
28- Romanya : 853
29- Türkiye : 830
30- Cezayir : 821
31- Paraguay : 820
32- Gana : 800
33- Çek Cumhuriyeti : 793
34- Slovakya : 777
35- Kolombiya : 776
36- Danimarka : 767
37- İsveç : 761
38- Honduras : 734
39- Bulgaristan : 711
40- Kosta Rika : 710
41- Serbest İrlanda : 709
42- Gabon : 700
43- İskoçya : 699
44- Ekvador : 694
45- Japonya : 682
46- Letonya : 652
47- Güney Kore : 632
48- Burkina Faso : 611
49- Venezuela : 608
49- Litvanya : 608

7 Nisan 2010 Çarşamba

O Anlar # 30


Semih Şentürk 70 milyonu ayağa kaldırmaya hazırlanırken...

19 Şubat 2010 Cuma

O Anlar # 20


Euro 2008'de Türkiye'nin kaderini değiştiren golün sahibi Nihat Kahveci topu kaleye yollarken...

2 Şubat 2010 Salı

Euro 2012'de Gruplar Belli Oluyor



Polonya-Ukrayna işbirliğiyle yapılacak olan 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası Grup eleme kuraları hafta sonu çekilecek.Torbaları daha önce belirtmiştik ama isterseniz birkez daha torbalara bakalım.


1. Torba: İspanya, Almanya, Hollanda, İtalya, İngiltere, Hırvatistan, Rusya, Fransa, Portekiz

2. Torba: Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, İsveç, İsviçre, Sırbistan, TÜRKİYE, Danimarka, Slovakya, Romanya

3. Torba: İsrail, Bulgaristan, Finlandiya, İrlanda Cumhuriyeti, Norveç, İskoçya, Bosna-Hersek, Kuzey İrlanda, Avusturya

4. Torba: Slovenya, Letonya, Macaristan, Litvanya, Belarus, Belçika, Galler, Makedonya, Kıbrıs Rum Kesimi

5. Torba: Karadağ, Arnavutluk, Estonya, Gürcistan, Moldova, İzlanda, Ermenistan, Kazakistan, Liechtenstein

6. Torba: Azerbaycan, Lüksemburg, Malta, Faroe Adaları, Andora, San Marino


Elemelerde 9 grup olacak, 6 grup 6 takımdan, 3 grup ise 5 takımdan oluşacak.Şahsen ben Türkiye'nin 6 takımlı grupta yer alacağını düşünüyorum.O yüzden tahminimi ona göre yapacağım.

1.torbaya baktığımda, aslında bakmamaya çalışıyorum, eşleşmek istemeyeceğimiz takımlar var.İspanya, İngiltere, İtalya, Almanya ve Hollanda üst düzey takımlar.Bunlardan sıyrılırsak geriye Portekiz, Rusya, Fransa ve Hırvatistan kalıyor.Bu takımların hepsiyle başa baş mücadele edebiliriz.Fransa'nın isminin olmasına rağmen gruplarda ne kadar kötü performans sergileddiklerini düşünürsek korkmamız gerekmez.O yüzden bu 4 takımdan hangisi gelirse gelsin farketmez.Seçme şansımız olsaydı benim tercihim Hırvatistan olurdu.

3.torbada kalite bakımından daha zayıf takımlar var ama geçen senelerde karşılaştığımız takımlar olduğundan ne kadar zorlu takımlar olduğunu biliyoruz.Bosna-Hersek, Norveç, Finlandiya, Bulgaristan ve İsrail gibi deplasmanlar bizi çok zorlayacağından bu torbadan Avusturya çıkmasını isterim.

4.torbada olan takımlardan bazılarını geçmişte karşılaştığımız için tanıdığımız bir torba.Slovenya 2010 DÜnya Kupası bileti almış bir takım olarak yükselişteler.O dışındaki takımlar gelirse gelsin diyorum ama Belçika'dan da çekiniyorum.Tercihim Makedonya olurdu.

5.torbaya göz attığımızda Kazakistan veya Liechtenstein gelmesini tercih ederim.Diğer takımlarla eşleşirsek deplasmanda zorlandığımız için, özellikle "küçük" takımlara karşı, problem olabilir bizim için.

6.torbada bazı kişiler tarafından neden bu tür turnuvalara dahil edildikleri konusunda düşüncelerin ortaya çıkmasına neden olan milli takımlar var.Kim bunlar?Azerbaycan, Lüksemburg, Malta, Faroe Adaları, Andora, San Marino...En azından Azerbaycan çıksın da kardeş kardeş oynayalım.

Son olarak oluşturduğum grup;

  1. Hırvatistan
  2. Türkiye
  3. Avusturya
  4. Makedonya
  5. Kazakistan
  6. Azerbaycan
Bakalım hafta sonu çekilecek kura sonucunda nasıl bir grup oluşacak.Siz de grup tahminlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

6 Ocak 2010 Çarşamba

En İyisi Kriptonlu


"Bu konuya Futbol Federasyonu karar verecek. Ancak Türk teknik adamları ile ilgili olumlu bir hava esmedi. Bu görevi Türk teknik adamlarının yapamayacağı yönünde spekülasyonlar oldu. Bence Milli Takım'a dünyalı değil, uzaydan, Kripton'dan bir teknik direktör getirilsin. Olağanüstü güçleri olan..."

Tolunay Kafkas

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails