UEFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UEFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2010 Cuma

Yorumsuz!

Euro 2016'yı düzenleme hayallerimiz 1 oy fark ile sona erdi. Fransa:7 Türkiye:6

23 Aralık 2009 Çarşamba

UEFA Şampiyonlar Ligi Eşleşmeleri



Şampiyonlar Ligi'nde 2. tur eşleşmeleri belli oldu.Eşleşmeler sonucunda 8 tane heyecanlı geçmeye aday maç ortaya çıktı.Biraz geç de olsa isterseniz sırayla eşleşmelere bakalım.

  • Stuttgart-Barcelona

Stuttgart gruplarda kötü performans göstermesine rağmen son maçta grubun flaş takımı olan Urcizeni'yi farklı mağlup ederek gruptan 2.olarak bir üst tura çıktı.Açıkça söylemek gerekirse Urcizeni daha çok haketmişti.Stuttgart'ın bu seneki oyununda geçen seneye nazaran gözle görülür bir şekilde düşüş var.Hem Bundasliga'da hem de ŞL de kendilerinden beklenmeyen bir oyun ortaya koydular.Bunda belki Mario Gomez'in gitmesi neden gösterilebilir.Gruptan bir şekilde çıktılar ama 2.turda hiç istemedikleri bir takımla eşleştiler.Bir sezondaki tüm turnuvalarda mutlu sona ulaşan, hem bireysel hem de takım olarak birçok ödül alan Barcelona ile mücadele edecekler.En azından güçlerinin yettiği kadarıyla.Bu eşleşme hakkında daha fazla söz söylemeye gerek yok.Barça kesin favori olarak gözüküyor.

İlk maç 23 Şubatta Mercedes-Benz Arena'da, ikinci maç ise Nou Camp'ta 17 Martta oynanacak.

  • Olympiakos-Bordeaux
Her iki takım da herhalde bu kurayı beğenmişlerdir.O kadar dişli ekiplerden çeke çeke birbilerini çektiler.Olympiakos biraz da grubunun zayıflığından yararlanarak gruptan çıktı.Bordeaux ise Juventus ve Bayern Münich gibi zorlu iki ekibin önünde grubu 1. tamamlayarak 2.tura çıktı.Bordeaux bu sene hem Ligue 1 de hem de ŞL de güzel futbol oynuyor.O gruptan çıktıktan sonra 2.turda Olympiakos ile eşleşmek Bordeaux için bir fırsat.Bu fırsatı geri çevirmeyeceklerdir.

İlk maç 23 Şubatta Karaiskakis Stadyumu'nda, ikinci maç ise 17 Martta Stade Chaban-Delmas oynanacak.


  • Inter-Chelsea
Geldik oynanacak her iki maçın da birbirinden zevkli, kıran kırana olacağı mücadeleye.Daha önemlisi teknik adamların söylemleri ön plana çıkacak bir eşleşme.Bir tarafta Jose Mourinho diğer tarafta Carlo Ancelotti.Bu eşleşmeden o kadar hikaye çıkar ki.Jose ve Carlo İtalya'da birçok kez karşı karşıya geldiler.Her maç öncesi birbirlerine güzel(!) şeyler söylediler.Sonra Carlo, Jose'nin Premier Lig'de başarılar kazandırdığı ama bir türlü Şampiyonlar Ligi'nde başarı kazanamadığı ve bu yüzden gönderildiği eski takımı olan Chelsea'nin başına geçti.Eğer Chelsea bir üst tura çıkarsa Jose geçmiş dönemlerdeki yaşadığı sıkıntıdan kurtulamamış olacak ve iyice ezilecek, yok eğer Inter çeyrek finale çıkarsa o zaman Jose'nin havasından geçilmez.Hem Chelsea'ye bir mesaj yollamış olur hem de Carlo'ya.Bakalım yüzü gülen kim olacak.Heyecanla bekliyoruz.

İlk maç 24 Şubatta San Siro'da, ikinci maç ise 16 Martta Stamford Bridge'de oynanacak.


  • Bayern Münich-Fiorentina
İki denk takımın mücadelesine sahne olacak bir eşleşme.Birbirlerinden fazla bir farkları yok.Bayern bu sezona istediği gibi başlayamamıştı.Daha sonralarında biraz düzelme var ve grupta son maçta Juve'yi yenerek gruptan çıktı.Liverpool'un baş belası olan Fiorentina beklenmedik bir şekilde gruptan çıkmayı başardı.Bu eşleşmeden sonra çeyrek final oynama şanslarını yüksek buluyorum.Diğer taraftan Bayern bir diğer İtalyan takımını da saf dışı bırakabilir.

İlk maç 17 Şubatta Allianz Arena'da, ikinci maç ise Stadio Artemio Franchi'de 9 Martta oynanacak.


  • CSKA Moskova-Sevilla
Sevilla rahat bir gruptan eli kolunu sallaya sallaya çıktı.Kaliteleri tartışılmaz.Hücum hatları oldukça kuvvetli.CSKA ise biraz da Beşiktaş'ın yardımıyla gruptan 2. çıkarak bir nevi sürpriz yaptı.CSKA ilginç bir takım.Kadroya baktığınızda öne çıkan bir oyuncuları yok ama takım olarak iyi işler yapıyorlar.Her an ne yapacağı belli olmayan bir takım özelliğine de sahip CSKA.Bu özelliği CSKA'yı çeyrek final yolunda bir adım öne çıkartabilir.Çünkü Sevilla hiç umulmadık maçlarda zorluk yaşıyorlar ve puan kaybedebiliyorlar.CSKA bu durumdan faydalanabilir ama yüksek bir oran değil bunun gerçekleşmesi.

İlk maç Luzhniki Stadı'nda 24 Şubatta, ikinci maç ise Ramon Sanchez'de 16 Martta oynanacak.


  • Lyon-Real Madrid
Real Madrid bu sezonki transferleriyle bir anda Şampiyonlar Ligi'nde favoriler arasındaki yerini iyice sağlamlaştırdı.Kadroya baktığımızda rakip takımların çekinmemesi mümkün değil.Ama bu takımın alt liglerde oynayan bir takıma kupada elenmesini görünce yenilmez olmadığını görüyoruz.Lyon bu sene ligte biraz sıkıntılı.Bazı maçlarda iyi oynuyorlar bazı maçlar ise öyle bir sonuçla bitiyor ki şaşırmamak elde değil.Eğer bu sene Real o transferleri yapmamış olsaydı Lyon derdim ama Lyon'un bir yere kadar zorlayacağını düşünüyorum.Sonrasında ise Real tur vizesi alır, yolunu devam eder diyorum.

İlk maç Stade de Gerland'da 16 Şubatta, ikinci maç ise 10 Martta Barnebau'da oynanacak.


  • Porto-Arsenal
Keyifle beklediğim bir eşleşme.Wenger genç kadroyla birşeyler başarma yolunda senelerdir devam ediyor.Bazen istediği verimi alamıyor ama hala o hedefe gitme konusunda istekli.Bu sene de takımı formda.Yaş ortalamasına bakıldığında oldukça gençler.O kadarki bir maçta Wenger 19 yaş ortalaması olan bir takım çıkardı sahaya.Rakip takımın teknik adamı sitemde bulunarak bu işi iyice çoluk çocuk oyununa döndürdüler dediğini anımsıyorum.İşte bu genç ekip Porto gibi mücadele gücü fazla olan bir takıma karşı biraz zorlansalar da geçeceklerini düşünüyorum.Porto'ya bir şans vermiyorum açıkcası.

İlk maç Estadio Drago'da 17 Şubatta, ikinci maç ise 9 Martta Emirates'de oynanacak.


  • Milan-Manchester United
Dev bir eşleşme daha.Manchester C.Ronaldo'yu kaybettikten sonra nasıl bir futbol oynayacakları merak konusuydu.Beklenilenin aksine gayet iyi oynuyorlar.Özellikle Ryan Giggs faktörünü belirtmek istiyorum.Genç(!) yaşına rağmen inanılmaz oynuyor.Bu sezon alınan Valencia da iyi uyum sağladı.Manu herşey iyiy gidiyor.Milan ise lige kötü bir başlangıç yapmıştı.Daha sonra bir seri ile durumu düzelttiler.Her ne kadar Seria A'da 2.sırada olsalar da o kadronun yeterli olmadığını düşünüyorum.Hep şu söylenir:Takımın yaş ortalaması ne kadar yüksekse başarı o kadar yakındır.Milan bunu biraz abartmış durumda.30 yaşın altında neredeyse kimse yok.Bir Pato var o kadar.O kadro lig için yeterli görülebilir ama Şampiyonlar Ligi gibi tempolu ve yüksek mücadelenin olduğu bir ligde kesinlikle başarıyı yakalayamazsınız.Yıllardır aynı isimler oynuyor ve herhangi genç yeteneğe denk gelmemiz olanaksız.Milan'ın bir değişikliğe gitmesi gerekir diye düşünüyorum.Bu eşleşmenin favorisi Manu'dur.

İlk maç San Sİro'da 16 Şubatta, ikinci maç ise Old Trafford'da 10 Martta pynanacak.

8 Aralık 2009 Salı

Fatih Terim vs Kötü Anlar


Fatih Terim kuşkusuz Türk futbolunun, kimsenin kesinlikle kayıtsız kalamayacağı aktörlerinin başında geliyor. Herkesin tanıdığı bildiği, ama kiminin çok sevip, kiminin nefret ettiği bir karakter. Gelgelelim bütün artıları ve eksileri toplayıp çıkardığımızda, kuşkusuz ortaya açık bir gerçek çıkıyor: Terim, Türk futbol tarihinin en yüksek kariyerli teknik direktörü.

Milli Takım'ı ilk kez Avrupa Şampiyonası'na taşıyan, Galatasaray'a UEFA Kupası'nı getiren, Milan gibi bir takımı çalıştırma şansı elde edebilen ve yine Milli Takım'la Avrupa Şampiyonası yarı finalisti olan hep O. Bu önemli başarıların altında, Fatih Terim'in imzası yatıyor.

Ben de Fatih Terim'in en kötü anları neler, küçük bir araştırma yaptım.Araştırma sonucunda birçok an buldum ama bunların sadece 5 ini yayınladım.İşte Fatih Terim'in teknik direktörlük kariyerindeki en kötü 5 ânı:

1-EURO 1996



Aslında İngiltere'de düzenlenen 1996 Avrupa Şampiyonası, Türk futbol tarihi açısından büyük önem taşıyor. Zira Türkiye, eleme grubundan zor da olsa çıkabilmiş ve tarihinde ilk kez bir Avrupa Şampiyonası'nda boy gösterme imkânı bulmuştu. Gelgelelim Fatih Terim'in kariyerindeki bu ilk zirve, bir hayli büyük bir hüsranla noktalanmıştı. Türkiye, D Grubu'nda Hırvatistan, Portekiz ve Danimarka'nın rakibi olmuş, üç maçta sırasıyla 1-0, 1-0 ve 3-0'lık yenilgiler alarak turnuvaya puansız veda etmiş, 1 gol bile atamadan eve geri dönmüştü.

2-Belçika Beraberliği



Türkiye'nin 2010 Dünya Kupası'na katılamamasıyla sonuçlanan süreçte birçok maça dikkat çekilebilirdi. Ancak 10 Eylül'de Belçika içeride alınan 1-1'lik beraberlik, diğerlerinin arasından bir nebze öne çıkıyor. Zira kesinlikle kazanılması gereken ve iki takım arasındaki güç farkı, maçın iç sahada oynanması gibi faktörler de gözönüne alındığında, puan kaybıyla noktalanması en beklenmedik olan maç buydu. Diyebiliriz ki Bosna Hersek, bu maçtan başlayarak grupta, Türkiye karşısında avantajlı bir konuma yükselmeye başladı ve o konumunu da bir daha hiç kaybetmedi.

3-Torino Yenilgisi

6 Kasım 2001 günü İstanbul'da bir otelde "Takımdaşlık konferansı" veren Fatih Terim, aynı saatlerde Milano'da yapılan acil yönetim kurulu toplantısından habersizdi. Konferanstan çıkan Terim, yardımcılarından kötü haberi aldı: Galliani-Berlusconi ikilisi, 4 Kasım'da yaşanan 1-0'lık Torino yenilgisinin ardından kendisini Milan'dan uzaklaştırmışlardı. Terimli Milan daha önce de Bologna, Venezia gibi takımlarla ligde kendi sahasında berabere kalmış, Perugia'ya yenilmişti. Takımın İtalya Kupası'ndan da ilk turda elenmiş olduğunu göze alan yöneticiler, 6 Kasım tarihinde Terim'i görevden aldılar. Aynı Terim, kaderin cilvesi bu, yalnızca 1 yıl sonra aynı gün, yani 6 Kasım'da, bu kez başka bir kâbus görecekti. Ona da birazdan geleceğiz.


4-İsviçre Maçı




Ersun Yanal'ın gönderilmesinin ardından büyük umutlarla yeniden Milli Takım'ın başına getirilen Fatih Terim, takımı önemli ölçüde toparlamış ve Almanya'da düzenlenecek 2006 Dünya Kupası öncesinde play-off turuna yükseltmişti. Bu turda İsviçre'yle eşleşen Türkiye, deplasmanda oynadığı ilk maçı 2-0 kaybederken, soyunma odalarında yaşanan bazı tatsız olaylar, Türkiye'de çok büyük tepki toplamış, 16 Kasım 2005 günü Şükrü Saraçoğlu'nda oynanacak rövanş maçına bu duygularla çıkılmıştı. Türkiye, oldukça çekişmeli geçen maçı 4-2 kazanmasına karşın, kendi sahasında yediği goller nedeniyle evde kalan taraf olmuştu. Bu başarısızlığın ardından ilk maçta yaşanan olayların da hırsını üzerlerinde taşıyan futbolcular, teknik ekip sorumluları, soyunma odalarında, hattâ sahada, rakiplerine karşı son derece çirkin davranışlarda bulunmuş, saldırmışlar ve Türkiye, FIFA'nın aldığı bir kararla, Avrupa Şampiyonası Elemeleri sürecindeki 6 iç saha maçını tarafsız sahada oynama cezası almıştı. Ceza daha sonra 3 maça kadar indirildiyse de, yaşanan olayların sorumluluğu, futbolcularının ve yardımcılarının sakin olmalarını engelleyemeyen Fatih Terim'e atfedilmişti.


5-Tarihi Yenilgi:6-0



Galatasaray'ı üst üste 4 yıl şampiyon yapıp UEFA Kupası'nda zafere taşıyan Fatih Terim, 2001-2002 sezonunu şampiyon kapatan; ancak yine de Teknik Direktör Mircea Lucescu'yla yollarını ayırmayı tercih eden Galatasaray'ın bir kez daha hocalığına soyundu. 6 Kasım 2002 günü Türkiye'nin 'Clasico'sunda Fenerbahçe deplasmanına çıkan Cimbom, aslında o âna kadar çok da kötö götürmediği ligde şok bir yenilgiyle karşılaştı. İlk yarısı Tuncay ve Ortega'nın golleriyle 2-0 Fenerbahçe lehine kapanan maçın 58. dakikasında Ortega kırmızı kart görmüş ve Fenerbahçe için maç bir anlığına riske girmişti. Ancak ilerleyen dakikalarda Serhat'ın iki golü, Ceyhun'un sayısı ve Ümit Özat'ın perdeyi kapatan plasesiyle maç 6-0 sonuçlanmış, Fenerbahçe takımı, ezelî rakibi Galatasaray karşısında ilk kez bu denli farklı bir üstünlük kurmuştu.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails