aziz yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aziz yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2010 Perşembe

'Gerçek Fenerbahçeli' olmak istiyorum.



7 yıl yurt dışında oynadın ve İstanbul'a yani Fenerbahçe'ye geldiğin zamanki duygularını hatırlıyor musun ?..

"Yurt dışında oynamış bir futbolcu olarak buraya gelişim kolay bir karar olmadı. Ailemin, yakın dostlarımın ve sayın başkanımız Aziz Yıldırım'ın sıcak davranışları bu kararı almamda önemli rol oynadı. Ve sonuç olarak sıkıntılı bir dönem yaşamadan bu kararı verebildim.Zira Fenerbahçe, beklentilerin çok olduğu bir kulüptü..Şimdi ise Fenerbahçe'de oynamanın bir ayrıcalık olduğunu daha iyi görüyorum.." Fenerbahçe taraftarı seni kısa sürede benimsedi... Kaybetmeye baş kaldıran, haksızlığa isyan eden ve forması için savaşan ruhunu çok seviyor.

Bu davranışların, renk aşkından mı yoksa profesyonellik anlayışından mı ?..

"Ben bunu yetenek olarak görüyorum. Bu camiaya çok şey vermek istiyorum, Fenerbahçe forması altında böyle olmam gerektiğini hissediyorum. Ama profesyonelliğin içinde de kaybetmemek için savaşan bir yapıya sahip olmak gerekiyor. Umarım futbolu Fenerbahçeli Emre olarak burada bırakırım ve bıraktıktan sonra da bu sözlerle anılmak isterim. Savaşan, mücadele eden Emre olarak..Tabii ki renk aşkı da, profesyonellik te var!." -

Sırası geldiğinde, küçük yaşlardan beri Fenerbahçeli olduğunu vurguluyorsun. Buna karşılık "Profesyonel futbolcunun takımı olmaz!.." diyenler de var. Bu konudaki düşüncelerini söyler misin ?..

"Futbol bizim mesleğimiz, bizler futboldan ekmek yiyoruz.. Emek verdiğimiz camialarda bizlere emeğimizin karşılığını veriyorlar. Tabiî ki profesyoneliz ama ben Fenerbahçeliyim diye her yerde söyleyen, bunu vurgulayan bir insan da değilim. Bir gün bunu söylemiştim ve bu bir gerçekti.. Kimseye şirin görünme, cici çocuk olma çabam yok. Olduğum gibi davranan bir insanım ben.. İnsanlardan bu konuda pozitif eleştiriler alıyorum zaten. Beni samimi bulduklarını söylüyorlar ve ben her zaman onlara layık olmaya çalışıyorum..

Önümüzdeki maçta hocam görev verirse, Galatasaray'a gol atarak 'Gerçek Fenerbahçeli' olmak istiyorum !.." -

Oynadığın maçlarda çok hırslısın..Eskiden yanlış kararlarda veya sana kasti yapılan hareketlerde adeta kendini kaybediyordun ama şimdi daha olgun davranıyorsun, bu sorunu nasıl çözdün?..

"Dışardan aldığım tepkilerden, ailemin ve eşimin eleştirilerinden sonra bu davranışlarıma çeki düzen vermeye başladım. Futbolda kaybetmek de, haksızlık da var… Saha içersinde bunu kabullenip, çok hızlı ve doğru kararlar verebilmemiz gerektiğinden mantıklı düşünebilmemiz lazım... Bu davranışlarımı dengeli tutmaya çalışıyorum. Çünkü üzerimize giydiğimiz formanın bir ağırlığı var. İnsanlar beni böyle agresif anmasın, böyle hatırlamasın istiyorum.. Sakince düşündüğümde de, bunun böyle olması gerektiğine inanıp, kendimi bu yönde değiştirdim." -

Dünyanın en iyi 125 futbolcusu arasında gösteriliyorsun. Bu başarıyı yakalayabilmek için, gençlere önerilerin nelerdir ?..

"Tabii 30 yaşına geldim artık ve gençlere öğüt verme aşamasındayım... Naçizane onlara söyleyebileceğim şu ; sadece günde 3-4 saatlerini ayırarak, bu kadar paralar kazanıp, tüm ailesine bakabileceği başka bir meslek var mıdır bilemiyorum!?... Gençliği, toprak sahada oynayıp, krampon temizleyerek geçmiş, spor malzemelerini annesi- babası yıkamış birisi olarak, böyle parlak bir gelecek istiyorlarsa, çok çalışmalılar, çok inanmalılar.. Hem psikolojik, hem de fiziki anlamda kendilerini çok hazır tutmalılar. Çok kolay bir yol değil ama sabrederlerse, çok çalışırlarsa kendilerini ve ailelerini çok iyi bir gelecek bekliyor." -

Futbola ilk başladığında hangi mevkide oynuyordun, hayalin hangi mevkide oynamaktı? İlerleyen yaşına rağmen nice gençlere taş çıkartıyorsun… Bunda sağlıklı evlilik yaşantınızın etkisi var mı ?..

"Zeytinburnuspor ve Galatasaray altyapısında dönem dönem defansif anlamda çok oynadım. Hatta bir dönem genç milli takımda santrafor bile oynattılar.. Ama esas mevkiim şu an olduğum mevkiidir.

Tabii evlilik hayatı çok güzel bir şey. Ben zaten gezmeyi çok seven bir insan değilim.. Evde sabahlara kadar arkadaşlarımla oturmayı, çay demleyip, play station oynamayı severdim. Özellikle bekar hayatımda, çok düzensiz bir yaşamım olduğunu kabul ediyorum. Evlendikten sonra ilk aylar hanım, gece 11'lerde yatıyor. Ben gece 1'lere kadar bekliyorum. Baktım olmuyor böyle, ben de artık 11'lerde yatmaya başladım. Tabii futbolcu için uykunun büyük önemi var. Evliliğin sadece futbol hayatıma değil, tüm hayatıma olumlu etkisi oldu..Yalnız şunu da belirtmeliyim ki, futbolcu eşi olmak da kolay değil hani !.." -

Devre arasında giden oyuncular oldu ama Gökhan Ünal dışında transfer yapılmadı. Sence transfer yapılmalı mıydı ?..

"Çok alternatifli kadro bizim işimizi zorlaştırdığı gibi hocamızın işini de zorlaştıracaktı. Ama bunun faydası olacaktır tabiî ki. Bence de yeterli bir kadroya sahibiz zaten. 2 kupayı da kazanacak kadromuz ve gücümüz var." -

Fenerbahçe'nin kaybettiği puanlarda ana faktör nedir?.. Şanssızlık mı, takım içersinde aksayan noktalar mı, hakem ya da saha şartları mı?.. Son dakikalarda yenilen gol sendromu nasıl atlatılacak?..

"Takım halinde defansif anlamda bir sıkıntımız var, bunu kabul ediyorum. İBB maçı hariç, takımımız gerçekten mücadele etti. Ben bu sözleri hiç sevmem ama, topun canı olsa, herhalde ancak bu kadar istemezdi !... Bursaspor, Manisaspor ve Diyarbakır maçlarını düşünürsek, bu maçlardan alabileceğimiz galibiyetler, şu anda bizi çok daha farklı noktalara getirebilirdi, Hem mental, hem de fiziki anlamda çok daha farklı noktalarda olabilirdik.. Tabii futbolda bunlar var, işler her zaman istediğiniz gibi gitmiyor. Ama hiç bir şey için geç değildir. Önümüzde bu sonuçları telafi edebileceğimiz çok maçlar var.." -

Fenerbahçe taraftarı senin gerçekten Fenerbahçeli Emre olduğuna inandı. Zira önceleri bu konuda bir takım spekülasyonlar yapılmıştı. Seni kıskananların estirdiği bu menfi havayı, maçlardaki hırsın ve performansınla dağıtıp, gerçek Fenerbahçeli olduğunu ispatladın. Bu konuda taraftarımıza mesajın nelerdir ?..

"Tabii buraya gelirken 'Galatasaraylı Emre' olarak anılmıştım hep.. Taraftarın kafasında da tereddütler vardı. Buna her zaman saygı duyduğumu söylemiştim. İlk geldiğim zaman söylemiştim, 'Ben şimdi ne söylersem söyleyeyim bir faydası olmayacak.. Ama gelecek zaman her şeyi gösterecek..' demiştim. Taraftarın desteği ile onların sevgisini kazandım, Ben çok kötü maçlar da oynayabilirim, ama bugün göstermiş olduğum performansımdan dolayı, hırsımdan, mücadelemden dolayı beni sevdiler sanıyorum.. Ama şunu bilsinler ki, ben her zaman bu mücadeleyi göstereceğim. Takımla beraber mücadele edeceğiz. Çünkü takım olarak mücadele edersek başarı yakalayabiliriz. Takım içersinde bunu yapabilecek çok isim var. Umarım bana hep bu şekilde destek olur taraftarımız.." -

Sezon sonunda Fenerbahçe'nin ligdeki yeri neresi olur ?..

"Gelecek ile ilgili konuşmayı sevmem ama her iki kupayı da kaldırmayı istiyoruz." -

Milli Takımın başına geçen Guus Hiddink'i nasıl değerlendiriyorsun?

"Daha biz tanışmadık kendisiyle ama Oğuz hocamızla konuştuk, kendisi görüşmüş yeni hocamızla.. Tabii kendisi çok önemli bir isim, gittiği her milli takımda başarı yakalamış birisi. Bu anlamda bakarsak, bize de faydası olacağına inanıyorum. Umuyorum ki çok önemli kararlar alıp, Türk futboluna katkı sağlar. Çünkü kim gelirse gelsin, Türk futbolunun yeni bir yapılanmaya gitmesi gerekiyordu. Yeni neslin oluşması gerekiyor, en önemlisi geleceğin Türk Milli Takımını yaratması gerek.." -

Senin için bunları konuşmak henüz erken ama futbolu bıraktığında neler yapmayı planlıyorsun ?..

"Futbolu bıraktıktan sonra futbolun içinde olur muyum, olmaz mıyım bilemiyorum, ama gelecek gösterecek her şeyi. Bu sene ÖSS sınavına girmeyi düşünüyorum, eğer kazanırsam da 'Spor Yönetimi' okumak istiyorum.. Gelecekte Aykut hocamız gibi camiamızda bu bölümde görev yapmak isterim. Şu an için kafamda net bir şey yok tabii.. Ama 4-5 sene daha futbol oynamak istiyorum ve Fenerbahçe'de oynamak istiyorum." -

Özel hayatında neler yapıyorsun ?..

"Şu an özel hayatım kalmamış durumda. 28 günde yaklaşık 9 tane maç oynadık ve uzun süre kampta kaldık. Açıkçası memnunum bu halimden, çok maç oynamak istiyorum. Boş zamanlarımı eşimle geçiriyorum. Sinemaya gideriz, baş başa yemeğe gideriz. Evimizde olmayı ben çok seviyorum. Gökhan Gönül olsun, Uğur Boral olsun ve onların eşleriyle beraber vakit geçirmeyi seviyoruz. Ama kamplardan da başımızı kaldıramıyoruz tabi. !..

5 Ocak 2010 Salı

Kazım ve Önder Kadro Dışı


Fenerbahçe dün bazı kararlar aldı.Disiplinsiz hareketlerinden dolayı Colin Kazım Richards ve Önder Turacı kadro dışı bırakıldılar.Aykut Kocaman'ın belirlediği programa göre çalışacak olan bu iki futbolcu ayrıca takımın Antalya'da yapacağı hazırlık kampına da götürülmeyecek.Böyle durumun yaşanmasına yol açan nedenlere bakalım isterseniz.

Öncelikle Kazım.Bu sezona çok iyi başlamıştı.Geçen sezon Aragones'in bir türlü şans vermediği Kazım, Daum'un gelmesiyle birlikte kendini buldu.Daum'un sezon başından beri güvendiği Kazım, oynadığı bölgedeki rakipleri olan Deivid ve yeni transfer olan Mehmet Topuz'u geride bırakarak forma savaşının galibi oldu.Haftalar ilerledikçe yerini iyice sağlamlaştırdı.İyi oynadığı halde saha içindeki davranışları da gözden kaçmadı.Kazım genel olarak genç futbolcuların aksine sahada çok rahat davranıyor.Gençlerin içindeki o azim, hırs hiç yok gibi.Bu rahatlığı maç esnasında işler kötü gittiğinde kılını kıpırtmıyor gibi bir hava sezilmesine neden oluyordu.Bütün bunlar takımın 8 de 8 yapmasından ötürü fazla da konuşulmadı.Ne olduysa 8. haftadan sonra oldu.Üst üste kaybedilen puanlardan sonra basında bazı haberler çıktı.Bazı futbolcuların gece alemleri yaptığı ortaya çıktı.Bu oyuncuların başında da,yani organizatör olarak, Kazım'ın geldiği söylendi.Ayrıca Kazım ile Santos maç gecesinde bir barda olduğu haberi de çıktı.Tüm bu haberlerin üstüne olay adam haline gelen Kazım trafik kazası geçirdi.Arabanın halini görünce oradan hafif sıyrıklarla ayrıldığına şükretmek lazım.

İşte tüm bu olaylardan sonra Fenerbahçe kulübü ortaya atılan iddaaları araştırmaya başladı.Aykut Kocaman'dan konuyu araştırarak rapor istendi.Aykut Kocaman raporunu yönetime verdi.Olaylarda gerçeklik payı varmış ki Fenerbahçe yönetimi bu rapora Kazım'ı kadro dışı bıraktığını açıkladı.Disiplinsiz hareketlerinin Fenerbahçe'nin değerlerine zarar verdiği gerekçesiyle bu karar verilmiş olmalı.Yaptılarına bakınca ,araba kazasını dahil etmiyorum çünkü o olayda Kazım'ı suçlamak haksızlık olur, bir ceza verilmesi gerekiyordu zaten.Ama bu ceza kadro dışı mı derseniz biraz düşünürüm.Tabiki Fenerbahçe'nin bazı değerlerine ters düşmüş olabilir ve yaptıklarının boyutu inanılmaz olabilir.O zaman bu cezaya birşey denilmez.Sonuçta bir kulübün değerleri herşeyden daha önemlidir.Ya olaylar abartıldığı gibi değilse o zaman bu ceza biraz ağır olduğunu söyleyebilirim.Bunu Kazım'ın bu sezonki performansına bakarak söylüyorum.

Bir de bu duruma Daum açısından bakalım.İstemeye istemeye gözü kapalı forma verdiği Kazım'ı artık kullanamıyacak.Bu kararı Aykut Kocaman'ın verdiği düşünürsek Daum Kazım'In gidişine baya içerlemiştir.Bir de Kazım'ın Türk statüsünde oynadığı düşünürsek yerine alınabilecek futbolcu kısıtlı.Hele ki ara transferde çok zor.Aziz Yıldırım birşeyleri düşünerek onay vermiştir bence.

Kazım'ın hikayesi böyle.Şimdi de Önder Turacı'ya bakalım.




Önder Turacı da yaptığı hatanın bedelini ağır ödedi.Önder ilk senenin aksine diğer seneler fazla forma şansı bulamadı.defans göbeğindeki yerini kaybeden Önder, Zico tarafından sağ bekte oynatılmaya başlanmıştı.O bölgeyi de Gökhan Gönül'e kaptıran Önder o günden sonra forma rekabetinde hep kaybeden taraf oldu.Bir dönem ayrılmayı bile düşündü.Zico'nun ayrılmasından sonra bu fikrinden dönen Önder, Aragones'ten de ummuduğunu bulamadı.Türkiye'ye gelmesine vesile olan Daum'un gelmesiyle umutlanan Önder, Bilica ve Bekir transferleriyle yine forma umudunu biraz azaldı.Sezon başında kendisine verilen şansları da iyi değerlendiremedi.Sonra sakatlılığından dolayı sahalarından uzak kaldı.Tam da bu sakatlık esnasında bir olay yaşayarak birden gündeme oturdu.Fenerbahçe'nin kullandığı tabir ile dinlenmesi gereken Önder, bir gece kulübüne gidip eğlendikten sonra eve gitmiş ve duş alırken elini kesmiş.Bu olay şok etkisi yarattı.Fenerbahçe kendi sitesinden yaptığı açıklamada Önder'i suçlamıştır neredeyse.

Önder bu kararlar açıklanmadan önce "Aziz Yıldırım benim hem annem hem babam gibi.Verecekleri cezayı saygıyla karşılarım" demiş.Herhalde ceza olarak kadro dışı kalmayı beklemiyordu.Özür dilemesi de onu kurtaramadı.Yukarıda da bahsettiğim gibi Türkiye'ye gelmesine vesile olan Daum bu olaya en çok üzülen adam olmuştur.Kazım gibi bir oyuncusunu daha kaybetti.Hem de önemli bir bölge olan defanstan bir oyuncu.Sadece Bekir'e kalan Daum bakalım neler yapacak.Yine dediğim gibi arada transfer yapmak çok zor ve baya maliyetli.Yine tekrarlayarak şunu demek istiyorum.Aziz Yıldırım bazı şeyleri düşünerek bu kararı onaylamıştır.Bakalım neler olacak.

3 Ocak 2010 Pazar

FB'de sıradanlaştım!


Malum Roberto Carlos ülkemizden ayrıldı.Herkes Türk Futbulundan Carlos geçti dedi.Herkes arkasından iyi şeyler söyledi.En azından sevenler-beğenenler.Ama Carlos farklı şeyler düşünüyormuş.Gittikten sonra kapsamlı bir şekilde Türkiye'deki geçirdiği yılların muhasebesini yapmış.İşte Carlos'un açıklamaları;

“Benim Fenerbahçe’yi bırakmamın tek nedeni sevgisizliktir. Fenerbahçe büyük reklamlar yaparak beni transfer etti. Biri banka ve diğeri de telefon şirketi olmak üzere iki büyük sponsor şirket bulmuştu. Bunun yanında forma satış gelirleri vardı. Bunlardan tek kuruş almadım. Fenerbahçe gerek imajımı, gerekse geçmişimi kullanarak para kazandı. Ben ise futboluma baktım.

Roberto Carlos sadece marketing değil, aynı zamanda iyi bir futbolcu da. Sahada görevimi yerine getirdim. Beni transfer ettiklerinde ‘Takımda lider olacaksın, tecrübeni Fenerbahçeli futbolcularla paylaşacaksın’ gibi çok sayıda vaadde bulundular. Başlangıçta her şey iyi gidiyordu. Takımda hem ağabeylik, hem de liderlik görevini üstleniyordum.


Bu bir yıl sürdü. Zicolu dönemde çok başarılıydık. Takımla yönetim arasında köprü vazifesi yapıyordum. Ancak zamanla Fenerbahçe bana karşı değişti. Bana sıradan bir futbolcu muamelesi yapmaya başladılar. Artık onlar için örnek bir insan değildim. Oysa benim futbolculuk kariyerim başarılarla dolu. Ben Roberto Carlos’um. Beni sıradan bir oyuncu gibi göremezsiniz. Bu durum benim Fenerbahçe’den ayrılmamın ilk nedeni oldu.

Fenerbahçe benim, liderlik, ağabeylik gibi görevlerime artık ihtiyaç duyulmadığını hissettiriyordu. Arkadaşlarımla ilgili sorunları anlatmaya başladığımda dinlemiyorlardı. Luis Aragones’in gelişi, Zico’nun kovuluşu, Brezilyalı oyuncuların transfer edilmesi hususlarında deneyimlerimden yararlanabilirlerdi. Çünkü ben bir futbolcudan daha fazlasını ifade ediyorum. Onlara fikrimi söyleyebilirdim.


Fenerbahçe’den 4 ay maaş alamadım. Bu beni fazla etkilemedi. Ancak bazı genç arkadaşlar da paralarını alamıyordu. Bu durumdan futbolcular rahatsızdı. Daha fazla detay vermek istemiyorum. Çünkü bu konular beni fazlasıyla üzüyor. Ama Maldonado’ya, Edu’ya yapılanlar, Zico’nun gönderiliş tarzı hoş seyler değildi. Beni ve takımı çok etkiledi. Düşünsenize Zico ile birlikte Şampiyonlar Ligi’nde Fenerbahçe tarihinin en başarılı sonuçları alınmıştı. Biraz şans yardım etse belki finale kadar da gidilebilirdi. Ama yaptıklarına, takım ile arasındaki sevgi bağlarına bakılmadan Zico gönderildi. Fenerbahçe’de öyle olaylar yaşadım ki, asla olabileceğini düşünmemiştim.


Son günlerde Real Madrid’in, Andre Santos ile ilgilendiği yazılıp, çiziliyor. Özellikle İspanyol medyasında bu transfer konusunda sürekli yorumlar yapılıyor. Ben şahsen Andre’nin yerinde olsam bir dakika düşünmeden Real Madrid’e gider, Fenerbahçe’yi bırakırdım. Çünkü böyle bir fırsat bir daha kolay kolay gelmez.


Yönetim bana haksız yere 1 milyon 875 bin euro ceza kesti. Nedeni de gitmek istediğimi söylediğimde hazırladıkları yeni sözleşmeyi imzalamak istememem. Avukatlarım anlaşma yolunu arıyor. Olmaz ise FIFA’ya gideceğiz

Ben Fenerbahçe’ye geldiğimde burada futbolu bırakmak ve daha sonra bu kulübe hizmet etmek amacındaydım. Baktım ki, olmuyor. Gitme isteğimi Başkan Aziz Yıldırım ile Murat (Özaydınlı) beye anlattım.

Fenerbahçe’den gelen ilgisizlik yeni arayışlara başlamama neden oldu. Corinthians ile görüşmelere başladım. Amacım Fenerbahçe ile olan sözleşmemi tamamlamak ve mayıs ayında veda etmekti. Devre arasında gitmeyi düşünmüyordum. Bu konuyu yönetime açtığımda bana ‘Bonservis bedeli ödesinler, öyle git’ dediler. Şaşırdım. Sözleşmemde bonservis bedeli maddesi yoktu. Yani transfer sezonunda istediğim kulübe bedava gidebilirdim. Acele ile yeni sözleşme hazırladılar. Oraya bonservis bedeli eklediler. Geçerliliği olmayan tek taraflı hazırlanmış bir sözleşme. Bunu kabul etmeyince, 1 milyon 875 bin euroluk ceza kestiler. Neden 1 milyon 875 bin euro biliyor musun? Bana 4 aylık borçları vardı. Bu miktar 875 bin euro ediyordu. 1 milyon daha eklemişler üzerine, böylece hem bana olan borçlarından kurtuluyorlar, hem de bonservis parası getirmediğim için ceza kesiyorlar. Avukatlarım ile görüştüm. Anlaşma yolları arıyoruz. Olmazsa Fenerbahçe ile FIFA’lık olacağız.”

1 Ocak 2010 Cuma

EURO 2016 Dengesizliği



Daha önce Türkiye'nin Euro 2016 adaylığı konusunda fikrimizi logonun belirlenmesinden sonra söylemeyi düşünmüştük.Öyle şeyler oldu ki, özellikle aday şehirler konusunda çok şey söylendi, yanlış seçimler olduğu savunuldu.En sert tepkiyi Aziz Yıldırım gösterdi.Daha sonra Trabzonspor da bu konudaki fikrini söyledi.Bunların hepsine değineceğiz.İsterseniz bu sürecin en başına gidelim.

Yıllardır herkesin içinde bir heves var.Büyük bir şampiyonaya Türkiye'nin ev sahipliği yaptığını görmek.Şu ana kadar aday olmayı bırakın aday adaylığı bile olamadık.Hiçbir hazırlık yapılmadı, hep söylentide kaldı.Ne olduysa Euro 2016 için ciddi düşünülmeye başlandı.Her ne kadar yeterli stadımız olmasa da yatırımlar yapılacağı ve yeni stadlarla Türkiye'nin hazır hale geleceği söylendi.Rakiplerimizi düşündüğümüzde biraz gerideyiz gibi görülebilir.Daha önceden ev sahipliği yaptıkları şampiyonlardan edindikleri tecrübeyle Fransa ve İtalya'nın kazanma ihtimallerini arttırıyor.Her ne kadar deneyimleri olsa da UEFA'nın yeni bir heyecan katma düşüncesinden dolayı gelişmekte olan ülkelere sıcak bakıyor.Örnek olarak Euro 2012'nin Polonya-Ukrayna işbirliğine verilmesi söylenebilir.Türkiye bu açıdan şanslı yani.

Bu adaylık sürecinde Türkiye için önemli sorunlardan biri altyapı sorunu.Türkiye bu tür turnuvalar başvuruda bulunsa da maalesef yeterli sayıda ve nitelikte stadımız yok.Bunu yeni stadlar yaparak çözebilirsin veya mevcut stadları yenilebilirsin.Stad sorununu çözdükten sonra bir de konaklama ve ulaşım sorunları var.Ulaşım sorunları derken mesela Olimpiyat Stadı gibi gidilmesi imkansız olan yerlere stad yapılırsa elbette bazı sorunlar baş gösterir.Böyle şeylerin olmaması için dikkatli davranırız inşallah.

Stadlar demişken hangi il ve stadyumların olduğundan bahsedelim.İstanbul'dan 2 stad (Olimpiyat Stadı, T.T. Arena), Kayseri'den Kayseri Kadir Has Stadı, İzmir, Konya, Antalya, Bursa, Eskişehir ve Ankara'da yapılacak yeni statlarla şampiyonaya ev sahipliği yapılması hedefleniyor.



Haritaya baktığınızda hemen bierşeyi farketmişsinizdir.Bu turnuvaya katılırken Türkiye olarak katılıyoruz ama aday şehirlere bakıldığında eğer kazanırsak Kayseri'den öteye heyecan gitmiyeceğini kolaylıkla söyleyebiliriz.3 bölgemizin adı geçmiyor.Güneydoğuya baktığımızda Diyarbakır'ı güvenlik açısından seçilmeyebilir fakat Gaziantep ve özellikle yeni bir stada sahip olan Şanlıurfa'ya bu adaylık sürecinde yer verilebilirdi.


Karadeniz bölgesinde ise Trabzon şehrinin olmaması açıklanamaz bir durum.Doğu Anadolu bölgesinde ise kış olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak olan Erzurum'un dışarda kalması da şaşılacak bir durum.Madem ki Türkiye olarak aday olduysak ülkenin her köşesinde aynı heyecanın yaşanması gerekiyor.

Bir de şu konu var.Şükrü Saraçoğlu'nun dışarıda kalması.İstanbul için Olimpiyat Stadı ve T.T. Arena düşünülmüş.Türkiye'nin daha önceki adaylıklarında aday stadlarının arasında en çok puanı alan, Michael Platini'nin ziyaret ettikten sonra hayran kaldığı ve en son olarak da UEFA Kupası finalinin düzenlendiği Şükrü Saraçoğlu Stadı kendine yer bulamadı.Bu konuda Aziz Yıldırım çok sert konuştu ve bazı iddaalarda bulundu.Buradan bakabilirsiniz.Hemen arkasından da Trabzon ve Diyarbakır'dan tepkiler geldi.

Aslında daha çok şey söylenir ama uzatmanın da bir anlamı yok.Daha sonra gelişmeler oldukça söyleyeceklerimizi söyleriz.Türkiye olarak kazanma olasılığımız yüksek ama aday şehirlere bakınca kazandığımızda Türkiye olarak değil sadece İstanbul'dan Kayseri'ye kadar olanlar bu heyecanı yaşayacaklardır.Keşke tüm Türkiye'yi bu heyecana katacak bir stad dengesi olabilseydi.

11 Aralık 2009 Cuma

Yılın En İyi Orta Saha Oyuncusu


Evet bildiğimiz Cladio Maldonado.Fenerbahçe'de oynarken bir türlü istenileni veremeyen Maldonado Flamengo'ya transfer olmuştu.Geçtiğimiz günlerde Flamengo Brezilya liginde şampiyonluğa ulaştı.Bu şampiyonluktaki maldonado'nun payı büyük olacak ki yılın en iyi orta saha oyuncusu seçilmiş.Ülkesi Şili'de de yılın futbolcusu adayı gösterilmiş.

Türkiye'de oynadığı oyunu herkes biliyor.Demek ki gösterdiği bu performans Türkiye'de işe yaramaz oluyor, Brezilya'da yılın en iyi orta saha oyuncusu seçecek kadar değerli oluyor.Garip doğrusu.

Birden Aziz Yıldırım'ın şu sözü aklıma geldi.

"Cladio Maldonado gibi bir oyuncuyu 1,5 milyon euroya aldık.Bu gibi oyuncuları bu kadar ucuz alamazsınız."

8 Aralık 2009 Salı

Mustafa Sarp’a selam, forma yırtmaya devam

Galatasaraylı Mustafa Sarp, İstanbul Büyükşehir Belediye maçı sonrası ne dedi?: ''Hakem son 15 dakikada olmadık şeylere faul, olmadık şeylere düdük çaldı. Bize mücadele etme fırsatı vermedi.. Birileri konuşuyor diye mi oluyor bunlar..''
Sarp'ın ''Birileri'' dediği kimse Fenerbahçe Kulübü Aziz Yıldırım..
Ne yapmış Aziz Yıldırım?..
Eskişehir yenilgisi sonrası Kulüpler Birliği Başkanlı'ğından istifa ettiğini açıklayıp, puan kayıplarından sorumlu tuttuğu Federasyon ve MHK'ye savaş açmış..
İşte Mustafa Sarp da ''Fırsatı kaçırmamak adına'' karşılaşma sonrası kendi takımının beraberliğini Yıldırım'ın bu çıkışına bağlayıp, imalarda bulunuyor..
Peki gerçek Sarp'ın ima ettiği gibi mi?..
Yani Aziz Yıldırım konuşunca, hakem Galatasaray'ı doğrayıp, puanını mı gaspetti?.
İsterseniz olaya bir de şu açıdan bakalım;
Galatasaray kimle oynadı?. Kimle berabere kaldı?..
Rakip takımın başkanı Galatasaraylı ve Galatasaray kongre üyesi..
Teknik Direktörü, Galatasaray alt yapısında yıllarca çalışmış, hasta derecede Galatasaraylı biri..
Antrenörü yıllarca Galatasaray'da top koşturmuş, Sarı-Kırmızılı forma altında sembol olmuş bir isim..
Dün oynamayan takım kaptanı da Galatasaray alt yapısından yetişmiş, uzun seneler Galatasaray'a hizmet etmiş bir sembol..
Kaldı ki adı ''Küçük Galatasaray''a çıkmış bu takım, Süper Lig'e çıktığından bu yana ''Abisi'' Galatasaray'ı kesinlikle üzmemiş (!) bir takım..
Peki bu kadar şeyden sonra 90+4'te ''Golü at'' diye, Büyükşehir Belediyeli oyuncuya asist yapan kim?;
''Galatasaraylı Mustafa Sarp..''
Hakikaten ''Sa(r)p-ıtmış'' olan Mustafa Sarp'a selam, ''Forma yırtmaya'' devam..

Hürriyet Gazetesi-Meriç Tunca'nın yazısı

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails