''Galatasaray-Fenerbahçe Survivor’ı yapacağım. Kulüplerden izin bekliyorum. Özhan Canaydın’ın sekreterinin aramasını bekliyorum. Bir gün gezerken “Başkan sizi bekliyor yarım saat sonra” diye bir telefon geldi. Üzerimde yırtık bir kotla apar topar Mecidiyeköy’e gittim. Özhan Ağabey bana“Birazdan geliyorum” demek için toplantıdan çıktı. Yırtık kotumu gördü. “Galatasaray Başkan’ını görmeye bu kotla mı geldin” dedi. “Başkanım yarım saat önce haber verdiler” dedim ama nafile. Sürekli kota bakıyor. “Birazdan bitiyor toplantı, o zaman ben de sana aynı saygıyı göstereceğim” dedi, gitti. Ben bir depar, yan sokakta defolu mallar satan bir outlet’e daldım. “Çabuk bana bir pantolon” dedim. Tezgâhtar attı, havada yakaladım, hemen geçirdim üstüme. Yaşlı teyzeler “Acun bey oğlum maşallah hesabını biliyorsun, helal olsun” falan diyor. “Aşmış adam, defolu giyiyor bak” diyenler mi istersin. Bir depar daha, geri gittim, içeri girdim, tam o sırada Özhan Canaydın toplantıdan çıktı. “Bunu da nereden buldun” dedi, “Aldım” dedim. Bir kahkaha attı, “Sen boşuna Acun olmamışsın” diye, izni hemen verdi. Türk futbolunu bir yerlerde görmek istiyorsak bu ancak Özhan ağabey gibi insanlarla olur. Çok üzgünüm. Çok değerli bir insandı...''
özhan canaydın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özhan canaydın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Nisan 2010 Pazartesi
Bu Kot Ne Acun
''Galatasaray-Fenerbahçe Survivor’ı yapacağım. Kulüplerden izin bekliyorum. Özhan Canaydın’ın sekreterinin aramasını bekliyorum. Bir gün gezerken “Başkan sizi bekliyor yarım saat sonra” diye bir telefon geldi. Üzerimde yırtık bir kotla apar topar Mecidiyeköy’e gittim. Özhan Ağabey bana“Birazdan geliyorum” demek için toplantıdan çıktı. Yırtık kotumu gördü. “Galatasaray Başkan’ını görmeye bu kotla mı geldin” dedi. “Başkanım yarım saat önce haber verdiler” dedim ama nafile. Sürekli kota bakıyor. “Birazdan bitiyor toplantı, o zaman ben de sana aynı saygıyı göstereceğim” dedi, gitti. Ben bir depar, yan sokakta defolu mallar satan bir outlet’e daldım. “Çabuk bana bir pantolon” dedim. Tezgâhtar attı, havada yakaladım, hemen geçirdim üstüme. Yaşlı teyzeler “Acun bey oğlum maşallah hesabını biliyorsun, helal olsun” falan diyor. “Aşmış adam, defolu giyiyor bak” diyenler mi istersin. Bir depar daha, geri gittim, içeri girdim, tam o sırada Özhan Canaydın toplantıdan çıktı. “Bunu da nereden buldun” dedi, “Aldım” dedim. Bir kahkaha attı, “Sen boşuna Acun olmamışsın” diye, izni hemen verdi. Türk futbolunu bir yerlerde görmek istiyorsak bu ancak Özhan ağabey gibi insanlarla olur. Çok üzgünüm. Çok değerli bir insandı...''
25 Mart 2010 Perşembe
Bir Eski Adam
Bağış Erten Özhan Canaydın hakkında bir yazı yazmış.Bu yazıyı paylaşarak bir kez daha Özhan Abi'yi anmış olalım.Ayrıca dün oynanan Fenerbahçe-Manisaspor maçı öncesi saygı duruşunu izlemek istiyenler için video paylaştım.Bu dayanışmanın her zaman olmasını dilerim.Belki bu bir dönüm noktasıdır.
"Futbol artık masum bir oyun değil. Bunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bir zamanların romantik hikayelerini yitti, gitti. Artık ne Baba Hakkı’lara rastlıyoruz, ne Lefter’lere, ne de Metin Oktay’lara. Saha içinden kalbimize kazınan onca anekdotu hafızalarımızda özel bir yer ayırmamız lazım. Çünkü yenileri yaşanmıyor. Baba Hakkı öldü, Metin Oktay öldü, Lefter’in sesini bile duyamıyoruz yıllardır. Onların yerine en fiyakalı arabalarla, en havalı kıyafetlerle gezen yeni bir futbolcu tipi türedi. Çok fazla hikaye yazamıyorlar. Hafızamızda bir kilobitlik yerleri varsa, o da yetenekleri sayesinde. Asla hikayeleri, tavırları nedeniyle değil. Düşünsenize, Rüştü hakemin aut verdiği pozisyona “benden çıktı” diyebildiği için kahraman muamelesi görüyor.
Bu durum sadece saha içiyle ilgili de değil. Tribün de değişti, gazeteler de ve tabii kulüp yönetimleri de… İki takım taraftarlarının bir arada oturup maç seyretmesi hayal. Gazetelerde naif, iyimser, saldırgan olmayan başlıklar ve yorumlar bulmak imkânsız. Süleyman Seba’lar gideli çok oldu. Üstelik, ne kadar ah-vah çeksek de hayatın gerçeği bu. Bu yüzden geçmişi özlemek, oraya takılmak anlamına gelmemeli. Yeni durumlara, yeni hayatlara bir şekilde uyarlanmak lazım. Oyun güzelliğini hâlâ koruyabiliyor nasıl olsa.
Ama işte o eski topraklardan, o ‘eski’ adamlardan, futbolumuzda ‘çınar’ etkisi yaratanlardan birisi öldüğünde içiniz biraz daha fazla sızlıyor. Özhan Canaydın vefatında sanırım böyle bir etki var. Farklı bir adamdı Canaydın. Tavır sahibiydi. İlkeliydi. Belki de yanlış bir dönemde, yanlış bir yerde şansını denedi. Ama bize unuttuğumuz bir şeyleri hatırlattığı esin.
Saldırgan olmayan bir yönetim tarzı, soğukkanlı bir yönetim anlayışı, futbolun her türlü masa başı oyununa terk edildiği bir dönemde, bazen irrasyonel gibi gözüken sağduyu mesajları ve hepsinden önemlisi rakibi alkışlama kültürü… Özhan Canaydın dendiği aklımızda kalanlar bunlar. Şüphesiz ki pek çok başka şey de vardır, hem günah hem de sevap hanesinde. Kulübü yönetimi anlayışından haz etmeyenler de hiç az değildi. Ama Özhan Canaydın dendiğinde onların hiçbiri kalmayacak akılda.
Bundan on yıl sonra birileri bize futbolumuzun ‘fair-play’ tarihini sorarsa ilk aklımıza gelen isimlerden biri olacak o. Bundan 50-60 yıl öncesinden kalan bir hikâye gibi, durup durup onun rakibini alkışladığı anı anlatacağız. Sadece bunun için bile adını saygıyla anmaya değmez mi?"
Bağış Erten
"Futbol artık masum bir oyun değil. Bunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bir zamanların romantik hikayelerini yitti, gitti. Artık ne Baba Hakkı’lara rastlıyoruz, ne Lefter’lere, ne de Metin Oktay’lara. Saha içinden kalbimize kazınan onca anekdotu hafızalarımızda özel bir yer ayırmamız lazım. Çünkü yenileri yaşanmıyor. Baba Hakkı öldü, Metin Oktay öldü, Lefter’in sesini bile duyamıyoruz yıllardır. Onların yerine en fiyakalı arabalarla, en havalı kıyafetlerle gezen yeni bir futbolcu tipi türedi. Çok fazla hikaye yazamıyorlar. Hafızamızda bir kilobitlik yerleri varsa, o da yetenekleri sayesinde. Asla hikayeleri, tavırları nedeniyle değil. Düşünsenize, Rüştü hakemin aut verdiği pozisyona “benden çıktı” diyebildiği için kahraman muamelesi görüyor.
Bu durum sadece saha içiyle ilgili de değil. Tribün de değişti, gazeteler de ve tabii kulüp yönetimleri de… İki takım taraftarlarının bir arada oturup maç seyretmesi hayal. Gazetelerde naif, iyimser, saldırgan olmayan başlıklar ve yorumlar bulmak imkânsız. Süleyman Seba’lar gideli çok oldu. Üstelik, ne kadar ah-vah çeksek de hayatın gerçeği bu. Bu yüzden geçmişi özlemek, oraya takılmak anlamına gelmemeli. Yeni durumlara, yeni hayatlara bir şekilde uyarlanmak lazım. Oyun güzelliğini hâlâ koruyabiliyor nasıl olsa.
Ama işte o eski topraklardan, o ‘eski’ adamlardan, futbolumuzda ‘çınar’ etkisi yaratanlardan birisi öldüğünde içiniz biraz daha fazla sızlıyor. Özhan Canaydın vefatında sanırım böyle bir etki var. Farklı bir adamdı Canaydın. Tavır sahibiydi. İlkeliydi. Belki de yanlış bir dönemde, yanlış bir yerde şansını denedi. Ama bize unuttuğumuz bir şeyleri hatırlattığı esin.
Saldırgan olmayan bir yönetim tarzı, soğukkanlı bir yönetim anlayışı, futbolun her türlü masa başı oyununa terk edildiği bir dönemde, bazen irrasyonel gibi gözüken sağduyu mesajları ve hepsinden önemlisi rakibi alkışlama kültürü… Özhan Canaydın dendiği aklımızda kalanlar bunlar. Şüphesiz ki pek çok başka şey de vardır, hem günah hem de sevap hanesinde. Kulübü yönetimi anlayışından haz etmeyenler de hiç az değildi. Ama Özhan Canaydın dendiğinde onların hiçbiri kalmayacak akılda.
Bundan on yıl sonra birileri bize futbolumuzun ‘fair-play’ tarihini sorarsa ilk aklımıza gelen isimlerden biri olacak o. Bundan 50-60 yıl öncesinden kalan bir hikâye gibi, durup durup onun rakibini alkışladığı anı anlatacağız. Sadece bunun için bile adını saygıyla anmaya değmez mi?"
Bağış Erten
Etiketler:
baba hakkı,
bağış erten,
galatasaray,
lefter küçükandonyadis,
metin oktay,
özhan canaydın
24 Mart 2010 Çarşamba
Alkışlarla...
Bugün oynanan Fenerbahçe-Manisaspor maçı öncesi Fenerbahçeli taraftarlar "Özhan Abi" için yapılan 1 dakikalık saygı duruşu boyunca ayakta alkışladılar.Ayrıca yukarıda gördüğünüz pankarta da ver verdiler.Bu hareketlerinden dolayı taraftarları tebrik ediyorum.Bu tablo umarım hafta sonu oynanacak derbiye yansır da olaysız bir derbi hatta centilmence geçen bir derbi olur.İlla ki olaylar olacaksa en azından bu maçlık olmasın.
23 Mart 2010 Salı
Saygıyla Anıyoruz
Spor camiasından bir yıldız daha kaydı.Yaşarken değerini yeterince bilemediğimiz yıldız...Özhan Canaydın...3 yıldır pankreas kanseriyle mücadele eden Sayın Canaydın maalesef bugün kansere yenik düştü.Haberi ilk duyduğumda biraz şok olmuştum, biran önce iyileşmesi için dua etmiştim.Çünkü bu kanser illetinden birçok yakınımı kaybettim ve ne kadar çabalasalar da olmamıştı.Dedim ki belki bu sefer Sayın Canaydın bu illeti yener.Olmadı.O güzel insan aramızdan ayrıldı.
Hayatını çok sevdiği Galatasaray'ına adamıştı.Sürekli Galatasaray'ı nasıl yükseltebilirim diye gecesini gündüzüne katarak çabaladı.En büyük hayali yeni bir staddı.Başkanlık döneminde birkaç kere bu projeyi başlatmaya karar verdi ama bir türlü olmadı.Yukarıdaki resim bir staddaki koltukları beğenip, koltukları incelediği zaman çekilmiş.Galatasaray'ın yeni stadında oturmak nasip olmadı ne yazık ki.
Başkanlık dönemi kimine göre başarılı idi kimine göre başarısız.Ama ne olursa olsun herkes bir olayı konuştu Sayın Canaydın'ın başkanlık döneminde.Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki 6-0'lık Fenerbahçe mağlubiyetinde takımının yediği gollere karşın Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın elini centilmence sıkması.Aslında bu davranış Sayın Canaydın'ın nasıl bir insan olduğunu gösteriyor.Sayın Canaydın o maçta ne kadar beyefendi, ne kadar sportmen, ne kadar olgun bir kişiliğe sahip olduğunu gösterdi.
Lafı fazla uzatmanın alemi yok.Çünkü Sayın Canaydın'ın yaptıkları veya yapamadıklarını konuşacak-tartışacak gün değil.Sadece o güzel anıları hatırlayarak o beyfendi kişiliği saygıyla anmaktır.Mekanın cennet olsun Özhan Canaydın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)